RSS Feed
Tem 14

I’m at New York!

14 Temmuz 2010 Çarşamba | Hayata Dair

http://www.iaes.org/conferences/past/newyork_60/cityinfo/New%20York%20City.jpg

Nis 30

Derkenar: Oktay Sinanoğlu – Hedef Türkiye

30 Nisan 2010 Cuma | Derkenar

Oktay Sinanoğlu Hedef TürkiyeÖzgeçmişine bakıldığında her Türk vatandaşının “Vay be!” diyeceği biri Oktay Sinanoğlu. Nam-ı diğer “Türk Aynştaynı”… Değişik ülkelerde iki kez Nobel ödülüne aday gösterilmiş bir bilim adamı. Ayrıca Batının son 300 yıldaki en genç profesörü. 26 yaşında profesör olmuş Sinanoğlu… Fizik ve kimya alanındaki kuramları ve bir sürü ödülleri… Akademik kariyer anlamında zirvenin doruklarında uzunca bir süredir. Fakat çoğu insan gibi onu biz “Türkçe” adına çabalarından tanıyoruz. Belki fen bilimlerindeki bir kitabını raflarda pek sık göremediğimizden… Ve belki hepimizin gözüne “Bye Bye Türkçe” kitabının bir şekilde çarpmasından dolayı Sinanoğlu’nu bu alanda biliyoruz…

Takdire şayan bir dava Oktay Sinanoğlu’nunki… 45 yılı aşkındır Türkçe’nin nerelerden nerelere geldiğini ve bu dilin üzerinde ne gibi oyunlar oynandığını, hangi komploların neden kurulduğunu anlatıyor memleketin her köşesinde… (daha fazla…)

Nis 11

Mustafa Sarıgül’ün Oluşumu ve Anlattıkları

11 Nisan 2010 Pazar | Siyasi Yazılarım

kh9_mustafa-sarigulSiyaset görüldüğü kadar kolay olmayan bir zanaattır. Ve dışarıdan gözüktüğü gibi sadece meclis içinde el kaldırıp indirmekle, yasa çıkarmakla, ekranlarda konuşmakla olan bir şey değil. Görülmezlikten gelinemeyecek kadar mühim olan ama bir o kadar da kasvetli, sıkıntılı bir vaziyet hali. Bunu bilmek yeterli değildi sanırım. Olayın içine girip tecrübe ederek anlamak gerekiyordu belki. Ve nitekim bu oldu da…

Tam zamanını hatırlamamakla birlikte 1,5 hafta ara ile iki siyasi partinin Trabzon gençlik kolları teşkilatlanmasında görev almam istenildi. İlki Abdullatif Şener’in kurmuş olduğu Türkiye Partisi ve diğeri de henüz parti olamamış Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi. (daha fazla…)

Mar 21

Senin Atatürk’ün Hangisi?

21 Mart 2010 Pazar | Siyasi Yazılarım

Hangi Atatürk?Daha başlığı okur okumaz bana kızacak bir sürü insan var biliyorum. Nasıl yani senin Atatürk’ün hangisi de ne demek? Kaç tane Atatürk var ki gibisinden sitemkâr sorular… Ve ardından başlayacak olan tipik Atatürk tartışmaları…

Can Dündar yaptığı Mustafa filmine dair bir yığın eleştiri almıştı. Bütün eleştirileri dinledikten sonra Abbas Güçlü ile Genç Bakış programına çıkıp tüm eleştirilere cevap vermiş ve bence çok da kaliteli, zevkli ve faydalı bir program olmuştu. Dün bir sitede o programın videosundan bir kısmı kesilerek yayına sürülmüş. Ve reklam olarak da videonun üzerine Doğu Perinçek’in web sitesinin adresi konulmuştu. Videoya yorum yaparken; “Can Dündar’ın Atatürk’ü ile Perinçek’in Atatürk’ü birbirine uymaz” demiştim. Tevafuk bu ya, ertesi gün bir gazetenin Pazar ekinde bu konu haber yapılmış. “Herkes kendi Atatürk’ünü mü izlemek istiyor?” diye… Son yıllarda çıkan Atatürk filmlerinden bahseden haber “Herkes perdede kendi Atatürk’ünü mü izlemek istiyor?” diye de sormadan edemiyor… (daha fazla…)

Mar 13

Ütopya Cumhuriyeti

13 Mart 2010 Cumartesi | Siyasi Yazılarım

utopyaÇok büyük bir ütopya biliyorum. Ve bilmeme rağmen bazen düşünmüyor da değilim… Evet, birçok şeyin değişmesi lazım… Ama öyle günü kurtarma amaçlı değil… Kökten değişim… Belki öncelikle; şimdiki orta yaş ve üstü olan kuşağın tamamen neslinin tükenmesi beklenilmeli… Ve arkalarından gelen nesli her konuda bilinçlendirmeli… Ama ataları gibi taraflı ve saçma fikirlerle değil… Belki neslin tükenmesini beklemeden tüketmeli! Belki belki… (daha fazla…)

Mar 9

Akif’in Asım’ı ve Fikret’in Haluk’u Olabilmek

9 Mart 2010 Salı | Siyasi Yazılarım

gençlik ve siyasetGençlik ve siyaset… Hiç şüphe yok ki çoğu defa tartışıldı bu konu. Birileri ekran karşısına “işin uzmanı” diye çıktı, sabaha kadar konuştu “gençler önemlidir” diye fakat konuşma hakkını asla karşısındaki mikrofon bekleyen gençlere vermedi… Bir diğeri; “gençler siyasetin can damarıdır önü açılmalıdır” dedi ama kendi yaşını unuttu ve yıllardır “koltuk sevdası”nda olduğunu… Bir diğeri bunlara bile gerek duymadan “sen dur bakalım senin yaşın küçük” diye susturdu… Ve işte gelinen nokta…

Bu ülke Evrenlerle, Ecevitler ile Demireller ile Erbakanlarla, İnönülerle, Baykallarla, Çillerler ile ne dönemler atlattı onu elbet yaşayanlar bilir… Biz (zamane gençliği) okuyarak, araştırarak bu durumu anlayabiliriz. Ve anlaşılması da çok zor olmayan şu karara çoğumuz imzasını atabilir; “Artık bu ülke koltuk sevdası, kemikleşmiş siyasetçilerden bıktı usandı. Bayrak geleceğin mimarları gençlere bırakılmalı.” (daha fazla…)

Mar 5

Özgürlüğün Yasakçı Zihniyetle Sınavı

5 Mart 2010 Cuma | Siyasi Yazılarım

özgürlüğün yasakçı zihniyetle sınavıBazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse de; bu yasak yüzünden mağdur olanlar olduğu sürece bu konu ne unutulacaktır ne de unutturulacaktır.

Bu yazıda başörtüsü veya türban sorunu hakkında en çok tartışılan 3 konu ele alınmıştır; yasağın hukuki boyutu, kamusal alan tartışması ve laiklik ilkesi boyutu. (daha fazla…)

Şub 4

Medya Değerlendirmeleri – 1

4 Şubat 2010 Perşembe | Medya Kritik

Medya Değerlendirmeleri 1Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura aynı tadı vermeyebilir ve o gazeteye aynı gözle bakmayabilir. Aslında üslup meselesi nesnel bir olgu olarak kendini belli eder. Bir okur iki gazeteyi veya iki kanalı karşılaştırdığında ikisi arasındaki farkı üslup temelinde değerlendirebilir. Fakat şartlar Türkiye şartları olunca üslup kavramını bile sübjektif olarak kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Bunda en büyük sebep; ülkenin kemikleşmiş, entelektüel olarak bilinen ve o şekilde gözükmeye çalışan ve iki üç cümle yazıp köşe yazarıyım diye geçinen yazarlardır. (daha fazla…)