Yerel Seçimlere Doğru
Yerel seçimlere genel seçimler gibi hazırlanıldığı şu sıralarda AKP ve CHP’nin her zamanki “didişmelerini” izliyoruz ekranlardan. Genel seçimler gibi diyorum çünkü CHP aynı tas aynı hamam AKP de öyle.
Belediye seçimlerinde üzerinde durulması gereken nokta zannımca adayın “belediyecilik” görevini daha önce yerine getirmiş mi ya da bu görevi üstlenebilecek bir kişi mi olup olmamasına bakılmasıdır.
Ankara’ya bakıyorum. Yaşadığım şehirde “tahtından” 15 yıldır inmeyen veya indirilemeyen bir başkan var; Melih Gökçek. AKP’nin adayı… CHP’den ise daha önce başkentte emeği geçen ve bir dönem belediye başkanlığı yapan Murat Karayalçın var. SHP başkanlığından istifa ederek bu yarışa girdi. Ve Mansur Yavaş… MHP’den aday. Beypazarı ilçesinini müthiş bir şekilde geliştirerek uluslar arası platformda adını duyurmayı başardı. (daha fazla…)
Akıp Giden Yılların İçi Dolu Değilse
Hayatın içini ne kadar doldurduğunu düşündü 15’indeki Talha gece nihayet yalnız kaldığında. Her yıl sonunda takvim yapraklarından sonuncusunu da çekip aldığında neleri kaybettiğini ve neleri yapamadığını düşündü.
Uğruna ağlamaya değer birileri için gözyaşı döktüğünü anımsıyordu. Acıydı gözyaşı ama her damla anlam yüklüydü. Ve acı anlamlı olursa değerliydi diye geçirdi içinden “Seni” düşünürken.
Ne kadar haz almıştı hayattan acaba? Ve hangi bedeller karşılığında… Hayatın kendisine cömert davranmadığını düşündü hüzünle. Hazlar acıyı dengelemeye yetmiyordu çünkü. (daha fazla…)
Gazete Hayatınızı Ne Kadar Değiştirebilir?
İnsanlar birbirini değerlendirirken belli kraterleri göz önünde bulundururlar. Kimisi için eğitim düzeyi, kimisi hayat tecrübesine bakar, kimisi direkt fiziki görünüşüne göre yorumlar yapabilir. Doğruluğu tartışılır…
Benim gözümde gazete okuyan insan ile okumayan arasında dağlar kadar fark vardır. Okuyan bir toplum değiliz bunu açıkça söylemek gerekir. Bir kitabı okumaktansa çok rahatça “onun filmi yakında çıkar merak etme” diyebiliyoruz… Buna çoğu defa şahit olmuşumdur. Örnekleri televizyonlardaki roman uyarlaması diziler…
Bir insan 24 saat gündemi televizyondan canlı canlı takip etse de gazeteden aldığı verimi alamaz bence. Gazete yorumdur çünkü. Televizyon sadece olup biteni anlatır. Gazetede farklı görüşten farklı kültürden onlarca alanında büyük kademelere gelmiş kişilerin görüş açılarını görürsünüz. Hayata tek pencereden bakabilmektense birden fazla pencereden bakabilmeyi öğretir gazete. (daha fazla…)
Birileri Beni de Dinlesin!
Genç nüfusumuzla övünen bir memleketiz. Bu durum çoğu ülkeye göre ayrıcalık ve avantajdır. Ama nedense bu avantajı dezavantaja dönüştürmek için elimizden geleni ardına koymuyoruz. Ne kadar genç olsak da hızlı yaşıyoruz. Hızlı yaşa genç öl ya da hızlı yaşa hızlı öl… Hangisini seçerseniz seçin ikisi de aynı kapıya çıkar…
Ülkede gerekli gereksiz tartışılan günlerce gündemden düşmeyen o kadar çok konu var ki… Yani olaysız bir gün görmek, tartışmasız bir meclis oturumu izlemek veya sürekli birbirine laf sokmaya çalışan liderleri izlemediğimiz gün olmayacak sanırım. Her gün şehit haberleri, her gün bir cinayet olayı, kap kaç olayı… Bunda toplumun yanında medyanın görevi (!) şüphesiz aşikâr… Bire bin katan, yargısız infaz yapan ve neyin ne olduğunu bilmeden sadece diyeceklerini ezberlemiş papağan gibi konuşan-yazan bir medya oldukça bu ülke çabuk yıpranır. (daha fazla…)
6 Haziran 2008 Darbesi
Yıl 2008… Darbeler ve muhtıralarla adından çokça söz ettiren bir ülke; Türkiye… 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 12 Mart derken bir yenisi daha eklendi bu listeye, 6 Haziran 2008…
Ülkede askerin yani Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir karizması olduğu herkes tarafından bilinir. Anayasa Mahkemesinin de bir karizması var. Hem de şimdiler de daha bir karizmatik (!) oldu. Askerden sonra bu memlekete bir de bu kurum ” darbe” yaptı. Daha adından çok söz ettirir.
Darbe görmüş biri değilim derken sonunda o da oldu. 2003-2004 de planlanan darbeleri de düşününce bu fikri daha çok düşünür oldum. Demek erken konuşmuşum. (daha fazla…)
Perinçek, Ulusalcılık ve Ergenekon
Gözümle görmeden katiyen inanmam diyenlere “Al da gör!” dercesine bir fotoğraf yığını yayınlandı medyada. Ulusalcı, vatansever ve kendisini devlet yanlısı gibi gösteren İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek ve kadim dostu terörist başı Abdullah Öcalan ile sarmaş dolaş olan fotoğrafları… Kadim dost diyorum çünkü hakikaten pozlar 40 yıllık dostluk görüntüsü veriyor. Kol kola girip kahkahalar atmak, birbirine çiçek vermeler,aynı sofrayı paylaşmalar vs…
Perinçek Ergenekon kapsamı dahilinde tutuklanan kişiler içinde “ulusalcı” bir parti başkanı olarak elbette en büyük ilgiyi çekenlerden biriydi. İddianame yayınlandı. Neydi Perinçek ile ilgili olan kısım? İddianameye göre, 12 Aralık 1994 “gizli” bandrollü bir belge ele geçiriliyor terör örgütü üyelerinden. Bu belgede PKK’nın 27 Kasım 1978′de Diyarbakır’ın Lice ilçesi Ziyaret köyünde toplanan 25 kişi tarafından kurulduğu ve kurucuları arasında terörist başı Abdullah Öcalan ile birlikte, Doğu Perinçek, Ahmet Türk, Mehdi Zana ve Cemil Bayık’ın da olduğu anlatılıyor. Al bir de buradan yak… (daha fazla…)
Kayıp Hürriyet, Erbakan ve Gül
Ve Erbakan da affedildi. Haliyle gündemde tartışma yaratacağı aşikârdı. Kayıp trilyon davası ile suçlanmış; cezasını o veya bu sebeplerle ertelete ertelete evde hapis cezası görerek davalar açarak istekler de bulunarak cezası affedildi.
Peki, tartışmanın sebebi ne? Önce şu “kayıp trilyon” davasını kısaca bir hatırlamak gerekir. 1997 yılında Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş; Hazine’nin siyasi partilere aktardığı paranın parti kapatılması sebebiyle geri devredilmesini istemiş, RP bu parayı vermeyince ve ortaya çıkaramayınca Başsavcı RP’nin 1997 Hazine yardımını 71 il teşkilatına makbuz karşılığı dağıtılmış gibi göstererek, ‘kamuyu dolandırdıkları gerekçesiyle dava açmıştı. (daha fazla…)
Ergenekon ve Diğerleri
Uzun süredir takip ediyorum herkes gibi şu operasyonu. Nereden nereye diyorum. Ve bu konu hakkında birçok kez kalemi elime alsam da yazmadım. Belki de yazamadım.
O kadar yoğun bir tempo var ki ülkede hangi birisine yetişeceksin hangi biri ile konuşacaksın belli değil.
Ergenekon, kapatma davası, ABD konsolosluğuna saldırı derken sürekli son dakika haberleriyle uyanan bir millet haline geldik.
13 ay önce gündeme çıktı bu Ergenekon operasyonu. İlk başta devlet tarafından her zamanki çetelerden biri gibi sanıldı. Nerden bilecekler ki bu işin bu kadar süreceğini.
Ümraniye’de bir evde bulunan bombalarla başladı. Daha sonrasında kimler geldi kimler geçti. ATO Başkanı, emekli orgeneraller, iş adamları, parti başkanı, gazeteciler… Toplumun saygın insanları ve belli bir yere gelmiş rütbesi ve mevkisi olan insanlar bir bir gözaltına alındı. Kimisi tutuklandı kimisi serbest bırakıldı. (daha fazla…)





