RSS Feed
Eki 30

Türkiye’deki IV. Kuvvet Medya Üzerine Değerlendirmeler

30 Ekim 2009 Cuma | Medya Kritik

medyaÇoğumuz biliriz kuvvetler ayrılığı denilen kavramı. Ülke yönetimindeki çarkları bu üç kuvvet ( yasama, yargı, yürütme ) döndürmektedir. Ve üçü de birbirinden bağımsız durumdadır. Birinin aldığı karar diğerini etkilememektedir. Ve bu kuvvetler devlet organları arasında üstünlük sıralaması gibi bir duruma tabi değildir. Tabi bunlar teoriktedir. Haliyle Türkiye’de çoğu zaman teori uygulamaya/pratiğe dönüştürülemez. Kimi zaman yargı kararları yasamayı etkiler (bkz: Anayasa Mahkemesinin esasa bakarak anayasa değişikliğinin iptali ) kimi zaman yürütme yargıyı. Bu üç kuvvete bir de medyayı ekleyin. Bakmayın dördüncü kuvvet dediğime aslında birinci ve en önemli güçtür medya. Tabi bu Türkiye için geçerli bir durum. Ülkemizde medyanın yasamaya, yürütmeye, yargıya etkisini tartışmaya gerek yok.

Ülkenin yoğun gündemleri devam ederken medyaya her alanda büyük iş düşüyor şüphesiz. Yazılı ve görsel basın ülke gündemini topluma vermek amacıyla elinden geleni yapıyor. En azından öyle düşünüyoruz. Bu noktada basın yalan haber yazmış, uydurma haberler dile getirmiş, haksızı desteklemiş, komplo teorileri ortaya atmış, mazlumun ahını almış, güçlünün yanında olmuş vs vs… Hemen hepsini gördük şu ana kadar. Gördüklerimizi yazdık, görmediklerimizi okuduk, tartıştık… Bu yazıda Türkiye’deki IV. Kuvvet olan medya üzerine bazı değerlendirmeleri ve gelişmeleri fikirlerim doğrultusunda açıklamaya çalışacağım… (daha fazla…)

Eki 24

Ergenekon Partisi ve Türkiye’de Siyasi Parti Olabilmek

24 Ekim 2009 Cumartesi | Siyasi Yazılarım

Ergenekon PartisiAcaba her ülkede Türkiye’deki gibi bu kadar sık gündem değişir mi diye düşündüm bir an. Cevap veremesem de kendime, bu durumun bizim ülke için bir “kader” olduğu kanısına vardım. Ve bu kaderi değiştirmenin çok zor olduğu kanısına bir kez daha varmış oldum. O kadar çok şey olup bitiyor ki ülkede bir gecelik uykumuzda nelere uyanıyoruz… Ve öyle bir hâl almış ki yaşantımız, birkaç deli ortaya bir şey atıyor, tabir-i caizse 70 milyon bunu konuşuyor. Sürüye uyma psikolojisini o kadar iyi yansıtıyoruz ki aynı şeyleri aynı zamanda konuşuyor, aynı tartışmalara onlarca kanalda tartışıp yüzlerce yere yazıyoruz. Ve bu tartışmalar ile bir yere varamayınca veya kafa dank(!) edince ortaya konu atanlar yeni bir gündem oluşturuyor ve kaldığın yerden devam et… Vatanı kurtarmaya devam! (daha fazla…)

Eki 19

Derkenar : Mustafa Ulusoy – Yakınlık

19 Ekim 2009 Pazartesi | Derkenar

yakınlık“Anlarsa uzağım yakınımdır anlamazsa yakınım uzağımdır.”

İsmail Fakirullah’ın bu sözüyle başlamış Mustafa Ulusoy Yakınlık adlı kitabına. Timaş Yayınları’ndan çıkan deneme türündeki kitap kapak tasarımı ve rengi ile ahenkli bir sinerji oluşturmuş. “Ne içine kapanmak sorunları çözer hayatta, ne de alıp başını gitmek. Çünkü insan gittiği yere kalbini de götürür. Kalbin her zaman aradığıysa yakınlık’tır.” demiş sözün özü olarak kitabını anlatmak için. Bunu arka kapakta okuyan birçok insanın kendi iç dünyasına dair şeyleri düşüneceğini ve yüreğinin derinliklerinden bir şeyler kopacağını iddia edebilirim. Çünkü her insan mutlaka bir zaman çekip gitmek istemiştir bilmediği bir yere. Ve çoğu zaman da yaptığı gibi haykırmak yerine içine atmış ve kapanmıştır kendi hayatına… (daha fazla…)

Eki 2

Cesurca Gidebilmek ve Kalmanın Anlamı

2 Ekim 2009 Cuma | Denemelerim

ayrılık

Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…

Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… En can alıcı sorudan başlayalım; “Mutlu muyuz?” (daha fazla…)