Ahmet Altan’a Attığım Mail
13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan “Niye?” adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni…
—
* Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle…
Selamlar…
Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe yazarının nasıl biri olduğunu kendi gözlemlerim doğrultusunda kavramışım. Bu sebeple hangi gazete nasıldır, hangi köşe yazarı nasıl yazar, hangi yazarın ideolojik veya dünya görüşü nasıldır az çok bilirim ki bunu anlamak o kadar da zor değildir. Siz Ahmet Altan’ı eski Hürriyet Gazetesi’nde iken takip edemesem de Taraf Gazetesi’nin ilk çıktığı günden beri okuyor ve gözlemlemeye çalışıyorum. Yazılarınızı çok beğeniyor ve “hakiki yazar budur” diyebildiğim birkaç yazar arasına koyuyorum sizi…
Sizi okurken “ne yapacaksın o dinsiz adamı” diyorlar… Ateist diyenler, komünist diyenler, solcu diyenler -ki sağ görüşe daha yatkın biri olarak bu ülkede sol’un bu şekilde anılmasından rahatsızım- çıkıyor. Kimi zaman yazdıklarınızla veya gazete olarak tavırlarınızda “bu gazete de artık AKP’li oldu” desem de olaylara karşı duruşunuz her zaman diğer gazetelere nazaran mesafeli ve mantık çerçevesi içinde idi. Nitekim son zamanlardaki köşe yazarlarının “mantıksız ve saçma” davranışlarını siz de bilirsiniz ki bunu size anlatmak bana düşmez…
Gelelim bu maili atmamdaki sebep. 13 Eylül 2009 Pazar sabahı internetten gazetelerdeki köşe yazarlarını okumaya başladım. Birkaç yazardan sonra size sıra geldi. Yazınızın başlığı; “Niye?”.
“Yeryüzünün bütün bilim adamlarını, filozoflarını, düşünürlerini, yazarlarını, sanatçılarını toplasanız, bütün bilgileri ve bilgelikleriyle, insanoğlunun bugüne dek öğrendiği ne varsa onlardan konuşmaya başlasalar. Sonra üç yaşında yarım yarım konuşan bir bebek gelse ve onlara dese ki “dünya niye var?”…”
Böyle diyorsunuz ve başlıyorsunuz sorgulamaya… Dünya neden var? Niye yaratıldık? İnsanlar niye yaşıyor? Bu ve buna benzer sorular. Evet, sorgulamak güzel şeydir. Bu soruları öyle ya da böyle her insan mutlaka kendisine sormuştur. Ama bunlar sizin dediğiniz gibi cevabı olmayan sorular değildir. Bunların bir cevabı vardır. Nitekim bunları siz benden daha iyi bilirsiniz ama sizi takip eden bir okuyucunuz olarak bu sorulara kendi çapımda bazı cevaplar verebilmek için yazıyorum bu maili. Belki okumadan silinir, belki “bana ders vermeye kalkana bak” denilir. Hiç bilemiyorum. Nitekim şu ana kadar birçok yazara bir şekilde mail attım fakat bu yazarlarımız o kadar yoğun (!) idiler ki, okuyucularına boş bir mail atamayacak kadar aciz kaldılar gözümde…
Bu yazdıklarım bir ders verme amaçlı değildir. Samimi düşüncelerim ve bu yazınızı okuduktan sonra kendimi bu maili yazmaya zorunlu hissettiğim içindir…
“İnsan niye yaratıldı?”
Mümkün oldukça Kuran’dan örnekler vererek açıklayacağım. Zariyat 56. Ayette Allah buyuruyor ki; “Cin ve insanları ancak, beni bilip itaat, ibadet etmeleri için yarattım”. Buradaki “ibadet etmek” ifadesi, “beni tanımaları için” demektir. Yani, Allah’ı tanımak, inanmak için yaratıldık. Kudsî Hadiste (Kudsî Hadis Muhammed (s.a.v.)’den Rabbinden isnad yolu ile ahad olarak bize nakledilen hadistir.) diyor ki; “Tanınmak için her şeyi yarattım.”
Yani Allah’ı bilen, ona iman eden her Müslüman “İnsan niye yaratıldı?” sorusunu duyduğunda bu cevabı bilen biridir.
“Her gezegen çemberin bir parçası mı? Niye civardaki gezegenlerde hayat yok peki? En azından bizim bildiğimiz türden bir hayat niye yok oralarda?”
Dünya’da var olan her şey bu çember dediğiniz kâinatın bir parçası elbette. Diğer gezegenlerde buradaki gibi bir hayat yok. Bilim adamlarının araştırmaları sonucunda güneş sistemi dışında 300’e yakın gezegen keşfedildi. Ve bu gezegenlerin hiçbirisinde hayat yok. Neden? Çünkü çevresinde döndükleri yıldızların kavurucu sıcağını yakından hissediyorlar. Burada şu nokta ortaya çıkıyor; her şeyin belli bir düzeni var ve bu sistem tıkırında gidiyor. Güneş 1 mm daha yakınından geçse dünyanın, o gezegenlerdeki gibi dünyada da hayat olmayacaktı. Allah’ın büyüklüğünün ve varlığını açıklayan bir durum…
“Uzay neden var?”
Uzay bildiğiniz gibi Dünya’nın atmosferi dışında var olan evrenin geri kalan kısmıdır. Uzay neden var sorusu aslında “Allah neden bu kâinatı yarattı?” sorusuyla aynı sorudur. Kuran’daki şu ayetlere dikkat çekmek isterim.
“Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık.”
(Enbiya suresi, 16)
“Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık.”
(Sad suresi, 27)
“İnsan niye yaratıldı?” sorusuna verilen cevaplar da bu konu ile birleşir aslında. Allah kâinatı, yarattıkları kendine ibadet etsin diye yarattı. Bunun içinde uzay olmuş, Merkür olmuş fark etmez. Onların da bir görevi var. Nasıl ki güneş 1 saniye hızının aksatmadan dönüyorsa, nasıl ki ırmaklar denizlere dökülüyorsa, nasıl ki insanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle insanına hizmet ediyorsa… Yani anlatmak istediğim herkesin bir görevi var. Bir hiçtik ve var olduk. Ve bizi var edene hizmet etmek ile görevlendirildik.
Mahlûkatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlûkat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa Allah’ın bu âlemi yaratmasının -haşa- bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.
“Dünya olmasa kâinatta ne eksilirdi?”
Evet, dünya olmasa kâinatta bir eksiklik olurdu fikrimce. Çünkü dedik ya her şey yaratılırken bir amaç doğrultusunda yaratıldı. Yani boşuna yaratılmadı. En küçük bir taş parçasından koca bir dünyaya kadar var olan her şeyin belli bir düzene göre yaratıldı. Yazınızda örneğini belirttiğiniz gibi, doğanın kanununa -Yaratıcı’nın kanunlarına göre- aslan ceylanı yemek için uğraşır, ceylan kendi avını yakalamak için uğraşır. Bu bir kısır döngü devam eder. Tom & Jerry çizgi filmlerinden bilirsiniz… Köpek kediyi, kedi de fareyi kovalar. Kanun böyle. Otlar olmasa ceylan ne yiyecekti? Ceylan olmasa aslan ne yiyecekti?
“Dünyanın “niye” var olduğunu, bizim “niye” yaratıldığımızı bilseydik gene aynı insanlar mı olurduk, gene aynı şekilde mi davranırdık?”
Bu sorunuza cevaben “sanmıyorum” demişsiniz. Dünyanın niye var olduğunu bilmeyen ve Allah’ı tanımayan birinin hareketlerini düşünelim. Ve bu kişi daha sonra Allah’ı tanısın ve dünyanın niye var olduğunu bilsin. O zaman önceden yaptığı hal ve hareketler değişmez mi?
Belki siz bu söylediklerimi biliyorsunuz. Veya bilmiyorsunuz. Bilmiyor olsaydınız, bu yazıdan sonra biliyor olmuş olacaksınız. Bu maili okumadan önceki Ahmet Altan ile bu maili okuduktan sonraki Ahmet Altan aynı mı olacak? Buna Ahmet Altan karar verecek…
Sizi her daim takip eden bir okurunuzum. Ve cesur, mantıklı kaleminiz her daim beni yazmaya teşvik ediyor. Siz ve size benzer birkaç yazar sayesinde neyin ne olduğunu biliyor, okurken zevk alıyor, sorguluyorum… Bu satırlar çok samimi bir şekilde yazıldı. Sürç-i lisan ettiysem af ola… Hayatta başarılar…
Talha Dereci – 19 / ANKARA
E-Posta: talhadereci@gmail.com
Web : www.talhadereci.com
—
Talha Dereci
14.09.2009
ANKARA






çok mantıklı,okunmaya değer cümleler kurmuşsun.umarım mailin okunur ve bir cevap bulur.cevabıda burada paylaşırsın.
Cevap geleceğini sanmam, bunu okuduktan sonra da değişeceğini sanmam. Bazı insanlar despottur. Ne kadar aydın görünseler de bir tarafları hep karanlıktır. Bu Türkiye’de kendisini değiştirebilecek her hangi bir Ahmet Altan tanımıyorum.
Sana gelince kardeşim sen üzerine düşen görevi layıkıyla yapmışsın.Umarım bir şekilde cevap alırsın da hiç olmazsa biz de kendimizden emin oluruz Ahmet Altan kimdir konusunda…
Gerçekten güzel ve gerekli bir yazıydı. Sadece Ahmet altan değil bu yazıy okuyan her insan sorgular kendini ve bildiğimiz bir çok şeyi tekrar öğrenmemizevesile olur.
İnananlar a dahi çok şey katacak yazıydı..
tesadüfen karşılaştığım bi yazıydı okuduğum mailiniz, ahmet altanı çok yakından takip etmesemde babamdan dolayı sık sık konulara şahit olma fırsatım oluyor.. gerçekten etkilendim yazınızdan, bimiyorum cevap geldimi ama gelsede gelmesede bunu okuyan herkesin bişeyler alabilidğine eminim..en azından ben alabildiğimi düşünüyorum, bundan dolayı teşekkür ederim..