Özgürlüğün Yasakçı Zihniyetle Sınavı
Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse de; bu yasak yüzünden mağdur olanlar olduğu sürece bu konu ne unutulacaktır ne de unutturulacaktır.
Bu yazıda başörtüsü veya türban sorunu hakkında en çok tartışılan 3 konu ele alınmıştır; yasağın hukuki boyutu, kamusal alan tartışması ve laiklik ilkesi boyutu. (daha fazla…)
Medya Değerlendirmeleri
Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura aynı tadı vermeyebilir ve o gazeteye aynı gözle bakmayabilir. Aslında üslup meselesi nesnel bir olgu olarak kendini belli eder. Bir okur iki gazeteyi veya iki kanalı karşılaştırdığında ikisi arasındaki farkı üslup temelinde değerlendirebilir. Fakat şartlar Türkiye şartları olunca üslup kavramını bile sübjektif olarak kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Bunda en büyük sebep; ülkenin kemikleşmiş, entelektüel olarak bilinen ve o şekilde gözükmeye çalışan ve iki üç cümle yazıp köşe yazarıyım diye geçinen yazarlardır. (daha fazla…)
Türk Solu Nereye Gidiyor?
Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki Sol’un dünyadan apayrı bir konumda olduğunu görürüz…
Evet, sol her tarafta aynı şekilde yaşanmıyor. Ve sol kavramı tıpkı diğer siyasi terimler gibi gün geçtikçe alt dallara ayrılıyor. Türkiye’ye bunun yansıması Kemalist sol, muhafazakâr sol, ideolojik sol, ulusal sol vb. şekildeki kavramlar şeklinde olmuştur. (daha fazla…)
Hulki Cevizoğlu ile 86.Yılında Türkiye Söyleşisi
18 Kasım 2009 akşamı KTÜ AKM’de bir topluluk… Çok değil 5 ay önce yine aynı topluluk Nihat Genç’i dinlemek için koltuklarındaki yerlerini almıştı. Atatürkçü Düşünce Kulübü yine ulusalcı tayfanın gözde isimlerinden birini getirmişti; Hulki Cevizoğlu… Nihat Genç kadar hararetli geçmeyeceğini bildiğim konferansta yerimi aldım ve söyleşinin başlamasını beklemeye başladım.
Trabzon’un ileri gelenleri ve Kemalist akademisyenlerimiz de oradaydı. Eski belediye başkanı Ce-Haş-Pe’li Volkan Canalioğlu’da oradaydı. Alkışlar ve ıslıklar eşliğinde geldi Hulki Cevizoğlu. Savaş sonrası başarı elde etmiş bir komutanın beden diliyle selamlıyor, seyircileri alkışlattıkça coşku verdirmeye devam ediyordu. Atatürk ve silah arkadaşları için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okundu ve sunucu bayan Hulki Cevizoğlu’nun kısa bir özgeçmişini okudu. Daha sonra ADK Başkanı’nı konuşma yapmak için sahneye çağırdı. Oldukça heyecanlı olan başkanın güzel bir metin (!) hazırladığını gördük her ne kadar iyi ezberleyemese de… Çiçek verme, fotoğraf faslından sonra nihayet Hulki Bey’i sahnede görebildik. “Kır bakalım ceviz kabuğunu da görelim içindekileri!” dedim içimden… Ve başladı… (daha fazla…)
Ergenekon Partisi ve Türkiye’de Siyasi Parti Olabilmek
Acaba her ülkede Türkiye’deki gibi bu kadar sık gündem değişir mi diye düşündüm bir an. Cevap veremesem de kendime, bu durumun bizim ülke için bir “kader” olduğu kanısına vardım. Ve bu kaderi değiştirmenin çok zor olduğu kanısına bir kez daha varmış oldum. O kadar çok şey olup bitiyor ki ülkede bir gecelik uykumuzda nelere uyanıyoruz… Ve öyle bir hâl almış ki yaşantımız, birkaç deli ortaya bir şey atıyor, tabir-i caizse 70 milyon bunu konuşuyor. Sürüye uyma psikolojisini o kadar iyi yansıtıyoruz ki aynı şeyleri aynı zamanda konuşuyor, aynı tartışmalara onlarca kanalda tartışıp yüzlerce yere yazıyoruz. Ve bu tartışmalar ile bir yere varamayınca veya kafa dank(!) edince ortaya konu atanlar yeni bir gündem oluşturuyor ve kaldığın yerden devam et… Vatanı kurtarmaya devam! (daha fazla…)
Cesurca Gidebilmek ve Kalmanın Anlamı
Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…
Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… En can alıcı sorudan başlayalım; “Mutlu muyuz?” (daha fazla…)
