Bir Banktan Hayata Bakabilmek
Yine sebepsiz bir sıkıntı vardı içinde. Kulağında kulaklık, hafiften şarkı mırıldanıyor bir eli cebinde diğer elinde kalın bir kitap etrafa bakarak yürüyor. Trabzon’un işlek sokaklarından birinde… Sokağın uzunluğundan ve işlekliğinden olacak ki Uzun Sokak denmiş ismine…
Hayli yorulmuş olacak ki; 150 metre aralıklarla konulan banklardan ilk gördüğü boş yere oturdu. Kitabı yanına koydu. Bir yaşlı edasıyla “Ohh” dedi. İçini çekti derinden. Etrafa bakmaya başladı.
İnsanlar gelip geçiyordu ardı sıra gözünün önünden. Onlarca, yüzlerce belki binlerce… Her telden var dedi içinden. İnsanları grup grup ayırmaya başladı. Birkaç saniye içinde çok sayıda grup oluşturdu… Gözlüklüler, saçları uzun olan erkekler, küpe takan erkekler, etek giyen bayanlar, elinde çanta ve kitap olanlar, bol paça giyinen, çekik gözlü olan, esmer olan, sarışın olan, başörtülü olan, sakalı bırakış şekline göre…
Binlerce farklı dünya oluştu bir anda zihninde. “Yüce Rabbimin hikmetine bak ki; 6.5 milyar insan yaratmış hepsi birbirinden farklı…” dedi sessizce. Şaşkınlığı yüzüne yansıdı. Bakmaya devam etti.
Gençler vardı el ele gezen. Hatta çok basit bir gözlemden sonra her beş kişiden ikisinin sevgili olduğunu anladı. Sanki bu sonuç kendisine kasıtlı yapılan bir şey gibiydi. Sanki kendisine inat oradaydı onca sevgili. Yüreği burkuldu. Zaten sebebini bilmediği bir sıkıntı vardı içinde iyice kötü oldu. Ama bir şey yapamadı. Aşkın asla geçmeyecek bir moda olduğunu düşündü…
Hayatın acımasızlığını bedenlerindeki eksikliklerle yaşayanları gördü. Tekerlekli sandalyede oturmuş, alnı açık, başı dik, yüzü gülen birisini gördü. Bir çocuk arkasından iterken, genç bir bayanla sohbet ediyordu. Yüzündeki tebessüm görülmeye değerdi. Açıkçası kıskanmıştı… Her şeye rağmen hayat devam ediyor dercesine gülümsüyordu. “Çok şükür” dedi ve bacak bacak üstüne attı. İnsanlara bakmaya devam etti.
Gündüz vakti karşı duvarda sızmış bir genç gördü. Ayakkabısının topuğuna basmış, yanında 2-3 bira şişesi, saç sakal karışmış… Duvara yaslanmış altında market kolilerini andıran karton bir kâğıt. Bir şeyler söylemeye çalışıyor. Belki bir şeyler haykırıyor insanlara. Ama yanına bile yaklaşanı olmuyor…
Adam bacağını indirip yanına koyduğu kitabı alarak yola koyulmaya başladı. Bu izlenimlerden sonra daha bir düşünür oldu kendini, insanları, evreni, düzeni, Allah’ı…
Hayat buydu… Her sabah yeniden başlayan, kimisine bir duvar önünde sızmak, kimisine bir tekerlek üstüne hapsolmak, kimisine aşk, kimisine…
Bir banktan hayata bu şekilde bakabilmişti adam… Bacak bacak üstünde elinde kalın bir kitap kulağında hafiften nağmeler…
Hayat buydu…
Talha Dereci
Trabzon – Uzun Sokak
2007






İlk yorumu sen yazmak ister misin?