// you're reading...

Siyaset

Birileri Beni de Dinlesin!

Genç nüfusumuzla övünen bir memleketiz. Bu durum çoğu ülkeye göre ayrıcalık ve avantajdır. Ama nedense bu avantajı dezavantaja dönüştürmek için elimizden geleni ardına koymuyoruz. Ne kadar genç olsak da hızlı yaşıyoruz. Hızlı yaşa genç öl ya da hızlı yaşa hızlı öl… Hangisini seçerseniz seçin ikisi de aynı kapıya çıkar…

Ülkede gerekli gereksiz tartışılan günlerce gündemden düşmeyen o kadar çok konu var ki… Yani olaysız bir gün görmek, tartışmasız bir meclis oturumu izlemek veya sürekli birbirine laf sokmaya çalışan liderleri izlemediğimiz gün olmayacak sanırım. Her gün şehit haberleri, her gün bir cinayet olayı, kap kaç olayı… Bunda toplumun yanında medyanın görevi (!) şüphesiz aşikâr… Bire bin katan, yargısız infaz yapan ve neyin ne olduğunu bilmeden sadece diyeceklerini ezberlemiş papağan gibi konuşan-yazan bir medya oldukça bu ülke çabuk yıpranır.

Ergenekon, 301, kapatma davası, Yargıtay, türban, AB derken hayatın ne kadar hızlı geçtiğini fark edemiyoruz. Bildiğiniz gibi son zamanlardaki gündemimiz “Tele kulak” mevzusu. Ve şahsımca Sav’ın dengesizlikleri…

Kısaca hatırlatmak gerekirse; hacca gitmek isteyen bir vatandaşa Sav; “Boş ver Araplara para kaptırma. Bakarsın Muhammed seni geri bırakmaz” diyerek yılın gafını yaptı. Gündeme “cup” diye yerleşti tabir-i caize. İster sağ olsun ister sol olsun, dinimizce 5 şarttan sayılan hac vazifesi için böyle söylemek ve Efendimize bu şekilde hitap ederek onu alaya almak köklü CHP’nin genel sekreterine yakışmayan bir şeydi. Her gazete her kişi ve kuruluş özür bekliyordu. Ben beklemiyordum. Hala da beklemiyorum. Lafta diyeceği bir “özür” beni hiç ilgilendirmiyor. Erdemlikle pek alakası yok bu işin kişilik meselesi…

Ülke 2-3 gün bu gündemle yatıp kalkarken bir gündem maddesiyle daha şoke olduk. CHP’nin iddiasına göre genel sekreter Sav’ın cep telefonu ve bürodaki telefonu ile CHP merkez binasındaki telefonlar AKP hükümetince dinleniyordu. Gerekli yerlerden gerekli sebeplerle alınan bir izin olmadıkça böyle bir durumun olması çok açık ve net söyleyebilirim ki; şerefsizliğin ta kendisidir. Özel hayata bu şekilde girmek, kişilik haklarını hiçe saymak çok büyük kanun suçudur. Ve hükümet tarafından yapılmayacak bir hatadır.

Siz de hak vereceksiniz ki, medya yine bire bin katarak haddinden fazla konuşarak ortada somut bir belge yokken ayaküstü AKP hükümetini astılar kestiler…

Nedense Milliyet gazetesi yazarı Ece Temelkuran, Sabah gazetesi yazarı Umur Talu ve Birgün gazetesi yazarı ve eski bakan Fikri Sağlar da dinlendiğini dile getirdiler. Sav olayı ile birlikte bu kişilerin de ortaya çıkması muallâk…

İçişleri Bakanı Beşir Atalay mecliste bu olayı aydınlatmak için komisyon kuralım teklifini sundu CHP’ye. Gelin görün ki; “muhalefet” partisi yine sadece “muhalefet” olmakla yetindi ve bu teklife olumsuz yanıt verdi.

Sonrasını bildiğiniz gibi Türk Telekom faturalarında işin gerçeği ortaya çıktı. Sav kendisini arayan Vakit gazetesi yazarına bir dakika misafirim var diye telefonu kapatacağına açık bıraktığı ve yazarla 42 dakika boyunca güzel röportaj ettiği ortaya çıktı.

Eee peki sonuç? Medya yine benim gözümde sınıfta kaldı. Daha ortada somut bir belge yokken onca yargısız infaz gazetelerin ve yazarlarının kusuru olarak kaldı. ( Hatasını anlayan ve özür dileyen Taraf gazetesi yazarı Ahmet Altan büyük bir erdemlik yaptı. )

Sonuç? Facebook da “Sav’a cep telefonu kullanmayı öğretmek isteyenler” başlığı altında bir grup kuruldu. Ve Sav sanal âlemde de meclis kulislerinde şaka konusu oldu.

Sonuç? Sav hac muhabbetinde özür dilese belki bu kadar ağır sonucu olmazdı bu olayların ama o olayın üstüne bir de bu telefon olayı “istediği” gibi sonuçlanamayınca artık ağzıyla kuş tutsa bu milletin gönlünü kazanamaz. Tabi öyle bir amacı varsa. Gençlerin önünü açması lazım…

Sonuç? İşin gerçeği ortaya çıkınca, “Bunlar boş işler. İktidar bir bataklıkta ve bunlar iktidarın son çırpınışlarıdır” diyen Baykal gözümde bir kademe daha düştü. Artık aklını başına alıp ya Cumhuriyet’in partisini gerektiği yere yükseltmeli ya da Sav gibi o da gençlerin önünü açmalı…

Sonuç? AKP Erdoğan’ın deyimiyle sarsıntıdan yıkılacak temelsiz bir bina olmadığını yine gösterdi.

Velhasıl kelam sonuçlar böyle dostlarım. Kişi veya kurumlar ya da her neyse beni de dinleyen birileri varsa sözlerim onlara ve medyaya; gündemi çok kurcalamayın, sürekli yargısız infaz yapmayın, hatalarınızdan ders alın, bire bin katmayın. Bu kadar hızlı yaşamak ne bize ne sizlere fayda verir. En başta da dedim ya memleketim insanı hızlı yaşayıp genç ölmek istemez…

Talha Dereci
03.06.2008

Discussion

No comments yet.

Post a comment