Yok Olmaya Mahkum Edilmişsiniz
İnsanların hayata bakış açıları her zaman farklıdır. Kimisi daha fazla yaşamalıyım gayesiyle ömrünü uzatmaya çalışır. Bilmez ki günden güne ömrünü daha çok kısaltmaktadır. Kimisi bu dünyanın faniliğini bilir. Bilmesine bilir de “ Ne kadar keyif alırsam o kadar kârdır “ mantığıyla yaşamaya çalışır. Gariptir ki; kimi şanslıdır dolu dolu yaşar hayatı diğeri ise ne kadar şanssızdır ki yaşayamadan ölür… (daha fazla…)
Lanetler Okuyarak Gitmek İstiyorum
Gitmek istiyorum. Ardıma bakmadan, helallik almadan gitmek… Sadece gitmek… Bavul hazırlamadan, gözyaşı dökmeden öylece gitmek… Arkada el sallayanlara bile bakmadan uzak diyarlara göçüp gitmek…
Oysa hep kalmaya yeminliydi bu gönül, bir ömür elini tutmaya, sadece gözlerine bakmaya… Oysa hep yanında kalmaya, başımı omzuna yaslamaya, “bir ömür” demeye yeminliydi… Oysa hep yanında olmaya… Ama şimdi gitmek istiyorum. Susturulan bakışlarımla son bir kez yüzüne bakarak gitmek istiyorum. (daha fazla…)
Duvar
Sanki birbirine adanmış iki gönül. Ve unutulmayan anılar gözlerimin önünde bir film şeridi gibi geçmekte.Bazen bir rüzgar gibi hızlı, bazen de rüzgarda savrulan bir yaprak gibi yavaş ve derinden derine sessizliğe gömülmekte…
O zamanlar daha küçüktüm diye kendimi avutuyorum, o zaman yaşananlar sadece gelip geçici bir çocuk oyunu diye avutuyordum kendimi… Daha niye kendimi kandırıyorum? Daha niye sevdiğimi söyleyemiyorum? Sadece duvarlar mı bilecek benim sevgimi. (daha fazla…)
Kadere Sesleniş-2
Hani an gelir ya dilinin tutulduğu ve kulağının işitmediği an; işte o an sarılmak istersin ölüme ıssızca. İşte bende sarılmak istedim sıkı sıkıya her gün ölüme. Her gün geçen güne değil de onsuz yılların ölüm kadar uzakta olduğun yandım. Her seferinde aradım. Belki bir umuttur diye kalbimi hep açık bıraktım sevgiliye. Onsuz geçen günler tam bir takvim yapraklarını doldurdu. Belki uzun belki kısa. Ama onsuz geçen her saniye ölüme yaklaşamamak kadar zordu. Herhalde ölüm günüm onu gördüğüm gün olacaktı. Bu yüzden ölümü çok seviyordum. (daha fazla…)
Ve Yıllar Sonra Sende Bittin
Ve yıllar sonra sende bittin. Her güzel şey gibi sende bir yerden sonra yok oldun. Sana yazdığım onca şiire karşılık yokluğunun da bir yazısı olmalı diye düşündüm. Nasıl ki ilan-ı aşk etiysem sana şimdi de öyle bir yazı yazmalıyım. Diğerleri gibi sitem ve isyan etmemeliyim belki. Belki tebessüm etmeliyim. Kim bilir belki yine ağlarım…
Bu yazıya “ Bir şeyler yazmalıyım bu ayrılığın üstüne… ” diyerek başladım. O kadar acizim işte gönlümden geldiği gibi yazmıyorum anlayacağın. Yazamıyorum… Ayrılık şarkıları üst üste çalsa da en damarından girse de şarkılar ruhuma bu yürekte eskisi gibi bir sızlama göremiyorum. Bunu söylemek ne kadar acı verir tahmin edebiliyorum. Sanırım sevgim azaldı… Aşkım belki çok zaman önce sönmüştü… (daha fazla…)
Ucu Yanık Mektup
Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir.Senin dışında…”.Evet bu her şeyi anlatmakta.Çünkü senin yerin hep ucu yanık toz pembe kağıtlar oldu.
Sana yazdığım her mektup kağıdı için 10 km yolu gidip gelmek zorunda kalırdım.Hem de haftalarca uğraşırdım.Aldığım her parayı o eski umut kokulu kumbarama atardım.
Ve nihayet kağıdı alırdım Kasabaya iner çarşıdaki tek kırtasiye olan Kemal amcadan bu kokulu pembe kağıtlardan alırdım. (daha fazla…)
Sen Olduğun İçin
Sebepsiz sevgiler yaşadı bu gönül. Neden ve niye sevdi? Seveni oldu mu? Ama en önemlisi kimi sevdi?
Yarım kalmış sevda kırıklarını temizlemeye çalışır bu gönlüm. Bir sonbahar yaprağı gibidir bu deli yürek. Çamurlar, karlar, yağmurlar vız gelse de dalından düştükten sonra mutlaka üstüne basıp geçen olur…
İşte bundandır ki gururumu ve benliğimi ayaklar altına alıp sevdim seni ben… (daha fazla…)





