<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci &#187; Derkenar</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/category/derkenar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Görmezlikten gelinemeyenler, yazılmazsa rahatsızlık verdirenler...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 15:35:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Derkenar: Oktay Sinanoğlu &#8211; Hedef Türkiye</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 19:23:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[hedef turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[oktay sinanoglu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1253</guid>
		<description><![CDATA[Özgeçmişine bakıldığında her Türk vatandaşının “Vay be!” diyeceği biri Oktay Sinanoğlu. Nam-ı diğer “Türk Aynştaynı”… Değişik ülkelerde iki kez Nobel ödülüne aday gösterilmiş bir bilim adamı. Ayrıca Batının son 300 yıldaki en genç profesörü. 26 yaşında profesör olmuş Sinanoğlu… Fizik ve kimya alanındaki kuramları ve bir sürü ödülleri… Akademik kariyer anlamında zirvenin doruklarında uzunca bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Özgeçmişine bakıldığında her Türk vatandaşının “Vay be!” diyeceği biri Oktay Sinanoğlu. Nam-ı diğer “Türk Aynştaynı”… Değişik ülkelerde iki kez Nobel ödülüne aday gösterilmiş bir bilim adamı. Ayrıca Batının son 300 yıldaki en genç profesörü. 26 yaşında profesör olmuş Sinanoğlu… Fizik ve kimya alanındaki kuramları ve bir sürü ödülleri… Akademik kariyer anlamında zirvenin doruklarında uzunca bir süredir. Fakat çoğu insan gibi onu biz “Türkçe” adına çabalarından tanıyoruz. Belki fen bilimlerindeki bir kitabını raflarda pek sık göremediğimizden… Ve belki hepimizin gözüne “Bye Bye Türkçe” kitabının bir şekilde çarpmasından dolayı Sinanoğlu’nu bu alanda biliyoruz…</p>
<p style="text-align: justify;">Takdire şayan bir dava Oktay Sinanoğlu’nunki… 45 yılı aşkındır Türkçe’nin nerelerden nerelere geldiğini ve bu dilin üzerinde ne gibi oyunlar oynandığını, hangi komploların neden kurulduğunu anlatıyor memleketin her köşesinde…<span id="more-1253"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle yabancı dilde eğitim üzerine kafa yoruyor yazar. Yabancı dil eğitiminin ayrı yabancı dilde eğitimin ayrı olduğunu dile getiriyor ve ince ayrıntıyı hatırlatıyor. Hakikaten de şöyle bir geçmişe baktığımızda ikinci bir dil olarak İngilizce’nin seçmeli yabancı dilden öte normal derslerde de ana dil yerine kullanılmaya başladığını görünce bu konuda yazara hak vermemek elde değil. İlköğretim üçüncü sınıftan beri neredeyse her yıl İngilizce görüyoruz. Fakat yine de üniversiteden çıktığımızda sırf İngilizce öğrenebilmek için bir yığın para döküyor, yurtdışına gidiyoruz. Yazar bunun dış güçlerin bir oyunu olduğunu söylüyor ve ülkedeki bazı misyoner okulların da bu komplonun başkahramanı olduğunu dile getiriyor. Bunlardan en bilindiği Robert Koleji… 1953 sonrası bu “kolej” mantığı artmaya başladıkça dış güçlerde emellerine adım adım ulaşıyor. İngilizce İngilizce diye diye Türkçe bir şekilde unutturulmaya çalışılıyor ve bunun sonucu olarak da Türk’ün tarih sayfasından silinmesi isteniyor yazara göre…</p>
<p style="text-align: justify;">Tam bu noktada şu durumu da anlatmakta fayda var. Daha önceden de duyduğum bir durumu bu kitapta da okumuş oldum ve bu konuya dair bilgim güç kazandı. Dış güçlerin dilimiz hakkındaki oyunlarından bahsederken… 1945 öncesi bu güçler İngiliz ve Fransızlarmış. Fakat 1945 sonrası bu güçlerin yerini ABD almış. İsmet İnönü Amerikalılarla anlaşma yapmış. Demişler ki; Milli Eğitim Bakanlığı’nda 8 kişilik bir kurul olacak; dördü Türk, dördü Amerikalı. Ama dört Amerikalıdan biri Amerikan elçisi ve onun oyu 2 sayılıyor… Milli Eğitim sisteminde şu an bir yığın çarpıklık varsa bunun kaynaklarından biride bu anlaşmayı yapan Milli (!) Şef’tir…</p>
<p style="text-align: justify;">İngilizce’ye o kadar benimsetilmiş durumdayız ki… Mağazaların tabelaları yazarın deyimiyle “Tarzan İngilizce”si… Anlamını bilmediği İngilizce kelimeyi sırf kendisine “ayrı bir hava katmak” için tabelasına yazdırmak, tişört olarak giymek, araba camlarına yapıştırmak, net âleminde kendisine bir rumuz edinmek vs…</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın <em><strong>“Türkçe giderse Türkiye gider”</strong></em> görüşüne katılıyor ve bu davasını bir yere kadar destekliyorum. Bir yere kadar derken anlatmak istediğim ise şudur… Haliyle bu kadar Türkçe üzerine kafa yoran yazar her yabancı kelimeye Türkçe karşılığını bularak o şekilde hitap etmektedir. Bu ilk görüşte iyi gibi gözükse de bazı noktalarda –fikrimce- çok da mantıklı gözükmüyor. Artık değiştirilemeyecek kavramlar vardır ki bunları Türkçe söylemek pek bir abes kaçar. Hatırlayınız TDK otobüs kelimesi için “oturgaçlı götürgeç” demişti… Yazarın ise değiştirdiği bazı kelimeler şunlar; petrol için taş yağı, üniversite için evrenkent, global ya da küresel yerine Cihanşumul, turist yerine gezgin, turizm yerine gezim, protokol yerine teşrifat, enflasyon yerine para şişmesi gibi… Apple firması için de Elma tabirini kullanıyor. Bunları değiştirmek çok zor gibi… Milli Eğitim Bakanlığına Küresel Eğitim Bakanlığı, IMF’ye de KKMF ( Küresel Kraliyet Para Fonu ) demesi de isabetli noktalar bence…</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan bahsetmek gerekirse… Kitaptaki yazılar yazarın çeşitli yerdeki söyleşi, konferanslarından metin haline çevrildiği için bir yerden sonra kendisini tekrarlamaya başlıyor ve okumak da sıkıcı bir hal alıyor. Çünkü her konuşması tıpa tıp aynı… Aynı tasvirler, aynı hikâyeler, aynı örnekler… Hatta geçenlerde bir videoda yazarın bir konuşmasına denk geldim tasvirler orada da devam ediyor… Mesela İngilizleri tasvir ederken; hamamdan çıkmış, beyaz-pembe ten rengindeki İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne bağlı insanlar olarak tasvir eder. Yalın bir dil var. Ama her kelimenin Türkçesi yazılacak diye de epey uğraşmışlar. Bu okuru yorabiliyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Kısa bir anekdot anlatıp yazarı bir noktada eleştirmek istiyorum. İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından sonra gelişiyor bu olay. –Atom bombasının da hikâyesi bilinenden farklıdır- Amerika ile Japonya antlaşma masasına oturuyorlar. Görünen antlaşmanın içinde bir de gizli maddeler var. Gizli maddelerinin açıklanması kesin rakam veremememle birlikte 60-70 yıl olarak diye biliyorum. Amerikalı lider Japon lidere; <strong><em>“Ordunu kaldıracaksın, çelik üretmeyeceksin…”</em></strong> gibisinden birkaç maddeden oluşan gizli maddeleri öne sürüyor. Bu maddelerden bir tanesi de <em><strong>“Alfabeni değiştireceksin”</strong></em> maddesi… Japon lider tüm maddeleri kabul ediyor fakat alfabe değişikliği maddesini kabul etmediğini dile getiriyor. Sebebi ise pek manidar; “Eğer ben alfabemi değiştirirsem benim gelecek kuşaktaki neslim geçmişini, atalarını, kültürünü okuyamaz, öğrenemez.” Amerika’nın koyduğu maddenin ne kadar stratejik olduğunu ve Japon liderin de verdiği cevaptaki düşüncesinin bir o kadar stratejik olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Evet, bu durumda Türkçe giderse Türkiye gider çok doğru bir tespit… Fakat…</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Bir komplo teorisi atıyorum ortaya… Ya Lozan’ın gizli maddelerinden birinde “Alfabeni değiştireceksin” maddesi varsa ve biz Arap harflerinden Latin harflerine bu şekilde geçtiysek? Neden olmasın?</strong></em> Hangi birimiz adam akıllı geçmiş tarihimizi okuyabiliyoruz? En fazla 1920-1930’lara kadar tarihimizi okuyabiliriz. Onun da çoğu yanlı, uydurma tarih… Hangi birimiz Osmanlı arşivini açıp okuyabiliyor? 1900’lü yıllar sonrasında büyük ülkelerin çoğu stratejik sorunlarla karşılaştığında Osmanlı kaynaklarını açıp “Acaba böyle bir sorun Osmanlı’nın başına gelmiş mi? Gelmişse ne yapmış?” diye araştırma yapıyordu. Şimdi hangimizin geçmişimizi okuma imkânı var? Çıkıp birileri demesin bir sürü Türk tarihi kitabı var diye… Bir millete “özgüven” gerekiyordu ve “tarih yazıldı ders kitaplarında”… Oktay Sinanoğlu acaba bu işin bu boyutunu düşündü mü?</p>
<p style="text-align: justify;">Derkenarın dışına çıkmadan yazımı noktalayım. Sinanoğlu hiç şüphesiz ki “ulusalcı” kimliğiyle okur ile buluşmuş kitaplarında. Ama “tehlikeli ulusalcı” değil <strong>“heryerekoncular”</strong> gibi… Davası büyük, davası önemli ve davası dava edinilecek biri… Bir Türk’ün böylesi bir kariyerinin ve davasının olması benim açımdan gurur verici… Herkesin okuması gereken bir kitap…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
30.04.2010</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html&amp;t=Derkenar:+Oktay+Sinano%C4%9Flu+%26%238211%3B+Hedef+T%C3%BCrkiye" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar:+Oktay+Sinano%C4%9Flu+%26%238211%3B+Hedef+T%C3%BCrkiye+-+http://www.talhadereci.com/1253" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.htmltitle=Derkenar:+Oktay+Sinano%C4%9Flu+%26%238211%3B+Hedef+T%C3%BCrkiye" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html&amp;title=Derkenar:+Oktay+Sinano%C4%9Flu+%26%238211%3B+Hedef+T%C3%BCrkiye" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%3A%20Oktay%20Sinano%C4%9Flu%20%26%238211%3B%20Hedef%20T%C3%BCrkiye&amp;body=%C3%96zge%C3%A7mi%C5%9Fine%20bak%C4%B1ld%C4%B1%C4%9F%C4%B1nda%20her%20T%C3%BCrk%20vatanda%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n%20%E2%80%9CVay%20be%21%E2%80%9D%20diyece%C4%9Fi%20biri%20Oktay%20Sinano%C4%9Flu.%20Nam-%C4%B1%20di%C4%9Fer%20%E2%80%9CT%C3%BCrk%20Ayn%C5%9Ftayn%C4%B1%E2%80%9D%E2%80%A6%20De%C4%9Fi%C5%9Fik%20%C3%BClkelerde%20iki%20kez%20Nobel%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BCne%20aday%20g%C3%B6sterilmi%C5%9F%20bir%20bilim%20adam%C4%B1.%20Ayr%C4%B1ca%20Bat%C4%B1n%C4%B1n%20son%20300%20y%C4%B1ldaki%20en%20gen%C3%A7%20profes%C3%B6r%C3%BC.%2026%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20p - http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-oktay-sinanoglu-hedef-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Mustafa Ulusoy &#8211; Yakınlık</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 16:31:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ulusooy]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ulusoy yakınlık kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[“Anlarsa uzağım yakınımdır anlamazsa yakınım uzağımdır.”
İsmail Fakirullah’ın bu sözüyle başlamış Mustafa Ulusoy Yakınlık adlı kitabına.  Timaş Yayınları’ndan çıkan deneme türündeki kitap kapak tasarımı ve rengi ile ahenkli bir sinerji oluşturmuş. “Ne içine kapanmak sorunları çözer hayatta, ne de alıp başını gitmek. Çünkü insan gittiği yere kalbini de götürür. Kalbin her zaman aradığıysa yakınlık’tır.” demiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">“Anlarsa uzağım yakınımdır anlamazsa yakınım uzağımdır.”</p>
<p style="text-align: justify;">İsmail Fakirullah’ın bu sözüyle başlamış Mustafa Ulusoy Yakınlık adlı kitabına.  Timaş Yayınları’ndan çıkan deneme türündeki kitap kapak tasarımı ve rengi ile ahenkli bir sinerji oluşturmuş. “Ne içine kapanmak sorunları çözer hayatta, ne de alıp başını gitmek. Çünkü insan gittiği yere kalbini de götürür. Kalbin her zaman aradığıysa yakınlık’tır.” demiş sözün özü olarak kitabını anlatmak için. Bunu arka kapakta okuyan birçok insanın kendi iç dünyasına dair şeyleri düşüneceğini ve yüreğinin derinliklerinden bir şeyler kopacağını iddia edebilirim. Çünkü her insan mutlaka bir zaman çekip gitmek istemiştir bilmediği bir yere. Ve çoğu zaman da yaptığı gibi haykırmak yerine içine atmış ve kapanmıştır kendi hayatına…<span id="more-1020"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Ulusoy ile tanışmam Zaman Gazetesi’nin Cuma eki aracılığıyla olmuştu. İnsan psikolojisi üzerine harika yazıları vardı. Kendisi İÜ Çapa Tıp Fakültesi’ni bitirmiş bir psikiyatri. Temel çalışma alanı; kognitif ve varoluşçu psikoterapi. Her Cuma okumaya çalıştım Ulusoy’u ve bir gün bu yazara ait olan elimdeki Yakınlık kitabı bana hediye edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta insanın iç dünyasında olup bitenlere bir bilge gözüyle bakabiliyor. Kendini de sorgulamadan edemiyor. Narsistik arzu çağının getirdiklerinden ve götürdüklerinden sıkça bahsediyor. Sorunlar karşısında çözüm yolları sunuyor. Terapi seanslarından örnekler ve olaylarla konuyu somutlaştırıyor. Ve toplumda önyargıyla yaklaşılan ve “sıkıcı, karışık” tasvirinin yapıldığı felsefe ve psikoloji alanlarının akıcı bir şekilde daha kolay anlaşılmasını sağlıyor. İnsanla kâinat arasındaki bağlılığa, kadın-erkek ilişkilerine, çocuklar ile Mutlak Varlık arasındaki ilişkilere derinlemesine ve sıkmadan iniyor. Kendisinin deyimiyle “sonsuzun tanığı olmayı” anlatıyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Kaleminin güçlü olduğunu yaptığı yerinde tasvirler ile olayın akışında hangi kelimeyi ne zaman nerede kullanacağını bilmesinden anlayabilirsiniz. Mesleği gereği de gereken her noktada insanın sorununu yazıyor ve okura “Evet, bende bu durumdayım. Ne yapmalıyım?” dedirtebiliyor. Ve sizi terapiye alıyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Sade ve akıcı bir kitap… Belki son bölümde biraz canınız sıkılabilir. Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem ikinci bölümdeki “Karanlığın İçinde Aydınlığı Bulmak” adlı denemeyi iyi okumalarıdır. Çağımızı çok iyi analiz eden bir deneme. Pazar Sendromu adlı yazıda ilginizi çekecektir. Şüphesiz ki birçok yeni bilgi ile tanışacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi zaman öykü, kimi zaman makale kıvamında denemeler biçiminde kaleme aldığı yazıların hepsi gelip bir noktada buluşuyor; Kalbin O’na Yakınlığı…</p>
<p style="text-align: justify;">Kütüphanenizde bulundurmanızda fayda var.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptan aldığım bazı derkenar notları ile yazıma son veriyorum…</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li> İnsan, kâinatta en ziyade önemsenen varlıktır. Ancak insan, kâinat içindeki bu önemini kendisinden değil, Yaratıcı’nın ona yüklediği varoluşsal işlevden alır.</li>
<li>Rüya görmenin en tehlikeli yanı, insanın o sırada rüyada olduğunun farkında olmamasıdır.</li>
<li>Kahkaha kalbi bozar. Çünkü bir üstünlük duygusunun eseridir. Tebessüm kalbi besler. Çünkü varlıklarla yaratılmışlık açısından eşitlik ilkesinin ifadesidir.</li>
<li>Karanlıkları yok etmek, aynı karanlığın içindeki aydınlıkları bulmaktan geçer.</li>
<li>Narsisizm kültüründe insanlar ilişki yorgunudur. Yutulan her yiyecek bedeni ağırlaştırdığı gibi, yutulan her ilişki, bilgi, her his ve duyguda beden dışındaki varlığı ağırlaştırır.</li>
<li>İlk yaratılan insanın erkek olması, karanlığa da, aydınlığa da ilk muhatap olanın erkek olduğunu ima eder. Erkeğin gözü karanlığa da, aydınlığa da daha aşinadır. Belki de bu yüzden “erkekler kadınlar üzerinde koruyup gözeticidir.” (Kur’an 4:34) Önce yaratılmanın getirdiği bu farklılık, bir üstünlük gibi dursa da, gerçekte bedeli olan bir özelliktir.</li>
<li>Gelenin gitmesi, görünenin kaybolması, verilenin alınması, kalbi yaralar, endişelendir. Elde edilenlerin O’ndan geldiğine teslimiyet gösteren kalp ise kaybolma riskine karşı direnç kazanır, faniliğe meydan okur. O varsa, her şey vardır.</li>
<li>Kazandım demek bu dünya için oldukça büyük bir iddiadır. Kaybettim demek ise, ruhu dipsiz bir uçuruma götüren gereksiz bir umutsuzluktur.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
19 Ekim 2009<br />
Burak &#8211; Trabzon</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html&amp;t=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k+-+http://www.talhadereci.com/1020" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.htmltitle=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html&amp;title=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Mustafa%20Ulusoy%20%26%238211%3B%20Yak%C4%B1nl%C4%B1k&amp;body=%E2%80%9CAnlarsa%20uza%C4%9F%C4%B1m%20yak%C4%B1n%C4%B1md%C4%B1r%20anlamazsa%20yak%C4%B1n%C4%B1m%20uza%C4%9F%C4%B1md%C4%B1r.%E2%80%9D%0D%0A%C4%B0smail%20Fakirullah%E2%80%99%C4%B1n%20bu%20s%C3%B6z%C3%BCyle%20ba%C5%9Flam%C4%B1%C5%9F%20Mustafa%20Ulusoy%20Yak%C4%B1nl%C4%B1k%20adl%C4%B1%20kitab%C4%B1na.%20%20Tima%C5%9F%20Yay%C4%B1nlar%C4%B1%E2%80%99ndan%20%C3%A7%C4%B1kan%20deneme%20t%C3%BCr%C3%BCndeki%20kitap%20kapak%20tasar%C4%B1m%C4%B1%20ve%20rengi%20ile%20ahenkli%20bir%20sinerji%20olu%C5%9Fturmu%C5%9F.%20%E2%80%9CNe%20i%C3%A7in - http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Oral Çalışlar – Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 13:36:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül 1980 darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül günlükleri]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık gazetesi genel yayın yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[başbuğ alparslan türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[doğu perinçek]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul günay]]></category>
		<category><![CDATA[kemal anadol]]></category>
		<category><![CDATA[kenan evren]]></category>
		<category><![CDATA[liderler hapishanesi]]></category>
		<category><![CDATA[msp]]></category>
		<category><![CDATA[necmettin erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[önder sav]]></category>
		<category><![CDATA[oral çalışlar]]></category>
		<category><![CDATA[radikal gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[talha derec]]></category>
		<category><![CDATA[tikp]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar okuyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[“Aziz Türk Milleti,
İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.”
Bu sözleri söyleyerek ihtilalın başlangıcını yapmıştı Başbuğ Türkeş. Bu ortam derken kastettikleri şey Atatürkçülük yerine başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">“Aziz Türk Milleti,</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.”</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sözleri söyleyerek ihtilalın başlangıcını yapmıştı Başbuğ Türkeş. Bu ortam derken kastettikleri şey Atatürkçülük yerine başka sapık ve irticai ideolojik fikirlerin üretilmesiydi güya. Bölünme tehlikesi ile karşı karşıyaydı Türkiye güya. Devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştü güya… Vesaire vesaire… 1980’de durum böyleydi darbeyi yapan kesime göre. Yıl 2009… Şimdiki hükümeti bu şekilde düşünen bazı gruplar var. Bunun içinde silahlı gücü bulunanlar da var siviller de… Değişen bir şey koca 30 yılda.<span id="more-1005"></span></p>
<p style="text-align: justify;">12 Eylül’e bir başka yönden bakan veya tam da içinden bakan bir gözün kitabını okudum. Radikal Gazetesi yazarı Oral Çalışlar’ın Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri adlı kitabı. 12 Eylül sonrası bürokratlar, parti başkanları ve milletvekilleri ile parti üyesi kişiler Ankara Kirazlıdere’deki Dil Okulu’nda hapse mahkûm olurlar. Tanınmış simalar vardır. Şu anki Ergenekon tutuklusu İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek var. O zamanlar TİKP başkanı. Necmettin Erbakan var MSP genel başkanı olarak. Şimdiki Kültür ve Turizm bakanımız Ertuğrul Günay’da hapiste CHP saflarında. Günay’ın o zamanki avukatları CHP’nin kemikleşmiş vekilleri Kemal Anadol ve Önder Sav. Ayrıca bu kitaba Haziran 2008’de önsöz yazmış. MHP’den Yaşar Okuyan var asi bir kimliğinle. Ve sessiz, düşünceli tavırlarıyla Alparslan Türkeş… Ve merhum Bülent Ecevit. O günlerdeki anıları kâğıda tutan o günkü Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni Oral Çalışlar…Gazete olarak hapis süresince TİKP’den yana olduklarını çok net bir şekilde yazmış kitabında.</p>
<p style="text-align: justify;">İşin siyasi boyutunu bir tarafa bırakıp bu ağır top siyasilerin meclis çatısı altında birbirini yerken hapiste aynı çatı altında çaresizlik içinde neler yaptıklarını okuyunca iyiki de tutmuş günlükleri dedim Çalışlar için. İşin insani kısmını okumak siyasi kısmını okumaktan daha iyidir. Kitabı okunası yapan da bu insani durumu yansıtan anekdotlar… İşte birkaç örnek…</p>
<p style="text-align: justify;">Erbakan hapis sırasında günün büyük bir kısmını namaz kılar ve Kur’an okuyarak geçirirmiş. Kapıdan sağ adımını atmadan girmez, kapı boşluğundan geçerken elleriyle önünü ve arkasını kapatarak geçermiş. TİKP’liler bunu merak etmiş ve MSP’lilere sormuşlar bunun nedeni. Ve cevap vermişler; “Kapıda şeytan olabilir ve insanı günaha sokabilecek şeyler yapabilir. O yüzden hoca önlem alıyor.”</p>
<p style="text-align: justify;">Hapse sabahları gazeteler geliyormuş. MSP’lilerin gazetelerini eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk alıyormuş. Yalnız gazeteleri arkadaşlarına vermeden önce tek tek sayfaları karıştırıp tesettür kurallarına uymayan kadınların resimlerini yüzleri ve ayak bilekleri dışındaki tarafları karalayıp ondan sonra verirmiş. MSP’lilerde gönül rahatlığıyla (!) okurlarmış gazetelerini.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman geçtikçe kitaplarda hakikaten günden güne ilginç bilgiler çıkıyor. Şimdi bir şey söyleyeceğim ve birtakım Kemalistler rahatsız olacaklar. Bunların özelliklerini her daim tekrar ediyorum. Bunlar takım tutar gibi her alanda kayıtsız şartsız, körü körüne, sorgulamadan ve doğruları görmeden hayatına devam eden lügatlerinin ve ağızlarının bir numaralı kelimesi Laiklik olan insanlardır. Neyse fazla uzatmayayım. Yıllar önce duyduğum bir bilgiydi bu. Ve bu kitapta da geçmiş… Gençliğe Hitabe bilinenin aksine Atatürk tarafından değil İsmet İnönü tarafından yazılmış. Ecevit hapiste İnönü ile ilgili anılarını anlatırken bunu da es geçmiyor. Şimdi kalkıp birileri benim daha öncelerden de yaptığım gibi “bu söz aslında Atatürk’ün değil şu adamındır” desem beni Atatürk düşmanı ve irticacı yaparlar… Neyse…</p>
<p style="text-align: justify;">Son bir anekdot ile yazımı noktalıyım. CHP’li ve TİKP’liler 1 Mayıs günü üzerlerine en şık kıyafetlerini giyiyorlar ve Emek Bayramı’nı kutlamak için hazırlık yapıyorlar. Bu durumu gören MHP’li Yaşar Okuyan; “ İki gün sonra da bizim bayramımız -3Mayıs Türkçülük Günü- o zaman da böyle kıyafetlerinizi giyip bayramı kutlarız1 dedi. Bu söz üzerine Tuncay Mataracı şu cevabı verir; “Aslanım, 1 Mayıs adam bayramı. Sizinki köpek bayramı. Köpek bayramında giyinmeye ne gerek var?” Evet, ağır bir laftı. Yorumu bana düşmez… Okuyan da bir cevap verememiş…</p>
<p style="text-align: justify;">Hapishanedeki nikâhta komik duruma düşen vekilleri, Ecevit’in her konu hakkındaki ilginç anılarını, hapisteki voleybol ve ping pong turnuvalarındaki liderlerin performanslarını ve kavgalarını… Kısacası 12 Eylül zamanındaki liderlerin ve ilgili şahısların hayatiakışındaki durumlarını bilmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Son bölümlerde biraz sıkılma durumu olsa da kütüphane de bulunması faydalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Talha Dereci<br />
30 Eylül 2009</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html&amp;t=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri+-+http://www.talhadereci.com/1005" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.htmltitle=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html&amp;title=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Oral%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar%20%E2%80%93%20Liderler%20Hapishanesi%2F12%20Eyl%C3%BCl%20G%C3%BCnl%C3%BCkleri&amp;body=%E2%80%9CAziz%20T%C3%BCrk%20Milleti%2C%0D%0A%C4%B0%C5%9Fte%20bu%20ortam%20i%C3%A7inde%20T%C3%BCrk%20Silahl%C4%B1%20Kuvvetleri%2C%20%C4%B0%C3%A7%20Hizmet%20Kanununun%20verdi%C4%9Fi%20T%C3%BCrkiye%20Cumhuriyeti%27ni%20kollama%20ve%20koruma%20g%C3%B6revini%20y%C3%BCce%20T%C3%BCrk%20Milleti%20ad%C4%B1na%20emir%20ve%20komuta%20zinciri%20i%C3%A7inde%20ve%20emirle%20yerine%20getirme%20karar%C4%B1n%C4%B1%20alm%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C3%BClke%20y%C3%B6netimine%20b%C3%BCt%C3%BCn%C3%BCyle%20el%20koy - http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Soner Yalçın &#8211; Siz Kimi Kandırıyorsunuz!</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 21:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık ddergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bay pipo]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz türkler]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[doğu perinçek]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[hrant dink]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[nakibendi]]></category>
		<category><![CDATA[odatv]]></category>
		<category><![CDATA[siz kimi kandırıyorsunuz]]></category>
		<category><![CDATA[soner yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[soyağacı]]></category>
		<category><![CDATA[türk che guevara]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk güldemir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=832</guid>
		<description><![CDATA[Ulusalcı yazar kadrosunun önde gelen isimlerinden Soner Yalçın’ın “Siz Kimi Kandırıyorsunuz!” kitabını büyük bir merakla aldım doğrusu. Yalçın’ın bir şeylere sitemi vardı belli. Ve haykırmak veya kusmak istiyordu içindeki bilgileri. “Yakın tarihin gayri resmi notlarında gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız” yazısını da görünce hiç beklemeden aldım ve okumaya başladım.
Soner Yalçın’ı ilk okumaya başladığımda ya 6.sınıfta ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ulusalcı yazar kadrosunun önde gelen isimlerinden Soner Yalçın’ın “Siz Kimi Kandırıyorsunuz!” kitabını büyük bir merakla aldım doğrusu. Yalçın’ın bir şeylere sitemi vardı belli. Ve haykırmak veya kusmak istiyordu içindeki bilgileri. “Yakın tarihin gayri resmi notlarında gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız” yazısını da görünce hiç beklemeden aldım ve okumaya başladım.</p>
<p style="text-align: justify;">Soner Yalçın’ı ilk okumaya başladığımda ya 6.sınıfta ya da 7.sınıftaydım. Bay Pipo kitabıydı elimdeki. Kitap epey eskiydi. İlk basımı 1999 du. O zamanlar siyasete hiç mi hiç ilgisi olmayan ben ilk 15-20. Sayfadan sonra sıkıldım ve bıraktım. Şunu söyleyebilirim Soner Yalçın kitaplarını okumak büyük dikkat ve sabır gerektiriyor. Bu kitabı okuduktan sonra buna kesin karar verdim. Birçok inceleme-araştırma kitabı okudum ama Soner Yalçın’ı bu konuda sevemedim. Neden mi? <span id="more-832"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı okurken sanırsınız ki yazar nüfus müdürü. Birkaç hareket ile herkesin soy ağacına ulaşabiliyor. Yazıda konuyla pek alakası olmayan bir kişinin dahi ismi geçsin hemen onun soy ağacını çıkarıp halası böyle amcası şöyle vs. Ve sonunda o kişinin akrabalarından biri mutlaka şeyh çıkıyor, cami imamı çıkıyor falan. Buradan hareketle bu adam ve soyu hareketleri ile laikliğe aykırı şeyler yapıyor veya yapmaya meyilli görüşünü çıkartabiliyor. Veya şu okuldan mezun olunca sabetaycı bu okuldan mezun olunca cemaatçi damgasını vuruyor hemen. Bir araştırmacı bu şekilde mi olmalıdır? Veya bir araştırmacı yazar önyargısız yazı yazması gerekmez mi? Taraf tutulabilir ve bu şekilde yazılabilir ama inceleme-araştırma türü kitaplarda bu konuda hassasiyet gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın içerisinde yok yok! AK Partili milletvekili eşlerinin türbanından, okul yıllarından, Nakşibendi tarikatından, İran’dan girip Türk Che Guevara’larından çıkmış. Çok samimi bir şekilde söyleyebilirim ki elde tutulur somut bir şey yok. Sade ve sadece şüphelerden yola çıkarak kendi tahminlerince “karşı mahalleyi” kirletmek adına yazılmış şeyler… Zaten her zaman yapılan şeyler de bu değil mi? Mesela Bülent Ecevit’in anneannesinin teyzesi Şeyh Ziyaüddin Efendi denilen bir adamla evlenmişte o adam da Gümüşhanevi Dergâhı’nın kurucusu Ahmet Ziyaüddin’in uzaktan akrabasıymış. Gümüşhanevi Dergâhı Nakşibendi tarikatının bir kolu. Buradan yola çıkarak Ecevit bir Nakşibendi tarikatı mensubu oluyor! Komik… Sen kimi kandırmaya çalışıyorsun Soner Efendi! İnanın bu kitaptaki her oldu bu şekilde cıcığının cıcığı çıkarılıp bir yerden tutturup damga yapıştırılıyor. Onun yaptığı gibi hemen bir şey söyleyeyim. Soner Yalçın’ın dedesi Beşiktaş Mevlevi Tekkesi’nden Zeynel Abidin adında birinin kızıyla evlenmişti. O zaman Soner Yalçın Mevlevi tarikatına mensup!</p>
<p style="text-align: justify;">Üslubundan olsa gerek sık sık “Neyse bunu geçelim!” lafını kullanıyor Soner Yalçın. En önemli noktalarda tam yaptığı onca araştırma ve tahmini fikirlerden sonra sıkıştığında veya cümlenin sonu gelmediğinde “Neyse bunu geçelim!” diyor ve devam ediyor. Okuyanlar bana hak verecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kafa karıştırmak da çok iyi Soner Yalçın… Bir yazar okuyucusunu elbette sorguya itmeli, soru sordurmalı, şüphe duydurmalı ama Yalçın’ın yaptığı düpedüz kafa karıştırmak. Soner Yalçın’ı kısa kısa kelimelerle ifade etmek gerekirse; kuşkuculuk, her işin altında olumsuzluk arama, herkesi düşman görme, sürekli bir tehtid algılaması, komplo teorileri… Kitap baştan aşağı bu şekilde… İnternette kitap satan bir sürü site var. Girin bir tanesine yorumları okuyun. Kitapyurdu.com idealdir çünkü farklı seslerden yüzlerce yorum vardır. Soner Yalçın’ı seven ve kitaplarını da severek okuyan çoğu kişi aynı ortak paydada buluşuyor; tarafsızlık ve sıkılma derecesindeki ayrıntı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aydınlık dergisindeki Doğu Perinçek ile ilişkileri de çok karanlık ve şaşırtıcı. Bunların ayrıntısına girmeyelim. Aydınlık’ın, 1987 ile 1995 yılları arasındaki eski çalışanı Soner Yalçın hakkında bir general; Soner Yalçın, Aydınlık gazetesinden ayrıldıktan uzun bir zaman sonra şunları söylemişti: ‘Biz, Yüzbaşı Cem Ersever’i Aydınlık’a hayatını kurtarması için gönderdik. Ancak Aydınlık önemli bir hata yaparak, Yüzbaşı Cem Ersever’le görüşme işine Soner Yalçın’ı da kattı. Bu yanlış, Cem Ersever’in hayatına mal oldu.” Neyse geçelim…</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın hiç mi iyi yanı yok? Boyutu ve kapak tasarımı güzel. Doğan Kitap’ın vermiş olduğu entelektüel bir hava var. Orijinal alanlar için iyi (!) fiyatı var. Tanıtım için güzel sloganları var. Hrant Dink ve Ufuk Güldemir’e ithaf edilmiş olma özelliği var. Okuyanlar ve elinde bulunduranlara “adam ciddi şeyler okuyor” yorumunu söylettiren bir hava var. Daha ne olsun?!</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak… Tarihin gerçekleri mi, tarihçiyi bir yargıya ulaştırır yoksa tarihçi mi önyargılarına uygun bir tarih ortaya çıkarır? Cevabınız ikinci şık ise bu kitabı mutlaka okumalısınız!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;"><strong>Talha Dereci<br />
27.08.2009<br />
ANKARA</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Not :</strong> Yazıda kısaca bahsettiğim Soner Yalçın &#8211; Perinçek ilişkileri ve Aydınlık Dergisi anıları hakkında elimde ilginç ve kapsamlı bir dosya var. Bu dosyayı incelemek için <a href="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/08/Bilinmeyen-Yönleriyle-Soner-Yalçın.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>!</p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html&amp;t=Derkenar+:+Soner+Yal%C3%A7%C4%B1n+%26%238211%3B+Siz+Kimi+Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Soner+Yal%C3%A7%C4%B1n+%26%238211%3B+Siz+Kimi+Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21+-+http://www.talhadereci.com/832" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.htmltitle=Derkenar+:+Soner+Yal%C3%A7%C4%B1n+%26%238211%3B+Siz+Kimi+Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html&amp;title=Derkenar+:+Soner+Yal%C3%A7%C4%B1n+%26%238211%3B+Siz+Kimi+Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Soner%20Yal%C3%A7%C4%B1n%20%26%238211%3B%20Siz%20Kimi%20Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21&amp;body=Ulusalc%C4%B1%20yazar%20kadrosunun%20%C3%B6nde%20gelen%20isimlerinden%20Soner%20Yal%C3%A7%C4%B1n%E2%80%99%C4%B1n%20%E2%80%9CSiz%20Kimi%20Kand%C4%B1r%C4%B1yorsunuz%21%E2%80%9D%20kitab%C4%B1n%C4%B1%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20merakla%20ald%C4%B1m%20do%C4%9Frusu.%20Yal%C3%A7%C4%B1n%E2%80%99%C4%B1n%20bir%20%C5%9Feylere%20sitemi%20vard%C4%B1%20belli.%20Ve%20hayk%C4%B1rmak%20veya%20kusmak%20istiyordu%20i%C3%A7indeki%20bilgileri.%20%E2%80%9CYak%C4%B1n%20tarihin%20gayri%20resmi%20notlar%C4%B1n - http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-soner-yalcin-siz-kimi-kandiriyorsunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Mustafa Armağan &#8211; Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 17:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[altı çizili satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk vecizeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[derkenar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa armağan]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının mahrem tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=792</guid>
		<description><![CDATA[“İkincilik istatistiklere bir kayıttır. Tarih ise şampiyonları alkışlar!” demiş bir Carl Lewis. Kitaplarda hep bir şampiyonun öyküsünü okuduk yıllarca. Basitleşsin diye kuruluş, yükseliş, duraklama, yıkılma, dağılma diye ayırdık 700 yıllık geçmişi olan atalarımız Osmanlı İmparatorluğunu… Hep aynı tabirler, klişeler… Üniversite hayatında da o alanı okumuyorsan pek fazla bilgi alamıyorsun tarih konusunda veya Osmanlı hakkında… Rusların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">“İkincilik istatistiklere bir kayıttır. Tarih ise şampiyonları alkışlar!” demiş bir Carl Lewis. Kitaplarda hep bir şampiyonun öyküsünü okuduk yıllarca. Basitleşsin diye kuruluş, yükseliş, duraklama, yıkılma, dağılma diye ayırdık 700 yıllık geçmişi olan atalarımız Osmanlı İmparatorluğunu… Hep aynı tabirler, klişeler… Üniversite hayatında da o alanı okumuyorsan pek fazla bilgi alamıyorsun tarih konusunda veya Osmanlı hakkında… Rusların sıcak denize inmesi, kapitülasyonlar, savaşlar, denge durumları vs. Teorik bilgiler verildi ve zaman kaybı bahanesini kullanarak bizlere hiç Osmanlı Padişahlarından bahsetmediler. İşte bu noktada “isabetli bir kitap” dediğim Mustafa Armağan’ın Osmanlı’nın Mahrem Tarihi Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları adlı kitabını okudum. Zevk aldım, ilginç bilgiler edindim kimi zamanda şaşırdım…<span id="more-792"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Piyasada birçok tarihçi var. Hepsini ayrı ayrı tanımıyorum. Zaten tarihe de o kadar meraklı biri değilim. Ama ara sıra bu tür kitaplar okuyarak bu alanda da kendimi doldurmuş oluyorum. Medyadan tanıdığım tarihçiler; İlber Ortaylı, sözüm ona Murat Bardakçı ve Mustafa Armağan. İlber Ortaylı’yı her kesimden kişi mutlaka bir şekilde duyup, okuma veya izleme fırsatı olmuştur. Her kesimden diyorum, nitekim hayatımızda her şeyin bir tarafı veya taraftarı olduğu için günümüzdeki bu popüler tarihçiler sırf çıktıkları TV kanallarına göre “bu adam tam bir solcu, bu koyu dinci vs” yaftasını üzerlerinde buluyorlar. Bu kanıya göre İlber Ortaylı “solcu”. Mustafa Armağan “sağcı” bir tarihçi… Yine tekrar edeyim bu gözlem Türk halkı tarafından verilmiş ve dayanakları sadece TV kanalı veya gazetelerdir… Murat Bardakçı’yı şahsen tarihçi olarak görmüyorum ki önceden kendisinden tarihçi olarak bahsederken, televizyonda ve kitabında yaptığı onlarca yanlışı ve çelişkileri Ortaylı ve Armağan söyledikten sonra kendisini “gazeteci” olarak tanıtmaya başladı…</p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Armağan’ın gazetedeki yazıları ve değindiği noktalar her zaman ilgimi çekti ve okudum. Bu yazardan kapabileceğiniz en büyük artı; “doğru bildiğimiz yanlışları” öğrenmektir…</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaba gelince… 37 adet Osmanlı padişahının bilmediğimiz, kitaplarda fazla yazmayan özellikler anlatılıyor. İlk başları sıkıcı diyebilirim. İlk 10-15 padişahın kişisel özellikleri ve yaşam tarzı aynı olduğundan dolayı. Hızlı okunabilen bir kitap… Gereksiz ayrıntıya girilmemiş, can alıcı ve diğerlerinden farklı noktalar sade bir dille anlatılmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önceden Mustafa Armağan’ın Timaş Yayınları’ndan çıkan kitaplarından herhangi birisini okuduysanız sayfalar arasında “Teneffüs” başlıklı kısa kısa anekdotlardan bahsettiğini görmüşsünüzdür. Sadece bu anekdotlar bile insana çok şey katabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesela bir anekdottan öğrendiğimiz şey Atatürk’e ait bilinen “Köylü milletin efendisidir.” sözü Kanuni Sultan Süleyman’a aittir. Kanuni bir gün mahremiyle görüşürken onlara “Velinimet-i âlem ( dünyanın efendisi ) kimdir?” diye sormuş. Onlarda tereddütsüz “padişah efendimizdir” demişler. Kanuni bunun üzerine; “Hayır, dünyanın efendisi reâyadır ( köylü ) ki ziraat ve haraset emrinde huzur ve rahatı terk ile ihtisab ettikleri nimetle bizleri it’ham ederler.” Yani, tarım ve çiftçilik işlerinde huzur ve rahatlarını bırakıp elde ettikleri ürünlerle bizi doyururlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Buraya bir önemli bir dipnot düşmek isterim. Şu bir gerçektir ki; Atatürk&#8217;ün her alanda bir çok anlamlı vecizeleri vardır. Ama bazı sözleri vardır ki kendisi söylememiştir ama o cümlenin altında imzası vardır. Mesela; &#8220;Vatan mevzubahis ise gerisi teferruattır” sözü&#8230; Bu söz Atatürk&#8217;ün değil. Bunu bu kadar emin söylememdeki tek kaynak Utkan Kocatürk. Kaynağı sağlam biri. Atatürk çalışmaları ile tanınmış bir uzman Profesör Utkan Kocatürk. Kendisi aynı zamanda Atatürk Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı. Kocatürk; &#8220;Bu bir Atatürk vecizesi değildir ama Atatürk’çe bir sözdür. Tıpkı, &#8220;İstikbal göklerdedir&#8221; sözü gibi. Bunlar Atatürk’ün söylev ve demeçlerinde yok. Ama millet tarafından Atatürk’e yakıştırıldığı, Atatürk gibi bir yaklaşım sergilediği için ona mal ediliyor. Millet diyor ki; ‘Bu sözü söylese söylese Atatürk söyler&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Ne güzel bir yaklaşım, ne kadar ince bir bakış..!</p>
<p style="text-align: justify;">Satırları okurken kimi zaman “seni de padişah yaptılar ya!” da diyebiliyorsunuz “helal olsun!” da… II.Abdulhamid üzerinde diğer padişahlara nazaran daha fazla ve ayrıntılı durulmuş. Bir dipnot: Abdulhamid’i anlamak için Mustafa Armağan’ın “Abdulhamid’in Kurtlarla Dansı” kitabını okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımın başında da belirttiğim gibi bu yazarı okurken doğru bildiğimiz yanlışlar ile karşılaşırız. Mesela bazı yazarlara göre II.Selim Kıbrıs’ı kaliteli saraplık üzümlerden dolayı fethettiğini söyler. Ne kadar mantıksız… Ticaret yoluyla Kıbrıs’tan üzüm getirilemez miydi? O zamanlar II.Selim az biraz içiyordu. Bu yorum ona dayanıyor. Selimiye Camii’ni açtıktan sonra içkiyi bıraktı…</p>
<p style="text-align: justify;">Sözü uzatmayayım. Bu kitap görünen tarihin görünmeyen yüzünü aralayan ufuk açıcı bir çalışma. Zevkli uslubu ve yüzlerce kaynaklardan süzülmüş bilgilerle okunulası bir eser… Tavsiyemdir…</p>
<p style="text-align: justify;">İşte derkenar notları…</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Osman Gazi ayakta dururken, elleri dizlerini geçerdi. Bu tariften ya bacaklarının kısa veya ellerinin normalden uzun olduğunu öğreniyoruz ki; bu vücut tipi Halife Abdülmecid’e kadar 600 küsür yıl boyunca yaşamış görünüyor.</li>
<li>Eski bir Türk kabile adeti vardır; Hıdrellez günü aşiret reisinin evi yağmaya açılırdı. Bey ile hanımı yanlarına hiçbir şey almadan evlerinden çıkarlar ve arkalarından aşiret mensupları hücum edip evi yağmalarlardı. Buna “Bey evinin açılması” denirdi. Osman Gazi yılda bir gün bunu yapardı…</li>
<li>Osmanlı hanedanı erkek üyelerinden, yani şehzadelerden tek hacca giden Cem Sultan olmuştur.</li>
<li>II.Bayezid Beyazıt Camii’ni açarken “Caminin açılışını ömründe ikindi namazının sünnetini hiç terk etmemiş kim varsa o yapsın” diye ilan etmiş, kimse ortaya çıkmayınca kendisinin çocukluğundan beri bu sünneti terk etmediğini söyleyerek anahtarı çevirmiştir.</li>
<li>Topkapı Sarayı’nda bulunan ve sol kulağında incili bir küpe görünen resim genellikle Yavuz Sultan Selim’e atfedilirse de ona ait değildir. Kulağında küpe, hele bu resimdeki gibi incili bir küpe taşıdığı söylenemezse de, bazı yerlerde “mengûş” yani bakır bir halka taktığı rivayeti geçmektedir.</li>
<li>Osmanlı padişahları içerisinde çok okumaktan dolayı gözlerinin bozulduğunu ve bu yüzden mercek kullandığını bildiğimiz ilk padişah Yavuz Sultan Selim’dir. Geceleri 3-4 saat uykuyla yetinirdi.</li>
<li>Kanuni’nin adı, Kur’an-ı Kerim’den tefe’ül edilmek, yani rastgele bir sayfa açıp parmağın bir kelimenin üzerine konulması suretiyle Süleyman konulmuştur.</li>
<li>Kanuni’nin Divanında tam 2779 gazel bulunmaktadır. Divan şairleri arasında en fazla gazel yazmış olan Zâtî’nin bile ulaşmış olduğu gazel sayısı 1825’tir. Kanuni böylece Divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.</li>
<li>III. Murad’ın ağzından “Hayır” sözcüğü çok nadiren çıkmıştır. Bu da onun karakterini gösteren önemli bir ipucudur.</li>
<li>III. Murad’ın 7 yıl kadar faaliyette kalan Rasathane’nin 1580’de yıktırılmasının, bazılarının iddia ettikleri gibi Osmanlı’da bağnazlığın yükselmesiyle bir alakası yoktur. Zamanın Şeyhülislamı Ahmed Şemseddin Efendi’nin rasathanenin yıkılmasını istemesinin sebebi, orada bilimsel gözlemler yapılması değil, tam tersine hurafe ve batıl inançlara fazla prim vermiş olmasıdır. Zira o dönemlerde rasathanelerin aynı zamanda uğurlu saatleri bulma, yıldızların konumlarında dünyevi olaylar hakkında sonuçlar çıkarma, kehanet vs. gibi bugün de bilim dışı görünen etkinlikleri ciddiye aldıklarını bilmemiz gerekir.</li>
<li>Yılın yedi mübarek gecesi olan Regaip, Mevlid, Miraç, Kadir, Ramazan ve Kurban bayramları ile Berat gecelerinde camilerden kandil yakılması uygulaması III. Murad’ın emriyle başlamıştır.</li>
<li>Beş vakit namazını cemaatle kılmaya özen göstermiş olan Sultan III. Mehmed inançlı ve Peygamber Efendimiz’e gayet saygılı olup Efendimiz’in her ismi zikredildiğinde ayağa kalkmayı adet edinmişti.</li>
<li>I.Mustafa iki defa tahta çıktığı halde annesinin adı bilinmeyen tek Osmanlı Padişahıdır.</li>
<li>I.Mustafa kadınları asla yanına yakınlaştırmamıştır. Bu yüzden haremdeki onca cariye bekar yaşamış ve bekar olarak ölmüştür.</li>
<li>IV.Mehmed ata fazla binmekten boyu biraz öne doğru eğiktir.</li>
<li>III.Ahmed Üsküdar’daki Fatma Sultan Sarayı’na giderek Marmara Denizi’ne bakan bir pencerenin önüne oturup kadınlarla birlikte nakış ve gergef işlediği rivayet edilir.</li>
<li>III.Osman kıskançlığa varacak derecede bir kitap tutkunudur. Öyle ki, selefi olan I.Mahmud’un kütüphanesindeki kitaplarda üzerinden onun mührünün üzerini kağıtla kapatıp kendi mührünü bastırırdı.</li>
<li>III.Mustafa talihe fazlasıyla inanırdı. Bu yüzden vezirlerini yıldızı yüksek olduğuna inandıkları arasından seçerdi.</li>
<li>Ramazanlarda iftar ve sahurlarda top atarak bildirme geleneğini III.Mustafa’ya borçluyuz.</li>
<li>II.Abdulhamid silah kullanmakta pek mahirdi. Nişan alarak duvarlara ismini yazar, havaya attığı madalyaları ortasından delerdi.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;">Talha Dereci<br />
29 Temmuz 2009<br />
ANKARA</span></strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html&amp;t=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/792" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.htmltitle=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html&amp;title=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Mustafa%20Arma%C4%9Fan%20%26%238211%3B%20Bilinmeyen%20Y%C3%B6nleriyle%20Osmanl%C4%B1%20Padi%C5%9Fahlar%C4%B1&amp;body=%E2%80%9C%C4%B0kincilik%20istatistiklere%20bir%20kay%C4%B1tt%C4%B1r.%20Tarih%20ise%20%C5%9Fampiyonlar%C4%B1%20alk%C4%B1%C5%9Flar%21%E2%80%9D%20demi%C5%9F%20bir%20Carl%20Lewis.%20Kitaplarda%20hep%20bir%20%C5%9Fampiyonun%20%C3%B6yk%C3%BCs%C3%BCn%C3%BC%20okuduk%20y%C4%B1llarca.%20Basitle%C5%9Fsin%20diye%20kurulu%C5%9F%2C%20y%C3%BCkseli%C5%9F%2C%20duraklama%2C%20y%C4%B1k%C4%B1lma%2C%20da%C4%9F%C4%B1lma%20diye%20ay%C4%B1rd%C4%B1k%20700%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20ge%C3%A7mi%C5%9Fi%20olan%20atalar%C4%B1m%C4%B1z%20Os - http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Elif Şafak &#8211; Aşk</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 17:02:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak aşk kitabının analizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Aslında çok geç oldu bu kitabı okumak benim için. Bir kitap herkesin elinde varsa nedense o kitabı okumak istemiyorum. Anlamını yitirdi artık diyorum kendimce. Bir kitap meşhur olmaya görsün herkesin elinde dolaşır.
Bu kitap çıktığı ilk zamanlar yukarıda bahsettiğim şeyden dolayı almadım. Ama okuyanları gördüm. Harika diyenlerde vardı, beğenmeyen sıkıcı diyenlerde… Bir akşam Trabzon’un meşhur sokağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aslında çok geç oldu bu kitabı okumak benim için. Bir kitap herkesin elinde varsa nedense o kitabı okumak istemiyorum. Anlamını yitirdi artık diyorum kendimce. Bir kitap meşhur olmaya görsün herkesin elinde dolaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitap çıktığı ilk zamanlar yukarıda bahsettiğim şeyden dolayı almadım. Ama okuyanları gördüm. Harika diyenlerde vardı, beğenmeyen sıkıcı diyenlerde… Bir akşam Trabzon’un meşhur sokağı Uzun Sokak’ta yürürken dükkanını kapatmak üzere olan kitapçının dışarıya çıkarmış olduğu kitap rafına baktım. Pembe renk ile zaten kendini belli ediyordu. Adam “kesinlikle tavsiye ederim” dedikten sonra aldım. Ve o akşamı okumaya başladım… <span id="more-583"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Elif Şafak’ın daha önceden Med-Cezir Yazıları adlı deneme kitabını okumuştum. Araf kitabını okumaya başlamıştım ki sağolsun annem kitabın içeriğini ve sonunu anlattıktan sonra hevesim kalmadı. Kitabı aldığım tarih final zamanlarına denk gelmesine rağmen yine de aralıklarla okudum.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıcı ve sade bir dili olduğu kesin Elif Şafak’ın. Zaten Zaman Gazetesi’ndeki yazılarını da sıklıkla olmasa da takip ederdim. Başladım ve bir an önce bitirmek istedim. Kitaptaki 40 Kural’ın her birini merakla bekledim. Uzun zamandır roman okumuyordum. Önceleri roman okurken bir zaman sonra romanların bana bir faydası olmadığını anladığım anda bırakmıştım roman okumayı. Aynı şekilde kişisel gelişim kitapları da öyle… Bu yüzden de okumak geç oldu Aşk’ı. Sanırım okuduğum son roman 2 yıl önce Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabıydı. Onunda yakın zamanda filmi çıktı. Haliyle Aşk’ı okuyunca insan daha bir merak ediyor Mevlana’yı… Bilmeyenler varsa söyleyeyim Mevlana’nın da hayatı film oluyor. Bakalım o filmde Aşk’ın satırlarını ne kadar göreceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde gazetede bu kitabı kül renginde gördüm. Neymiş efendim erkeklere pek yakışan bir renk değilmiş, kalabalık ortamlarda okurlarken tuhaf oluyorlarmış, herkes onlara bakıyorlarmış vs vs… Ve bu sebeplerden dolayı yeni basımlarda bu kitap pembe yerine kül renginde. Türkiye burası… Ne demeli ki…</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Kütüphanenizde bulunması gereken kitaplardan biridir bence. Ve son olarak kitaptan altını çizdiğim satırlar…</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Başkalarının kirli işlerini yaparım. Benim gibilerine de lüzum var şu hayatta. Allahüteala bile mukaddes nizamını kurarken, can alma işinde Azrail’i kendine tayin etmemiş mi? Böylece insanlar her ne felaket gelirse başlarına Azrail’den bilmişler. Ecel meleği lanetlenmiş, ondan çekinmişler. Bu sayede O’nun ismine zeval gelmemiş. Diyebilirsiniz ki; adil midir, reva mıdır bu Azrail’e? Ama zaten bu dünya pek de öyle adaletli sayılmaz, öyle değil mi?</li>
<li>Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri mânâdır. Sonraki bâtınî mânâ. Üçüncü bâtınînin bâtınîsidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.</li>
<li>Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Hâlbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: “Bırak kendini, ko gitsin!”</li>
<li>Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Hâlbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!</li>
<li>Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.</li>
<li>Şeriat der ki; “Seninki senin, benimki benim.” Tarikat der ki; “Seninki senin, benimki de senin.” Marifet der ki; “Ne benimki var ne seninki.” Hakikat der ki; “Ne sen varsın, ne ben.”</li>
<li>Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hâkimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. Bunu anlatır Yirmi Dokuzunca Kural.</li>
<li>Aşk bir milâd demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!</li>
<li>Aşık oldukları adamı sevgileri aracılığıyla değiştirebileceklerini zannetmek biz kadınlara özgü kadim bir gafletmiş meğer.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
14.07.2009</span></strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html&amp;t=Derkenar+:+Elif+%C5%9Eafak+%26%238211%3B+A%C5%9Fk" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Elif+%C5%9Eafak+%26%238211%3B+A%C5%9Fk+-+http://www.talhadereci.com/583" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.htmltitle=Derkenar+:+Elif+%C5%9Eafak+%26%238211%3B+A%C5%9Fk" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html&amp;title=Derkenar+:+Elif+%C5%9Eafak+%26%238211%3B+A%C5%9Fk" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Elif%20%C5%9Eafak%20%26%238211%3B%20A%C5%9Fk&amp;body=Asl%C4%B1nda%20%C3%A7ok%20ge%C3%A7%20oldu%20bu%20kitab%C4%B1%20okumak%20benim%20i%C3%A7in.%20Bir%20kitap%20herkesin%20elinde%20varsa%20nedense%20o%20kitab%C4%B1%20okumak%20istemiyorum.%20Anlam%C4%B1n%C4%B1%20yitirdi%20art%C4%B1k%20diyorum%20kendimce.%20Bir%20kitap%20me%C5%9Fhur%20olmaya%20g%C3%B6rs%C3%BCn%20herkesin%20elinde%20dola%C5%9F%C4%B1r.%0D%0ABu%20kitap%20%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ilk%20zamanlar%20yukar%C4%B1da%20bahsetti%C4%9Fim%20%C5%9Feyden%20dol - http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-elif-safak-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
