Gençlik ve siyaset… Hiç şüphe yok ki çoğu defa tartışıldı bu konu. Birileri ekran karşısına “işin uzmanı” diye çıktı, sabaha kadar konuştu “gençler önemlidir” diye fakat konuşma hakkını asla karşısındaki mikrofon bekleyen gençlere vermedi… Bir diğeri; “gençler siyasetin can damarıdır önü açılmalıdır” dedi ama kendi yaşını unuttu ve yıllardır “koltuk sevdası”nda olduğunu… Bir diğeri bunlara bile gerek duymadan “sen dur bakalım senin yaşın küçük” diye susturdu… Ve işte gelinen nokta…
Bu ülke Evrenlerle, Ecevitler ile Demireller ile Erbakanlarla, İnönülerle, Baykallarla, Çillerler ile ne dönemler atlattı onu elbet yaşayanlar bilir… Biz (zamane gençliği) okuyarak, araştırarak bu durumu anlayabiliriz. Ve anlaşılması da çok zor olmayan şu karara çoğumuz imzasını atabilir; “Artık bu ülke koltuk sevdası, kemikleşmiş siyasetçilerden bıktı usandı. Bayrak geleceğin mimarları gençlere bırakılmalı.” devamını oku »






Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse de; bu yasak yüzünden mağdur olanlar olduğu sürece bu konu ne unutulacaktır ne de unutturulacaktır.
Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki Sol’un dünyadan apayrı bir konumda olduğunu görürüz…
Acaba her ülkede Türkiye’deki gibi bu kadar sık gündem değişir mi diye düşündüm bir an. Cevap veremesem de kendime, bu durumun bizim ülke için bir “kader” olduğu kanısına vardım. Ve bu kaderi değiştirmenin çok zor olduğu kanısına bir kez daha varmış oldum. O kadar çok şey olup bitiyor ki ülkede bir gecelik uykumuzda nelere uyanıyoruz… Ve öyle bir hâl almış ki yaşantımız, birkaç deli ortaya bir şey atıyor, tabir-i caizse 70 milyon bunu konuşuyor. Sürüye uyma psikolojisini o kadar iyi yansıtıyoruz ki aynı şeyleri aynı zamanda konuşuyor, aynı tartışmalara onlarca kanalda tartışıp yüzlerce yere yazıyoruz. Ve bu tartışmalar ile bir yere varamayınca veya kafa dank(!) edince ortaya konu atanlar yeni bir gündem oluşturuyor ve kaldığın yerden devam et… Vatanı kurtarmaya devam!
Günden güne can sıkmaya başlayan, kimi zaman milliyetçilik duygularımı faşizanlığa çevirircesine sinirlerimi bozan, gündemi sürekli meşgul eden meşhur kürt açılımı veya hükümetin deyimiyle demokratik açılım…
