RSS Feed
Eki 2

Cesurca Gidebilmek ve Kalmanın Anlamı

2 Ekim Cuma 2009 | Denemelerim

Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…

Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… En can alıcı sorudan başlayalım; “Mutlu muyuz?”

Bakma öyle kolay yazıldığına ve bakma ağızdan birkaç hareketle çıktığına. Bir bilsen ne ıstıraplar var bu sorunun altında ve ne acılar… Sıkıntıya gebe bir ömür var belki de bu sorunun altında. Yine soruyorum; “Mutlu muyuz?”

Kandırmayalım birbirimizi a kadın! Bak gözlerime… İlk kez “seni seviyorum” dediğin günkü gibi bak bana. Ve içimi acıtsa da söyle bana… “Mutlu değilim…” Çevirme yüzünü be! Bırak da son bir kez bakayım o yüzüne. Dar vakitlere ömür sığdırdığımız ama hiçbir şekilde “biz” olamadığımız anların hatırına bırak da son bir kez bakayım… Günahı bana sevabı sana… Ve bir daha söyle bana mutlu muyuz? “Hayır…”

Yine titremeye başladın. Bakma bu kadar soğukkanlı olduğuma. Ve bakma bu kadar normal karşılıyormuş gibi durduğuma. İçimde ne fırtınalar kopuyor bir bilsen… Ne duvarlar yıkıyorum, ne yangınlar yakıyorum, ne fırtınalar estiriyorum… Ne çok isterdim bilir misin o titrek elleri tutabilmeyi… Ve bir an olsun her şeyi unutabilmeyi… Geçmişi ve bugünü… Elini tutup titremesini dindirebilmeyi… Dindiremezsem beraber titremeyi…

Ve soruyorum yine sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”

Suçluymuşsun gibi yerdeki mermerin desenlerini inceleme. Kaldır başını ve söyle. Cesaretini topla… Tıpkı ilk busedeki gibi… Hatırlar mısın o anı? Cesaretinin günaha ağır bastığı anı hatırlar mısın? O cesaretle bir aşka hayat verdiğini bilir misin? Bir aşkı yeni baştan yarattığını bilir misin? İşte o cesaretle ver bana cevabını. Soruyorum sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”

“Hayır!” dedin demi… Fevri mi davranıyorsun acaba? Ona da mı “hayır”… Yine her zamanki ciddiyetindesin yani… Ne olur sanki hayır deyip de baksan yüzüme ve kalksan sarılsan… Zor mu bu kadar? Bir kalbi deşmektense bir ömrü kurtarabilmek bu kadar elindeyken zor mu yani? Nerede o güven? Hangi kavgada yitirdik? Hangi defterin satır aralarına hapsettik onu? Hangi bankta unuttuk onu? Hangi sigara külüyle uçup gitti bizden? Tamam sormuyorum… Sordukça ve sorguladıkça ya batıyorum… Ya da battığım yerden yerin dibine giriyorum. Belki de kat be kat yükseliyorum ama ne fayda… Yitirilen güvenken konum yükselse ne fayda… Bir daha söyle bana birbirimize güveniyor muyuz? “Hayır…”

Gözyaşların bir an asabiyete büründüğünde “Ben bu insanı tanıyor muyum?” dedim kendi kendime… Sahi tanıyor muydum seni? Kimdin? Nelerden hoşlanırdın? Benden önce neydin benden sonra ne oldun? Bir “hiç” miydin çoğu zaman benim gibi. Yoksa “her şey” miydin mutlu anlarımda olduğum gibi? Neden çıkmıştın karşıma? Kaderim miydin? Bu kadar zor muydu benim kaderim. Hani kendimiz yazıyorduk kaderimizi? Hani insanın elindeydi mutluluğu da huzuru da? Neden her defasında zor olanı seçtim. Bunun sebebi ben miydim? İçimde zoru ve acıyı seven biri mi vardı? Yoksa seni seven mi? Sen acı mıydın?

Ve soruyorum yine sana ve bu son soruşum olacak… Tıpkı sana verdiğim son söz gibi. Sana dair alacağım son karar. Belki son hakaretim, belki son bağırışım… Belki son “seni seviyorum”um… Kim bilir belki son nefesim… Soruyorum sana; “Beni seviyor musun?”

Deme bana şu klişe lafı… “Sevmek her şeyi çözmüyor” deme… “Aşk karın doyurmaz” deme Türk filmlerindeki gibi… Kafa yapılarımız aynı değil derken “Ayrı dünyaların insanlarıyız”ı kastediyorsun ama unutma “aynı dünyaya bakıyoruz”… Sevmek yetmiyor deme… Fedakârlık gerekiyor, uygulamaya geçmek lazım, seviyeyi korumak lazım, zamanında gerekenleri yapmak lazım deme bana… Seven zaten bunları yapar. Diyebiliyor musun eskisi gibi “Seni seviyorum” diye… Var mı cesaretin buna. Kalbin daha fazla dayanabilir mi sevgiye… Kalbin daha fazla dayanabilir mi acıya… “Sevgi acı değildir” deme bana… Ya en baştan beri çok iyi beceriyoruz bu sevgiyi… Ya da acıya dayanabilecek kuvvetimiz varmış… Şimdi soruyorum sana ; “Seviyor musun beni?”

“Hayır!”…

Demek artık karar verdin ve “git” dememi bekliyorsun. Yoksa bu bir bahane mi? Git demekle gitmek bu kadar kolay mı? Bir anda her şeye veda etmek… Varlığını inkâr etsek de yılları boşa saymak? “Evet, çok kolay” deme bana… Yapma Allah aşkına… Sen misin karşımdaki? Kim konuşturuyor seni a kadın? Aklın mı, kalbin mi? Demek “zaten mutlu bir aşkımız da yok” diyorsun… Daha neler verebilirdik ki bu aşka? Daha neler vermeliydik ki “mutlu bir aşk olmalı”ydı? Canı toprağa mı gömmeli?

Mutlu değilsek, birbirimize güvenmiyorsak ve beni sevmiyorsan…

“Git” dememle ardına bile bakmadan gideceksen, kendinde buluyorsan bu cesareti hiçbir yerde bulamadığın kadar, kalmanın da bir anlamı yok zaten…

Talha Dereci
30.09.2009
ANKARA

Bu yazıya yapılan yorumlar;

  1. BEYZA ÇELİK diyor ki:

    ALLAH’ın selamı üzerinize olsun güzel kardeşim. yazdıiğiniz denemeyi çok beğendimşve duyarsızca okuyup geçmek istemedim.RABBİM çok daha mükemmellerini yazmayı nasip etsin size.. ben yazzılarınızı da beğenerek takıp etmeye çalişiyorum.harikuladesiniz ” bence ” bu yolda daim olun inşanlah.

  2. Nazmi diyor ki:

    Şair ve yazarların iç dünyaları, şiir ve yazılarına yansırmış.Ne de güzel dile getirdin yaşadıklarını;yaşayacaklarına hazırlık olarak. Kalemine sağlık

  3. gül güzeli diyor ki:

    Sorunlar genelde en sonunda degil kokunde cozulur.
    En basindan… En basindan beri yalansa hersey evet guven de olmaz icinde mutlulukta… Sevilmez, SAYILMAZ… Civi civiyi soker mantigiyla tezgahlanmis bir oyunun, yalan bir sevdanin icinde ask ve sevgi sozcukleri ancak basinda sahte sifatiyla yer alabilir…
    Yinede eger iliski aynanin karsisindaki adamla yasanmamissa, kendi sorularini kendi cevaplamamali insan… Hatta belki dogru cevaplari bulmus olsa bile…

  4. acımasız zaman diyor ki:

    Bırak da son bir kez bakayım o yüzüne. Dar vakitlere ömür sığdırdığımız ama hiçbir şekilde “biz” olamadığımız anların hatırına bırak da son bir kez bakayım…
    tek kelimeyle harika cok eskilerde kalmıs bir yurek sızısını tekrar yasattınız bana, uzerinden yıllar geciyor herkes kendi yolunu cizip yuvasını kuruyor ve oyle bir anda oyle bisey cıkıyor ki karsınıza yureginizi tekrar tekrar kanatmaya yetiyor saka gibi… keske hic gormemis olsaydık o yuzleri belki daha kolay olurdu bazı seyler ellerinize ve yureginize saglık

Bu Konudaki Fikirlerini Paylaş