Derkenar : Oral Çalışlar – Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri
“Aziz Türk Milleti,
İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.”
Bu sözleri söyleyerek ihtilalın başlangıcını yapmıştı Başbuğ Türkeş. Bu ortam derken kastettikleri şey Atatürkçülük yerine başka sapık ve irticai ideolojik fikirlerin üretilmesiydi güya. Bölünme tehlikesi ile karşı karşıyaydı Türkiye güya. Devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştü güya… Vesaire vesaire… 1980’de durum böyleydi darbeyi yapan kesime göre. Yıl 2009… Şimdiki hükümeti bu şekilde düşünen bazı gruplar var. Bunun içinde silahlı gücü bulunanlar da var siviller de… Değişen bir şey koca 30 yılda.
12 Eylül’e bir başka yönden bakan veya tam da içinden bakan bir gözün kitabını okudum. Radikal Gazetesi yazarı Oral Çalışlar’ın Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri adlı kitabı. 12 Eylül sonrası bürokratlar, parti başkanları ve milletvekilleri ile parti üyesi kişiler Ankara Kirazlıdere’deki Dil Okulu’nda hapse mahkûm olurlar. Tanınmış simalar vardır. Şu anki Ergenekon tutuklusu İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek var. O zamanlar TİKP başkanı. Necmettin Erbakan var MSP genel başkanı olarak. Şimdiki Kültür ve Turizm bakanımız Ertuğrul Günay’da hapiste CHP saflarında. Günay’ın o zamanki avukatları CHP’nin kemikleşmiş vekilleri Kemal Anadol ve Önder Sav. Ayrıca bu kitaba Haziran 2008’de önsöz yazmış. MHP’den Yaşar Okuyan var asi bir kimliğinle. Ve sessiz, düşünceli tavırlarıyla Alparslan Türkeş… Ve merhum Bülent Ecevit. O günlerdeki anıları kâğıda tutan o günkü Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni Oral Çalışlar…Gazete olarak hapis süresince TİKP’den yana olduklarını çok net bir şekilde yazmış kitabında.
İşin siyasi boyutunu bir tarafa bırakıp bu ağır top siyasilerin meclis çatısı altında birbirini yerken hapiste aynı çatı altında çaresizlik içinde neler yaptıklarını okuyunca iyiki de tutmuş günlükleri dedim Çalışlar için. İşin insani kısmını okumak siyasi kısmını okumaktan daha iyidir. Kitabı okunası yapan da bu insani durumu yansıtan anekdotlar… İşte birkaç örnek…
Erbakan hapis sırasında günün büyük bir kısmını namaz kılar ve Kur’an okuyarak geçirirmiş. Kapıdan sağ adımını atmadan girmez, kapı boşluğundan geçerken elleriyle önünü ve arkasını kapatarak geçermiş. TİKP’liler bunu merak etmiş ve MSP’lilere sormuşlar bunun nedeni. Ve cevap vermişler; “Kapıda şeytan olabilir ve insanı günaha sokabilecek şeyler yapabilir. O yüzden hoca önlem alıyor.”
Hapse sabahları gazeteler geliyormuş. MSP’lilerin gazetelerini eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk alıyormuş. Yalnız gazeteleri arkadaşlarına vermeden önce tek tek sayfaları karıştırıp tesettür kurallarına uymayan kadınların resimlerini yüzleri ve ayak bilekleri dışındaki tarafları karalayıp ondan sonra verirmiş. MSP’lilerde gönül rahatlığıyla (!) okurlarmış gazetelerini.
Zaman geçtikçe kitaplarda hakikaten günden güne ilginç bilgiler çıkıyor. Şimdi bir şey söyleyeceğim ve birtakım Kemalistler rahatsız olacaklar. Bunların özelliklerini her daim tekrar ediyorum. Bunlar takım tutar gibi her alanda kayıtsız şartsız, körü körüne, sorgulamadan ve doğruları görmeden hayatına devam eden lügatlerinin ve ağızlarının bir numaralı kelimesi Laiklik olan insanlardır. Neyse fazla uzatmayayım. Yıllar önce duyduğum bir bilgiydi bu. Ve bu kitapta da geçmiş… Gençliğe Hitabe bilinenin aksine Atatürk tarafından değil İsmet İnönü tarafından yazılmış. Ecevit hapiste İnönü ile ilgili anılarını anlatırken bunu da es geçmiyor. Şimdi kalkıp birileri benim daha öncelerden de yaptığım gibi “bu söz aslında Atatürk’ün değil şu adamındır” desem beni Atatürk düşmanı ve irticacı yaparlar… Neyse…
Son bir anekdot ile yazımı noktalıyım. CHP’li ve TİKP’liler 1 Mayıs günü üzerlerine en şık kıyafetlerini giyiyorlar ve Emek Bayramı’nı kutlamak için hazırlık yapıyorlar. Bu durumu gören MHP’li Yaşar Okuyan; “ İki gün sonra da bizim bayramımız -3Mayıs Türkçülük Günü- o zaman da böyle kıyafetlerinizi giyip bayramı kutlarız1 dedi. Bu söz üzerine Tuncay Mataracı şu cevabı verir; “Aslanım, 1 Mayıs adam bayramı. Sizinki köpek bayramı. Köpek bayramında giyinmeye ne gerek var?” Evet, ağır bir laftı. Yorumu bana düşmez… Okuyan da bir cevap verememiş…
Hapishanedeki nikâhta komik duruma düşen vekilleri, Ecevit’in her konu hakkındaki ilginç anılarını, hapisteki voleybol ve ping pong turnuvalarındaki liderlerin performanslarını ve kavgalarını… Kısacası 12 Eylül zamanındaki liderlerin ve ilgili şahısların hayatiakışındaki durumlarını bilmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Son bölümlerde biraz sıkılma durumu olsa da kütüphane de bulunması faydalıdır.
Talha Dereci
30 Eylül 2009

İlk yorumu sen yazmak ister misin?