Facebook Mutenası

“Demokratik açılımı elbette destekliyorum; ama bu açılımın çok dikkatli olunmadığı takdirde, Kürt ırkçılığının daha rahat hareket edebileceği bir zemin yaratmasından da endişe ettiğimi söylemek zorundayım. Bu bakımdan ırkçı olmayan Kürt aydınlarına büyük görevler düşüyor.”
Sağduyu ve cehalet, birbirlerinin zıddıdır ve insanoğlunun büyük bir kısmını etkilemektedir. Bunlardan her hangi birisi yeterince fazla bir şekilde bir ülkede oluşturulabilirse devlet makinesi kolayca çalışmaya devam eder. Akıl kendiliğinden itaati; cahillik ise dikte edilen her şeye boyun eğilmesini sağlar.
AKP: Kafası ve kimliği pek net değil, bir yanıyla çağdaş ve ilerici, bir yanıyla tutucu ve hoyrat. Müslüman kimliğine bolca milliyetçilik katmış, özgürlük aranışına “itaat isteği” bulaştırmış, Ergenekon’a karşı çıkarken İttihatçı katilleri sahiplenmiş tuhaf bir iktidar bu.
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşünceleriniz duygularınıza, duygularınız davranışlarınıza, davranışlarınız alışkanlıklarınıza, alışkanlıklarınız değerlerinize, değerleriniz karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür… | Mahatma Gandhi
İnsanın düşünememesi liderler için ne büyük şans… [Adolf Hitler]
İpek Çalışlar’ın ‘Latife’ başlıklı biyografik romanında Topal Osman’ın adamları geldiğinde Mustafa Kemal’in kadın elbisesi giyerek kaçtığı söyleniyor. Tabii bu bilgi bizzat Latife Hanım’ın hatıratından çıkmakta… Ama devletimiz bunu da kabul edemiyor, çünkü Mustafa Kemal böyle bir şey yapmış olamaz. Yani gerçekte ne yaptığından hareketle Mustafa Kemal’i anlamaya çalışmıyoruz, hayalimizdeki Mustafa Kemal’den hareketle gerçekliğin ne olduğunu kurguluyor, bir de bunun aksini söyleyeni cezalandırmak istiyoruz. [E.Mahçupyan]
Bir fikrin azınlıkta olması onun yanlış olduğunu göstermez. Keza, bir fikrin çoğunlukta olması, çoğunluk tarafından benimsenmesi, o fikrin doğru olduğunu ve çoğunluğun, azınlığın fikir özgürlüğünü budama hakkına sahip bulunduğunu göstermez.
Bir ucundan iliğine kadar siyasallaşmış yargının, diğer ucundan ikbalini mevcut düzenin varlığına endekslemiş Andıç medyasının, öte yandan yer altına gömdüğü silahlar, bombalar krokiler ile millete kan kusturmayı birinci görev olarak kabullenmiş cunta oluşumlarının günaşırı boy verdiği bir ülkede bazı şeyleri söylemek artık anlamsızlaşıyor.
Çok karışık gibi görünen TR tablosunu sadeleştirip iki kişiye indirgeyebiliriz: Sabih Kanadoğlu-Osman Can. İkisi de hukukçu. Sabih Kanadoğlu sistemin kılına dokundurmam diyor, Osman Can değişim diyor. Sabih Kanadoğlu, Cumhuriyet’in ilk kuşağının temsilcisi. Osman Can, doçentlik almış, Avrupa’da doktora yapmış, iki dil bilen yeni kuşağın bir üyesi. Felsefi olarak birbirlerine taban tabana zıt şeyler söylüyorlar. İkisinin konuşmalarını, açıklamalarını dinlediğinde hangisi sana yakın geliyor. Sabihçi misin Osmancı mı?
Kıdem tazminatında ve resmiyette işçi olanların; memur sendikalarına üye olabilmesi yetkili makamlarca sağlanan bir ülke…
Baykal konuşmasında “Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanıyor, ilk kez bir başsavcı başka bir savcı tarafından tutuklanıyor” şeklinde bir cümle kurdu. Halbuki TC hukuk kuralları içerisinde “savcıların tutuklama yapması” gibi bir uygulama bulunmuyor. Avukattı değil mi Baykal?!
“Bugün, “efendiler” için en korkutucu, halk içinse en sevindirici gerçek yaşanıyor ve “Cumhuriyet’in temelleri” sarsılıyor. Sarsılması da gerekiyor. Çünkü bu cumhuriyet yanlış temeller üzerine bina edildi.”
“Eğer ordunun morali “dokunulmazlara dokunulmasından” dolayı bozuluyorsa daha epeyce “bozuk moral” devam edecek.”
Kürt açılımında şimdiye değin gösterilen performanslarda olduğu gibi Alevi meselesinde de, “çözmek zorunda olduğunun farkında olan ama çözümün maliyetlerini ve gereklerini karşılayamayan, kendi çözümünü direten” bir hükümet tablosu söz konusu. Yani sınavdan iyi not almak isteyen ama bunu çok çalışmadan yapmak isteyen bir öğrenci tavrı…
“Kul hakkı yenmesi karşısında sessiz kalanların, konu cinsellik olduğunda din adına kükremesini nasıl açıklayacağız?”
“Ben dinin ve dindarların önemine inanan bir dinsizim” diyerek dinli-dinsiz herkese “ders” veren Ahmet Altan’a alkışlar…
Baykal başta olmak üzere CHP temsilcilerinin yelpazenin sağ tarafına göz dikmesi gayet doğal. Çünkü Baykal’lı CHP’nin sola karşı kabarık sabıka dosyası ile sol siyaset üretmesi zor. Tekel işçileri gibi işçi sınıfının aristokratları ile sınıf mücadelesi vermek de imkânsız
Ordusu partileşen bir ülkede yurttaş olmak…
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Prof.Mustafa Akaydın; “Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki, GATA’ya türbanla girilsin.” // Ne biçim bir mantıktır ya… Hiç mi ilerleme olmayacak bu CHP’de… İlker Başbuğ bile sahip çıkmıyor bu duruma… Her daim mantıksızlık her daim saçmalama ve kör muhalefet…
Baykal’la uzun yıllar beraber çalışmış sonra ona yolları ayırmış bir politikacıdan dinlemiştim. Baykal’ın politikayı anlık tükettiğini söylemişti. Plana, programa ve uzun soluklu çalışmalara dayalı projelere hiçbir zaman kafa yormadığını, ağzından çıkan iri lafların bile anlık tesadüflere bağlı olduğunu öne sürmüştü. Örnek olarak “Şeyh Edebali ve Anadolu Solu” tabirlerini duyması ile kapının önüne çıkıp kullanması arasında geçen süre kesinlikle bir saatten fazla değilmiş.
Söz konusu özgürlük ise hiçbir şey teferruat değildir !
“Çağdaş, modern” olduklarını sanan birçok insanın bu manasız yasağı desteklediğini de görüyoruz, bir de tam tersini düşünsünler; belediyelere ait kuruluşlara kadınların başının açık girmesi yasaklansa ne diyecekler?
Özgürlük için; hepimiz hukukun kölesiyiz…
Halen dünyada en güçlü ideoloji; milliyetçiliktir. Bu atmosfer savaşın olmadığı bir dünyaya ulaşmak için elverişli değildir… [ Horman Thomas ]
Türkan Saylan, gerçekten demokrat olduğunu söylememizi sağlayacak bir entelektüel sicil miras bırakabilmiş de değildir. Lüzumsuz yere siyasî tartışmalara taraf olmuş ve seçilmiş politikacıları, Adnan Menderes’in katli üzerinden idam sehpası hatırlatması yaparak, bir anlamda, tehdit etmiştir.
Basit yaşayacaksın… Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın; tek bir düğme, tek bir cümle gibi; sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi… Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu…
Herkes İnsanlığı Değiştirmeye Çalışıyor, Kimse Kendini Değiştirmeyi Aklından Geçirmiyor…
DTP kapatıldığında PKK lehinde sloganlar, terörist başı apo posterleri… BDP 1. Olağanüstü Kongresi çalışmaları başladı yine aynı görüntüler… Değişen bir şey yok…
“II.Abdülhamid idaresinin en büyük zaafı, kendi geliştirdiği ve hızla çoğalttığı modern eğitim kurumlarında okuyan öğrencilere ve buralardan mezun olan asker ve sivil bürokrasiye yani Osmanlı aydın zümresine, sadakat aşılayamamış olması, onlara, ulaşılacak bir hedef sunmada tamamıyla başarısız kalmasıydı.”
1 senenin kıymetini sınıfta kalan bilir… 1 ayın kıymetini erken doğuran kadın bilir… 1 haftanın kıymetini dergi çıkartan bilir… 1 saatin kıymetini sevgilisini uğurlamak üzere peronda bekleyen bilir… 1 dakikanın anlamını uçağını kaçıran, 1 saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan, 1 salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir…
Yıllardır “Atam İzindeyiz!” diyerek yerinde saymamalıdır CHP. Atatürk kendi zamanında yapılması gerekenden fazlasını yapmıştır zaten. Artık o yapılanların üzerine bir şeyler ekleme zamanı çoktan geldi de geçmiştir… Ata’nın izinde gitmek değil, izinin gösterdiği yolda onu geçmektir mühim olan…
“Dinî duygu ve dinî düşüncenin korunup kollanması, cumhuriyetin gereği ve onun lâzımıdır. Bu itibarla da, böyle bir idarede insanları dinî duygu ve dinî düşüncelerinden ötürü tahkir etmek, onlara tecavüz edip onları karalamak, dolayısıyla cumhuriyeti tahkir ve cumhuriyete tecavüz demektir.”
“Cumhuriyet, halkın seçme ve meşveret hakkı olan idare demektir ve onu kusursuz olarak ilk tâlim eden kitap da Kur’ân-ı Kerîm’dir. Cumhurî idareyi Kur’ân’a zıt göstermek, maksatlı değilse, tamamen bir bilgisizlik eseri; cumhuriyete taraftar olup da, onun kaynağını görmezlikten gelmek ise, inattan başka bir şey değildir.”
Kemalizm: Hakkında fikir yürütülemez, araştırmalarla yeniden düşünülemez, o sadece önceden belirlenmiş metinlerle ezberletilir…Yerine göre bir iktidar paylaşım haritasına, yerine göre bir zihniyet dünyasına verilen bir isim…
Kemalizm çoğu zaman ritüellere ve sloganlara boğulu kaldı. O kadar ki, Kemalist çevrelerde şöyle ağız tadıyla, evrensel standartlara uygun olarak fikir tartışmaları yapabileceğiniz insanlar ve Kemalist yayın dünyasında sizi sıkıştıracak ve görüşlerinizi revize etmeye zorlayacak çalışmalar bulamazsınız.
İdeolojiler zaman ve mekan sınırlılıklarını aşan, her toplumu ve her dönemi ilgilendiren önermeleri ve formülleri olan tutarlı ve sistematik fikirlerdir. Kemalizm’de bu özellikler bulunmaz. Sosyalizm veya liberalizm bir Alman, Çinli ya da Afrikalı için de anlam taşır. Kemalizm ise ağırlıklı kısmı itibariyle daha çok be…lirli bir topluma ve bir döneme mahsus görünmektedir.
“Eleştirenlerini mahkum etmek bir fikri kuvvetlendirmeye, zafere ulaştırmaya yetseydi Kemalizm dünyanın en kuvvetli fikirlerinden biri ve Türkiye’nin fikir alanında mutlak muzafferi olurdu…”
Politika, yapılan tarihtir…
Türkiye: “AKP pragmatizmiyle CHP statükoculuğu arasında sıkışmış bir siyaset…”
Özgürlük dışarıdaysa sürgün sizin yanınızdır…
Kör siyasetin altında ezilmiş, kendini geliştirmektense durduğu yerde sayıklayan, iki cümleyi yan yana getiremeyen, bir laf edince hemen tedirgin olan ve heyecanlanan, ne yapacağını bilemeyen, her fırsatta Atatürk üzerinden siyaset yapan ve cevap veremediği ya da gücünün yetmediği anda direkt Atatürk’ü devreye sokan, y……ıllardır “izinde olan”, “unutmayan”, “unutturmayan” ve Atatürk’ü peygamberi olarak gören Kemalist gençleri ve zihniyetleri gördükçe acıdım hallerine…
Peşine düşülen kadın, bir melek görünür erkeğin gözüne; elde edilmeye görsün, şeytan kesilir. William Shakespeare
Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur…
Bizim medyanın entelektüel düzeyi düşüktür. Bu, sanırım bilinçli bir tercih. Düzey düşüklüğü, “yaratıcılığı” ve dürüstlüğü engeller çünkü…
Gazetecilik, okunmayacak kadar kötü yazmak demektir. Edebiyat da okunmaz zaten. Hepsi bu! [ Oscar Wilde ]
ABD’nin silah satışları rekor kırarken Obama’nın Nobel Barış Ödülü alması… Orhan Pamuk’u fazla görmemek lazım !!!
Twitter’da laf yarışına giren ülkemin nadide köşe yazarlarını gördükçe mutlu oluyorum !
Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. [ Oğuz Atay - Tutunamayanlar ]
“Git” dememle ardına bile bakmadan gideceksen, kendinde buluyorsan bu cesareti hiçbir yerde bulamadığın kadar, kalmanın da bir anlamı yok zaten…
“Seninle alçak sesle konuşuyorum… Çünkü yalnız alçak sesle konuştuğumuzda kendi kendimizi dinleriz…”
Kendimiz hakkında sorduğumuz “niye”yle başlayan her soru aslında hayatı “anlamsız bir şakaya” çeviriyor…
“Evlilik, bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer.” Oscar Wilde
“En okumuşları şair Özdemir İnce’dir… O da birkaç hafta önceki bir yazısında “İslamcı ajanlar yüzme havuzlarına zehir atabilir, laikler dikkat” diye tatlı tatlı saçmalıyordu. Bir de sizi ciddiye almamızı mı bekliyorsunuz?”






What are people saying?