<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Militan Kelimeler Yazarı Talha Dereci</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Talha Dereci&#039;nin Kişisel Web Sitesidir</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 21:43:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Akif’in Asım’ı ve Fikret’in Haluk’u Olabilmek</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:42:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[asımın nesli]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[haluk]]></category>
		<category><![CDATA[meclis yaş ortalaması]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset akademisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1175</guid>
		<description><![CDATA[Gençlik ve siyaset… Hiç şüphe yok ki çoğu defa tartışıldı bu konu. Birileri ekran karşısına “işin uzmanı” diye çıktı, sabaha kadar konuştu “gençler önemlidir” diye fakat konuşma hakkını asla karşısındaki mikrofon bekleyen gençlere vermedi… Bir diğeri; “gençler siyasetin can damarıdır önü açılmalıdır” dedi ama kendi yaşını unuttu ve yıllardır “koltuk sevdası”nda olduğunu… Bir diğeri bunlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1176" title="gençlik ve siyaset" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/karadeniz-bolgesi-strateji-300x199.jpg" alt="gençlik ve siyaset" width="300" height="199" />Gençlik ve siyaset… Hiç şüphe yok ki çoğu defa tartışıldı bu konu. Birileri ekran karşısına “işin uzmanı” diye çıktı, sabaha kadar konuştu “gençler önemlidir” diye fakat konuşma hakkını asla karşısındaki mikrofon bekleyen gençlere vermedi… Bir diğeri; “gençler siyasetin can damarıdır önü açılmalıdır” dedi ama kendi yaşını unuttu ve yıllardır “koltuk sevdası”nda olduğunu… Bir diğeri bunlara bile gerek duymadan “sen dur bakalım senin yaşın küçük” diye susturdu… Ve işte gelinen nokta…</p>
<p>Bu ülke Evrenlerle, Ecevitler ile Demireller ile Erbakanlarla, İnönülerle, Baykallarla, Çillerler ile ne dönemler atlattı onu elbet yaşayanlar bilir… Biz (zamane gençliği) okuyarak, araştırarak bu durumu anlayabiliriz. Ve anlaşılması da çok zor olmayan şu karara çoğumuz imzasını atabilir; “Artık bu ülke koltuk sevdası, kemikleşmiş siyasetçilerden bıktı usandı. Bayrak geleceğin mimarları gençlere bırakılmalı.”<span id="more-1175"></span></p>
<p>İstatistiklerle konuşmayı pek sevmem. Çünkü karşı taraf için bunu çoğu zaman işin ayrıntı kısmı gibi görür ve önem vermez. Ve hak vermek de gerekir kimi zaman bu istatistikler can sıkar. Ama yazımda birkaç istatistikî bilgi vermeden geçemeyeceğim. Verilmeli ki işin ehemmiyeti anlaşılsın.</p>
<p>2007 seçimlerinden sonra meclisin yaş ortalaması %54.3 oldu. Vekillerin partilere göre yaş ortalaması, AKP ile CHP&#8217;de 55, MHP&#8217;de 52 ve DTP desteğiyle seçilen bağımsızlarda 47. Rekor yaş elbette CHP’de. 30 &#8211; 35 yaş arasında vekil yok. 41-45 yaş arasında 14 kişi var. 61 ve üzerinde ise 24 kişi… 61 yaşın üzeri diyorum bunlar 75-85 arası… Baykal, Önder Sav, Ali Topuz vs.</p>
<p>Mesele CHP değil -CHP ideolojisiyle, programıyla, siyaset yapma biçimiyle, kadro yapısıyla, Türk toplumunun çok gerisinde kalmıştır o ayrı mevzudur- gençliğin önünün tıkanmasıdır. 75’lik dedelerimiz mecliste iken bu gençlere sadece seçim zamanı önem (!) verilmesidir. Evet, seçim zamanı tüm partilerin en vazgeçilmezidir o enerji dolu, bayrak afiş asan, duvarlara yazı yazan gençliği… Gençlik bunları yapar, siyasiler o gençlere vaat verir ama nedense hiçbir zaman o vaatler yerine getirilmez. Belki de çok yakındığımız “Gençler siyasete katılmıyor” görüşünün en büyük sebeplerinden biri budur&#8230;</p>
<p>Elbette tek sorun siyasilerde de değil… Bilgisayar başında saatlerce oyunlar oynayan, dizi başından kalkmayan, bir günden bir güne gazete açıp okumayan, yaşadığı ülkenin cumhurbaşkanı ile başbakanını karıştıran, siyaset denildiğinde birkaç slogan atabilen ama o sloganın anlamını bile bilmeyen ve siyaseti de o sloganlardan ibaret olarak bilen, sırf temsil ettiği kesimdeki insanlara kendisini beğendirmek için Che tişörtü giyen zihniyetteki gençlerde var olduğu sürece elbette siyasette gençler aktif olamaz.</p>
<p>Forum İstanbul Gençlik Platformu yaptığı bir anket sonuçlarına göre; gençlerin yüzde 48,7’si popüler kültürün etkisinde kaldıkları için; yüzde 37,8’i geçim ve gelecek kaygısına düştükleri için; yüzde 29,4’ü partilerin gençlere yönelik belirgin politikaları olmadığı için; yüzde 20,6’sı büyük bir açık yüreklilikle politika umurlarında olmadığı için siyasetle ilgilenmediklerini belirtmiş. Özellikle bayanların politikaya olan ilgisizliği vahim noktada.</p>
<p>2006’daki bir değişme ile seçilme yaşı ülkemizde 25’e indi. Bu karar 2007 seçimlerinde uygulanmadı fakat önümüzdeki seçimlerde uygulamaya konulacak. Gençlerin siyasete katılması açısından bu gelişme çok iyi bir durum. Nitekim Almanya’da bu yaş 18, İngiltere’de 21 ve Fransa’da 23. Fakat bu noktada iki şey kafalarda soru işareti bırakıyor. Siyaset tecrübe gerektiren bir alan. 18 yaşındaki bir gencin siyasetteki tecrübesi ne kadar olabilir? Almanya için cevabı verilmesi güç bir sorudur. Veya Türkiye’de de aynısı geçerlidir. Diğer bir mesele ise tecrübesini ve bilgisini kazanmış bir genç nereden para bulacak da meclise girebilecek! Sadece o listeye girebilmek için epey bir para dökmesi gerekecek… Paranın da yetmediği noktalarda “dayı”nın olması gerekecek. Ayrıca 25 yaş olayının da “seçim yatırımı” olma ihtimali de unutulmamalıdır bence. Gençlerin siyasete katılamama/katılmama sebeplerinden de biri bu olabilir.</p>
<p>Dikkat çekmek istediğim bir nokta ise siyaset akademileri. Üniversitelerde okunan siyaset bilimi bölümlerinin bu noktada yetersiz kaldığı aşikârdır. –Her şey KPSS’ye veya o tarzdaki sınavlara bağlıdır- Elbette sadece oradan siyasetçi çıkacak diye bir durum da yok. Bu noktada hem gençlerin siyasete alıştırılması hem de eğitim verilmesi amacıyla partiler siyaset akademileri oluşturuyor. Bu noktada ortaya çıkan sorun; her partinin kendi akademisyenini/eğitimcisini kullanması, kendi fikirlerini benimsetmesi veya akademisyenin teoriyi değil de kendi fikir ve ideolojisini beyinlere aşılamaya çalışmasıdır. Akademilerde de her zaman sağlıklı fikirler çıkmıyor. Bkz. İlber Ortaylı MHP Siyaset Akademisi dersi… Fikrimce herhangi bir partiye bağlı olmadan genel anlamda bir üniversite gibi her şehirde siyaset akademileri açılmalı. Profesyonel olarak çalışılmalı, devlet desteği sağlanmalı, ücretli olacaksa da makul bir fiyat olmalı. Maddi durumundan dolayı siyasete giremeyen veya aktif olamayan kaliteli gençler dışarıda kalmamalı…</p>
<p>Şu mesele de vardır ki hem büyük hatadır hem de maalesef var olan durumdur. Bir siyasi partinin gençlik kollarında olmak için ya MHP’liler gibi Ülkü Ocağı’nda, ya Saadetçiler gibi Anadolu Gençlik Derneği’nde ya da CHP gibi Atatürkçü Düşünce Derneği’nde olmak gerekir… En bilinenler bunlar olduğu için söylüyorum diğer partilerin bu yönde hangi dernekleri vardır bilmiyorum. Siyasette olmak için bunlara katılmak gibi bir zorunluluk gözüküyor gençler tarafından. Bu durum gençleri siyasetten soğutabiliyor. Ama durumda budur. MHP’de aktif olan bir genç ülkü ocağına girmeden bu işi yapmış mıdır? Diğerleri de hakeza…</p>
<p>80 ihtilalının gençleri siyasetten soğuttuğunu anlatmaya hiç gerek yok. Darbeci zihniyetin belki de bu ülkeye getirdiği en büyük zararlardan biri…</p>
<p>Yaftalanma ve fişlenme mevzusu da siyasete girerken gençlerin en çok sıkıntı çektiği noktadır. Yaftalamada ve saçmalamada üzerimize bir halk var mı bilmiyorum. Uzun saçlı ve küpeli erkeğe komünist, uzun siyah paltolu kumaş pantolonlu kişilere ülkücü, x gazetesi okuyana cemaatçi, y kanalını seyredene ulusalcı, başörtüsü takana şeriatçı gibi bir sürü yaftalama mevcut milletimizde. Önyargılar had safhada… Böyle bir ortamda özgürce ve rahatsız edilmeden siyaset yapmak ne kadar mümkün? Ayrıca fişlenme konusu da aynı şekildedir. Bu partiye girersem geleceğimi kurtarmış olurum veya burada olursan fişlenir miyim acaba diye muhabbetler konuşulduğu sürece gençlerin siyasette olması zorlaşacaktır.</p>
<p>Bu ülkede değişmesi gereken bir sürü şey vardır. Ama soruna en önemli noktadan başlanılırsa diğer sorunlarında çözümü daha kolay olur. Hayatın her noktasına yön veren siyaset koltuğunda artık kemikleşen zihniyet ve bedenler yerine bilinçli, enerji dolu, aktif, başarılı gençler oturmalıdır. Akif’in Asım’ı, Fikret’in Haluk’u olmak zor değil… Yeter ki çalışalım ve inanalım…</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
09.03.2010</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html&amp;t=Akif%E2%80%99in+As%C4%B1m%E2%80%99%C4%B1+ve+Fikret%E2%80%99in+Haluk%E2%80%99u+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Akif%E2%80%99in+As%C4%B1m%E2%80%99%C4%B1+ve+Fikret%E2%80%99in+Haluk%E2%80%99u+Olabilmek+-+http://www.talhadereci.com/1175" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.htmltitle=Akif%E2%80%99in+As%C4%B1m%E2%80%99%C4%B1+ve+Fikret%E2%80%99in+Haluk%E2%80%99u+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html&amp;title=Akif%E2%80%99in+As%C4%B1m%E2%80%99%C4%B1+ve+Fikret%E2%80%99in+Haluk%E2%80%99u+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Akif%E2%80%99in%20As%C4%B1m%E2%80%99%C4%B1%20ve%20Fikret%E2%80%99in%20Haluk%E2%80%99u%20Olabilmek&amp;body=Gen%C3%A7lik%20ve%20siyaset%E2%80%A6%20Hi%C3%A7%20%C5%9F%C3%BCphe%20yok%20ki%20%C3%A7o%C4%9Fu%20defa%20tart%C4%B1%C5%9F%C4%B1ld%C4%B1%20bu%20konu.%20Birileri%20ekran%20kar%C5%9F%C4%B1s%C4%B1na%20%E2%80%9Ci%C5%9Fin%20uzman%C4%B1%E2%80%9D%20diye%20%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1%2C%20sabaha%20kadar%20konu%C5%9Ftu%20%E2%80%9Cgen%C3%A7ler%20%C3%B6nemlidir%E2%80%9D%20diye%20fakat%20konu%C5%9Fma%20hakk%C4%B1n%C4%B1%20asla%20kar%C5%9F%C4%B1s%C4%B1ndaki%20mikrofon%20bekleyen%20gen%C3%A7lere%20vermedi%E2%80%A6%20Bir%20di%C4%9Feri%3B%20%E2%80%9Cgen%C3 - http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/akifin-asimi-ve-fikretin-haluku-olabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgürlüğün Yasakçı Zihniyetle Sınavı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 23:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[başörtüsü yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal alan]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>
		<category><![CDATA[yasakçı zihniyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1166</guid>
		<description><![CDATA[Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1167" title="özgürlüğün yasakçı zihniyetle sınavı" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/basortusuyasagi-300x169.jpg" alt="özgürlüğün yasakçı zihniyetle sınavı" width="300" height="169" />Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse de; bu yasak yüzünden mağdur olanlar olduğu sürece bu konu ne unutulacaktır ne de unutturulacaktır.</p>
<p>Bu yazıda başörtüsü veya türban sorunu hakkında en çok tartışılan 3 konu ele alınmıştır; yasağın hukuki boyutu, kamusal alan tartışması ve laiklik ilkesi boyutu.<span id="more-1166"></span></p>
<p><em><strong>Başörtüsü Yasağının Hukuki Boyutu</strong></em></p>
<p>Kendi çıkarları doğrultusunda “Türkiye hukuk devletidir!” diyenler başörtüsü konusunda tamamen keyfi davranmış, Anayasa Mahkemesinden ve Danıştay’ın bazı kararlarından kendilerine ve bu yasağa hukuki zemin aramışlardır. Hâlbuki kendileri de çok iyi bilmektedirler ki, başörtüsü yasağının hiçbir hukuki boyutu yoktur. Hukuki boyutlarla dolaylı olarak da ilgili olan kanun maddeleri de başörtüsü yasağına zemin hazırlayan değil aksine böyle bir yasağın olmadığını belirten maddelerdir.</p>
<p>Anayasa’ya göre, Türkiye insan haklarına saygılı bir devlettir (md.2) ve insan hakları üzerine kurulmuştur (md.14). Ve Anayasa 12.maddede “herkesin ihlal edilemez ve vazgeçilemez doğal temel haklara ve özgürlüklere sahip olduğunu” da ifade eder. Maddenin devamındaki 13.maddede ise bu temel hakların hangi hallerde ve hangi ölçüde kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Bu noktada ve belirtilen diğer maddelerde de herhangi bir şekilde başörtüsü yasağına yasal zemin yoktur. Öyle ki anayasada (ihtilal yasaları da buna dahil) hiçbir durumda ne başörtüsü ne türban kavramı geçmekte ne de bayanların ne şekilde başlarını örteceği geçmektedir.</p>
<p>“Özellikle 24. madde din ve inanç özgürlüğünü garanti altına alır. Bu kuralın arka planın ışığında şunları söylemek mümkündür;</p>
<p>•	Her yetişkin insan kıyafetini seçmekte özgürdür,<br />
•	Bu özgürlük kişinin dini inancına göre kıyafetini seçme özgürlüğünü de içerir.”</p>
<p>Nitekim 42.madde de ise; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmektedir.</p>
<p>Bir diğer tarafta Yüksek Öğretim Kanununun Ek 17. Maddesi ise, “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir” demektedir. Kanunlarda herhangi bir şekilde adı bile geçmeyen veya dolaylı olarak onu ima eden bir şeyin bulunmaması; kanuna aykırı bir durumu da ortaya çıkarmaz.</p>
<p>Türkiye’nin de altında imzası bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerinde &#8220;eğitim hakkı&#8221; ve &#8220;din özgürlüğü&#8221; şöyle düzenlenmiştir;</p>
<p>&#8220;Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.&#8221; (AİHS)</p>
<p>&#8220;Madde 9 &#8211; Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü: 1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir. 2. Din veya inancını açıklama özgürlüğü ancak kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasayla sınırlanabilir&#8221; (Ek Protokol)</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti yasaları AİHS’ye aykırı olamayacağına göre, başörtüsünü okullarda veya devlet dairelerinde yasaklamak yukarıdaki maddelere aykırıdır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarından yasal zemin bulamayan yasakçı zihniyet her sıkıştığında “Laiklik elden gidiyor!” dedi… Bu noktada ise şunu belirtmek gerekir; Avrupa Parlamentosunun kesin kararına göre, inancı sebebiyle okullarda öğrencilerin başını örtmesi laikliğe aykırı değildir. Ama bu durum o yasakçı zihniyetlerde herhangi bir şey uyandırmaz, bu zamana kadar da uyandırmadı.</p>
<p>BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 26. Maddesi, &#8220;herkesin, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet ya da doğuştan kaynaklanan herhangi bir ayrım&#8221; olmaksızın kanun önünde eşit olduğunu belirtir.</p>
<p>Ayrıca Birleşmiş Milletler Eğitim Hakkı Özel Raportörü, üniversitelerde başörtüsü yasağının, kadınların eğitim ve öğretim olanaklarına erişim hakları açısından ayrımcı bir düzenleme olduğu konusunda Türkiye hükümetini uyarmıştı.</p>
<p>Görüldüğü gibi ne TC Anayasasında, ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ne Birleşmiş Milletler tarafınca ne de Avrupa parlamentosunda bu durum olumlu görülmemiştir… Hukuki olarak bu yasağı savunan hiçbir madde yoktur.</p>
<p><em><strong>Kamusal Alan Tartışması</strong></em></p>
<p>Teorik olarak da pozitif siyasette de çok tartışılan bir konu olduğu kesin kamusal alan kavramının. Fakat bunu bir yasak sebebi olarak göstermek çok saçma, akla mantığa sığmayan bir durumdur. Bu da aynı şekilde yasağa zemin arama arayışları veya daha doğru bir kavramla çırpınışlarıdır.</p>
<p>Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Prof.Dr. Atilla Yayla kamusal alanı 3 soru ile izah etmeye çalışmış. Bu sorulara verilecek birkaç basit örnek ile bu tartışmalara son vermek mümkündür.</p>
<p>Kamusal alan;</p>
<p>1)	Egemenliğin bir yansıması olarak, kamu otoritesinin geçerli olduğu her alan mıdır?<br />
2)	Bir kamu görevinin ifa edildiği yer midir?<br />
3)	Bir kamu görevlisinin bulunduğu mekân mıdır?<br />
“İlk durumu ele alırsak; toplum hayatında kamu otoritesi teorik olarak her yerde geçerlidir. Meselâ, sokaklar da kamu otoritesinin geçerli olduğu yerlerdir, öyleyse, sokakta da başörtüsünün yasak olması gerekir.</p>
<p>Evimiz elbette bizim özel alanımızdır, lâkin orada da, duruma bağlı olarak, kamu otoritelerinin yetkileri vardır. Eşinize veya çocuğunuza kötü muamele ederseniz, kamu adına evinize müdahalede bulunulabilir. Yâni eviniz de bir kamusal alana dönüşebilir. Bu durumda, evlerde bile başörtüsü yasağının bulunması gerekmez mi?</p>
<p>İkinci durum düşünülürse; Önce sormamız lâzım: Bir kamu görevlisinin fiilen görev yaptığı her yer bir kamusal alan mıdır? Eğer böyleyse ve yasak kamusal görev veya hizmet alanlarını kapsayacaksa, üniversiteler yanında parklar, vergi daireleri ve hastaneler de başörtüsünün yasak olduğu yerler arasında olmalıdır.</p>
<p>Son durumu düşündüğümüzde ise; devlet memuru akşam evine vardığında orası da kamusal alan olur ve eşinin başörtüsünü çıkarması gerekir!</p>
<p>Veya şu söylenebilir; Kamu görevlisinin bir kamu göreviyle bulunduğu mekân kamusal alandır. Lâkin bu da problemi çözmeye yetmez. Meselâ, Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı bir hemşire bir aşı kampanyası vesilesiyle bir köye gitse ve köy meydanında topladığı kişilere aşı yapsa, bu o köyü veya köy meydanını kamusal alana çevirir ve hem hemşirenin hem de köylü kadınların başının açık olmasını mı gerektirir?”</p>
<p>Üç ihtimalde de görüldüğü gibi kamusal alan tartışmaları yersiz ve saçmadır. Hiçbir şekilde bu bahane edilerek başörtüsüne yasak getirilemez. Bu tip anlayışlara göre Türkiye’de kamusal alan genişledikçe özgürlük alanı daralmakta/kısıtlanmaktadır. Bu da hukuk devleti için kabul edilebilir bir durum değildir.</p>
<p><em><strong>Başörtüsü Laikliği Engeller mi?</strong></em></p>
<p>Laiklik kavramı; ülkemizde her daim tartışılan ve bazı kemikleşmiş, kör muhalefet yapan kesimler tarafından başları sıkıştıkça kullandıkları kavramdır. İlkokuldan beri din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir kavram olarak öğretilen ve bu sayede yeni yetişen kuşağı da şimdiki nesil gibi bilinçsiz yetişmesinde sebep olan kişi, kurum ve kuruluşlar; bu kavramı yıllardır belli başlı konular karşısında kendi savunmalarını yaparmış gibi ısıtıp önümüze koymuştur. Her daim “elden gidiyor” denilen hâlbuki elimizde bile tam anlamıyla tutamadığımız/tutturulmasına izin verilmeyen bir kavram laiklik. Eğer elimizde laiklik olsaydı başörtüsü yasağı gibi bir sorun da yaşamıyor olurduk. Çünkü laiklik ilkesi böyle bir yasakçı zihniyete “evet” diyen bir ilke değildir. Ve bu yasağa evet diyenlerin de yasal zemin olarak aradıkları, her daim övündükleri bir ilke de değildir.</p>
<p>Laiklik; devletin, çeşitli dinler karşısında maksimum tarafsızlığını gerektiren bir ilkedir. Kim olursanız olun ister Hristiyan olun ister Musevi olun veya Allah’a inanmayın, hangi ırk, mezhepten olursanız olun; bu çeşitlilik arasında laikliği benimseyen bir devletin pozitif veya negatif ayrımcılık yapmamasını gerektirir. Yani başı açık olan ile başı kapalı olan da aynı vatandaştır ve aynı haklara sahiptir. Ne başı açık olana herhangi bir mevkide/konumda bir pozitif ayrımcılık yapılmalı ne de başı kapalı diye bireylere negatif ayrımcılık yapılmalı. Başı kapalı diye üniversitelere alınmayan gençlerin durumu tamamen bir ayrımcılıktır. Bu hem laiklik ile hem ahlak kurallarıyla hem de hukuk devletiyle bağdaşmaz.</p>
<p>Şu da bilinmesi gerekir; başörtüsü takan kişiler bunu siyasi bir simge olsun diye değil, örtünmenin Allah’ın emri ve bir din görevi olduğuna inandıkları için takıyor ve yasağa da bu yüzden karşı çıkıyorlardır. Çünkü laikliği benimseyen bir sosyal ve hukuk devletinin; vatandaşlarının dinlerine saygı duyması gerekir ve onların ibadetlerini gerçekleştirebileceği imkânlar sunması gerekmektedir. Fakat halen var olan yasak göstermektedir ki TC devleti bunu yapmamaktadır. İbadet kavramından sadece namaz kılmak, hacca gitmek vs. anlaşılmamalıdır. Başörtüsü takmak da bir ibadettir. Ve ibadet hakkını istemek dolaylı olarak kısıtlanan özgürlüğünü istemek her bireyin en doğal hakkıdır.</p>
<p>Savundukları kavramı tam anlamıyla bilmeyen bu antidemokratik yasakçı zihniyetler her daim bu kavramı başörtüsü yasağına yasal zemin aramak için kullanmış ve bundan sonra da ömürleri yettiği müddetçe kullanmaya devam edeceklerdir. Bunlara kendileriyle özdeşleştirdikleri özgürlük, laiklik, eşitlik, insan hakları gibi kavramları tam anlamıyla anlatmak kolaydır fakat zihinlerine yerleştirmek, anlatılanları kabul ettirmek çok zordur. Çünkü yaptıkları tek şey at gözlükleri olaylara bakmak ve çözümsüzlük üzerine kör muhalefet yapmaktır.</p>
<p><em><strong>Sonuç</strong></em></p>
<p>“21. yüzyılda kadın haklarından, çağdaşlaşmaktan, insan haklarından ve demokrasiden en çok bahsedilen bir dönemde halen başörtülü kadınların ne zaman, nereye girip nereye giremeyecekleri, hangi hakları kullanıp hangilerini kullanamayacakları ve hatta kimin eşi olduklarında sorun çıkıp çıkmayacağı Türkiye’nin en çok konuşulan konusu olmaya devam etmektedir.” Görüldüğü gibi gelinen nokta gayet vahimdir. Ne kamusal alan tartışmaları bu yasağa sebeptir ne laiklik ilkesi. İşi hukuk konusu haline getirmek isteyenlerde öncelikle ulusal ve uluslar arası alanda gerekli kanun ve yasaları okumaları gerekmektedir.</p>
<p>Yükseköğretim kurumlarındaki var olan başörtüsü veya türban yasağı uygulaması, Türkiye’deki vesayetçi-otoriter rejimin, antidemokratik, yasakçı zihniyetin bir ürünüdür.</p>
<p>Demokrasi mücadelesi veren ülkemizde televizyonlarda “türbanlı bir öğrenciye hak ettiği notu vermeyeceğini&#8221; ifade eden rektörler ya da “Türbanlı bir öğrenciye ders vermek istemediğini” beyan eden öğretim görevlileri olduğu sürece, yasağın kaldırılması için mecliste üçte iki çoğunlukla kabul edilen ama uygulanamayan akıl ve hukuk dışı olaylar olduğu müddetçe, koca ülkenin başbakanının eşini hasta ziyaretine sırf başındaki örtüden dolayı kabul etmeyen zihniyetler olduğu sürece elbette bu mücadele sekteye uğrayacaktır, yara alacaktır. Fakat bu sekteler özgürlük yolunda kalıcı engeller olmamalıdır. Ve özgürlüğe ulaşana dek bu dava hem mağdurlar tarafından hem de insan haklarını savunan her vatandaş tarafından savunulmalıdır.</p>
<p>Bir insan hakkı ihlâlinin olduğu yerde, yapılması gereken tek şey, hemen bu ihlâlin önlenmesi, ortadan kaldırılmasıdır. Daha refah ve huzurlu bir devlet için, sosyal ve hukuk devletinin gereklerini tam anlamıyla yerine getirmek için bu yasak derhal kaldırılmalıdır.</p>
<p><em><strong>Talha Dereci<br />
06.02.2010</strong></em><br />
<a href="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn-Yasak%C3%A7%C4%B1-Zihniyetle-S%C4%B1nav%C4%B1.pdf" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-1172" title="Yazıyı PDF olarak oku ve indir!" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/1127355Acrobat_PDF__GANT_st.jpg" alt="Yazıyı PDF olarak oku ve indir!" width="101" height="101" /></a></p>
<p>Yazıyı PDF formatında okumak ve indirmek için resme tıklayınız.<em><strong><br />
</strong></em></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html&amp;t=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/1166" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.htmltitle=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html&amp;title=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Yasak%C3%A7%C4%B1%20Zihniyetle%20S%C4%B1nav%C4%B1&amp;body=Baz%C4%B1%20yasak%C3%A7%C4%B1%20ve%20antidemokratik%2C%20entelekt%C3%BCel%20g%C3%B6z%C3%BCken%20ki%C5%9Filer%20taraf%C4%B1ndan%20kabul%20edilmese%20de%3B%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20gerek%20demokratikle%C5%9Fme%20gerekse%20di%C4%9Fer%20belli%20ba%C5%9Fl%C4%B1%20alanlarda%2Fsekt%C3%B6rlerde%20gelinen%20noktalar%2C%20eskiye%20nazaran%20epey%20bir%20ilerleme%20g%C3%B6stermektedir.%20Fakat%20ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC%20yasa%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20kald%C4%B1r%C4%B1lma - http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medya Değerlendirmeleri &#8211; 1</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 09:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[abonelik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bloomberg tv]]></category>
		<category><![CDATA[ece temelkuran]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik programları]]></category>
		<category><![CDATA[flash tv]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[medya değerlendirmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tiraj]]></category>
		<category><![CDATA[trt]]></category>
		<category><![CDATA[yemekteyiz programı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1138</guid>
		<description><![CDATA[Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1139" title="Medya Değerlendirmeleri 1" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/02/medyasss-300x300.jpg" alt="Medya Değerlendirmeleri 1" width="300" height="300" />Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura aynı tadı vermeyebilir ve o gazeteye aynı gözle bakmayabilir. Aslında üslup meselesi nesnel bir olgu olarak kendini belli eder. Bir okur iki gazeteyi veya iki kanalı karşılaştırdığında ikisi arasındaki farkı üslup temelinde değerlendirebilir. Fakat şartlar Türkiye şartları olunca üslup kavramını bile sübjektif olarak kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Bunda en büyük sebep; ülkenin kemikleşmiş, entelektüel olarak bilinen ve o şekilde gözükmeye çalışan ve iki üç cümle yazıp köşe yazarıyım diye geçinen yazarlardır. <span id="more-1138"></span></p>
<p>***</p>
<p>Bir gazete düşünün… Her yaptığı haber ile ülke gündemini belirleyen ama tirajlarda ilk 15’e bile giremeyen bir gazete… Taraf gazetesi… Evet, çelişkili bir durum. Hem sizin yazdıklarınıza göre gündem belirlenecek, herkes kaleminizden çıkacak yazıları bekleyecek, evlerde işyerlerinden “duydun mu Taraf’ın yaptığı yeni haberi?” diye konuşulacak hem de 65 bin gibi bir tiraj alacaksanız. Bu noktada 2 şey düşünülmelidir. Birincisi; gazete okumayan bir toplumuz. Bunu sadece bu konu ile bağdaşlaştırmamak gerekir. Toplam gazete tirajlarına bakıldığında 5 milyonu geçmeyen bir tirajı göz önüne alındığında durumun hiç de iç açıcı olmadığı anlaşılacaktır. İkincisi bir gazete okumayı alışkanlık haline getirmek ve başka gazetelere de bakmamak. Çok normaldir okurun her gün okuduğu bir gazetesinin olması. Fakat diğer bir gazete alanında dünya birincisi olsa da onu almayı bir kez olsun aklından geçirmez. Çünkü kendi okuduğu gazete her zaman daha iyidir. <em><strong>Okuma oranının düşük olması ve takılıp kaldığımız bir takım alışkanlıklar…</strong></em> Zaten bu ülkenin başına gelen birçok şeyin temel sebeplerinden birisidir bu iki nokta…</p>
<p>Taraf gazetesi tirajlardan mı yakındı bilmiyorum fakat aldığım bir duyuma göre; gazete abonelik sistemine geçmeyi düşünüyormuş. Abonelik sisteminin daha iyi olacağı kesin. Tirajların artacağından değil… Bayilere sayılı şekilde gelen gazeteye ulaşmamız zor oluyor. Hele ki gazetenin gitmediği ilçeleri düşündüğümüzde bu abonelik sistemi hem gazete açısından hem de gazete okuyan vatandaşlar için olumlu bir durum olur. Maddi sıkıntıdan dolayı gazeteyi bazı günler çıkartılamayacak noktaya gelindiğini söyleyen Ahmet Altan bu sistem için gerekli kaynağı nereden nasıl karşılayacağını belirtse çok iyi olur…</p>
<p>Bugün gazetesi de abonelik sistemini düşünüyormuş…</p>
<p>***</p>
<p>TRT kanalı… Hiç şüphe yok ki 5-6 sene önceki TRT ile şimdiki TRT arasında çok fark var. Ve zaman TRT’ye daha çok güç katıyor. Uydu kanalına bir bakıldığında TRT’nin adı altında 1-2-3-4, Avaz, Şeş, Anadolu, Müzik, Çocuk, Haber kanalları görülebilir. Bu kadar kanal çıkarmak ne kadar doğrudur bilmiyorum. Evet her kesime ulaşmak önemlidir. Ama her kesim için ve her türden sektör için bir kanal açılması da garipsenecek bir durum fikrimce. TRT Arapça’nın hazırlama aşamasında olduğunu biliyorum. Korkarım ki bundan birkaç yıl sonra TRT her sektöre girer; spor, teknoloji, ekonomi, tasavvuf…</p>
<p>Kanalın devlet kanalı olması durumundan dolayı da atılan her adım önemlidir. <em><strong>Nitekim herhangi bir özel kanal; yaptığı yorumlardan ve olaylara karşı duruşlarından kanal sahibinin görüşlerini yansıttığını belli edebilir, bu olmaması gereken bir durum olsa da…</strong></em> Ki ülkemizde de bu durum böyledir. Ama özel kanallardaki bu durum devlet kanalında da işlememelidir. <em><strong>TRT devlet kanalı diye hükümetin de kanalı olması gerekmez.</strong></em> Bu noktada TRT’nin herkese eşit mesafede olması gerekir ve olması gereken de budur.</p>
<p>***</p>
<p>Televizyon programları… <em><strong>Eğer TV programları vatandaşların talepleri doğrultusunda yapılıyorsa -ki maalesef bu şekilde- ülkemizdeki televizyon izleyicisi kesimin şiddetli bir şekilde bilgisizlik, bilinçsizlik ve maalesef cahillik sorunu var.</strong></em> Flash TV’deki her program, kanal kanal yemekteyiz programları, evlilik programları, gelin kaynana ve aile bireylerinin tartışmalarının olduğu programlar, sabahlara kadar süren küfürlü ve seviyesiz spor programları, o onunla burada bu şekilde yakalandı diye “az sonra”ları bastıra bastıra gösteren magazin programları… Zevk meselesidir deyip geçilecek bir konu değildir bu. Televizyona “aptal kutusu” ismini sağlayan, insanlara bir şey katmayan programlar… Tüm bunları düşündükçe TV sahiplerine pek kızamıyorum. Çünkü seyirci bu tip şeyleri istedikçe yapımcılarda haliyle taleplere cevap vermek durumunda kalıyorlar ve durum ortada… Bilinçsiz bir seyirci toplumu… Okan Bayülgen’in Kanalizasyon filmi bu konuyu çok iyi anlatan bir film…</p>
<p>***</p>
<p>TV kanallarına bir yenisi daha eklendi; Bloomberg HT. Bloomberg TV dünyaca takip edilen ve alanında önemli bir yere sahip olan bir ekonomi kanalı. Türkiye’deki payını Habertürk aldı. Ciner grubunun önemli adımlarından birisi. Kanalın yayını Kanal 1 üzerine endekslenmiş. Belli bir saatten sonra yayın akışı Kanal 1 olarak devam ediyor. Ekonomi kanalı olarak eksikliği olan bir ülkeydik umarım Bloomberg HT bu eksikliği giderebilir. Ve yine umarım Habertürk kanalındaki “taraflık” bu kanalda da geçerli olmaz.</p>
<p>***</p>
<p><em><strong>Habertürk gazetesi yerinden mutlu olmayan köşe yazarlarının yeni yuvası mı acaba?</strong></em> Bu soruyu merak ediyorum. Çünkü HT gazetesi yazar kadrosuna yeni bir kişi daha kattı; Milliyet gazetesinden Ece Temelkuran. Yönetim acaba başka kimlere teklif götürdü… Ve kimler kabul etmedi. Yorum kadrosu olarak eksik olduğunu Fatih Altaylı da en başta kendisi belirtmişti. Fakat bu eksikliği Bekir Coşkun ve Ece Temelkuran ile dolduracağını mı düşündü acaba Altaylı? Yaşar Nuri Öztürk’e göre elbette ikisi de daha iyi… Temelkuran’a HT kanalında da bir program yaptırılırsa şaşırmam. Yine de en iyi transferleri Elif Şafak idi…</p>
<p>***</p>
<p>Medya değerlendirmeleri üzerine ikinci yazımı da yakın bir zamanda yazmayı düşünüyorum…</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
04.02.2010</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html&amp;t=Medya+De%C4%9Ferlendirmeleri+%26%238211%3B+1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Medya+De%C4%9Ferlendirmeleri+%26%238211%3B+1+-+http://www.talhadereci.com/1138" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.htmltitle=Medya+De%C4%9Ferlendirmeleri+%26%238211%3B+1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html&amp;title=Medya+De%C4%9Ferlendirmeleri+%26%238211%3B+1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Medya%20De%C4%9Ferlendirmeleri%20%26%238211%3B%201&amp;body=Belki%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20iddiad%C4%B1r%20fakat%20fikrimce%3B%20bir%20%C3%BClkedeki%20medyan%C4%B1n%20%C3%BCslubu%2C%20duru%C5%9Fu%2C%20seviyesi%20ve%20kalitesi%20hem%20o%20gazeteyi%20okuyan%20okurun%20%C3%BCslup%2C%20seviye%20ve%20kalitesini%20g%C3%B6sterir%20hem%20de%20genel%20olarak%20%C3%BClkenin%20uluslar%20aras%C4%B1%20bazda%20de%C4%9Ferini%20g%C3%B6stermektedir.%20Elbette%20gazetenin%20%C3%BCslup%20ve%20seviyesi%20s%C3%BCbjektif%20 - http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Solu Nereye Gidiyor?</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 23:57:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[sol analizi]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[türk solu nereye gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[türk solunun analizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1116</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1117" title="türk solu" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/01/türk-solu-206x300.jpg" alt="türk solu" width="206" height="300" />Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki Sol’un dünyadan apayrı bir konumda olduğunu görürüz…</p>
<p>Evet, sol her tarafta aynı şekilde yaşanmıyor. Ve sol kavramı tıpkı diğer siyasi terimler gibi gün geçtikçe alt dallara ayrılıyor. Türkiye’ye bunun yansıması Kemalist sol, muhafazakâr sol, ideolojik sol, ulusal sol vb. şekildeki kavramlar şeklinde olmuştur.<span id="more-1116"></span></p>
<p>Dünyadaki görüşte bu kadar keskin midir bilmiyorum fakat ülkemizde “sol” ve sol’dan türeyen kelimelere karşı bir antipati olduğu aşikardır. Bunun sebebi de Türkiye’de birçok defa siyaset malzemesi olmuş ve Türk halkının çok hassas olduğu din konusudur.</p>
<p>Hâlbuki politika terimi olarak sol ile din terimi olarak kullanılan sol ayrı şeylerdir. Aslında üzerinde konuştuğumuz kavram basit bir oturma düzeninin sonucudur. Fransız İhtilali sonrası kurulan parlamentoda özgürlüklerin destekçisi olan burjuvalar genellikle başkan koltuğunun solunda oturmaktaydılar. Değişimlere karşı çıkmakta olan soylular ise sağda otururlardı. Bugün Fransız parlamentosunda bu gelenek hala devam ediyor. Politikadaki terimi bu iken, dini alanda sol kelimesi biraz daha ilginç yönde. Wikipedia’dan aldığım bilgiye göre; “dinlerde kötü, pis, ahlaksız kabul edilen şeyler sol taraf ile özdeşleştirilmiştir. Latince kökenli sinister (kötü) kelimesinin diğer anlamları, &#8220;sol&#8221; ve &#8220;şanssız&#8221;dır. Yine İbranice’de &#8220;smowl&#8221; (sol) kelimesi aynı zamanda &#8220;karanlık&#8221; anlamına gelir. İslam’da pis, kötü kabul edilen şeyler (taharetlenmek vb.) sol el, sol ayak ile yapılır.”</p>
<p>Yaftalamanın ve “çamur at izi kalsın” mantığının hüküm sürdüğü Türkiye&#8217;de “sol” dediğimiz gruplar “sağ” grupları “dinci, cemaatçi, tarikatçı, gerici, şeriatçı” gibi kelimelerle anarken; “sağ” gruplarda “sol”u “dinsiz, imansız, Allahsız, kitapsız” olarak görmüş ve o şekilde anmıştır.</p>
<p>Türkiye’de sol deyince aklıma CHP gelmiyor son 3-4 yıldır. Azınlıkta olan TKP, İP, DSP, ÖDP, EMEP ve adında sosyalist, Marksist, devrim ve Lenin kelimeleri geçen varlığı ve yokluğu bir olan gruplar geliyor aklıma daha çok. Hatta Wikipedia’da “Türkiye’de Sol Gruplar” adı altında CHP ismi yok. Ama maalesef yıllardır meclis çatısı altında, muhalefet olarak bulunan ve yerinden memnun olan, “sol” kesimin büyük oylarını almış CHP olunca, Türkiye’deki solu, o parti üzerinden konuşmak zorunda kalıyoruz. Yaptığı konuşmalar ve olaylara karşı koyduğu tavırlar doğrultusunda tartışabilme fırsatımız oluyor Türk Solu’nu…</p>
<p>İktidar ve muhalefet partilerinin ideolojik terimlerinin yer değiştirdiği şu zamanda CHP&#8217;yi anlayabilmek çok zor. Dünyanın neresine giderseniz gidin, aklıselim bir adama “sol” hakkında birkaç şey söyle deseniz, size; “eşitlik, özgürlük, kardeşlik, demokrasi, insan hakları” gibi klişe olmuş/oldurulmuş kelimeleri söyleyebilir. Bu kelimeler ile Tük Solu’nun şimdiki -teorikte- temsilcisini, yani CHP’yi, bir araya getiriyorum ve ikisini analiz etmeye, ortak noktalarını bulmaya çalışıyorum…</p>
<p>İnsan hakları… Mustafa Erdoğan Anayasal Demokrasi adlı kitabında bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır; “İnsan hakkı; hangi ulus, etnik, dini, zümrevi veya mesleki topluluktan olursa olsun, her kişinin yalnızca insan olmak itibariyle sahip bulunduğu değeri korumaya dönük eylem potansiyelinin başkalarınca tanınmasını ve her çeşit dış müdahaleye karşı korunmasını gerektiren en üstün ahlakî iddia veya taleptir.” Tanım üzerinden gidersek; “sahip olduğu değeri korumaya dönük eylem potansiyelinin başkalarınca tanınması” tabirinde kişilerin değerlerine her ne olursa olsun saygı gösterilmesini belirtir insan hakları. CHP’nin türban/başörtüsü konusundaki tutumunu düşününce çok rahatça “insan haklarından bir haber” diyebiliyorum. Hâlbuki insan haklarını savunan bir sol parti başörtüsü yasağına “hayır!” diyebilmelidir, yasağı getirmeye çalışan zihniyet olmamalıdır. Çünkü solun temelinde insan hakları vardır, özgürlük vardır, eşitlik vardır. Trajikomik bir durumdur;  üniversiteye giren bayanın başını açmasını istemek fakat vergi dairesine giden bayandan aynı şeyi beklememek… Hele ki bu durumun gerekçesi olarak da “laikliği” sebep göstermek!</p>
<p>Üniversite öğrencisi okuluna başörtüsü ile girerek laikliğe zarar veremez. Veya ülkedeki laiklik kavramını yıkmak için başörtüsü takmaz. Laikliğe veya sisteme zarar vermeye çalışan bir adam, mesela; şeriat hükümlerince yönetilmek ister. Türk Medeni Kanunu’nda İslami yorumlara ve görüşlere yer verilmesini ister. Veya anayasayı değiştirip Kur’an-ı Kerim&#8217;i anayasa yapmaya çalışır. Ya da daha da ileri gidip başörtüyü iktidar eliyle ve kanunlarla destekleyecek şekilde ülkede mecburi hâle getirtmeye çalışır. Durum bu noktadaysa elbet birileri çıkıp “laiklik elden gidiyor!” deyip bir şeylerin yapılmasını istemelidir. Ama üniversiteye başörtüsüyle girmek isteyen bir gencin zihniyeti ile bu saydığım zihniyetler/istekler arasında hiçbir ortak yön yoktur. Nasıl ki başörtülü bayan başı açık ve mini etekli bayanlara bir şey demiyorsa ve onlara saygı gösteriyorsa, aynı şekilde kendisine de davranılmasını ve saygı duyulmasını da istemektedir. Bu durum insan haklarının ve özgürlüğün gereğidir. Yani teorikte Sol’un temel taşları…</p>
<p>Demokrasidir ve ilerlemedir sol… Düşünüyorum da türban konusunda gayet demokratik (!) davranan CHP, aynı tavrını darbeci generalleri destekleyerek de yapmıştır! Darbelerle ve darbecilerle ilişkili olan bir parti asla “sol” olamaz. Solun değerleri buna uygun değildir, cuntacılıkla bağdaşmaz. 12 Eylül, 28 Şubat övünmek için kullanılamaz. Zamanın darbeci generallerini, kendi görüşlerindenmiş gibi gösterip başına “solcu”, “Atatürkçü” gibi kelimeler getirerek yere göğe çıkarılamaz.</p>
<p>Aynı tavır anayasa konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu ülkede anayasa sorunu vardır. Evet, bir darbe anayasasıdır kullandığımız. Ve darbe zihniyetini kaldırmak gerekir, onu baş tacı yapmak değil. Onu kaldırmaya kalkışanları engelleyerek sadece geriye gidersiniz veya yıllardır yaptığınız gibi yerinizde sayarsınız. Ve buna da “istikrar” dersiniz. Hâlbuki “sol” hep ileri gitmektir. Çağdaş olmak, ilerleyen zamana ayak uydurabilmektir…</p>
<p>Sol; söylemlerle kalmak değil, icraatlar yapmaktır. CHP, her fırsatta muhalefet olmanın verdiği yetkiden olsa gerek sade ve sadece iktidara laf yetiştirmeye çalışmıştır. Bir günden bir güne elle tutulur bir proje ürettiği görülmemiştir. Her projeyi anayasa mahkemesine taşımıştır. Parti binası ile anayasa mahkemesi arasında mekik dokuyan bir muhalefet partisi görüntüsü&#8230; Ülke insanına hizmet için mi ordadır yoksa o vatandaşı zor duruma düşürmek için mi? Bu soruyu kendilerine samimi bir şekilde sormak ve cevabını bulmak durumundadırlar. İktidarın yanlışlarında muhalefet edeceği yerde susarken, yapılan olumlu şeylerde her daim sesini yükseltmiş ve kör muhalefetini yapmıştır. Fakat “sol” bununla uyuşmaz. Sol üretmektir, icraatlar gerçekleştirmektir.</p>
<p>Şu noktada üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır; siyasetin alternatifi… Ülkemizde siyasetin alternatifi çoğu zaman asker olarak görülmüştür. Ortalama olarak 10-15 yılda bir, bir şekilde darbe yapan veya darbeye teşebbüs eden zihniyetler, demokratik ortamlarda yapamadıklarını veya onları yapmaya hakları olmadığı için (üniforma ile siyaset yapmak/yapmaya çalışmak) siyasete alternatif olarak başka yollara başvurmuşlardır. Hâlbuki sol veya sağ fark etmez, olması gereken şey; siyasetin alternatifinin siyaset, siyasetçinin alternatifinin siyasetçi olmasıdır. Fakat ülkemizde ne zaman olması gereken olmuştur o da ayrı bir mevzudur. Siyasetçileri sevmeyen zihniyet onları asarsa ve asanları da destekleyen zihniyetler varsa, zaten burada ister sağ olsun ister sol fark etmez, o ülkenin daha alacağı çok yol vardır…  Bu noktada siyasette yapamadığı veya gücünün yetmediği durumlarda “askere sığınan zihniyet”i de unutmamak gerekir. Bu durumdaki kişiler, yıllarca birilerinin pohpohlaması ve desteğiyle o makam ve koltuklara geldiği için, zorlarına giden bir şeyler olduğunda veya güçlerinin yetmediği bir durumla karşılaştığında; laikliği bahane ederek, orduyu göreve çağırmışlardır. Bu zihniyet de onların ne kadar aciz olduğunun göstergesidir.</p>
<p>Atatürk üzerinden siyaset yapmak da CHP’nin en iyi başardığı şeydir. Türk siyasetinde iki kavram her daim kuvvet göstergesi olmuştur; Atatürk ve din. Cumhuriyet tarihi boyunca her parti bir şekilde ya Atatürk üzerinden ya da din üzerinden siyaset yapmış ve oy toplamaya çalışmıştır. Hâlbuki bu iki kavram da siyaset üstü kavramlar olarak kalmalıdır. Yıllardır “Atam İzindeyiz!” diyerek yerinde saymamalıdır CHP. Atatürk kendi zamanında yapılması gerekenden fazlasını yapmıştır zaten. Artık o yapılanları üzerine bir şeyler ekleme zamanı çoktan geldi de geçmiştir… Ata’nın izinde gitmek değil, izinin gösterdiği yolda onu geçmektir mühim olan. Sol’dan da beklenen ve ona yakışacak olan da budur.</p>
<p>Durum bundan ibarettir. Ülkede “sen solcu musun?” gibi tuhaf bir şekilde sorulan sorular varken ve cevaba göre hemen arkasından bir “ötekimiz” konumuna sokturan zihniyetler olduğundan dolayı; Sol’un gerçek değerleri ile pratiğe yansımış halini dilim döndüğümce belirtmeye çalıştım. Türk Solu dünyadaki sollardan bambaşka bir soldur. Ve doktrinde solun özelliklerini taşıyan kavramların asla yakınından geçmemiştir. Bunun olmasındaki temel etken, CHP’nin yanlış/kör muhalefeti ve ülke zemininin büyük bir kısmının sola uymaması, onun tabanına zıt düşmesidir. Buna rağmen; solun gerçek değerlerini başarılı ve objektif bir şekilde yapabilecek/uygulayabilecek bir parti, Türk siyasetinde uzun soluklu olabilir.</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
22.12.2009<br />
Trabzon</strong></p>
<p>&#8212;</p>
<p>Bu yazı aynı zamanda aylık düşünce dergisi olan <a href="http://www.tevatur.net/" target="_blank">Tevatûr E-Dergi</a>si&#8217;ne kapak konusu olmuştur&#8230;</p>
<p><object style="width:600px;height:434px" ><param name="movie" value="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf?mode=embed&amp;documentId=100112213528-aeb7625d771f4f16aed1a317b25d914e&amp;docName=tevatur0110&amp;username=karbonizma&amp;loadingInfoText=Tevat%C3%BCr%20Ocak%202010&amp;showFlipBtn=true&amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Flight%2Flayout.xml&amp;pageNumber=12" /><param name="allowfullscreen" value="true"/><param name="menu" value="false"/><embed src="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf" type="application/x-shockwave-flash" style="width:600px;height:434px" flashvars="mode=embed&amp;documentId=100112213528-aeb7625d771f4f16aed1a317b25d914e&amp;docName=tevatur0110&amp;username=karbonizma&amp;loadingInfoText=Tevat%C3%BCr%20Ocak%202010&amp;showFlipBtn=true&amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Flight%2Flayout.xml&amp;pageNumber=12" allowfullscreen="true" menu="false" /></object></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html&amp;t=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?+-+http://www.talhadereci.com/1116" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.htmltitle=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html&amp;title=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=T%C3%BCrk%20Solu%20Nereye%20Gidiyor%3F&amp;body=Bir%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20ba%C5%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kastederek%20%E2%80%9CNeden%20sol%20nereye%20gidiyor%3F%E2%80%9D%20diye%20yazmad%C4%B1n%20da%20T%C3%BCrk%20Solu%20ibaresini%20kullanmay%C4%B1%20tercih%20ettin%20diye%20sordu%C4%9Funda%20%E2%80%9Cas%C4%B1l%20mesele%20burada%20i%C5%9Fte%E2%80%9D%20dedim%20i%C3%A7imden%E2%80%A6%20At%20g%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BC%20%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1p%2C%20hayata%20biraz%20daha%20bilimsel%20ve%20objektif%20bak%C4%B1ld%C4%B1%C4%9F%C4%B1nda%20%C5%9Fu%20kan%C4%B1ya%20 - http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hulki Cevizoğlu ile 86.Yılında Türkiye Söyleşisi</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 15:26:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[art kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[cevizkabuğu programı]]></category>
		<category><![CDATA[cevizkıran]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hulki cevizoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[
18 Kasım 2009 akşamı KTÜ AKM’de bir topluluk… Çok değil 5 ay önce yine aynı topluluk Nihat Genç’i dinlemek için koltuklarındaki yerlerini almıştı. Atatürkçü Düşünce Kulübü yine ulusalcı tayfanın gözde isimlerinden birini getirmişti; Hulki Cevizoğlu… Nihat Genç kadar hararetli geçmeyeceğini bildiğim konferansta yerimi aldım ve söyleşinin başlamasını beklemeye başladım.
Trabzon’un ileri gelenleri ve Kemalist akademisyenlerimiz de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1086" title="hulki cevizoglu" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/11/hulki_cevizoglu.jpg" alt="hulki cevizoglu" width="206" height="200" /></p>
<p>18 Kasım 2009 akşamı KTÜ AKM’de bir topluluk… Çok değil 5 ay önce yine aynı topluluk Nihat Genç’i dinlemek için koltuklarındaki yerlerini almıştı. Atatürkçü Düşünce Kulübü yine ulusalcı tayfanın gözde isimlerinden birini getirmişti; Hulki Cevizoğlu… Nihat Genç kadar hararetli geçmeyeceğini bildiğim konferansta yerimi aldım ve söyleşinin başlamasını beklemeye başladım.</p>
<p>Trabzon’un ileri gelenleri ve Kemalist akademisyenlerimiz de oradaydı. Eski belediye başkanı Ce-Haş-Pe’li Volkan Canalioğlu’da oradaydı. Alkışlar ve ıslıklar eşliğinde geldi Hulki Cevizoğlu. Savaş sonrası başarı elde etmiş bir komutanın beden diliyle selamlıyor, seyircileri alkışlattıkça coşku verdirmeye devam ediyordu. Atatürk ve silah arkadaşları için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okundu ve sunucu bayan Hulki Cevizoğlu’nun kısa bir özgeçmişini okudu. Daha sonra ADK Başkanı’nı konuşma yapmak için sahneye çağırdı. Oldukça heyecanlı olan başkanın güzel bir metin (!) hazırladığını gördük her ne kadar iyi ezberleyemese de… Çiçek verme, fotoğraf faslından sonra nihayet Hulki Bey’i sahnede görebildik. “Kır bakalım ceviz kabuğunu da görelim içindekileri!” dedim içimden… Ve başladı…<span id="more-1081"></span></p>
<p>Sahnenin üst kısmında yazan “Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü gösterdi. Bunu buraya asabilmeniz büyük cesaret dedi ve ekledi; “Sizi gidi Ergenekoncular!”. İlk dakikadan söyleşinin gidişatı belli olmuştu…</p>
<p>Ergenekon’dan başladı… Erol Manisalı, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ı savundu. Ergenekon diye Atatürkçü dava arkadaşlarımızı içeriye alıyorlar dedi. Belli ki fazlaca sinirliydi bu davaya. Ona göre böyle bir operasyon yoktu ve bunu AKP öç alma amaçlı yapıyordu. Ortadaki ıslak imzalı belgeyi, darbe girişimlerini, darbe günlüklerini hiçe saydı. Ama bir ortak noktamız vardı onu söylemeliyim. Cevizoğlu bu darbe girişimlerini bir yana bırakarak asıl darbeyi yapan kişileri neden yargılamadıklarını, onlarla kol kola görüntüleriniz var neden onları yargılamıyorsunuz diyerek Kenan Evren’e gönderme yaptı. Ona göre Bülent Arınç ve Abdullah Gül’ün Evren ile kol kola girdiği pozlar varmış. Bu pozu görmediğim ve açıkçası da araştırmadığım için bir şey diyemiyorum. Çünkü Hulki Cevizoğlu’nun halkı kandırma -yalan söyleme- ihtimali de var. Tıpkı Nihat Genç’in yaptığı gibi… (<a href="http://www.talhadereci.com/medya-kritik/nihat-genc-ve-saz-arkadaslari-toplulugu/" target="_blank">bkz. Nihat Genç’in Gülen hakkında söylediği Sızıntı Dergisi yalanı</a>) Ama Kenan Evren’in hala yargılanmadığı ve darbe anayasasının değişmediği 86.yılındaki Türkiye Cumhuriyeti’nde büyük bir hukuk boşluğunun olduğu, yüksek derecede bürokrasinin işlediği ve eskisi kadar olmasa da askerin yine siyaset üzerinde belli bir baskısının olduğu aşikâr. Bu noktada Hulki Bey ile aynı görüşteydik. Her ne kadar o anayasanın değişmesinden yana olmasa da…</p>
<p>Şanssızdım ve yine yalnızdım… Söyleşilerdeki şanssızlığım yine devam etti. Ama sanırım bu seferki şanssızlığımı kendi kendime oluşturdum. Hulki Bey alkış alıyordu evet. Ama salondaki nabzı ölçerek ona göre söyleşisini devam ettirmek niyetindeydi. Kısa bir oylama ile kimlerin ne olduğunu görecekti. İlk olarak “AB hakkında bir fikrim yok girmeli miyiz girmemeli miyiz bilmiyorum.” diyenlerin ellerini kaldırmasını istedi; 2-3 kişi kaldırdı. Daha sonra, “AB’ye girmeliyiz.” diyenler el kaldırsınlar dedi. Ben dâhil koca salonda 6-7 kişi vardık. Arkama baktım o 6-7 kişiye dikkatlice baktım. Hepsinin simalarına dikkat ettim… Daha sonra Hulki Bey üçüncü şıkkı söyledi; “AB’ye girmemeliyiz.” diyenler el kaldırsın dedi. Ve geriye kalan tüm seyircilerden ıslıklar, alkışlar… Cevizoğlu “alkışlayın alkışlayın Ankara duysun!” dedikçe seyirci coştu, seyirci coştukça Hulki Bey rahatladı…</p>
<p>Cevizoğlu soru cevap kısmında AB’ye girmeliyiz diyen o 6-7 kişiye asla söz vermedi. Ön taraflarda olmama rağmen, tabir-i caizse kendimi yırtmama rağmen yine de söz hakkı vermedi. Dedim ya şanssızlığımı kendi ellerimle yarattım… Fikirlerine ters olduğumdan, zor bir soru soracağımdan ve kendisinin orada terleyeceğini düşündüğünden olsa gerek soru sormam için izin vermedi. Hâlbuki körü körüne muhalefet edecek bir sorum da yoktu. Ergenekon’u sormayacaktım bile. Kalkıp da darbeci tayfayı dava arkadaşım diye savunan bir adama Ergenekon yapılanmasını açıklamak veya darbe ihtimali var demek boş olurdu. Medya hakkında ve Atatürk’ün sözleri hakkında bir sorum olacaktı… Zaten soru-cevap kısmı Hulki Bey için çok kolay geçti. Çünkü ortada soru yoktu! Mikrofonu eline alan her genç soru soracağı yerde, AKP şunu böyle yaptı, bunu böyle sattı diye başladı, Cevizoğlu’nu övdü, soru sormayı unuttu… Önceden kağıtlara yazılmış metni bile okuyamadılar. Kör siyasetin altında ezilmiş, kendini geliştirmektense durduğu yerde sayıklayan, iki cümleyi yan yana getiremeyen, bir laf edince hemen tedirgin olan ve heyecanlanan, ne yapacağını bilemeyen, her fırsatta Atatürk üzerinden siyaset yapan ve cevap veremediği ya da gücünün yetmediği anda direkt Atatürk’ü devreye sokan, yıllardır “izinde olan”, “unutmayan”, “unutturmayan” ve Atatürk’ü peygamberi olarak gören (<a href="http://www.talhadereci.com/dereci-tv/dereci-tv-kemalistlerin-ataturku-peygamberleri-ilan-ettikleri-an/" target="_blank">bkz.Cumhuriyet Mitingleri&#8217;ndeki video</a>) Kemalist gençleri ve zihniyetleri gördükçe acıdım hallerine…</p>
<p>Hulki Bey genel seçimlerde Ankara’dan bağımsız adaydı. Çevresinin yoğun isteği üzerine girmişti bu işe. Başarısız olmuştu. Ama bu başarısızlığı yedirememiş olacak ki suçu AKP ve CHP’ye yükledi. Güya CHP karşısına çıkmış ve Hulki Bey’in kendilerinin oylarını böleceğini düşünmüşler. AKP de seçimde oy vereceğimiz pusulada Hulki Bey’in ismini küçük ve kenarda bir yerde yazmış! Hatta Hulki Bey bile kendisinin ismini zor bulmuş. Şaşırdım! Meğer Hulkicim Ankara’da ne cevizkıranmış da haberimiz yokmuş… Baksanıza iki büyük parti bağımsız birinden bu kadar korktuklarına göre…</p>
<p>Bu noktada gençlere çok kızdığını belirtti. Sebebi ise 11 milyon gencin sandık başına gitmemesiydi. Haklı olabilir bu konuda. Sandık başına gitmeyen bir sürü genç var ben de dâhil. Her birimizin bir sebebi olabilir. Sebebi olmak zorunda da değildir. Ama bir kişinin sebebi ilginçti. Hulki Bey oy vermeye gitmediniz diye söylenirken biri kalktı ve şunları söyledi; “Ben Bulgar göçmeniyim. Çifte vatandaşlığım var. Bulgaristan’daki seçimlerde bir tane Türk partisi vardı ve gittim ona verdim oyumu. Ama Türkiye’de oy verecek bir tane Türk partisi var mı ki -ya da kaldı mı ki- ona oy verelim?”… Alkış alan bir sözdü… Ama keşke aldığı alkış kadar düşünülen bir konu olsaydı. Hulki Bey buna cevap veremedi…</p>
<p>Cevizoğlu’na göre AKP’nin “darbelere karşıyız” söylemi boşta kalan bir söz. Onların asıl amacı darbelere karşıyız derken darbecileri desteklemek ve Türklerin DNA’sını değiştirmekmiş… Bunu iki üçü gündür düşünüyorum. Gündemi sıkı sıkıya takip eden biriyim. Ama AKP’nin darbecileri desteklediklerine dair bir şey görmedim. Gören varsa lütfen bana mantıklı açıklamalar doğrultusunda bildirsin. DNA değiştirme konusunda ne demek istediğini tam anlayamasam da “Kürt Açılımı” hakkında iğneleme yaptığı belliydi…</p>
<p>Ve yine Hulki Bey’e göre AKP’nin amacı; Ergenekon’dan içeriye alınanları cezalandırmak değil, o süreci kullanmak ve dışarıdaki Atatürkçülere korku salmakmış. AKP’nin amacını bilmem ama dışarıdaki Atatürkçü adama bir şey yapmadığı sürece kimse de bir şey diyemez. Hulki Bey bir şeyler yapmış olacak ki korku meselesine her daim yazılarında, programlarında değinmekte. Bu korku; bir şeyler yapmış olan, Atatürk’ün gölgesine sığınan darbeci zihniyetteki kişilere uzun bir süre daha yeter…</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
23 Kasım 2009<br />
TRABZON</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html&amp;t=Hulki+Cevizo%C4%9Flu+ile+86.Y%C4%B1l%C4%B1nda+T%C3%BCrkiye+S%C3%B6yle%C5%9Fisi" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Hulki+Cevizo%C4%9Flu+ile+86.Y%C4%B1l%C4%B1nda+T%C3%BCrkiye+S%C3%B6yle%C5%9Fisi+-+http://www.talhadereci.com/1081" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.htmltitle=Hulki+Cevizo%C4%9Flu+ile+86.Y%C4%B1l%C4%B1nda+T%C3%BCrkiye+S%C3%B6yle%C5%9Fisi" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html&amp;title=Hulki+Cevizo%C4%9Flu+ile+86.Y%C4%B1l%C4%B1nda+T%C3%BCrkiye+S%C3%B6yle%C5%9Fisi" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Hulki%20Cevizo%C4%9Flu%20ile%2086.Y%C4%B1l%C4%B1nda%20T%C3%BCrkiye%20S%C3%B6yle%C5%9Fisi&amp;body=%0D%0A%0D%0A18%20Kas%C4%B1m%202009%20ak%C5%9Fam%C4%B1%20KT%C3%9C%20AKM%E2%80%99de%20bir%20topluluk%E2%80%A6%20%C3%87ok%20de%C4%9Fil%205%20ay%20%C3%B6nce%20yine%20ayn%C4%B1%20topluluk%20Nihat%20Gen%C3%A7%E2%80%99i%20dinlemek%20i%C3%A7in%20koltuklar%C4%B1ndaki%20yerlerini%20alm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1.%20Atat%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Kul%C3%BCb%C3%BC%20yine%20ulusalc%C4%B1%20tayfan%C4%B1n%20g%C3%B6zde%20isimlerinden%20birini%20getirmi%C5%9Fti%3B%20Hulki%20Cevizo%C4%9Flu%E2%80%A6%20Nihat%20Gen%C3%A7 - http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/hulki-cevizoglu-ile-86-yilinda-turkiye-soylesisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;deki IV. Kuvvet Medya Üzerine Değerlendirmeler</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 11:06:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[1 milyon ttiraj]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet hakan]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[ayşeözyılmazel]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul özkök]]></category>
		<category><![CDATA[fatih altaylıi murat bardakçıi serdar turgut]]></category>
		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[haydar dümen]]></category>
		<category><![CDATA[hülya avşar]]></category>
		<category><![CDATA[ıslak imza]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[medya müfettişi]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin yazıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[müjde ar]]></category>
		<category><![CDATA[new york times]]></category>
		<category><![CDATA[nihal bengisu karaca]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<category><![CDATA[oray eğin]]></category>
		<category><![CDATA[pelin batu]]></category>
		<category><![CDATA[ruşen çakır]]></category>
		<category><![CDATA[sabah gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[uğur dündar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar nuri öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit bulut]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1054</guid>
		<description><![CDATA[Çoğumuz biliriz kuvvetler ayrılığı denilen kavramı. Ülke yönetimindeki çarkları bu üç kuvvet ( yasama, yargı, yürütme ) döndürmektedir. Ve üçü de birbirinden bağımsız durumdadır. Birinin aldığı karar diğerini etkilememektedir. Ve bu kuvvetler devlet organları arasında üstünlük sıralaması gibi bir duruma tabi değildir. Tabi bunlar teoriktedir. Haliyle Türkiye’de çoğu zaman teori uygulamaya/pratiğe dönüştürülemez. Kimi zaman yargı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1055" title="medya" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/10/MEDYA_1-300x224.gif" alt="medya" width="300" height="224" />Çoğumuz biliriz kuvvetler ayrılığı denilen kavramı. Ülke yönetimindeki çarkları bu üç kuvvet ( yasama, yargı, yürütme ) döndürmektedir. Ve üçü de birbirinden bağımsız durumdadır. Birinin aldığı karar diğerini etkilememektedir. Ve bu kuvvetler devlet organları arasında üstünlük sıralaması gibi bir duruma tabi değildir. Tabi bunlar teoriktedir. Haliyle Türkiye’de çoğu zaman teori uygulamaya/pratiğe dönüştürülemez. Kimi zaman yargı kararları yasamayı etkiler (bkz: Anayasa Mahkemesinin esasa bakarak anayasa değişikliğinin iptali ) kimi zaman yürütme yargıyı. Bu üç kuvvete bir de medyayı ekleyin. Bakmayın dördüncü kuvvet dediğime aslında birinci ve en önemli güçtür medya. Tabi bu Türkiye için geçerli bir durum. Ülkemizde medyanın yasamaya, yürütmeye, yargıya etkisini tartışmaya gerek yok.</p>
<p>Ülkenin yoğun gündemleri devam ederken medyaya her alanda büyük iş düşüyor şüphesiz. Yazılı ve görsel basın ülke gündemini topluma vermek amacıyla elinden geleni yapıyor. En azından öyle düşünüyoruz. Bu noktada basın yalan haber yazmış, uydurma haberler dile getirmiş, haksızı desteklemiş, komplo teorileri ortaya atmış, mazlumun ahını almış, güçlünün yanında olmuş vs vs… Hemen hepsini gördük şu ana kadar. Gördüklerimizi yazdık, görmediklerimizi okuduk, tartıştık… Bu yazıda Türkiye’deki IV. Kuvvet olan medya üzerine bazı değerlendirmeleri ve gelişmeleri fikirlerim doğrultusunda açıklamaya çalışacağım…<span id="more-1054"></span></p>
<p>12 Haziran 2009 günü Taraf Gazetesi’nin sarsıcı haberler muhabiri Mehmet Baransu’nun “AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı” manşetli haberine göre ordu içinde bir takım kimseler hükümeti eskiden olduğu gibi tekrardan ele geçirmek, milyonlarca gönüllüsü olan bir sivil toplum hareketini bitirmek istiyordu. Öğrenci evlerine mühimmat yerleştirip terör örgütü süsü verilecek, milliyetçi partilerin tabanı genişletilerek AKP’nin zor durumda kalması sağlanacak, Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye gibi diziler hakkında olumsuz haberler yapılarak medyadaki imajları silinecek, Ergenekon sanığı olan subaylar savunulacaktı. Çok ses getiren bu haberdeki fotokopi belge genelkurmay başkanı tarafından “kâğıt parçası” olarak görülmüştü. Muhalefet partisi Ce-Haş-Pe her zamanki “ordu destekli siyasetini” sürdürmüştü. Belge fotokopi diye konuyu geçiştirdiler ama aylar sonra belgenin orjinali de ortaya çıktı. Fazla ayrıntısına girmeye gerek yok. “Ordu Göreve” adlı yazımda bunları belirtmiştim.</p>
<p>Şimdi soru: Onca kriminal rapora rağmen ordunun kaynaklarına “emredersiniz!” diyen köşe yazarları özür dileyecek mi bu durum karşısında? Ce-Haş-Pe’de özür diler mi? Ya da önce şunu sormak lazım; Ce-Haş-Pe hataları karşısında özür dileyebilecek kadar erdemli bir parti mi? Bu haber Türk medyasının yine ne kadar objektif(!) habercilik yaptığını gösterdi. Bu haber karşısında duyarsız kalanlar ve “güçlü olanın” yanında olanlar &#8211; ya da ordu yanında olanlar &#8211; bir kez daha tarih önünde rezil duruma düşmüşlerdir. Yapılan büyük habercilik sebebiyle de Taraf gazetesini tekrardan tebrik etmek gerekir.</p>
<p>Taraf gazetesi dedim ve onunla devam edeyim. Çıktığı ilk günden beri gündemi belirleyen habercilik örnekleriyle, cesur ve dürüst bir tavır takınan Taraf belirli okur kitlesine sahip oldu ve yaptığı haberciliğin semeresini dünyanın en prestijli basın ödüllerinden Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü ile aldı. AKP’ci, Tayyipçi diye yaftalandı ama onlar; “AKP’nin yolsuzluk dosyası elinizde varsa ve basamıyorsanız verin biz basarız!” diyerek yaptıkları haberin tarafsız ve cesur habercilik olduğunu gösterdiler. Ahmet Altan yazılarını takip edenler ne demek istediğimi daha iyi anlar.</p>
<p>Yakın zamanda Taraf yine gündemi karıştıran bir haber attı ortaya. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterindeki kişileri helikopter kalkışından düşene kadar yüzlerce kez arayan NTV santralinin haberi… Taraf Gazetesi NTV’yi bir şekilde suikast ile suçluyordu. Ve ertesi günü yine manşetten Telekom’un kayıtları verildi. Sonradan gerçek ortaya çıktı. GMT ve TSİ saati arasındaki 2 saatlik fark bu habere sebep olmuştu. Çıkarılması gereken iki sonuç var. Birincisi; hiçbir haber tam anlamıyla doğruluğu ispatlanmadan veya gerçekliği sağlama alınmadan yayınlanmamalıdır. Ki bu durum Türk medyasında çok oluyor. İkincisi, gerçek gazeteci hata yaptığında hatasını dile getirebilmeli ve özür de dileyebilmelidir. Nitekim Taraf bunu yaptı. Darısı bundan sonra bunu yapmayan, yıllarca yalan haberleri ispatlanan ama yine de kıllarını kıpırdatmayan Doğan Grubu gazetecilerine!</p>
<p>Medyamıza yeni bir gazete eklendi. Belki herkes okumasa da ülkedeki gazetelerin her birisinden daha kaliteli ve okunulacak bir gazete. Ülke gündeminden bir an olsun kurtulan ve Türkiye’ye değil dünyaya bir bakış açısı sağlayan, sorgulatan, düşündüren bir gazete; The New York Times. 26 ülkede çeşitli gazetelerle birlikte her Pazar günü verilen İngilizce ve yayınlandığı ülke dilinde olan haftalık gazete… Şu ana kadar çıkan tüm sayılarını takip ettim. Harikulade bir gazete… Ülkemize bu gazeteyi okutma imkânı sunan Sabah gazetesine yürekten bir teşekkür…</p>
<p>Habertürk Gazetesi Türkiye’nin en çok okunan 5.gazetesi olarak medyadaki yerini aldı. Kanalı ise yapılan iyi reklamlar ve tasarımlarıyla bir ara NTV ile yarışır hale gelmişti fakat NTV farkını koydu ortaya. Fatih Altaylı her ne kadar gazete kurulurken haber ağırlıklı olacak köşe yazarı ağırlıklı bir gazete olmayacak dediyse de tam tersini yaptı ve sağdan soldan köşe yazarları toplamayı başladı. Bünyesine Yaşar Nuri Öztürk, Nihal Bengisu Karaca, Elif Şafak, Yiğit Bulut’u kattı. Can Dündar’a da teklif götürmüşlerdi. Bekir Coşkun Hürriyet’ten kovulduktan sonra -burayı bilinçli bir şekilde yazıyorum- kendini hemen Habertürk gazetesinde buldu. Fatih Altaylı Yaşar Nuri Öztürk’ü “din hocam” diye görüyor ve yere göğe sığdıramıyordu. Turgay Ciner Yaşar Nuri Öztürk’ü kovunca bir anda Altaylı-Öztürk muhabbeti de bozuldu. Demek ki ne oldum değil ne olacağım demeli. Yaşar Nuri’nin kurduğu HYP başkanlığından istifa etmesinin sebebi de pek garip; “yoğun akademik çalışmalarım”…</p>
<p>Habertürk kanalı aslında iyi bir yöntem kullanıyor izlenmek için; manken gibi güzel kadınlara program yaptırarak. Pelin Batu, Hülya Avşar vs vs… Ama keşke hem güzel hem konudan anlayan birilerini koysalar… Pelin Batu ne siyasetten anlıyor ne tarihten. Murat Bardakçı ile tarih programına çıkıyor ama sadece söylenenlere evet deyip geçiyor. Siyaset yazan tarih tartışan (!) program yapan bu kadın, sonra erkek dergilerinin kapaklarına medya deyimiyle şok pozlar veriyor. Bu mudur habercilik, medyacılık, gazetecilik, köşe yazarlığı?</p>
<p>Televizyonlardaki bayanlardan açılmışken konu NTV’ye de gelmeli. Önceden 4-5 tane kadın çıkar NTV’nin akşam saatlerinde sözüm ona gündemi konuşurlardı. Gündem resmen mahalle karısı muhabbetlerine, magazine, dedikoduya dönerdi. NTV şikâyetler almış olacak ki programı yayından kaldırdı. Ama o bayanlardan biri olan Müjde Ar NTV yayınlarına devam ediyor. Müjde Ar’ı Yeşilçam’dan gayet iyi tanıyoruz. İzleyen ve dinleyen de hak verir ki Müjde Ar’ın NTV gibi bir kanalda gündem, siyaset, medya üzerine bir program yapması ne kadar doğrudur? Koca NTV kala kala Müjde Ar’a mı kaldı?</p>
<p>TRT yıllardır içine saklandığı kalıbı kırmaya çalışıyor sanırım. Bunu bir ölçüde başardı bence. Gözle görülür bir şekilde ilerleme, çağa ayak uydurma (!) durumu var. Kendi çizgisinden de kopmadan değişebilmek ve bu değişikliği hissedebilmek zor bir şeydir. Bunu başardığı için TRT’yi kutlamak lazım. Bir dipnot; “Medya Müfettişi” programı da izlenmeye değer bir program.</p>
<p>Zaman Gazetesi geçen sene olduğu gibi 1 Milyon tirajı yakalayabilmek için yine kolları sıvadı. Hedef koyabilmek güzel… Geçen sene 950 bin yakalanmıştı. Japonya’da günlük bir gazetenin 2-3 milyon tirajı varken, yine Japonya’da kişi başına düşen kitap yılda 6 iken ve bu sayı Türkiye’de 6 yılda 1 kitap iken… Zaman gazetesinin 1 Milyon’u hedeflemesi ve buna ulaşmaya çalışmak için elinden geleni yapması takdire şayan bir durum. Darısı diğer gazetelere… Geçen seneki “yaftalamak ve yaftalanmak” üzerine yapılan gazete reklamları ses getirmişti. Bu sene de bir benzer şekilde “önyargılarımız duvarlarımız” şeklindeki bir sloganla reklamlarını yapıyorlar. Bu iki reklamla “cemaat gazetesi” tabirini yıkmaya çalıştıkları kesin. Ki bunu eski yıllara nazaran başardılar gibi. Akademisyen ve yorum ağırlıklı yazarlarla dolu gazetenin içeriğinden veya haberciliğinden bahsetmeme gerek yok. Bilmeyenler alıp yaşayarak öğrenebilirler…</p>
<p>Magazin Gazetecileri Derneği üyesi Amiral Gemi dediğimiz Hürriyet’in genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Türk yazılı basını için sit-com tarifini kullanıyor…</p>
<p>Sabah Gazetesi yazarı Ayşe Özyılmazel kalkıp tek gecelik ilişkiler yaşıyorum diye itiraf ediyor ve bunu 1.sayfaya taşıyan gazete “habercilik” yaptığı için övünüyor…</p>
<p>Uğur Dündar çok önceden ortaya çıkan bir haberi “şimdi aldığımız bir habere göre” diye anlatırken aslında kendini kandırdığının farkına varamıyor…</p>
<p>Akşam gazetesinin eski genel yayın yönetmeni ve halen köşe yazarı olan Serdar Turgut kafayı yemiş durumda. Habertürk kanalındaki bir program sunucusu kadına “bacaklarınız çok güzel” diye başlayan iltifatlar edebiliyor ve devamını abartabiliyor. O da yetmemiş gibi her gün köşesinde penis ve vagina muhabbetleri yapıyor! Bu mudur gazetecilik?</p>
<p>Yine aynı nadide (!) gazetemizin bir köşe yazarı “bir gün herkes eşcinsel olacak” diye iddialı cümleler kuruyor…</p>
<p>Oray Eğin programına davet ettiği başı kapalı bir bayana “çok seksi bir türbanlısın” deyip göz göre göre asılabiliyor…</p>
<p>Posta Gazetesi sırf Haydar Dümen yazılarından dolayı Türkiye’nin en çok satan 2. Gazetesi olabiliyor… ( gazete okur kitlesinin kalitesi! )</p>
<p>Ahmet Hakan’ın gazetede o kadar aldığı köşe yetmiyor Twitter’da millete laf yetiştiriyor…</p>
<p>Uzun lafın kısası iyisiyle kötüsüyle Türk Medya’sının günden güne suyu çıkmaya başlıyor… Ve her yeni bir gün Türk medyası için sınav niteliğinde… Bir günde vezir olanlar aynı günün akşamında rezil olabiliyor. Bu durumda aydın insan diye gördüğümüz, fikirlerini okuduğumuz, her gün yatak odamıza soktuğumuz bu insanların; daha seviyeli, başarılı, yalan söylemeyen, uydurma haber yapmayan, orasını burasını açarak değil aklı ve fikirleriyle bir yerlere gelen kişiler olmasını istiyorum. Bunları istemeyen yüz binlerce insan var (bkz: gazete tirajları). Allah onlara da akıl fikir versin…</p>
<p>Talha Dereci<br />
29 Ekim 2009<br />
TRABZON</p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html&amp;t=T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bdeki+IV.+Kuvvet+Medya+%C3%9Czerine+De%C4%9Ferlendirmeler" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bdeki+IV.+Kuvvet+Medya+%C3%9Czerine+De%C4%9Ferlendirmeler+-+http://www.talhadereci.com/1054" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.htmltitle=T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bdeki+IV.+Kuvvet+Medya+%C3%9Czerine+De%C4%9Ferlendirmeler" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html&amp;title=T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bdeki+IV.+Kuvvet+Medya+%C3%9Czerine+De%C4%9Ferlendirmeler" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bdeki%20IV.%20Kuvvet%20Medya%20%C3%9Czerine%20De%C4%9Ferlendirmeler&amp;body=%C3%87o%C4%9Fumuz%20biliriz%20kuvvetler%20ayr%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20denilen%20kavram%C4%B1.%20%C3%9Clke%20y%C3%B6netimindeki%20%C3%A7arklar%C4%B1%20bu%20%C3%BC%C3%A7%20kuvvet%20%28%20yasama%2C%20yarg%C4%B1%2C%20y%C3%BCr%C3%BCtme%20%29%20d%C3%B6nd%C3%BCrmektedir.%20Ve%20%C3%BC%C3%A7%C3%BC%20de%20birbirinden%20ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z%20durumdad%C4%B1r.%20Birinin%20ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20karar%20di%C4%9Ferini%20etkilememektedir.%20Ve%20bu%20kuvvetler%20devlet%20organlar%C4%B1%20aras%C4%B1nda%20 - http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon Partisi ve Türkiye&#8217;de Siyasi Parti Olabilmek</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 14:23:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[avukat tarcan ülük]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[er parti]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon davası]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon partisi]]></category>
		<category><![CDATA[masum türker]]></category>
		<category><![CDATA[mhpi dtp]]></category>
		<category><![CDATA[nuri öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[osman pamukoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[parti mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[rahşan ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[tansu çiller]]></category>
		<category><![CDATA[yeni parti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Acaba her ülkede Türkiye’deki gibi bu kadar sık gündem değişir mi diye düşündüm bir an. Cevap veremesem de kendime, bu durumun bizim ülke için bir “kader” olduğu kanısına vardım. Ve bu kaderi değiştirmenin çok zor olduğu kanısına bir kez daha varmış oldum. O kadar çok şey olup bitiyor ki ülkede bir gecelik uykumuzda nelere uyanıyoruz… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1028" title="Ergenekon Partisi" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/10/793-21102009061018.jpg" alt="Ergenekon Partisi" width="200" height="140" />Acaba her ülkede Türkiye’deki gibi bu kadar sık gündem değişir mi diye düşündüm bir an. Cevap veremesem de kendime, bu durumun bizim ülke için bir “kader” olduğu kanısına vardım. Ve bu kaderi değiştirmenin çok zor olduğu kanısına bir kez daha varmış oldum. O kadar çok şey olup bitiyor ki ülkede bir gecelik uykumuzda nelere uyanıyoruz… Ve öyle bir hâl almış ki yaşantımız, birkaç deli ortaya bir şey atıyor, tabir-i caizse 70 milyon bunu konuşuyor. Sürüye uyma psikolojisini o kadar iyi yansıtıyoruz ki aynı şeyleri aynı zamanda konuşuyor, aynı tartışmalara onlarca kanalda tartışıp yüzlerce yere yazıyoruz. Ve bu tartışmalar ile bir yere varamayınca veya kafa dank(!) edince ortaya konu atanlar yeni bir gündem oluşturuyor ve kaldığın yerden devam et… Vatanı kurtarmaya devam!<span id="more-1027"></span></p>
<p>Türkiye’de “parti çöplüğü” veya “parti mezarlığı” diye bir tabir vardır. Kimler gelmiş kimler geçmiştir şu ülke siyasetinde. Herkes kafasına göre parti kurmuştur. Kimisi “takılacak bir mekân olsun” mantığıyla yürütmüştür işi, kimisi de “bu işte değirmen dönüyor yararlanmak lazım” mantığıyla… Kimileri ise mantık kelimesinden bir haber!</p>
<p>Geçenlerde okuduğum bir habere göre ülkemizdeki partilerin sayısını az bulan bir avukatımız yeni bir parti kurduğunu basına açıklamış. Olayımızın kahramanı İzmir Barosu’ndan Tansu Çiller’in eski avukatlarından Tarcan Ülük. Ülük yakın zamanda Ergenekon Davası doğrultusunda gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı. Tarcan Ülük gözaltından epey etkilenmiş olacak ki yeni bir parti kurmaya başlamış ve ismine de Ergenekon Partisi demiş. 29 Ekim’e yetiştirmeyi düşündüğü partisinin manevi lideri Atatürk’müş. Ve lidere ihtiyacı olmayan bir partiymiş. Parti amblemi olarak da Anadolu Aslanı olarak bilinen Pars’ın başı olduğu, sloganının ise &#8220;Türkiye Türklerindir&#8221; sözü olduğu belirtmiş. Bu slogan -hala öyle mi bilmiyorum- Hürriyet Gazetesi’nin sloganıydı. Kısaltması ER Parti olacakmış. Ergenekon kelimesinin asıl anlamına bakılması gerektiğini düşünüyormuş vs vs…</p>
<p>Anlamakta güçlük çekiyorum açıkçası başarısızlığa bile bile koşmak hangi aklın ürünüdür? Ülkede zaten bir sürü parti var varlıkları bir işe yaramayan… Diyelim ki hiçbiri sizin görüşünüzü yansıtmıyor ve son çare olarak -ve ülke geleceği için(!)- yeni bir parti kurmaya karar verdiniz. Yeni birisiniz nerelerden ne tür destekleriniz var. Neyinize güvenerek bu işe kalkıştınız? Muhalefet olmak bu ülkede hiçbir işe yaramıyor. Evet, büyük bir muhalefet sorunu var ülkede. Belki bu açıdan bakıldığında kurulması mantıklı olabilir. Ama bir parti “muhalefet olmak” amaçlı yola çıkarsa zaten baştan kaybetmiştir demektir. Muhalefet çoktur ki bunu yapabilmek için parti kurmaya da gerek yoktur. Bakınız; sivil toplum kuruluşları, sendikalar.</p>
<p>Şimdi ben bunları söyleyince ismimizin başına Tayyipçi, AKEPECİ getirilecek ama dert değil alıştık yaftalanmaya. Efendim teorik düşünelim ve pratiğe de dökelim bu işi. Bakınız nerede olursanız olun iktidar olabilmek için o anki mevcut iktidara alternatif bir parti veya güç olmanız gerekir. Bu da demektir ki o partinin yapmış olduğu olumlu tavırlar yine yapmaya devam edip üzerine günden güne bir şey katabilmek ve olumsuzluklarını bitirebilmek.</p>
<p>Türkiye’de sevseniz de sevmeseniz de şu an için alternatifi olmayan bir parti tek başına 8.yılına girdi. Şimdi bu partiye alternatifleri düşünüyorum.</p>
<p>CHP? Kendi seçmen kitlesiyle küskün olan bir Baykal partisinin iktidar alternatifi olacağını söyleyen bir adam varsa aklından şüphe ederim. Bu zihniyet ve kişilerle iktidar alternatifi olması bir yana her yıl başarıyla (!) taşıdığı muhalefet işinden de olacak CHP. Antalya’dan ötesini göremeyen, halktan kopuk, solun değerlerini alt-üst eden, partinin ismini karalayan, her defasında yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan bir Baykal ile iktidar alternatifi olamazsınız. Partiye iyi bir temizlik gerekiyor.</p>
<p>MHP? Son zamanlardaki oy artışları kimseyi kandırmasın. Oy alacakları gündem o kadar çoktu ki. İktidar alternatifi olmak amacıyla alınmış oylar değildi. AKP’nin Kürt açılımına kızan MHP’ye verir, şehit haberleriyle yıkılıp gider milliyetçilik damarı tutar MHP’ye verir. Gençlik yıllarında mazisi vardır MHP’ye verir. Ama asla “MHP iyi bir hükümet veya iktidar partisi olabilir oyum onlara” diye bir cümle duymazsınız.</p>
<p>DTP? Yazmana bile gerek yok diyenleri duyuyorum sanki. Türkiye Cumhuriyeti’nin iktidarı olmayacağını söyleyebilirim. Gerisini siz anlayın…</p>
<p>Şimdi bu üç köklü parti iktidar alanında da muhalefet alanında bir şey yapamıyor da ER Parti mi yapacak?  Yoksa 90 yaşına vurmuş Rahşan Ecevit’in yeni kuracağı Demokratik Sol Halk Partisi mi yapacak? Apo ile sarmaş dolaş olan Ergenekon’un baş adamlarından Perinçek’in İşçi Partisi mi yapacak? Gaza gelip AK Parti treninden inen ama sonradan bunun yanlış olduğunu anlayan Abdüllatif Şener’li Türkiye Partisi mi yapacak? Mücahit diye diye işin siyasi boyutundan bir haber Milli Görüşçülerden Saadet Partisi mi yapacak bir şeyler? “Ben sizin babanızım!” deyip de milleti soyan, darbeye götüren Demirel’in adamı Cindoruk’lu Demokrat Parti mi yapar? Fransa’ya sığınan ve Türkiye’yi soyamadığı için içinde ukte kalan Cem Uzan’lı Genç Parti mi yapar? Siyasetin bir kenara bırakıldığı, ideolojilerin havada uçuştuğu ÖDP mi yapar bir şeyler? Yaşar Nuri Öztürk mü yapar? Karayalçın mı yapar? Masum Türker mi yapar? “Bir yılda terörü bitiririm” diyen Osman Pamukoğlu’lu Hak ve Eşitlik Partisi yapar mı dersiniz bir şeyler…</p>
<p>Bu listeyi o kadar uzatabilirsiniz ki… Nitekim canı sıkılan parti kurunca sonuç da bu oluyor. Parti kurmak sorunları çözseydi, dertler halledilseydi şu an dünyadaki en dertsiz tasasız, sorunsuz ülke Türkiye olurdu hiç şüphesiz. Evet, siyasete yeni kan lazımdır. Hele ki Türkiye gibi bir ülkede… Sileceksin tüm parlamentoyu en baştan, kimsenin tanımadığı genç kuşaklardan parti çıkaracaksın. Mustafa Kemal Atatürk isminden rant sağlayanlarla, paşaların iteklemeleriyle, cemaatlerin dualarıyla olmaz bu işler.  Bunu göremeyen yeni parti liderlerine ve parti kurma zihniyetindekilere şöyle bir arkalarına bakmalarını ve geleceklerini de düşünmelerini tavsiye ederim. Arkalarında gördükleri ile geleceklerinin aynı olmaması dileğiyle…</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
24 Ekim 2009<br />
TRABZON</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html&amp;t=Ergenekon+Partisi+ve+T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde+Siyasi+Parti+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Ergenekon+Partisi+ve+T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde+Siyasi+Parti+Olabilmek+-+http://www.talhadereci.com/1027" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.htmltitle=Ergenekon+Partisi+ve+T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde+Siyasi+Parti+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html&amp;title=Ergenekon+Partisi+ve+T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde+Siyasi+Parti+Olabilmek" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Ergenekon%20Partisi%20ve%20T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde%20Siyasi%20Parti%20Olabilmek&amp;body=Acaba%20her%20%C3%BClkede%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99deki%20gibi%20bu%20kadar%20s%C4%B1k%20g%C3%BCndem%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%20mi%20diye%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCm%20bir%20an.%20Cevap%20veremesem%20de%20kendime%2C%20bu%20durumun%20bizim%20%C3%BClke%20i%C3%A7in%20bir%20%E2%80%9Ckader%E2%80%9D%20oldu%C4%9Fu%20kan%C4%B1s%C4%B1na%20vard%C4%B1m.%20Ve%20bu%20kaderi%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirmenin%20%C3%A7ok%20zor%20oldu%C4%9Fu%20kan%C4%B1s%C4%B1na%20bir%20kez%20daha%20varm%C4%B1%C5%9F%20oldum.%20O%20kadar%20%C3%A7ok%20 - http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ergenekon-partisi-ve-turkiyede-siyasi-parti-olabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Mustafa Ulusoy &#8211; Yakınlık</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 16:31:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ulusooy]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ulusoy yakınlık kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[“Anlarsa uzağım yakınımdır anlamazsa yakınım uzağımdır.”
İsmail Fakirullah’ın bu sözüyle başlamış Mustafa Ulusoy Yakınlık adlı kitabına.  Timaş Yayınları’ndan çıkan deneme türündeki kitap kapak tasarımı ve rengi ile ahenkli bir sinerji oluşturmuş. “Ne içine kapanmak sorunları çözer hayatta, ne de alıp başını gitmek. Çünkü insan gittiği yere kalbini de götürür. Kalbin her zaman aradığıysa yakınlık’tır.” demiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1021" title="yakınlık" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/10/yakınlık-194x300.jpg" alt="yakınlık" width="194" height="300" />“Anlarsa uzağım yakınımdır anlamazsa yakınım uzağımdır.”</p>
<p>İsmail Fakirullah’ın bu sözüyle başlamış Mustafa Ulusoy Yakınlık adlı kitabına.  Timaş Yayınları’ndan çıkan deneme türündeki kitap kapak tasarımı ve rengi ile ahenkli bir sinerji oluşturmuş. “Ne içine kapanmak sorunları çözer hayatta, ne de alıp başını gitmek. Çünkü insan gittiği yere kalbini de götürür. Kalbin her zaman aradığıysa yakınlık’tır.” demiş sözün özü olarak kitabını anlatmak için. Bunu arka kapakta okuyan birçok insanın kendi iç dünyasına dair şeyleri düşüneceğini ve yüreğinin derinliklerinden bir şeyler kopacağını iddia edebilirim. Çünkü her insan mutlaka bir zaman çekip gitmek istemiştir bilmediği bir yere. Ve çoğu zaman da yaptığı gibi haykırmak yerine içine atmış ve kapanmıştır kendi hayatına…<span id="more-1020"></span></p>
<p>Mustafa Ulusoy ile tanışmam Zaman Gazetesi’nin Cuma eki aracılığıyla olmuştu. İnsan psikolojisi üzerine harika yazıları vardı. Kendisi İÜ Çapa Tıp Fakültesi’ni bitirmiş bir psikiyatri. Temel çalışma alanı; kognitif ve varoluşçu psikoterapi. Her Cuma okumaya çalıştım Ulusoy’u ve bir gün bu yazara ait olan elimdeki Yakınlık kitabı bana hediye edildi.</p>
<p>Kitapta insanın iç dünyasında olup bitenlere bir bilge gözüyle bakabiliyor. Kendini de sorgulamadan edemiyor. Narsistik arzu çağının getirdiklerinden ve götürdüklerinden sıkça bahsediyor. Sorunlar karşısında çözüm yolları sunuyor. Terapi seanslarından örnekler ve olaylarla konuyu somutlaştırıyor. Ve toplumda önyargıyla yaklaşılan ve “sıkıcı, karışık” tasvirinin yapıldığı felsefe ve psikoloji alanlarının akıcı bir şekilde daha kolay anlaşılmasını sağlıyor. İnsanla kâinat arasındaki bağlılığa, kadın-erkek ilişkilerine, çocuklar ile Mutlak Varlık arasındaki ilişkilere derinlemesine ve sıkmadan iniyor. Kendisinin deyimiyle “sonsuzun tanığı olmayı” anlatıyor…</p>
<p>Kaleminin güçlü olduğunu yaptığı yerinde tasvirler ile olayın akışında hangi kelimeyi ne zaman nerede kullanacağını bilmesinden anlayabilirsiniz. Mesleği gereği de gereken her noktada insanın sorununu yazıyor ve okura “Evet, bende bu durumdayım. Ne yapmalıyım?” dedirtebiliyor. Ve sizi terapiye alıyor…</p>
<p>Sade ve akıcı bir kitap… Belki son bölümde biraz canınız sıkılabilir. Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem ikinci bölümdeki “Karanlığın İçinde Aydınlığı Bulmak” adlı denemeyi iyi okumalarıdır. Çağımızı çok iyi analiz eden bir deneme. Pazar Sendromu adlı yazıda ilginizi çekecektir. Şüphesiz ki birçok yeni bilgi ile tanışacaksınız.</p>
<p>Kimi zaman öykü, kimi zaman makale kıvamında denemeler biçiminde kaleme aldığı yazıların hepsi gelip bir noktada buluşuyor; Kalbin O’na Yakınlığı…</p>
<p>Kütüphanenizde bulundurmanızda fayda var.</p>
<p>Kitaptan aldığım bazı derkenar notları ile yazıma son veriyorum…</p>
<ul>
<li> İnsan, kâinatta en ziyade önemsenen varlıktır. Ancak insan, kâinat içindeki bu önemini kendisinden değil, Yaratıcı’nın ona yüklediği varoluşsal işlevden alır.</li>
<li>Rüya görmenin en tehlikeli yanı, insanın o sırada rüyada olduğunun farkında olmamasıdır.</li>
<li>Kahkaha kalbi bozar. Çünkü bir üstünlük duygusunun eseridir. Tebessüm kalbi besler. Çünkü varlıklarla yaratılmışlık açısından eşitlik ilkesinin ifadesidir.</li>
<li>Karanlıkları yok etmek, aynı karanlığın içindeki aydınlıkları bulmaktan geçer.</li>
<li>Narsisizm kültüründe insanlar ilişki yorgunudur. Yutulan her yiyecek bedeni ağırlaştırdığı gibi, yutulan her ilişki, bilgi, her his ve duyguda beden dışındaki varlığı ağırlaştırır.</li>
<li>İlk yaratılan insanın erkek olması, karanlığa da, aydınlığa da ilk muhatap olanın erkek olduğunu ima eder. Erkeğin gözü karanlığa da, aydınlığa da daha aşinadır. Belki de bu yüzden “erkekler kadınlar üzerinde koruyup gözeticidir.” (Kur’an 4:34) Önce yaratılmanın getirdiği bu farklılık, bir üstünlük gibi dursa da, gerçekte bedeli olan bir özelliktir.</li>
<li>Gelenin gitmesi, görünenin kaybolması, verilenin alınması, kalbi yaralar, endişelendir. Elde edilenlerin O’ndan geldiğine teslimiyet gösteren kalp ise kaybolma riskine karşı direnç kazanır, faniliğe meydan okur. O varsa, her şey vardır.</li>
<li>Kazandım demek bu dünya için oldukça büyük bir iddiadır. Kaybettim demek ise, ruhu dipsiz bir uçuruma götüren gereksiz bir umutsuzluktur.</li>
</ul>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
19 Ekim 2009<br />
Burak &#8211; Trabzon</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html&amp;t=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k+-+http://www.talhadereci.com/1020" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.htmltitle=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html&amp;title=Derkenar+:+Mustafa+Ulusoy+%26%238211%3B+Yak%C4%B1nl%C4%B1k" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Mustafa%20Ulusoy%20%26%238211%3B%20Yak%C4%B1nl%C4%B1k&amp;body=%E2%80%9CAnlarsa%20uza%C4%9F%C4%B1m%20yak%C4%B1n%C4%B1md%C4%B1r%20anlamazsa%20yak%C4%B1n%C4%B1m%20uza%C4%9F%C4%B1md%C4%B1r.%E2%80%9D%0D%0A%0D%0A%C4%B0smail%20Fakirullah%E2%80%99%C4%B1n%20bu%20s%C3%B6z%C3%BCyle%20ba%C5%9Flam%C4%B1%C5%9F%20Mustafa%20Ulusoy%20Yak%C4%B1nl%C4%B1k%20adl%C4%B1%20kitab%C4%B1na.%20%20Tima%C5%9F%20Yay%C4%B1nlar%C4%B1%E2%80%99ndan%20%C3%A7%C4%B1kan%20deneme%20t%C3%BCr%C3%BCndeki%20kitap%20kapak%20tasar%C4%B1m%C4%B1%20ve%20rengi%20ile%20ahenkli%20bir%20sinerji%20olu%C5%9Fturmu%C5%9F.%20%E2%80%9CNe%20i%C3%A7 - http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-ulusoy-yakinlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cesurca Gidebilmek ve Kalmanın Anlamı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 13:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemelerim]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cesurca Gidebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[kalmanın anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[
Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…
Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1011" title="ayrılık" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/10/AYRILIK_VAKT-300x204.jpg" alt="ayrılık" width="239" height="180" /></p>
<p>Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…</p>
<p>Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… En can alıcı sorudan başlayalım; “Mutlu muyuz?” <span id="more-1010"></span></p>
<p>Bakma öyle kolay yazıldığına ve bakma ağızdan birkaç hareketle çıktığına. Bir bilsen ne ıstıraplar var bu sorunun altında ve ne acılar&#8230; Sıkıntıya gebe bir ömür var belki de bu sorunun altında. Yine soruyorum; “Mutlu muyuz?”</p>
<p>Kandırmayalım birbirimizi a kadın! Bak gözlerime… İlk kez “seni seviyorum” dediğin günkü gibi bak bana. Ve içimi acıtsa da söyle bana… “Mutlu değilim…” Çevirme yüzünü be! Bırak da son bir kez bakayım o yüzüne. Dar vakitlere ömür sığdırdığımız ama hiçbir şekilde “biz” olamadığımız anların hatırına bırak da son bir kez bakayım… Günahı bana sevabı sana… Ve bir daha söyle bana mutlu muyuz? “Hayır…”</p>
<p>Yine titremeye başladın. Bakma bu kadar soğukkanlı olduğuma. Ve bakma bu kadar normal karşılıyormuş gibi durduğuma. İçimde ne fırtınalar kopuyor bir bilsen… Ne duvarlar yıkıyorum, ne yangınlar yakıyorum, ne fırtınalar estiriyorum… Ne çok isterdim bilir misin o titrek elleri tutabilmeyi… Ve bir an olsun her şeyi unutabilmeyi… Geçmişi ve bugünü… Elini tutup titremesini dindirebilmeyi… Dindiremezsem beraber titremeyi…</p>
<p>Ve soruyorum yine sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”</p>
<p>Suçluymuşsun gibi yerdeki mermerin desenlerini inceleme. Kaldır başını ve söyle. Cesaretini topla… Tıpkı ilk busedeki gibi… Hatırlar mısın o anı? Cesaretinin günaha ağır bastığı anı hatırlar mısın? O cesaretle bir aşka hayat verdiğini bilir misin? Bir aşkı yeni baştan yarattığını bilir misin? İşte o cesaretle ver bana cevabını. Soruyorum sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”</p>
<p>“Hayır!” dedin demi… Fevri mi davranıyorsun acaba? Ona da mı “hayır”… Yine her zamanki ciddiyetindesin yani… Ne olur sanki hayır deyip de baksan yüzüme ve kalksan sarılsan… Zor mu bu kadar? Bir kalbi deşmektense bir ömrü kurtarabilmek bu kadar elindeyken zor mu yani? Nerede o güven? Hangi kavgada yitirdik? Hangi defterin satır aralarına hapsettik onu? Hangi bankta unuttuk onu? Hangi sigara külüyle uçup gitti bizden? Tamam sormuyorum… Sordukça ve sorguladıkça ya batıyorum… Ya da battığım yerden yerin dibine giriyorum. Belki de kat be kat yükseliyorum ama ne fayda… Yitirilen güvenken konum yükselse ne fayda… Bir daha söyle bana birbirimize güveniyor muyuz? “Hayır…”</p>
<p>Gözyaşların bir an asabiyete büründüğünde “Ben bu insanı tanıyor muyum?” dedim kendi kendime… Sahi tanıyor muydum seni? Kimdin? Nelerden hoşlanırdın? Benden önce neydin benden sonra ne oldun? Bir “hiç” miydin çoğu zaman benim gibi. Yoksa “her şey” miydin mutlu anlarımda olduğum gibi? Neden çıkmıştın karşıma? Kaderim miydin? Bu kadar zor muydu benim kaderim. Hani kendimiz yazıyorduk kaderimizi? Hani insanın elindeydi mutluluğu da huzuru da? Neden her defasında zor olanı seçtim. Bunun sebebi ben miydim? İçimde zoru ve acıyı seven biri mi vardı? Yoksa seni seven mi? Sen acı mıydın?</p>
<p>Ve soruyorum yine sana ve bu son soruşum olacak… Tıpkı sana verdiğim son söz gibi. Sana dair alacağım son karar. Belki son hakaretim, belki son bağırışım… Belki son “seni seviyorum”um… Kim bilir belki son nefesim… Soruyorum sana; “Beni seviyor musun?”</p>
<p>Deme bana şu klişe lafı… “Sevmek her şeyi çözmüyor” deme… “Aşk karın doyurmaz” deme Türk filmlerindeki gibi… Kafa yapılarımız aynı değil derken “Ayrı dünyaların insanlarıyız”ı kastediyorsun ama unutma “aynı dünyaya bakıyoruz”… Sevmek yetmiyor deme… Fedakârlık gerekiyor, uygulamaya geçmek lazım, seviyeyi korumak lazım, zamanında gerekenleri yapmak lazım deme bana… Seven zaten bunları yapar. Diyebiliyor musun eskisi gibi “Seni seviyorum” diye… Var mı cesaretin buna. Kalbin daha fazla dayanabilir mi sevgiye… Kalbin daha fazla dayanabilir mi acıya… “Sevgi acı değildir” deme bana… Ya en baştan beri çok iyi beceriyoruz bu sevgiyi… Ya da acıya dayanabilecek kuvvetimiz varmış… Şimdi soruyorum sana ; “Seviyor musun beni?”</p>
<p>“Hayır!”…</p>
<p>Demek artık karar verdin ve “git” dememi bekliyorsun. Yoksa bu bir bahane mi? Git demekle gitmek bu kadar kolay mı? Bir anda her şeye veda etmek… Varlığını inkâr etsek de yılları boşa saymak? “Evet, çok kolay” deme bana… Yapma Allah aşkına… Sen misin karşımdaki? Kim konuşturuyor seni a kadın? Aklın mı, kalbin mi? Demek “zaten mutlu bir aşkımız da yok” diyorsun… Daha neler verebilirdik ki bu aşka? Daha neler vermeliydik ki “mutlu bir aşk olmalı”ydı? Canı toprağa mı gömmeli?</p>
<p>Mutlu değilsek, birbirimize güvenmiyorsak ve beni sevmiyorsan…</p>
<p>“Git” dememle ardına bile bakmadan gideceksen, kendinde buluyorsan bu cesareti hiçbir yerde bulamadığın kadar, kalmanın da bir anlamı yok zaten…</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
30.09.2009<br />
ANKARA</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html&amp;t=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/1010" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.htmltitle=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html&amp;title=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Cesurca%20Gidebilmek%20ve%20Kalman%C4%B1n%20Anlam%C4%B1&amp;body=%0D%0A%0D%0AUzun%20bir%20zaman%20sonra%20yine%20yaz%C4%B1yorum.%20Sahi%20ne%20kadar%20oldu%20yazmayal%C4%B1%3F%20Bir%20sebebi%20var%20m%C4%B1yd%C4%B1%3F%20Hem%20yazmal%C4%B1%20m%C4%B1yd%C4%B1m%20sanki%3F%20Ne%20fark%20edecekti%3F%20%E2%80%9CYine%20ba%C5%9Flad%C4%B1n%20sorular%20sormaya%E2%80%9D%20dedi%C4%9Fini%20hissediyorum%E2%80%A6%20Ne%20sen%20de%C4%9Fi%C5%9Ftin%20ne%20de%20ben%E2%80%A6%0D%0A%0D%0ASondan%20ba%C5%9Flay%C4%B1m%20istersen.%20Bu%20sefer%20bilinenlerin%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1n - http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Oral Çalışlar – Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 13:36:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül 1980 darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül günlükleri]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık gazetesi genel yayın yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[başbuğ alparslan türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[doğu perinçek]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul günay]]></category>
		<category><![CDATA[kemal anadol]]></category>
		<category><![CDATA[kenan evren]]></category>
		<category><![CDATA[liderler hapishanesi]]></category>
		<category><![CDATA[msp]]></category>
		<category><![CDATA[necmettin erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[önder sav]]></category>
		<category><![CDATA[oral çalışlar]]></category>
		<category><![CDATA[radikal gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[talha derec]]></category>
		<category><![CDATA[tikp]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar okuyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[“Aziz Türk Milleti,
İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye
Cumhuriyeti&#8217;ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri
içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.”
Bu sözleri söyleyerek ihtilalın başlangıcını yapmıştı Başbuğ Türkeş. Bu ortam derken kastettikleri şey Atatürkçülük yerine başka sapık ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1006" title="liderler-hapishanesi-12-eylul-gunlukleri" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/liderler-hapishanesi-12-eylul-gunlukleri-20086251636.jpg" alt="liderler-hapishanesi-12-eylul-gunlukleri" width="192" height="300" />“Aziz Türk Milleti,</p>
<p>İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye<br />
Cumhuriyeti&#8217;ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri<br />
içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.”</p>
<p>Bu sözleri söyleyerek ihtilalın başlangıcını yapmıştı Başbuğ Türkeş. Bu ortam derken kastettikleri şey Atatürkçülük yerine başka sapık ve irticai ideolojik fikirlerin üretilmesiydi güya. Bölünme tehlikesi ile karşı karşıyaydı Türkiye güya. Devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştü güya… Vesaire vesaire… 1980’de durum böyleydi darbeyi yapan kesime göre. Yıl 2009… Şimdiki hükümeti bu şekilde düşünen bazı gruplar var. Bunun içinde silahlı gücü bulunanlar da var siviller de… Değişen bir şey koca 30 yılda.<span id="more-1005"></span></p>
<p>12 Eylül’e bir başka yönden bakan veya tam da içinden bakan bir gözün kitabını okudum. Radikal Gazetesi yazarı Oral Çalışlar’ın Liderler Hapishanesi/12 Eylül Günlükleri adlı kitabı. 12 Eylül sonrası bürokratlar, parti başkanları ve milletvekilleri ile parti üyesi kişiler Ankara Kirazlıdere’deki Dil Okulu’nda hapse mahkûm olurlar. Tanınmış simalar vardır. Şu anki Ergenekon tutuklusu İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek var. O zamanlar TİKP başkanı. Necmettin Erbakan var MSP genel başkanı olarak. Şimdiki Kültür ve Turizm bakanımız Ertuğrul Günay’da hapiste CHP saflarında. Günay’ın o zamanki avukatları CHP’nin kemikleşmiş vekilleri Kemal Anadol ve Önder Sav. Ayrıca bu kitaba Haziran 2008’de önsöz yazmış. MHP’den Yaşar Okuyan var asi bir kimliğinle. Ve sessiz, düşünceli tavırlarıyla Alparslan Türkeş… Ve merhum Bülent Ecevit. O günlerdeki anıları kâğıda tutan o günkü Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni Oral Çalışlar…Gazete olarak hapis süresince TİKP’den yana olduklarını çok net bir şekilde yazmış kitabında.</p>
<p>İşin siyasi boyutunu bir tarafa bırakıp bu ağır top siyasilerin meclis çatısı altında birbirini yerken hapiste aynı çatı altında çaresizlik içinde neler yaptıklarını okuyunca iyiki de tutmuş günlükleri dedim Çalışlar için. İşin insani kısmını okumak siyasi kısmını okumaktan daha iyidir. Kitabı okunası yapan da bu insani durumu yansıtan anekdotlar… İşte birkaç örnek…</p>
<p>Erbakan hapis sırasında günün büyük bir kısmını namaz kılar ve Kur’an okuyarak geçirirmiş. Kapıdan sağ adımını atmadan girmez, kapı boşluğundan geçerken elleriyle önünü ve arkasını kapatarak geçermiş. TİKP’liler bunu merak etmiş ve MSP’lilere sormuşlar bunun nedeni. Ve cevap vermişler; “Kapıda şeytan olabilir ve insanı günaha sokabilecek şeyler yapabilir. O yüzden hoca önlem alıyor.”</p>
<p>Hapse sabahları gazeteler geliyormuş. MSP’lilerin gazetelerini eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk alıyormuş. Yalnız gazeteleri arkadaşlarına vermeden önce tek tek sayfaları karıştırıp tesettür kurallarına uymayan kadınların resimlerini yüzleri ve ayak bilekleri dışındaki tarafları karalayıp ondan sonra verirmiş. MSP’lilerde gönül rahatlığıyla (!) okurlarmış gazetelerini.</p>
<p>Zaman geçtikçe kitaplarda hakikaten günden güne ilginç bilgiler çıkıyor. Şimdi bir şey söyleyeceğim ve birtakım Kemalistler rahatsız olacaklar. Bunların özelliklerini her daim tekrar ediyorum. Bunlar takım tutar gibi her alanda kayıtsız şartsız, körü körüne, sorgulamadan ve doğruları görmeden hayatına devam eden lügatlerinin ve ağızlarının bir numaralı kelimesi Laiklik olan insanlardır. Neyse fazla uzatmayayım. Yıllar önce duyduğum bir bilgiydi bu. Ve bu kitapta da geçmiş… Gençliğe Hitabe bilinenin aksine Atatürk tarafından değil İsmet İnönü tarafından yazılmış. Ecevit hapiste İnönü ile ilgili anılarını anlatırken bunu da es geçmiyor. Şimdi kalkıp birileri benim daha öncelerden de yaptığım gibi “bu söz aslında Atatürk’ün değil şu adamındır” desem beni Atatürk düşmanı ve irticacı yaparlar… Neyse…</p>
<p>Son bir anekdot ile yazımı noktalıyım. CHP’li ve TİKP’liler 1 Mayıs günü üzerlerine en şık kıyafetlerini giyiyorlar ve Emek Bayramı’nı kutlamak için hazırlık yapıyorlar. Bu durumu gören MHP’li Yaşar Okuyan; “ İki gün sonra da bizim bayramımız -3Mayıs Türkçülük Günü- o zaman da böyle kıyafetlerinizi giyip bayramı kutlarız1 dedi. Bu söz üzerine Tuncay Mataracı şu cevabı verir; “Aslanım, 1 Mayıs adam bayramı. Sizinki köpek bayramı. Köpek bayramında giyinmeye ne gerek var?” Evet, ağır bir laftı. Yorumu bana düşmez… Okuyan da bir cevap verememiş…</p>
<p>Hapishanedeki nikâhta komik duruma düşen vekilleri, Ecevit’in her konu hakkındaki ilginç anılarını, hapisteki voleybol ve ping pong turnuvalarındaki liderlerin performanslarını ve kavgalarını… Kısacası 12 Eylül zamanındaki liderlerin ve ilgili şahısların hayatiakışındaki durumlarını bilmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Son bölümlerde biraz sıkılma durumu olsa da kütüphane de bulunması faydalıdır.</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
30 Eylül 2009</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html&amp;t=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri+-+http://www.talhadereci.com/1005" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.htmltitle=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html&amp;title=Derkenar+:+Oral+%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar+%E2%80%93+Liderler+Hapishanesi%2F12+Eyl%C3%BCl+G%C3%BCnl%C3%BCkleri" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Oral%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Flar%20%E2%80%93%20Liderler%20Hapishanesi%2F12%20Eyl%C3%BCl%20G%C3%BCnl%C3%BCkleri&amp;body=%E2%80%9CAziz%20T%C3%BCrk%20Milleti%2C%0D%0A%0D%0A%C4%B0%C5%9Fte%20bu%20ortam%20i%C3%A7inde%20T%C3%BCrk%20Silahl%C4%B1%20Kuvvetleri%2C%20%C4%B0%C3%A7%20Hizmet%20Kanununun%20verdi%C4%9Fi%20T%C3%BCrkiye%0D%0ACumhuriyeti%27ni%20kollama%20ve%20koruma%20g%C3%B6revini%20y%C3%BCce%20T%C3%BCrk%20Milleti%20ad%C4%B1na%20emir%20ve%20komuta%20zinciri%0D%0Ai%C3%A7inde%20ve%20emirle%20yerine%20getirme%20karar%C4%B1n%C4%B1%20alm%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C3%BClke%20y%C3%B6netimine%20b%C3%BCt%C3%BCn%C3%BCyle%20el - http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-oral-calislar-liderler-hapishanesi12-eylul-gunlukleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
