RSS Feed
Kas 23

Hulki Cevizoğlu ile 86.Yılında Türkiye Söyleşisi

23 Kasım Pazartesi 2009 | Medya Kritik

hulki cevizoglu

18 Kasım 2009 akşamı KTÜ AKM’de bir topluluk… Çok değil 5 ay önce yine aynı topluluk Nihat Genç’i dinlemek için koltuklarındaki yerlerini almıştı. Atatürkçü Düşünce Kulübü yine ulusalcı tayfanın gözde isimlerinden birini getirmişti; Hulki Cevizoğlu… Nihat Genç kadar hararetli geçmeyeceğini bildiğim konferansta yerimi aldım ve söyleşinin başlamasını beklemeye başladım.

Trabzon’un ileri gelenleri ve Kemalist akademisyenlerimiz de oradaydı. Eski belediye başkanı Ce-Haş-Pe’li Volkan Canalioğlu’da oradaydı. Alkışlar ve ıslıklar eşliğinde geldi Hulki Cevizoğlu. Savaş sonrası başarı elde etmiş bir komutanın beden diliyle selamlıyor, seyircileri alkışlattıkça coşku verdirmeye devam ediyordu. Atatürk ve silah arkadaşları için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okundu ve sunucu bayan Hulki Cevizoğlu’nun kısa bir özgeçmişini okudu. Daha sonra ADK Başkanı’nı konuşma yapmak için sahneye çağırdı. Oldukça heyecanlı olan başkanın güzel bir metin (!) hazırladığını gördük her ne kadar iyi ezberleyemese de… Çiçek verme, fotoğraf faslından sonra nihayet Hulki Bey’i sahnede görebildik. “Kır bakalım ceviz kabuğunu da görelim içindekileri!” dedim içimden… Ve başladı…

Sahnenin üst kısmında yazan “Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü gösterdi. Bunu buraya asabilmeniz büyük cesaret dedi ve ekledi; “Sizi gidi Ergenekoncular!”. İlk dakikadan söyleşinin gidişatı belli olmuştu…

Ergenekon’dan başladı… Erol Manisalı, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ı savundu. Ergenekon diye Atatürkçü dava arkadaşlarımızı içeriye alıyorlar dedi. Belli ki fazlaca sinirliydi bu davaya. Ona göre böyle bir operasyon yoktu ve bunu AKP öç alma amaçlı yapıyordu. Ortadaki ıslak imzalı belgeyi, darbe girişimlerini, darbe günlüklerini hiçe saydı. Ama bir ortak noktamız vardı onu söylemeliyim. Cevizoğlu bu darbe girişimlerini bir yana bırakarak asıl darbeyi yapan kişileri neden yargılamadıklarını, onlarla kol kola görüntüleriniz var neden onları yargılamıyorsunuz diyerek Kenan Evren’e gönderme yaptı. Ona göre Bülent Arınç ve Abdullah Gül’ün Evren ile kol kola girdiği pozlar varmış. Bu pozu görmediğim ve açıkçası da araştırmadığım için bir şey diyemiyorum. Çünkü Hulki Cevizoğlu’nun halkı kandırma -yalan söyleme- ihtimali de var. Tıpkı Nihat Genç’in yaptığı gibi… (bkz. Nihat Genç’in Gülen hakkında söylediği Sızıntı Dergisi yalanı) Ama Kenan Evren’in hala yargılanmadığı ve darbe anayasasının değişmediği 86.yılındaki Türkiye Cumhuriyeti’nde büyük bir hukuk boşluğunun olduğu, yüksek derecede bürokrasinin işlediği ve eskisi kadar olmasa da askerin yine siyaset üzerinde belli bir baskısının olduğu aşikâr. Bu noktada Hulki Bey ile aynı görüşteydik. Her ne kadar o anayasanın değişmesinden yana olmasa da…

Şanssızdım ve yine yalnızdım… Söyleşilerdeki şanssızlığım yine devam etti. Ama sanırım bu seferki şanssızlığımı kendi kendime oluşturdum. Hulki Bey alkış alıyordu evet. Ama salondaki nabzı ölçerek ona göre söyleşisini devam ettirmek niyetindeydi. Kısa bir oylama ile kimlerin ne olduğunu görecekti. İlk olarak “AB hakkında bir fikrim yok girmeli miyiz girmemeli miyiz bilmiyorum.” diyenlerin ellerini kaldırmasını istedi; 2-3 kişi kaldırdı. Daha sonra, “AB’ye girmeliyiz.” diyenler el kaldırsınlar dedi. Ben dâhil koca salonda 6-7 kişi vardık. Arkama baktım o 6-7 kişiye dikkatlice baktım. Hepsinin simalarına dikkat ettim… Daha sonra Hulki Bey üçüncü şıkkı söyledi; “AB’ye girmemeliyiz.” diyenler el kaldırsın dedi. Ve geriye kalan tüm seyircilerden ıslıklar, alkışlar… Cevizoğlu “alkışlayın alkışlayın Ankara duysun!” dedikçe seyirci coştu, seyirci coştukça Hulki Bey rahatladı…

Cevizoğlu soru cevap kısmında AB’ye girmeliyiz diyen o 6-7 kişiye asla söz vermedi. Ön taraflarda olmama rağmen, tabir-i caizse kendimi yırtmama rağmen yine de söz hakkı vermedi. Dedim ya şanssızlığımı kendi ellerimle yarattım… Fikirlerine ters olduğumdan, zor bir soru soracağımdan ve kendisinin orada terleyeceğini düşündüğünden olsa gerek soru sormam için izin vermedi. Hâlbuki körü körüne muhalefet edecek bir sorum da yoktu. Ergenekon’u sormayacaktım bile. Kalkıp da darbeci tayfayı dava arkadaşım diye savunan bir adama Ergenekon yapılanmasını açıklamak veya darbe ihtimali var demek boş olurdu. Medya hakkında ve Atatürk’ün sözleri hakkında bir sorum olacaktı… Zaten soru-cevap kısmı Hulki Bey için çok kolay geçti. Çünkü ortada soru yoktu! Mikrofonu eline alan her genç soru soracağı yerde, AKP şunu böyle yaptı, bunu böyle sattı diye başladı, Cevizoğlu’nu övdü, soru sormayı unuttu… Önceden kağıtlara yazılmış metni bile okuyamadılar. Kör siyasetin altında ezilmiş, kendini geliştirmektense durduğu yerde sayıklayan, iki cümleyi yan yana getiremeyen, bir laf edince hemen tedirgin olan ve heyecanlanan, ne yapacağını bilemeyen, her fırsatta Atatürk üzerinden siyaset yapan ve cevap veremediği ya da gücünün yetmediği anda direkt Atatürk’ü devreye sokan, yıllardır “izinde olan”, “unutmayan”, “unutturmayan” ve Atatürk’ü peygamberi olarak gören (bkz.Cumhuriyet Mitingleri’ndeki video) Kemalist gençleri ve zihniyetleri gördükçe acıdım hallerine…

Hulki Bey genel seçimlerde Ankara’dan bağımsız adaydı. Çevresinin yoğun isteği üzerine girmişti bu işe. Başarısız olmuştu. Ama bu başarısızlığı yedirememiş olacak ki suçu AKP ve CHP’ye yükledi. Güya CHP karşısına çıkmış ve Hulki Bey’in kendilerinin oylarını böleceğini düşünmüşler. AKP de seçimde oy vereceğimiz pusulada Hulki Bey’in ismini küçük ve kenarda bir yerde yazmış! Hatta Hulki Bey bile kendisinin ismini zor bulmuş. Şaşırdım! Meğer Hulkicim Ankara’da ne cevizkıranmış da haberimiz yokmuş… Baksanıza iki büyük parti bağımsız birinden bu kadar korktuklarına göre…

Bu noktada gençlere çok kızdığını belirtti. Sebebi ise 11 milyon gencin sandık başına gitmemesiydi. Haklı olabilir bu konuda. Sandık başına gitmeyen bir sürü genç var ben de dâhil. Her birimizin bir sebebi olabilir. Sebebi olmak zorunda da değildir. Ama bir kişinin sebebi ilginçti. Hulki Bey oy vermeye gitmediniz diye söylenirken biri kalktı ve şunları söyledi; “Ben Bulgar göçmeniyim. Çifte vatandaşlığım var. Bulgaristan’daki seçimlerde bir tane Türk partisi vardı ve gittim ona verdim oyumu. Ama Türkiye’de oy verecek bir tane Türk partisi var mı ki -ya da kaldı mı ki- ona oy verelim?”… Alkış alan bir sözdü… Ama keşke aldığı alkış kadar düşünülen bir konu olsaydı. Hulki Bey buna cevap veremedi…

Cevizoğlu’na göre AKP’nin “darbelere karşıyız” söylemi boşta kalan bir söz. Onların asıl amacı darbelere karşıyız derken darbecileri desteklemek ve Türklerin DNA’sını değiştirmekmiş… Bunu iki üçü gündür düşünüyorum. Gündemi sıkı sıkıya takip eden biriyim. Ama AKP’nin darbecileri desteklediklerine dair bir şey görmedim. Gören varsa lütfen bana mantıklı açıklamalar doğrultusunda bildirsin. DNA değiştirme konusunda ne demek istediğini tam anlayamasam da “Kürt Açılımı” hakkında iğneleme yaptığı belliydi…

Ve yine Hulki Bey’e göre AKP’nin amacı; Ergenekon’dan içeriye alınanları cezalandırmak değil, o süreci kullanmak ve dışarıdaki Atatürkçülere korku salmakmış. AKP’nin amacını bilmem ama dışarıdaki Atatürkçü adama bir şey yapmadığı sürece kimse de bir şey diyemez. Hulki Bey bir şeyler yapmış olacak ki korku meselesine her daim yazılarında, programlarında değinmekte. Bu korku; bir şeyler yapmış olan, Atatürk’ün gölgesine sığınan darbeci zihniyetteki kişilere uzun bir süre daha yeter…

Talha Dereci
23 Kasım 2009
TRABZON

İlk yorumu sen yazmak ister misin?

Bu Konudaki Fikirlerini Paylaş