RSS Feed
Şub 26

Kadere Sesleniş-2

26 Şubat Perşembe 2009 | Denemelerim

Hani an gelir ya dilinin tutulduğu ve kulağının işitmediği an; işte o an sarılmak istersin ölüme ıssızca. İşte bende sarılmak istedim sıkı sıkıya her gün ölüme. Her gün geçen güne değil de onsuz yılların ölüm kadar uzakta olduğun yandım. Her seferinde aradım. Belki bir umuttur diye kalbimi hep açık bıraktım sevgiliye. Onsuz geçen günler tam bir takvim yapraklarını doldurdu. Belki uzun belki kısa. Ama onsuz geçen her saniye ölüme yaklaşamamak kadar zordu. Herhalde ölüm günüm onu gördüğüm gün olacaktı. Bu yüzden ölümü çok seviyordum.

İçimde hafif bir nağme, gözlerimde ufak bir ıslaklık, yanaktan dudağa akmaya hazır ve bunun için çabalayan binlerce damla, binlerce gözyaşı… Sırf senin için…
Gerçekten çok sevdim. Yani öyle böyle değil. Ama görünüş itibariyle 14 yaş sevgisinden başka bir şey değildi. İlk önce aşık oldum sonra sevdim. Olaylar açıldıkça açıldı. Gerçekten çoğu kişiye aşık oldum. Ama bir kez sevdim. Ve beni bu kadar etkileyeceğini bilmezdim…

Beni yaralayan ayrılık değildi. Sebepsiz ve vedasız bir ayrılık olmasıydı. Neden? Neden yani beni bu kadar etkileyen bir olayın nasıl bir sebebi olmazdı? Nasıl? Nasıl?
Bütün bu olanlar yine aynı şeye dönmüştü; kader!

Kadere karşı gelmek istedim her defasında yenildim. Artık karşı gelmek istemiyorum. Yorulmuştum. Ama sevmek de istiyordum. Karşı gelemiyor, korkuyor ve umutsuz kalıyorum.

Artık yavaş yavaş unutuyordum. Aslında en başta yapmam gereken şey buydu. Her şeyin suçlusu değil de her şeyin sorumlusu kaderdi.
Sorumlu kader, suçlu ben… Sorumlu ve suçluda ortada olsa bile hala seni seviyorum.

Son sözüm; kader utansın…

Talha Dereci

İlk yorumu sen yazmak ister misin?

Bu Konudaki Fikirlerini Paylaş