Ne zormuş be sevdiğim
Şu koskoca yılları
Bir bavula doldurmak
Ve beklerken seni özlemek…
Ardıma bakmaktan korkarak
Düşeceğim şu koridora…
Sende terk edilirmişsin
Senden de kaçılırmış
Ayak uyduramayınca…
Oysa insan sevdiği zincirleri
Çaresiz parçalarmış bir bir
Şimdi kalbim;
Hücreler kadar soğuk ve dar
Sensizlik kadar acı ve sefil
Bir gün daha bitecek
Ölümüne sensizlik
Hasret içimi kaplamış…
Bilir misin hayat bunu görmez
Şimdi öyle bir gün ki;
Ayrılığın en acı koyduğu
Gözyaşlarıma diş geçiremediğim…
Gündüz ışığını kaybetmiş
Gece ise yıldızlarını…
Kuşkusuz birilerine özeniyorum;
Özgürlük için güvercine
Sevgi taşıyan Ferhat’a
Çıkmaz sokaklara giriyorum bile bile
Kayboluyorum meçhul yollarda
Bir gün bulunabilme ihtimaliyle karşı karşıyayım
Evet bir ömür tüketmeye razıyım
Bir ömür tüketmeye…
Sensiz gelen ilk günün güneşi
Tıpkı gözlerindeki ışık gibi
Şimdi ben;
Ayın sisli beyazı gibi
Su alan kayık gibi
Bir fırtınanın ortasında;
Çaresiz, perişan, sersefil…
Ne yapayım sen yoksun yanımda
Aslında en baştan anlamalıydım
Bilmeliydim sevenlerin ayrılacağını…
Şimdi bir deniz kenarında;
Yokluğuna ağlayacağım
Bir gün denizin en uzak köşesine
Koyacağım güzel yüzünü
Gökyüzüyle birleşecek bedenin
Ve ben ağlayacağım çaresiz gidişine
Martılar isyan edecek
Hafiften yaşlar dolacak
Ama bir türlü boşalmayacak…
Bırak o gözyaşları hep içinde kalsın
Bir gün elbet gidecektin
Sen benim güneşimdin
Elbet bir gün gece olacak
Ve sen beni terk edecektin…
Talha Dereci
24.08.2006
Ankara
Discussion
No comments yet.