Kayıp Hürriyet, Erbakan ve Gül
Ve Erbakan da affedildi. Haliyle gündemde tartışma yaratacağı aşikârdı. Kayıp trilyon davası ile suçlanmış; cezasını o veya bu sebeplerle ertelete ertelete evde hapis cezası görerek davalar açarak istekler de bulunarak cezası affedildi.
Peki, tartışmanın sebebi ne? Önce şu “kayıp trilyon” davasını kısaca bir hatırlamak gerekir. 1997 yılında Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş; Hazine’nin siyasi partilere aktardığı paranın parti kapatılması sebebiyle geri devredilmesini istemiş, RP bu parayı vermeyince ve ortaya çıkaramayınca Başsavcı RP’nin 1997 Hazine yardımını 71 il teşkilatına makbuz karşılığı dağıtılmış gibi göstererek, ‘kamuyu dolandırdıkları gerekçesiyle dava açmıştı.
Parti başkanı Erbakan “özel belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 4 ay hapse mahkûm edilmişti Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından. Partiden 68 kişiyi de bir yıl ile bir yıl iki şer ay arasında hapisle cezalandırdı. O dönem RP’de Genel Başkan Yardımcısı olan Abdullah Gül ve eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu hakkında ise dokunulmazlık nedeniyle dava açılamadı.
Abdullah Gül ne ile suçlanıyordu? Erbakan’ın suçuyla aynı… Yani Hazine parasını harcanmış gibi göstererek il teşkilatlarına makbuz karşılığı dağıtılmış gibi göstermek… Yani hem parayı halk deyimiyle “indirmek” hem de anayasayı çiğnemek.
Aradan 11 yıl geçti. Milli Görüş meydanlarda yok. Yerine yetiştirdikleri AKP geldi. Erdoğan başbakan zamanın RP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül de cumhurbaşkanı oldu. Ve Erbakan’ı sağlık sebeplerinden dolayı affetti.
Şimdi asıl sorun burada başlıyor. Eğer hakikaten ortada bir “kayıp trilyon” varsa ve bunun içinde Gül varsa, Gül’ün Erbakan’ı affetmesi çok doğal. İşin ortaya çıkmaması ve kapanması için iyi bir fırsat. Tabi durum böyleyse çok vahim bir durumdayız ki; “çifte standart” denen söylentiler doğru çıkıyor. Peki ya böyle değilse? Bunu biz bilemeyiz…
İşte bu sebeple mükemmel (!) muhalefet CHP ve saz arkadaşları Hürriyet Gazetesi yazarları sanki bir önceki geceden toplanmışlar da “Gül’e nasıl çamur atabiliriz!” diye düşünmüşler. Ve ertesi gün CHP’den bir ses yazarlardan bir ses. Vay efendim Gül kendi dava arkadaşına kıyak geçmişte, kendisi her şeyi anlatmalıymış da vesaire vesaire… Her zaman ki muhalefet takırtıları…
Abdullah Gül Erbakan’ı affedince Sezer’in affettiği teröristler aklıma geldi. Hani şu TİKKO’dan DHKP-C ve PKK’ya kadar bir sürü yasadışı terör örgütünün üyesi olan teröristler. Hani bombalarla yakalananlar. Hani terör eylemlerinde ön safta duranlar. Ertuğrul Özkök ve Oktay Ekşi neden bunları söylemiyor? Sezer teröristi affetsin “yine insanlığını gösterdi”, Gül eski başbakanı ve kişiliği belli olan Erbakan’ı affetsin dava arkadaşına kıyak geçti olsun. Asıl çifte standart budur yahu…
Bu Hürriyet adam olmaz ne deyim… Gül’ün rektör atamaların da da “ağlayan bebek” rolündeydiler… Bu kadar belli edilmez ki körü körüne “muhalefetlik” yapıldığı…
Erbakan affın çıkmasından sonra kamera karşısına çıktığında; Cumhurbaşkanı Gül’ün büyük bir olgunluk gösterdiğini söyledi. Bir gazeteci de “Onlar sizi affetti, siz onları affediyor musunuz?” sorusuna da Erbakan; “Onlar bizim her zaman kardeşlerimiz, talebemiz, evlatlarımızdır.” dedi. Artık olan oldu. Doğru veya yanlış… Allah bu işte “yanlış” yapanları affetsin…
Talha Dereci
22.08.2008

İlk yorumu sen yazmak ister misin?