// you're reading...

Medya

Nihat Genç ve Saz Arkadaşları Topluluğu

nihat genç

“Benim onlara ettiğim küfürlerden aldığım zevki, onlar milyar dolar verseler yine alamazlar!” diyerek alkışlar içinde gövde gösterisine son vermişti Nihat Genç…

1 Haziran 2009… KTÜ merkez kampus de Atatürk Kültür Merkezi’nin önünde büyük bir kalabalık. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin getirtmiş olduğu Karadeniz’in hırçın ve dengesiz çocuğu Nihat Genç’i sabırsızlıkla bekliyor gençler. Televizyondan takip ettiğim ve bazı görüşlerine katıldığım Nihat Genç’i bende sabırsızlıkla bekleyen o topluluğun arasındaydım…

Kimlere laf edeceğini, kimlere ne sebeple çatacağını, hangi fıkraları anlatacağını az çok biliyordum. Çünkü SKY Türk ve ART Kanalında onu takip edenler yıllardır aynı fıkraları döndürüp dolaştırıp aralarına birkaç şey ekleyerek hep aynı gündemi konuştuğunu bilir. Nitekim dediğim gibi de oldu. Aynı şeylerden bahsetti. Yine kendini kaybetti. Bir nevi “seyirciye oynayarak” alkışlarla sözleri kesildi. Şak şakçı tayfanın çok olduğu aşîkardı. 

Esprilerle başlayan konferansta konuşulacak ana maddeler iletişim, tarih ve ekonomi felsefesi başlıkları altında özelleştirme, küreselleşme, AB üyeliği gibi konulardı.

Özelleştirme konusuna her zaman yaptığı gibi Demokrat Parti, Anavatan Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yüklenerek başlamıştı. Haklıydı bu konuda ve desteklememek elde değildi. DP ve ANAP için konuşamasam da AKP dönemindeki özelleştirmelerin haddinin aştığını düşünüyorum. Özelleştirme ne için yapılır? Farklı amaçları vardır elbette ekonomik, malî, toplumsal, siyasi… Ama AKP döneminde bu amaçların daha çok ekonomik ve mali olduğu gözüküyor. Çok basit düşünelim; özelleştirmenin en kuvvetli gerekçesi özel sektörün kaynak kullanımında kamu sektörüne göre daha etkin olduğu görüşüdür. Yani devletin güçlüyse özelleştirmeye gerek yok zaten devlet gerekeni yapıyordur. Ama güçsüz ise daha fazla o kurumu batırmadan, işleri eline gözüne bulaştırmadan, o işi daha iyi yapabilecek bir kuruma vermelidir ki o kurumu layık olduğu yere getirsin. Mesela çok tartışılan Türk Telekom… Çok iyi hatırlıyorum özelleştirme yapılmadan önce insanlar ev telefonlarını kapattırır sadece cep telefonlarını kullanırlardı. Faturalar kabarıktı, kampanya yoktu, kurumu insanlara yakınlaştıracak herhangi bir tanıtım veya reklamlar yoktu. Sabit hatlı telefonlar kapatılıyordu. Şimdiki durumu ele alalım. Her gün Cem Yılmaz Türk Telekom reklamlarında. Halk Türk Telekom denilen kurumun varlığından haberdar. Kampanyalar çok iyi. Sabit hatlardan saatlerce ucuza konuşabiliyorsun. Yani devletin yapamadığını bir başkası daha iyi yapıyor. Buraya kadar amenna. Ama bazı kurumlar vardır ki bunlar devlet kontrolünde olmazsa ileride büyük sıkıntılar doğurabilir. Telekom ulaşım ve iletişim hizmetidir. Önemli yere sahip ve büyük bir güçtür. Sen kalkıp da bu büyük gücü bir başkasının eline verirsen daha sonra oluşacak sorunlar ve tehlikelerden de sorumlu olursun. AKP hükümeti geçmişteki iktidarlara nazaran güçlü bir iktidar olsa da demek ki gücü bazı yerlerde yetmedi ve özelleştirmeye başladı. Ama şuna dikkat çekmek istiyorum; özelleştirme adı altında bu vatanın bir sürü toprağı satıldı. Kimse buna bir şey diyemedi. Bu topraklar kanla, canla alındı ama çok kolay satıldı. Bu şekilde vatan toprağını satan kişi ve kurumlara ettiği laflardan dolayı haklıydı Nihat Genç.

Bu olayların bir penceresiydi ama şu da unutulmamalıdır ki; madem bu kadar güçsüz bir devletin var -dışarıdan gözüken ve söylediği şey budur- sende bu vatanı seven biri olarak bunlara kendi çapında destek ol. Köstek olma! Eleştirmek, küfür ve hakaret etmek, sorunları söylemek her zaman kolaydır. Ya çözümler? Sormazlar mı Nihat Genç sen bu kadar eleştiriyorsun da sen bu ülke için ne yaptın? Tereyağını, makarnayı dışarıya ihraç edelim markamız olsun demek bir çözüm önerisi değildir. Bu sadece oradaki insanları etkilemek ve daha fazla alkış alarak arkadaşımın tabiriyle bir yerlerinin tavana çıkmasını sağlamaktır… Hiçbir şey yapmıyorsan bu vatan için bir şeyler yapan, çalışan, fikirlerini uygulayan kişi ve kurumları üstünkörü, bilmeden eleştirme! Burada bahsettiğim kişiler Fethullah Gülen ve onun davasında ona yardım eden, onun davasını kendi davası kabul eden Anadolu insanı, iş adamları, öğretmenler, ulusal ve uluslar arası alandaki akademisyenler ve aydınlar, Atatürk’ün muasır medeniyetlerine ulaşmaya çalışan yüz binlerce Türk gencidir. Bu işe din, şeriat, cemaat diye bakmak ve o şekilde bir önyargıyla yaklaşmak 2009 yılının bir Türkiye’sinde at gözlüğü takmak ve gelişime kapalı olmaktır. Orada bulunan sözüm ona Atatürkçü solcu gençlik -burayı çok açık ve samimi bir şekilde yazıyorum- çok sevdiği Atatürk ve bu vatanın milli değerleri için ne yapmıştır? Alkışladıkları Nihat ağabeylerinin laf ettiği Fethullah Gülen ve yoldaşları 150’den fazla ülkede Türk okulu açmış ve her gün o Türk bayrağını dalgalandırmış, İstiklâl Marşı’nı okutmuş, Türkçe öğretmiş, Atatürk’ü öğretmiştir. Bunlar bir fikir olarak başladı ve fikir olarak kalmadı uygulandı. Şu an bu yapılan onca emekler, okullar, projeler o çok sevdiğiniz ve her defasında üzerinden siyaset yaptığınız Ulu Önder Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin medarı iftiharlarıdır. Geçmişte bu şekilde olmuştur şimdi bu şekildedir ve gelecekte de bu şekilde olacaktır inşallah. Bu büyük başarıyı sağlayanlar ne yazık ki sözüm ona o idealist Atatürkçü gençlik ve o fikri taşıyan zihniyetler değil o laf ettiğiniz Fethullah Gülen ve yoldaşlarıdır.

Okumayan ve araştırmayan bir gençlikten yakındı Nihat Genç. Laf arasına bir cümle sıkıştırdı; “Sızıntı dergisinin Eylül 1980 sayısında Fethullah Gülen Kenan Evren’i yaptıklarından dolayı şu şu sözlerle övmüştür.” Hemen bir alkış kıyamet… Orada bulunanlardan hangisi konferanstan sonra gidip de o derginin arşivlerine baktı. Girin bakın bakalım bahsettiği o sayıdaki yazıda Fethullah Gülen Kenan Evren için bir şeyler söylemiş mi? Yeter ki karşı görüşteki birilerini karalayacak bir şeyler söylensin… Evet, okumayan ve araştırmayan bir gençlik var oldukça bu Nihat Genç’i alkışlayan daha çok kişi olur…

Malumunuz ülkemizde Ergenekon denilen tartışma 2,5 yıldır gündemi meşgul etmekte. Nihat Genç bu konuya da ucundan değindi ve çok açık bir şekilde iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nü -iddia edilen dememin tek sebebi davaya bakan savcıların bu kanıya varması ve onlara olan saygımdandır- desteklediğini gösterdi. Sırf kanallarında konuşulmasına izin vermediği için Türkiye’nin en kaliteli 2 kanalı olan CNN Türk’ü ve NTV’yi ajan kanal ilan eden Nihat Genç, bu tip medyanın karşısında Ulusal Kanal gibi küçük ama işlevi büyük kanalların her zaman bunların baş düşmanı olacağını söyledi ve yine laf arasına sıkıştırıp Ulusal Kanal’ı övdü ve desteğini gösterdi. Ve yine alkış kıyamet… Gelin çok basit bir şey söyleyeyim. Ulusal Kanal kimin kanalı? İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek. Nerede bu adam? Ergenekon’dan dolayı hapiste… Hadi sizi tatmin için Ergenekon diye bir şey yok diyelim. Hiç mi görmediniz bu Perinçek ile terörist başı Abdullah Öcalan’ın çok samimi fotoğraflarını. PKK’nın kamplarındaki o keyifli muhabbetlerinin pozlarını… Eee hani vatan millet diyen Nihat Genç ve saz arkadaşları nerede sizin bu yurtseverliğiniz? Her gün onlarca şehit verdiğimiz Mehmetçikleri öldüren şerefsizleri desteklemek sizin gibilerin şerefsizliği değil midir? Yerin altından çıkan yüzlerce cephaneliğe yok demek, darbe günlüklerini hiçe saymak ve onları desteklemek vatanseverlik midir? Diyorum ya okumayan, araştırmayan ve az biraz da düşünmeyen bu gençlik oldukça Nihat Genç daha çok alkışlanır ve bir yerleri tavana kalkar…

Nihat Genç Küreselleşme ve AB konularını birkaç felsefi bilgi ile geçiştirirken Cengiz Çandar, Mehmet Barlas ve Mehmet Altan gibi liberal yazarlara sürekli laf attı ve Şeyhlere “k.çımın kenarı” diyerek büyük alkış topladı. Merak ettim açıkçası Nihat Genç’in k.çının kenarı Şeyhler ise k.çı nedir?! 

Bu konferans bana ne gösterdi? Küfrü alkışlamanın, körü körüne bir şeylere inanmanın, siyaset denilen şeyin ne kadar yalan iş olduğunu ama bu şeyi Türkiye’deki her yaştan ve bilgiden insanın en iyi yaptığı (!) şey olduğunu gösterdi. Ve daha öncelerden şiirlerimde yazdığım “kalabalıklarda yalnızım” tabirini bizzat yaşadım. Ve bu durum bana güç verdi. Yine de tamamıyla Nihat Genç’e kızmıyorum. Keşke herkes doğru veya yanlış onun kadar samimi olabilse, açıkça düşüncelerini dile getirebilse de bu millet kimin ne olduğunu anlayabilse… Tabi okumak, araştırmak ve düşünmek kaydıyla… Bunlar yapıldığı takdirde Atatürk’ün söylediği gibi muasır medeniyetler seviyesine çıkabiliriz. Atatürk bunları yapmayan bir gençlik bıraktığını görmek istemezdi buna eminim…

Talha Dereci
03.06.2009
TRABZON

Discussion

4 Responses to “Nihat Genç ve Saz Arkadaşları Topluluğu”

  1. çok kabadayı konuşuyor; AKP dışında sorun yok bu TR de sanki gidip olur olmadık kişilerin konferanslarında konuşuyor.. adam olmaz dediklerinden daha beter. bazen doğru konuşuyor kabul ediyorum ama yanlışlar doğruları götürüyor eksiye düştü bu adam :D

    Posted by Hakan | 05 Haziran 2009, 14:54
  2. DEĞERLİ DOSTUM GÜZEL YAZMIŞSIN GÜZEL YERLERE DEĞİNMİŞSİN KALEMİNE,DİLİNE, ELİNE SAĞLIK.
    AMA ŞUNU DA SÖYLEMEZSEM TARAF TUTMUŞ OLURUM Kİ KÜÇÜK BİR ELEŞTİRİM OLACAK. DEĞERLİ DOSTUM BEN DE O GÖSTERİ MAHİYETİNDEKİ KONUŞMAYA AZ DA OLSA DİNLEYİCİ OLARAK KATILDIM VE BİRÇOK YALANA TANIK OLDUM Kİ BAYA ALKIŞ ALAN YALANLARDI.
    KEŞKE BU YALANLARINA DA (ÖTEKİLEŞTİRMİYORUZ, HERKESİ SEVİYORUZ, ERGENEKON VE VE VE…) DEĞİNSEYDİN DİYORUM VE BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM… DAHA GÜZEL OLANDA BULUŞMAK ÜMİDİYLE DOSTLUKLA KAL.

    Posted by M.Dayan | 05 Haziran 2009, 15:17
  3. “Mesela çok tartışılan Türk Telekom… Çok iyi hatırlıyorum özelleştirme yapılmadan önce insanlar ev telefonlarını kapattırır sadece cep telefonlarını kullanırlardı. Faturalar kabarıktı, kampanya yoktu, kurumu insanlara yakınlaştıracak herhangi bir tanıtım veya reklamlar yoktu. Sabit hatlı telefonlar kapatılıyordu. Şimdiki durumu ele alalım. Her gün Cem Yılmaz Türk Telekom reklamlarında. Halk Türk Telekom denilen kurumun varlığından haberdar. Kampanyalar çok iyi. Sabit hatlardan saatlerce ucuza konuşabiliyorsun.”

    Hakan arkadaşımın sitesinde yazıyı okudum. Üstte alıntı yaptığım sözlerinizi düzeltme gereği duydum.
    Özelleştirildikten sonra Türk Telekom tamı tamına telefon görüşmelerine %300 zam yapmıştır. Öyleki haklarını aldığı bu tek el şirketin parasını 1 sene gibi bir sürede yaptığı KARların içinden ödemiştir. Bilinçli vatandaşlarımız dava açıp kazanmışlardır. Fakat ne kadarı geri ödendi ve kaç kişi dava açtı veya bilgilendirildi bilgi sahibi değilim ama AKP sayesinde yapılan bu özelleştirmelerin bir faydasının olduğunu düşünmüyorum ve özelleştirmenin bir çıkar yol olmadığıda aşikardır.

    Nihat Genç hakkında düşüncelerinize az çok katılıyorum. Nereye ne attığı belli olmayan biri diyebilirim kısaca. :)

    Posted by Özgür | 09 Haziran 2009, 10:42
  4. Mesele
    Nihat Genç veya Doğu Perinçek’in karalanması meselesi midir, “kadın memelerini Vatan’a tercih edenlerin,Bölücü Örgüt Şefi ile İMRALI’da bal börek olanların, HABUR’dan davullar zurnalarla gelen TERÖR elemanlarının ayaklarına MAHKEME götürenlerin NEYE HİZMET ETTİKLERİNİN anlaşılması meselesi midir?

    Eğer Ergenekon(ve diğerleri )isimli bir örgüt gerçekten VAR OLSA, teknik takip vb gibi yöntemlerle deliller toplanıp bir ŞAFAK VAKTİ aynı anda bilmem kaç yerde birden baskın yaparak tüm elemanlarının birden göz altına alınması gerekmez mi?
    Dalgalar halinde gözaltına alıp tutuklamalar yapılırken, GERÇEKTEN ÜYELİK BAĞI OLSA diğer elemanlar NEDEN TUTUKLANACAĞI GÜNÜ BEKLESİN Kİ?

    Buralarda bir tuhaflık yok mu?
    Sivil VESAYETİN ve korku salmanın bir yöntemi filan olamaz mı bu sonsuz dalgalar?

    Susurluk konusunda neden kimse adım atıp, örneğin, Mehmet Ağar hakkında VEYA ADI GEÇEN BİR DİĞERİ hakkında iddia düzenleyip araştırmak soruşturmak (hatta tutuklama kararı filan) isteyen olmuyor?

    Bölücü örgüt konusunda çözüm noktasına yaklaşan zamanın Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref BİTLİS’in “HAVALANDIKTAN SONRA MOTORU DONAN” helikopteri hakkında kimse neden bir soruşturma yapma isteği içinde değil?

    Eğer gerçekten Demokrasiden bahsedilecek ise SİVİL/ASKER/BÜROKRAT/TEKNİSYEN vb demeden herkesin, ÖNCELİKLE DE TBMM ÇATISI ALTINDA DOKUNULMAZ OLANLARIN HAKLARINDAKİ “İDDİALAR” BAKIMINDAN AKLANMAYA İHTİYAÇ HİSSETMESİ GEREKMEZ Mİ?
    BU KİMSELER HAKKINDA ARAŞTIRMA SORUŞTURMA YAPILMASI GEREKMEZ Mİ?

    Size, kötülemeye çalıştığınız insanın Vatan’ı için her baba yiğidin göze alamayacağı bir eylemini daha söyleyeyim, “SOYKIRIM YOKTUR DEMEYİ YASAKLAYAN, MEDENİYET MODELİ(!)İSVİÇREDE, LOZAN’DA “SOYKIRIM TARİHİ BİR YALANDIR” diye haykırmış,hakkında İsviçre makamlarınca dava açılmış,ve Perinçek,İsviçre mahkemelerine Demokrasi dersi vererek beraat etmiştir…

    Nihat Genç, üslup olarak kıvırmayı pek beceremediği için kaba saba gelen konuşmalar yapsa da yüreğinin temizliği her halinden görülebilen birisidir, Yurtseverdir…

    Lozan yürüyüşü hakkında aşağıdaki gibi yazıları arama motorlarından sizde bulabilirsiniz bir örnek ise aşağıdadır…

    “Türkiye’de Talatpaşa Komitesi 2005 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş Başkanlığında oluştu. İşçi Partisi Genel başkanı Sayın Doğu Perinçek ve ben yürütme kurulunda görev aldık. Sayın Doğu Perinçek ve yüzlerce Türk aydını ile birlikte İsviçre’de Lozan’da
    “Soykırım yalanını protesto yürüyüşü”
    yaptık.
    Sayın Doğu Perinçek Lozan’da İsviçre mahkemesinde yargılandı ve “Ermeni soykırımı tarihsel bir yalandır.
    Emperyalist bir yalandır” dediği için para cezası aldı.

    Yürütme Kurulu üyesi olmaktan gurur duyduğum ve eylemlerine katıldığım Talatpaşa Komitesi Türkiye’nin ve Türklerin onurunu, bağımsızlığını ve egemenliğini savunan bir örgüttür. Bu nedenle AB Senatosunun raporunda kapatılması istenmiştir.

    Talatpaşa Komitesi 2005′te Lozan’da, 2006′da Berlin’de bütün Türkleri ayağa kaldırarak, Avrupa’nın göbeğinde ABD ve AB emperyalizmine meydan okumuştur. Berlin mitinginde Türklerin ayak sesleri Avrupa’yı sarstı, “Soykırım emperyalist bir yalandır” sloganları Avrupa sokaklarında yankılandı.

    http://www.haberekspres.com.tr/talatpasa-komitesi-kazandi.htm

    Posted by Yaşar | 06 Eylül 2011, 11:41

Post a comment