// you're reading...

Edebiyat

Nisan ve Sen

Bilir misin senle yaptığımız ortak 2 şey vardı. Birbirimizi delice sevmek ve birde nisan yağmurlarında el ele tutuşup boğazda dolaşmamızdı. Ne güzel de olurdu. Sabaha kaştı yeni doğan güneşe yüzümüzü çevirip bir yandan yağmurda ıslanmak bir yandan da martılara yem vermek. Benim için önemliydiniz. Bu yüzden nisanı da seni sevdiğim gibi severdim. Seninle tanıştıktan sonra daha iyi anladım nisanı. Anladım nisanın bir adının da yalnızlık olmadığını. Şahit oldum senle beraberken…

Sonra düşündüm sensiz bir nisan nasıl geçer diye. Ve yaşamaya karar verdim. 13 gün sonra sensiz ikinci nisanım. İnan nisan yağmurları yağmıyor eskisi gibi. Artık yakıyor içimi her damlasında. Hele martılar bakmıyor bile yüzüme. Deniz bile yokluğuna alıştı. Hasret kaldı kokuna. Köşedeki sokak lambası hala seni beklemekte… İstanbul’un dar sokakları yalnız kaldı.

Bunlara acımıyorsan bari bana acı. Bir damla gözyaşı kokan gönlüm seni bekliyor.

Evet seni bekliyorum. İsli nisan akşamlarında… Bir gün geleceksin ve hasret sona erecek. Ve nice nisanlar bizi mutluluğa götürecek…

Nisan sen ve ben…

 

Talha Dereci

17.03.05 -  Polatlı

Discussion

No comments yet.

Post a comment