Muhteşem gösteriler ile başlayan ve 29.su düzenlenen 2008 Pekin Olimpiyatlarını fırsat oldukça takip etmeye çalışıyorum. Dikkat çeken kişiler elbette var. Misal her olimpiyatta 100 metre koşu ile yüzme hem benim hem de toplumun daha çok ilgisini çekmiştir.
Takip etmeyenler bile duymuştur ki; 8 altın madalya ile dünya ve olimpiyat rekoru kıran Michael Phelps ismini çoğu kişi duymuştur. 4 yarışını izleyebildim ve Amerika’nın yüzmenin her dalında ne kadar iddialı olduğunu gördüm. Birincilik ve rekor yetmiyormuş gibi ikinciliği ve üçüncülüğüde kaptırmıyordu Amerika.
Amerika’dan sonra diğer insanlardan daha güçlü olduğu bilimsel testlerle ispatlanmış zencilere geldi sıra. Jamaikalı rekortmen atlet Usain Bolt yeni dünya ve olimpiyat rekoru kırarak 100 metrede birinci oldu. Bundan önceki 9.72’lik dünya rekorunun sahibi de olan Bolt, çok rahat bir şekilde 100 metreyi 9.69 saniyede koştu. Hatta adam son anlarda iki elini yanlara açarak benden başkası yok der gibi keyfini sürdü.
Kendi milletim olmasa bile insan bunları görünce duygulanıyor. Başarının insana verdiği haz ve gözlere vuran o ışık beni bazen sarhoş ediyor. Ağlayasım geliyor.
Her uluslar arası yarışmada büyük umutlarla giden ülkemin naçizane sporcuları kendilerinden bekleneni veremeden geliyorlar. Özellikle olimpiyatlarda ata sporumuzu yapabiliyoruz sadece. Ya güreşte bir yerlere gelebiliyoruz ya boksta ya halterde. Allah’tan atletizmde bayanlar 10 bin metre finalinde temsilcimiz olan Elvan Abeylegesse, 2. olarak gümüş madalya kazandı da adımız biraz öne çıktı. Gerçi Elvan’ın da Etiyopyalı olması ayrı mesele…
Ama bu milletin olimpiyatta yüzü gülmese de futbol ile yüzü güldü. Ve milyonları güldürdü. Futbol ile pek aram olmasa da o milli bilinç beni bağlamıştır her zaman. Hatırlayınız Galatasaray’ın UEFA Kupasını kaldırışını… Penaltılarda nefesler tutulmuş tüm dünya ayakta… Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik… “Haydi çoçuklar” dedikçe spiker gözlerden yaşlar akıtan ben… O tarihi kadro ile o mükemmel başarı…
Hatırlayınız… 2002 Dünya Kupası… Umutlarla çıktığımız maçlar… Dünya şampiyonu olabilecekken yine “Türk” kimliğimizden kaybettiğimiz birincilik… Ama gurur verici bir sonuç; dünya üçüncülüğü… Elimizde bayraklar, yüzlerimiz boyalı oradan oraya “Türkiye” diye bağırışlarımız… Dostlarla sarılmalarımız…
Hatırlayınız… Kısa zaman önce yapılan EURO 2008… “Gönüllerin Şampiyonu” kalıbının hakkını veren ülkemin futbolcuları… Eksik kadroya rağmen mucizeler yaratan Türkiyem… Gözyaşlarının akmamasının mümkün olmadığı anlarda, umutların tükendiği anda “goll” sesi duyan tüm dünyanın bir anda ayağa kalkışı… Hakikaten unutulacak şeyler değil…
Evet bir Amerika kadar imkana sahip olamayabiliriz. Veya rekorlar üstüne rekor kırıp ülkemizi madalyaya boğamayabiliriz. Veya bir Jameikalı kadar güçlü olamayabiliriz. Ama bizim farkımız hep yürekten oynamaktı… Yüreğini ortaya koyup… Milyonların duasını alarak… İmanı ile oynayan… Bunun başka açıklaması yoktur.
Milyonlar dua ederek ağlıyorsa bunun sebebi imandır, vatan aşkıdır, yürek inancıdır. Ülkem bu rekorları kırıyorsa sebebi budur… Bunun sebebi Türk olmanın ayrıcalığıdır. Türk olmanın…
Talha Dereci
19.08.2008
Discussion
No comments yet.