“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz…” ( Enbiya/35 )
İnsanın yüzyıllardır en büyük arzularından biri mutlaka ölmemektir. Ya da ölümü öldürebilmek. Dünya hayatının verdiği zevk o kadar tatlıdır ki o toprağın altına girmek ve günahlarınca yanmak hangimize tatlı gelir ki…
2009 yılı için yeni bir yazı yazmıştım. Ve yazımı bitirirken; “Yeni bir yıl neler getirir bilinmez ama 2008 hem ülkemden hem benden çok şey götürdü. 2009’dan beklentim veya hayattan beklentim götürdüklerinin yerini dolduracak şeyler getirmesidir.” diye bitirmiştim. Hayat bana ve insanlığa ilk çelmesine atmıştı bile. Ve bu beklentileri “beklenti” olarak kalması gerektiğinin işaretini verdi.
Filistin’de yüzlerce ölüm gerçekleşiyor. Ve ölenleri kimse getiremeyecek. Veya ölenlerin yerini kimse dolduramayacak. Yılbaşı akşamı mahalleden bir arkadaşımın babası kalp krizi geçirmiş ve hayata “elveda” demiş… Duyduğumda inanamadım. Daha 1 ay önce konuşmuştuk. Dağ gibi adam kalbine yenilmişti. Şimdi o gelmeyecek… Ve onun yerini kimse dolduramayacak. 3-4 gün rüyama girdi. Ya bende ailemden birini kaybedersem diye… Ölüm bu her nefis tadacaktır diyebilmek kolaydır. Veya benim gibi yazabilmek… Peki ya onu yaşayabilmek? Hangimiz ister ki ansızın babasının hayatından gitmesini. Hangi yürek bunu kaldırabilir ki… Onsuz bir hayatın ne kadar tatsız geçeceğini anladım bir anda. Evet ölüm gelmeliydi ama zamansız olmamalıydı. En azından “beklentim” buydu. O günden beri alnım her secdeye değdiğinde ölümü düşünür oldum. Her duamda; “Rabbim onları benden zamansız alma.” diye yalvardım…
——
Televizyon izliyoruz arkadaşlarla. Haberlerde yılbaşı akşamı evde eğlenen 7 üniversiteli gencin doğalgazdan zehirlenerek öldüğünün haberi var. Bilkent Üniversitesi öğretim görevlileri bir bir çıkıp konuşmalar yapıyor. Ve daha sonra öğrencilerin bir bir ismini söylüyor. Televizyona dikkatimi vermemiştim ama bir isim bende bir çağrışım yaptı; Ceren Okkalı… Bir tanıdık isimdi. Lisede bir sınıf arkadaşım vardı Ceren diye. Soyadı da Okkalı idi sanırım. Ama o olmaz herhalde isim benzerliğidir diye geçiştirdim. Ertesi gün internette bu haberle karşılaştım. Ölen kişi lisedeki sınıf arkadaşımdı. Arkadaşlarımı fotoğrafta gördüm cenazede. O an orada yıkıldım… Tabut telli duvaklarla sarılmış… Arkasında sevenleri… Babası; “Hani bana söz vermiştin, diploma getirecektin yavrum.” diye ağıt yakıyor… İnsan inanamıyor. Daha dün gibi yaşadığın anılar aklındayken onun bir daha dönmemek üzere buradan ayrılması akla mantığa sığmıyor. Ya da yediremiyor insan kendine… Olmamalıydı… Bu kadar erken olamazdı…
Şarkıda da diyor ya; “Dünyada ölümden başkası yalan…”. Ne yapmalı ne etmeli bilmiyorum ama bunun Rabbim’in bana bir ikazı olarak kabul etmekten başka bir çarem yok diye düşünüyorum. Evet korkuyorum ölümden. Bir anda yıkılıp gitmekten. Yaşanacak onca şey varken, gerçekleştirilmeyi bekleyen onca hayal varken, ölümün ansızın karşıma çıkmasından korkuyorum. Azrail ile saliseleri kapışırken hala yaşıyor olduğuma şükrediyorum ama bir sonraki salisede yenik düşeceğimden korkuyorum…
Evet ne Ceren geri gelebilir ne de onun yerini birileri doldurabilir. Sanırım yazıda aktardığım; “2009’dan beklentim veya hayattan beklentim götürdüklerinin yerini dolduracak şeyler getirmesidir.” cümlesi koca bir hayal ürünü. Gidenlerin yeri dolmuyor. Kaçan fırsatlar geri gelmiyor. Ağızdan çıkan söz geri yutulmuyor… İnsanoğlu sanırım hiçbir zaman bu kadar aciz kalmamıştı. Ve kalmayacaktır. Toprağın altı ne kadar büyükse insanoğlu da o kadar fazla. Her dakika biri doğuyor gözü yaşlı ve her dakika biri ölüyor. Belki gözü yaşlı belki tebessüm dolu…
“Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” ( Hadid/20 )
Evet bir oyun içindeyiz. Oyuncular biz sıradan insanlar. Ayette de dediği gibi kendi aramızda övünüyor, mal ve evlat çoğaltma ile uğraşıyoruz. Her oyunun bir süresi vardır. Kum saati tersine çevrilmiş ve bitmesini bekliyoruz. Ne zaman biter bilinmez ama bu oyunda korkakları oynayan ben cesur olmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum…
Talha Dereci
12.01.2009
bende babamı kaybettim bu yazı içimde biriktirdiklerimi ortaya döktü,hayatınmızdan biri çıkıp gittiğinde öylece seyre kalıyoruz ama allah(cc) sabır veriyor sevdiğim genci trafik kazasında kaybetmiştim ve hayattan elimi eteğimi çekmiştim artık düğünlerde eğlencelerde oynamıyordum babam buna kızmıştı ve babanmı ölmüş ki sen oynamıyorsun demişti garip 2yıl sonrada o beni bırakıp gitti hani yazıcam yorum bekliyorum demiştimya boşverin uzun bir süre hiçbir şey yazmak istemiyorum belki bu son yazım olur ama sizin yazılarınızı takip edicem görüşmek güzel ayrıca ibadet etmeniz çok güzel zira çok gençsiniz allah(cc)kabul etsin görüşmek üzere romanla mektubun bağlantısı olmayanı yada olanı kurgulayabilmek
Posted by isimsiz | 02 Mart 2009, 12:33Çok etkilendim gerçekten çok güzel bi yazı olmuş. insanın gözlerini doldurup yüreğini kanatıyor..
Posted by Anonim | 10 Nisan 2009, 11:58