Biliyorum bu mektubuma da cevap gelmeyecek. Sensizliğin bilmem kaçıncı ayı…
Yokluğuna alışamam dedikçe bir gün daha geçiyor. Zaman yine ilerliyor. Güneş yine doğudan doğup batıdan batıyor. İnsanlar yine sabahları işe yetişmeye çalışıyor. Simitçi çocuk yine avazı çıktığı kadar bağırıyor. Barlar yine sabaha kadar açık. İçerdeki sesler hala kalıcı ses bozukluğuna yol açıyor. Deniz yine dalgalı… Yine sessiz ve yine seni anımsatıyor… İstanbul bildiğin gibi…
Oysa böyle olmamalıydı. Bu ayrılık bir şeyleri değiştirmeliydi. Ne bileyim belki gidişine herkes ağlamalıydı. Bir değişiklik mutlaka olmalıydı. Her şeye karşı gelen hayat buna da bir şey bulmalıydı. Kolay olmamalıydı. Belki mevsim bir anda değişmeliydi. Haziranda kışı yaşamalıydık belki. Ya da ırmaklar tersine akmalıydı. Güneş belki hiç doğmamalıydı. Ya da hep gündüz olmalıydı. Geceler olmamalıydı. Biliyorum saçmalıyorum… Ama yediremiyorum kendime… Ne aşkıma ne gururuma…
Belki arkana dönüp bir el sallamalıydın bana. Ya da yine o bakışını atmalıydın bana. Ama yanakların bu sefer kızarmamalıydı. Bana son kez “Seni Seviyorum” demeliydin… İnan buna çok ihtiyacım vardı…
Şimdi kim bilir nerde nasıl ve kiminlesin. Belki hayatında başka biri… Belki ellerin başka elde… Belki de gözlerin başkasını hapsetmekte… Belki… Belki…
Ama şunu bil… Her nerede ne durumda olursan ol! Ben bıraktığın yerde bıraktığın gibi seni seviyor olacağım. Bir daha bu dünyaya gelsem yine seni seveceğim…
Talha Dereci
16.08.2006
Discussion
No comments yet.