// you're reading...

Edebiyat

Savaş Yaraları

Öyle bir sevdaydı ki bizimkisi;
Ölümden bile soğuturdu Azrail’i
Her nefesi ilk günkü gibi tazeydi
Ve son nefesi olmayacak bir sevda işte…
Birbirini kandırmak da yoktu
Yalan söylemek de…
Zaten akordu bozuk bu kentte
Yalancının mumu artık yanmıyordu bile
Yani anlayacağın bozacının şahidi de yoktu
Kimin eli kimin cebinde belli olmayan
Koca Ankara’da beni İstanbul’la baş başa bıraktın…
Ve böyle dar bir vakitte beni terk ettin
Yani ikimizde dar vaktin yorgunuyuz…
Seni soranlara “bilmiyorum” desem de;
Onlarda biliyorlardı senin bir daha dönmemek üzere gittiğini
Zincirini koparmış bir sokak köpeği gibiyim
Hep bir izin var bedenimde
Sağımda solumda kokun
Kulaklarımda unutulmayan o tiz sesin
Ve mahşer gününe bile değişmeyeceğim gözlerin…
Sonu belli olmayan bir savaşa girmiştik artık seninle
Cephemiz aynı olsa da;
Kimi zaman karşı karşıya gelmiştik…
Ya gittiği yere kadar gidecektik,
Ya da sonsuza kadar…
Parolamız tabi ki ; sonsuza kadardı
Ama savaş bu ya,
Hayat bu ya,
Sonunda gittiği yere kadar gittik.
Sen hayata ben ise sana yenildim…
Şimdi yoksun yanımda
Bense;
Seni düşünerek savaş yaralarını kapatmaya çalışıyorum…

Talha Dereci
05.08.2006

Discussion

No comments yet.

Post a comment