Sebepsiz sevgiler yaşadı bu gönül. Neden ve niye sevdi? Seveni oldu mu? Ama en önemlisi kimi sevdi?
Yarım kalmış sevda kırıklarını temizlemeye çalışır bu gönlüm. Bir sonbahar yaprağı gibidir bu deli yürek. Çamurlar, karlar, yağmurlar vız gelse de dalından düştükten sonra mutlaka üstüne basıp geçen olur…
İşte bundandır ki gururumu ve benliğimi ayaklar altına alıp sevdim seni ben…
Sen benim ilk göz ağrımsın. Seviyorum seni sırf sen olduğun için. Son nefesinde bile elini tutacağım. Bil ki seni bir ömür seveceğim.
Biliyor musun yüreğimdeki sevgiyi bileğime verdiğimde bendeki bu sevgi ikimize de bir asır yeter. Bu sevgi ancak mezarda biter. Zaten bizi ayıran ölüm değilse yazık bize…
Biz öyle bir çift olmalıyız ki herkes bizi konuşmalı. Saniyeler bizim için geçmeli, dünya bizim için dönmeli. Leyla ile Mecnun gibi olmalı bizim aşkımız. Yani destanlaşmalı. Dedim ya herkes bizi konuşmalı…
Seni kazandım diye zenginliğime sevinmem seni kaybederim diye de yoksulluğuma üzülmem. Beni tek teselli eden sana olan aşkımdır. Aşkın ile avunurum… Aşkın ile avuturum bu gönlümü…
Sonsuz bir aşk olmalı bizimki. Her nefesimiz bir olmalı. Yediğimiz içtiğimiz bir olmalı. Örnek bir çift olmalıyız. Ama bu iki kişi sevgilerini birleştirerek tek bir varlık olmalı. Yani tek bilek, tek yürek, tek kişi…
Hani Ferhat Şirine, gündüz geceye, Allah ’da kula lazım ya sen bana lazımsın. Sensiz hayat; bir mum gibi. Kendini ısıtmaktan bile aciz. Ve bir zaman sonra sönmekte…
Bize ait olan bir şey olmalı. Yani ikimizin canından kopup gelen bir mücevher. Bize benzemeli. Gözleri senin gibi güzel, masum ve derinden olmalı. Masumluk bakımından da bana çekmeli. Dünyanın en güzel cevheri olmalı bu. Çünkü bu senin canından kopup gelen bir elmastır. Çünkü sen varsındır. Senin varlığın vardır. Birde benim sana olan sevgim…
Talha Dereci
Discussion
No comments yet.