<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; ahmet altan</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/ahmet-altan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Ak Partiye Oy Vermeme Sebebi</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ak-partiye-oy-vermeme-sebebi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ak-partiye-oy-vermeme-sebebi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 18:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[seçim 2011]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=2152</guid>
		<description><![CDATA[Bizim gazetenin birçok yazarından ve elemanından farklı olarak ben bu seçimlerde AKP&#8217;ye oy vermeyeceğim. Oy verecek olanların nedenlerini anlıyorum, bu yapılanları başka bir partinin yapamayacağı görüşünün doğruluğunu da biliyorum, bazen sizin önünüzde, bazen sizin gözlerinizden uzakta aramızda kıran kırana yaşanan tartışmalardan da yararlanıyorum, bu tartışmaların yapılması gerektiğine de inanıyorum. Ama gene de oy vermemekte kararlıyım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bizim gazetenin birçok yazarından ve elemanından farklı olarak ben bu seçimlerde AKP&#8217;ye oy vermeyeceğim. Oy verecek olanların nedenlerini anlıyorum, bu yapılanları başka bir partinin yapamayacağı görüşünün doğruluğunu da biliyorum, bazen sizin önünüzde, bazen sizin gözlerinizden uzakta aramızda kıran kırana yaşanan tartışmalardan da yararlanıyorum, bu tartışmaların yapılması gerektiğine de inanıyorum. Ama gene de oy vermemekte kararlıyım. Nedenim de çok karışık değil. Ben dayatmacılığın, tek adamlığın hiçbir türünden hoşlanmıyorum. Böyle bir gelişmenin ihtimaline bile karşıyım. Kemalizm&#8217;e, darbeciliğe, halk iradesinin küçümsenmesine bunun için itiraz ettim, AKP&#8217;yi bu dayatmacılığa karşı çıktığı için elimden geldiğince destekledim. Ama bir başbakan, bir şehirdeki Azeri oylarını alabilmek için tek bir &#8220;emirle&#8221; heykel yıktırabiliyorsa, ben orada dururum, benim için bu, &#8220;tek adam&#8221; yönetiminin kötü bir işaretidir. Oy için heykeli yıktırabiliyorsa, yarın başka oylar için ne yapacağını bilemezsin. Erdoğan&#8217;ın &#8220;bana güvenin, gerisine karışmayın&#8221; tavrından da hoşlanmıyorum, bu da halkın iradesini bir başka biçimde küçümsemek çünkü, seçim yaklaşıyor, Erdoğan&#8217;ın Kürt politikasını ya da nasıl bir anayasa yapacağını kim biliyor? Hiç kimse. Oy verecek olanlar, &#8220;iyi yapar inşallah&#8221; anlayışıyla verecekler. Erdoğan &#8220;367&#8242;yi bulursam referanduma gitmem,&#8221; diyor, &#8220;halkımdan zaten onay almış olacağım&#8221;, halk hangi anayasa için onay veriyor, anayasayı bilmiyoruz ki onay verebilelim, seçim sürecinde anayasa hiç tartışılmadı ki&#8230; 367 oyla anayasaya &#8220;başkanlık&#8221; düzenini koyarsa, buna halk iradesi &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayır&#8221; nasıl diyecek? Diyemeyecek, halk iradesi mecburen susacak. Erdoğan da, AKP de bu ülkede müthiş işler yaptı ama yüzde 58 oy aldıkları referandumdan bu yana çok değiştiler, benim için fazla milliyetçi, fazla otoriter, az demokratlar. Benim oyumun eksikliği hiçbir fark yaratmayacak, büyük bir çoğunlukla kazanacaklar seçimi zaten ama sandığa gitmeyerek ben sadece kendimin duyabileceği bir şekilde de olsa &#8220;Yeniden demokrat olun&#8221; diyeceğim en azından. Ve, referandum günlerindeki reformculuklarına geri dönmelerini dileyeceğim.</p>
<p><a style="display:none;" id="ddetlink435159361" href="javascript:expand(document.getElementById('ddet435159361'))">(Kaynak)</a>
<div name="ddet" class="ddet_div" id="ddet435159361"><script>expand(document.getElementById('ddet435159361'));expand(document.getElementById('ddetlink435159361'))</script>Ahmet Altan &#8211; 7 Haziran 2011 &#8211; Taraf Gazetesi</div></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ak-partiye-oy-vermeme-sebebi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Etrafında Cumhuriyet Kurmak</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 09:52:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tek parti dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=2142</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Altan &#8211; 31 Mayıs 2011 &#8211; Taraf Gazetesi Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal’i getirmedik, Mustafa Kemal’i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk. Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ahmet Altan &#8211; 31 Mayıs 2011 &#8211; <a href="http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-askeri-cumhuriyet.htm" target="_blank">Taraf Gazetesi</a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal’i getirmedik, Mustafa Kemal’i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk. Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>General Aklı ile Yönetilen Ülke</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/general-akli-ile-yonetilen-ulke.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/general-akli-ile-yonetilen-ulke.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 19:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[askeri vesayet]]></category>
		<category><![CDATA[başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1732</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Altan &#8211; 26 Mart 2011 &#8211; Taraf Gazetesi Kaba bir gözlemle bile bu ülkenin kadın nüfusunun yaklaşık yüzde altmış, yetmişinin başörtüsü taktığını görürsünüz. Böylesine geniş bir kesimin parlamentoda temsil edilmemesinin “siyasi” ya da toplumsal hiçbir açıklaması olamaz. Herhalde o kadınlar, “bizi, bizim gibileri, bizleri temsil edenleri asla parlamentoya sokmayın” demiyor. Peki, “sizi parlamentoya sokmayacağız” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ahmet Altan &#8211; 26 Mart 2011 &#8211; <a href="http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-basortulu-milletvekili.htm" target="_blank">Taraf Gazetesi</a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kaba bir gözlemle bile bu ülkenin kadın nüfusunun yaklaşık yüzde altmış, yetmişinin başörtüsü taktığını görürsünüz. Böylesine geniş bir kesimin parlamentoda temsil edilmemesinin “siyasi” ya da toplumsal hiçbir açıklaması olamaz. Herhalde o kadınlar, “bizi, bizim gibileri, bizleri temsil edenleri asla parlamentoya sokmayın” demiyor. Peki, “sizi parlamentoya sokmayacağız” diyen kim? CHP’liler. CHP’nin seçmen desteği ne kadar? Yüzde yirmi beş otuz arası. Desteği bu kadar düşük olan bir partinin görüşünün “belirleyici” olmasını, çoğunluğun temsilcilerine parlamento yolunu kapatabilmesini “siyasetle” açıklamak mümkün mü? Bu, ancak devlete hala hakim olan “general zihniyetiyle” açıklanabilir. “Askeri vesayetin bittiğini” söyleyenler bilmiyorum bu konuda başka bir neden bulabilirler mi?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/general-akli-ile-yonetilen-ulke.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Susacak Mısınız? &#8211; Ahmet Altan</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/susacak-misiniz-ahmet-altan.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/susacak-misiniz-ahmet-altan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 19:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[asım yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[susacak mısınız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1990</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/plrCce_fAjU" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/susacak-misiniz-ahmet-altan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;deki IV. Kuvvet Medya Üzerine Değerlendirmeler</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 11:06:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[1 milyon ttiraj]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet hakan]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[ayşeözyılmazel]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul özkök]]></category>
		<category><![CDATA[fatih altaylıi murat bardakçıi serdar turgut]]></category>
		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[haydar dümen]]></category>
		<category><![CDATA[hülya avşar]]></category>
		<category><![CDATA[ıslak imza]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[medya müfettişi]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin yazıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[müjde ar]]></category>
		<category><![CDATA[new york times]]></category>
		<category><![CDATA[nihal bengisu karaca]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<category><![CDATA[oray eğin]]></category>
		<category><![CDATA[pelin batu]]></category>
		<category><![CDATA[ruşen çakır]]></category>
		<category><![CDATA[sabah gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[uğur dündar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar nuri öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit bulut]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1054</guid>
		<description><![CDATA[Çoğumuz biliriz kuvvetler ayrılığı denilen kavramı. Ülke yönetimindeki çarkları bu üç kuvvet ( yasama, yargı, yürütme ) döndürmektedir. Ve üçü de birbirinden bağımsız durumdadır. Birinin aldığı karar diğerini etkilememektedir. Ve bu kuvvetler devlet organları arasında üstünlük sıralaması gibi bir duruma tabi değildir. Tabi bunlar teoriktedir. Haliyle Türkiye’de çoğu zaman teori uygulamaya/pratiğe dönüştürülemez. Kimi zaman yargı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çoğumuz biliriz kuvvetler ayrılığı denilen kavramı. Ülke yönetimindeki çarkları bu üç kuvvet ( yasama, yargı, yürütme ) döndürmektedir. Ve üçü de birbirinden bağımsız durumdadır. Birinin aldığı karar diğerini etkilememektedir. Ve bu kuvvetler devlet organları arasında üstünlük sıralaması gibi bir duruma tabi değildir. Tabi bunlar teoriktedir. Haliyle Türkiye’de çoğu zaman teori uygulamaya/pratiğe dönüştürülemez. Kimi zaman yargı kararları yasamayı etkiler (bkz: Anayasa Mahkemesinin esasa bakarak anayasa değişikliğinin iptali ) kimi zaman yürütme yargıyı. Bu üç kuvvete bir de medyayı ekleyin. Bakmayın dördüncü kuvvet dediğime aslında birinci ve en önemli güçtür medya. Tabi bu Türkiye için geçerli bir durum. Ülkemizde medyanın yasamaya, yürütmeye, yargıya etkisini tartışmaya gerek yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkenin yoğun gündemleri devam ederken medyaya her alanda büyük iş düşüyor şüphesiz. Yazılı ve görsel basın ülke gündemini topluma vermek amacıyla elinden geleni yapıyor. En azından öyle düşünüyoruz. Bu noktada basın yalan haber yazmış, uydurma haberler dile getirmiş, haksızı desteklemiş, komplo teorileri ortaya atmış, mazlumun ahını almış, güçlünün yanında olmuş vs vs… Hemen hepsini gördük şu ana kadar. Gördüklerimizi yazdık, görmediklerimizi okuduk, tartıştık… Bu yazıda Türkiye’deki IV. Kuvvet olan medya üzerine bazı değerlendirmeleri ve gelişmeleri fikirlerim doğrultusunda açıklamaya çalışacağım…<span id="more-1054"></span></p>
<p style="text-align: justify;">12 Haziran 2009 günü Taraf Gazetesi’nin sarsıcı haberler muhabiri Mehmet Baransu’nun “AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı” manşetli haberine göre ordu içinde bir takım kimseler hükümeti eskiden olduğu gibi tekrardan ele geçirmek, milyonlarca gönüllüsü olan bir sivil toplum hareketini bitirmek istiyordu. Öğrenci evlerine mühimmat yerleştirip terör örgütü süsü verilecek, milliyetçi partilerin tabanı genişletilerek AKP’nin zor durumda kalması sağlanacak, Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye gibi diziler hakkında olumsuz haberler yapılarak medyadaki imajları silinecek, Ergenekon sanığı olan subaylar savunulacaktı. Çok ses getiren bu haberdeki fotokopi belge genelkurmay başkanı tarafından “kâğıt parçası” olarak görülmüştü. Muhalefet partisi Ce-Haş-Pe her zamanki “ordu destekli siyasetini” sürdürmüştü. Belge fotokopi diye konuyu geçiştirdiler ama aylar sonra belgenin orjinali de ortaya çıktı. Fazla ayrıntısına girmeye gerek yok. “Ordu Göreve” adlı yazımda bunları belirtmiştim.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi soru: Onca kriminal rapora rağmen ordunun kaynaklarına “emredersiniz!” diyen köşe yazarları özür dileyecek mi bu durum karşısında? Ce-Haş-Pe’de özür diler mi? Ya da önce şunu sormak lazım; Ce-Haş-Pe hataları karşısında özür dileyebilecek kadar erdemli bir parti mi? Bu haber Türk medyasının yine ne kadar objektif(!) habercilik yaptığını gösterdi. Bu haber karşısında duyarsız kalanlar ve “güçlü olanın” yanında olanlar &#8211; ya da ordu yanında olanlar &#8211; bir kez daha tarih önünde rezil duruma düşmüşlerdir. Yapılan büyük habercilik sebebiyle de Taraf gazetesini tekrardan tebrik etmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Taraf gazetesi dedim ve onunla devam edeyim. Çıktığı ilk günden beri gündemi belirleyen habercilik örnekleriyle, cesur ve dürüst bir tavır takınan Taraf belirli okur kitlesine sahip oldu ve yaptığı haberciliğin semeresini dünyanın en prestijli basın ödüllerinden Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü ile aldı. AKP’ci, Tayyipçi diye yaftalandı ama onlar; “AKP’nin yolsuzluk dosyası elinizde varsa ve basamıyorsanız verin biz basarız!” diyerek yaptıkları haberin tarafsız ve cesur habercilik olduğunu gösterdiler. Ahmet Altan yazılarını takip edenler ne demek istediğimi daha iyi anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakın zamanda Taraf yine gündemi karıştıran bir haber attı ortaya. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterindeki kişileri helikopter kalkışından düşene kadar yüzlerce kez arayan NTV santralinin haberi… Taraf Gazetesi NTV’yi bir şekilde suikast ile suçluyordu. Ve ertesi günü yine manşetten Telekom’un kayıtları verildi. Sonradan gerçek ortaya çıktı. GMT ve TSİ saati arasındaki 2 saatlik fark bu habere sebep olmuştu. Çıkarılması gereken iki sonuç var. Birincisi; hiçbir haber tam anlamıyla doğruluğu ispatlanmadan veya gerçekliği sağlama alınmadan yayınlanmamalıdır. Ki bu durum Türk medyasında çok oluyor. İkincisi, gerçek gazeteci hata yaptığında hatasını dile getirebilmeli ve özür de dileyebilmelidir. Nitekim Taraf bunu yaptı. Darısı bundan sonra bunu yapmayan, yıllarca yalan haberleri ispatlanan ama yine de kıllarını kıpırdatmayan Doğan Grubu gazetecilerine!</p>
<p style="text-align: justify;">Medyamıza yeni bir gazete eklendi. Belki herkes okumasa da ülkedeki gazetelerin her birisinden daha kaliteli ve okunulacak bir gazete. Ülke gündeminden bir an olsun kurtulan ve Türkiye’ye değil dünyaya bir bakış açısı sağlayan, sorgulatan, düşündüren bir gazete; The New York Times. 26 ülkede çeşitli gazetelerle birlikte her Pazar günü verilen İngilizce ve yayınlandığı ülke dilinde olan haftalık gazete… Şu ana kadar çıkan tüm sayılarını takip ettim. Harikulade bir gazete… Ülkemize bu gazeteyi okutma imkânı sunan Sabah gazetesine yürekten bir teşekkür…</p>
<p style="text-align: justify;">Habertürk Gazetesi Türkiye’nin en çok okunan 5.gazetesi olarak medyadaki yerini aldı. Kanalı ise yapılan iyi reklamlar ve tasarımlarıyla bir ara NTV ile yarışır hale gelmişti fakat NTV farkını koydu ortaya. Fatih Altaylı her ne kadar gazete kurulurken haber ağırlıklı olacak köşe yazarı ağırlıklı bir gazete olmayacak dediyse de tam tersini yaptı ve sağdan soldan köşe yazarları toplamayı başladı. Bünyesine Yaşar Nuri Öztürk, Nihal Bengisu Karaca, Elif Şafak, Yiğit Bulut’u kattı. Can Dündar’a da teklif götürmüşlerdi. Bekir Coşkun Hürriyet’ten kovulduktan sonra -burayı bilinçli bir şekilde yazıyorum- kendini hemen Habertürk gazetesinde buldu. Fatih Altaylı Yaşar Nuri Öztürk’ü “din hocam” diye görüyor ve yere göğe sığdıramıyordu. Turgay Ciner Yaşar Nuri Öztürk’ü kovunca bir anda Altaylı-Öztürk muhabbeti de bozuldu. Demek ki ne oldum değil ne olacağım demeli. Yaşar Nuri’nin kurduğu HYP başkanlığından istifa etmesinin sebebi de pek garip; “yoğun akademik çalışmalarım”…</p>
<p style="text-align: justify;">Habertürk kanalı aslında iyi bir yöntem kullanıyor izlenmek için; manken gibi güzel kadınlara program yaptırarak. Pelin Batu, Hülya Avşar vs vs… Ama keşke hem güzel hem konudan anlayan birilerini koysalar… Pelin Batu ne siyasetten anlıyor ne tarihten. Murat Bardakçı ile tarih programına çıkıyor ama sadece söylenenlere evet deyip geçiyor. Siyaset yazan tarih tartışan (!) program yapan bu kadın, sonra erkek dergilerinin kapaklarına medya deyimiyle şok pozlar veriyor. Bu mudur habercilik, medyacılık, gazetecilik, köşe yazarlığı?</p>
<p style="text-align: justify;">Televizyonlardaki bayanlardan açılmışken konu NTV’ye de gelmeli. Önceden 4-5 tane kadın çıkar NTV’nin akşam saatlerinde sözüm ona gündemi konuşurlardı. Gündem resmen mahalle karısı muhabbetlerine, magazine, dedikoduya dönerdi. NTV şikâyetler almış olacak ki programı yayından kaldırdı. Ama o bayanlardan biri olan Müjde Ar NTV yayınlarına devam ediyor. Müjde Ar’ı Yeşilçam’dan gayet iyi tanıyoruz. İzleyen ve dinleyen de hak verir ki Müjde Ar’ın NTV gibi bir kanalda gündem, siyaset, medya üzerine bir program yapması ne kadar doğrudur? Koca NTV kala kala Müjde Ar’a mı kaldı?</p>
<p style="text-align: justify;">TRT yıllardır içine saklandığı kalıbı kırmaya çalışıyor sanırım. Bunu bir ölçüde başardı bence. Gözle görülür bir şekilde ilerleme, çağa ayak uydurma (!) durumu var. Kendi çizgisinden de kopmadan değişebilmek ve bu değişikliği hissedebilmek zor bir şeydir. Bunu başardığı için TRT’yi kutlamak lazım. Bir dipnot; “Medya Müfettişi” programı da izlenmeye değer bir program.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman Gazetesi geçen sene olduğu gibi 1 Milyon tirajı yakalayabilmek için yine kolları sıvadı. Hedef koyabilmek güzel… Geçen sene 950 bin yakalanmıştı. Japonya’da günlük bir gazetenin 2-3 milyon tirajı varken, yine Japonya’da kişi başına düşen kitap yılda 6 iken ve bu sayı Türkiye’de 6 yılda 1 kitap iken… Zaman gazetesinin 1 Milyon’u hedeflemesi ve buna ulaşmaya çalışmak için elinden geleni yapması takdire şayan bir durum. Darısı diğer gazetelere… Geçen seneki “yaftalamak ve yaftalanmak” üzerine yapılan gazete reklamları ses getirmişti. Bu sene de bir benzer şekilde “önyargılarımız duvarlarımız” şeklindeki bir sloganla reklamlarını yapıyorlar. Bu iki reklamla “cemaat gazetesi” tabirini yıkmaya çalıştıkları kesin. Ki bunu eski yıllara nazaran başardılar gibi. Akademisyen ve yorum ağırlıklı yazarlarla dolu gazetenin içeriğinden veya haberciliğinden bahsetmeme gerek yok. Bilmeyenler alıp yaşayarak öğrenebilirler…</p>
<p style="text-align: justify;">Magazin Gazetecileri Derneği üyesi Amiral Gemi dediğimiz Hürriyet’in genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Türk yazılı basını için sit-com tarifini kullanıyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Sabah Gazetesi yazarı Ayşe Özyılmazel kalkıp tek gecelik ilişkiler yaşıyorum diye itiraf ediyor ve bunu 1.sayfaya taşıyan gazete “habercilik” yaptığı için övünüyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Uğur Dündar çok önceden ortaya çıkan bir haberi “şimdi aldığımız bir habere göre” diye anlatırken aslında kendini kandırdığının farkına varamıyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Akşam gazetesinin eski genel yayın yönetmeni ve halen köşe yazarı olan Serdar Turgut kafayı yemiş durumda. Habertürk kanalındaki bir program sunucusu kadına “bacaklarınız çok güzel” diye başlayan iltifatlar edebiliyor ve devamını abartabiliyor. O da yetmemiş gibi her gün köşesinde penis ve vagina muhabbetleri yapıyor! Bu mudur gazetecilik?</p>
<p style="text-align: justify;">Yine aynı nadide (!) gazetemizin bir köşe yazarı “bir gün herkes eşcinsel olacak” diye iddialı cümleler kuruyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Oray Eğin programına davet ettiği başı kapalı bir bayana “çok seksi bir türbanlısın” deyip göz göre göre asılabiliyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Posta Gazetesi sırf Haydar Dümen yazılarından dolayı Türkiye’nin en çok satan 2. Gazetesi olabiliyor… ( gazete okur kitlesinin kalitesi! )</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Hakan’ın gazetede o kadar aldığı köşe yetmiyor Twitter’da millete laf yetiştiriyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Uzun lafın kısası iyisiyle kötüsüyle Türk Medya’sının günden güne suyu çıkmaya başlıyor… Ve her yeni bir gün Türk medyası için sınav niteliğinde… Bir günde vezir olanlar aynı günün akşamında rezil olabiliyor. Bu durumda aydın insan diye gördüğümüz, fikirlerini okuduğumuz, her gün yatak odamıza soktuğumuz bu insanların; daha seviyeli, başarılı, yalan söylemeyen, uydurma haber yapmayan, orasını burasını açarak değil aklı ve fikirleriyle bir yerlere gelen kişiler olmasını istiyorum. Bunları istemeyen yüz binlerce insan var (bkz: gazete tirajları). Allah onlara da akıl fikir versin…</p>
<p style="text-align: justify;">Talha Dereci<br />
29 Ekim 2009<br />
TRABZON</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/turkiyedeki-iv-kuvvet-medya-uzerine-degerlendirmeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan&#8217;a Attığım Mail</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 12:10:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan'a mail]]></category>
		<category><![CDATA[niye]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi makaleleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan &#8220;Niye?&#8221; adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; &#8212; * Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle… Selamlar&#8230; Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1198" title="ahmet-altan" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/ahmet-altan1.jpg" alt="ahmet-altan" width="241" height="158" />13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan <a href="http://taraf.com.tr/makale/7380.htm" target="_blank">&#8220;Niye?&#8221;</a> adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; <span id="more-938"></span></p>
<p>&#8212;</p>
<p>* Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle…</p>
<p>Selamlar&#8230;</p>
<p>Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe yazarının nasıl biri olduğunu kendi gözlemlerim doğrultusunda kavramışım. Bu sebeple hangi gazete nasıldır, hangi köşe yazarı nasıl yazar, hangi yazarın ideolojik veya dünya görüşü nasıldır az çok bilirim ki bunu anlamak o kadar da zor değildir. Siz Ahmet Altan&#8217;ı eski Hürriyet Gazetesi&#8217;nde iken takip edemesem de Taraf Gazetesi’nin ilk çıktığı günden beri okuyor ve gözlemlemeye çalışıyorum. Yazılarınızı çok beğeniyor ve &#8220;hakiki yazar budur&#8221; diyebildiğim birkaç yazar arasına koyuyorum sizi&#8230;</p>
<p>Sizi okurken &#8220;ne yapacaksın o dinsiz adamı&#8221; diyorlar&#8230; Ateist diyenler, komünist diyenler, solcu diyenler -ki sağ görüşe daha yatkın biri olarak bu ülkede sol&#8217;un bu şekilde anılmasından rahatsızım- çıkıyor. Kimi zaman yazdıklarınızla veya gazete olarak tavırlarınızda “bu gazete de artık AKP’li oldu” desem de olaylara karşı duruşunuz her zaman diğer gazetelere nazaran mesafeli ve mantık çerçevesi içinde idi. Nitekim son zamanlardaki köşe yazarlarının “mantıksız ve saçma” davranışlarını siz de bilirsiniz ki bunu size anlatmak bana düşmez…</p>
<p>Gelelim bu maili atmamdaki sebep. 13 Eylül 2009 Pazar sabahı internetten gazetelerdeki köşe yazarlarını okumaya başladım. Birkaç yazardan sonra size sıra geldi. Yazınızın başlığı; “Niye?”.</p>
<p><strong>“Yeryüzünün bütün bilim adamlarını, filozoflarını, düşünürlerini, yazarlarını, sanatçılarını toplasanız, bütün bilgileri ve bilgelikleriyle, insanoğlunun bugüne dek öğrendiği ne varsa onlardan konuşmaya başlasalar. Sonra üç yaşında yarım yarım konuşan bir bebek gelse ve onlara dese ki “dünya niye var?”…”</strong></p>
<p>Böyle diyorsunuz ve başlıyorsunuz sorgulamaya… Dünya neden var? Niye yaratıldık? İnsanlar niye yaşıyor? Bu ve buna benzer sorular. Evet, sorgulamak güzel şeydir. Bu soruları öyle ya da böyle her insan mutlaka kendisine sormuştur. Ama bunlar sizin dediğiniz gibi cevabı olmayan sorular değildir. Bunların bir cevabı vardır. Nitekim bunları siz benden daha iyi bilirsiniz ama sizi takip eden bir okuyucunuz olarak bu sorulara kendi çapımda bazı cevaplar verebilmek için yazıyorum bu maili. Belki okumadan silinir, belki “bana ders vermeye kalkana bak” denilir. Hiç bilemiyorum. Nitekim şu ana kadar birçok yazara bir şekilde mail attım fakat bu yazarlarımız o kadar yoğun (!) idiler ki, okuyucularına boş bir mail atamayacak kadar aciz kaldılar gözümde…</p>
<p>Bu yazdıklarım bir ders verme amaçlı değildir. Samimi düşüncelerim ve bu yazınızı okuduktan sonra kendimi bu maili yazmaya zorunlu hissettiğim içindir…</p>
<p><strong>“İnsan niye yaratıldı?”</strong></p>
<p>Mümkün oldukça Kuran’dan örnekler vererek açıklayacağım. Zariyat 56. Ayette Allah buyuruyor ki; <strong><span style="color: #ff0000;">“Cin ve insanları ancak, beni bilip itaat, ibadet etmeleri için yarattım”</span></strong>. Buradaki “ibadet etmek” ifadesi, “beni tanımaları için” demektir. Yani, Allah’ı tanımak, inanmak için yaratıldık. Kudsî Hadiste (Kudsî Hadis Muhammed (s.a.v.)&#8217;den Rabbinden isnad yolu ile ahad olarak bize nakledilen hadistir.) diyor ki; “Tanınmak için her şeyi yarattım.”</p>
<p>Yani Allah’ı bilen, ona iman eden her Müslüman “İnsan niye yaratıldı?” sorusunu duyduğunda bu cevabı bilen biridir.</p>
<p><strong>“Her gezegen çemberin bir parçası mı? Niye civardaki gezegenlerde hayat yok peki? En azından bizim bildiğimiz türden bir hayat niye yok oralarda?”</strong></p>
<p>Dünya’da var olan her şey bu çember dediğiniz kâinatın bir parçası elbette. Diğer gezegenlerde buradaki gibi bir hayat yok. Bilim adamlarının araştırmaları sonucunda güneş sistemi dışında 300’e yakın gezegen keşfedildi. Ve bu gezegenlerin hiçbirisinde hayat yok. Neden? Çünkü çevresinde döndükleri yıldızların kavurucu sıcağını yakından hissediyorlar. Burada şu nokta ortaya çıkıyor; her şeyin belli bir düzeni var ve bu sistem tıkırında gidiyor. Güneş 1 mm daha yakınından geçse dünyanın, o gezegenlerdeki gibi dünyada da hayat olmayacaktı. Allah’ın büyüklüğünün ve varlığını açıklayan bir durum…</p>
<p><strong>“Uzay neden var?” </strong></p>
<p>Uzay bildiğiniz gibi Dünya’nın atmosferi dışında var olan evrenin geri kalan kısmıdır. Uzay neden var sorusu aslında “Allah neden bu kâinatı yarattı?” sorusuyla aynı sorudur. Kuran’daki şu ayetlere dikkat çekmek isterim.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Enbiya suresi, 16)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Sad suresi, 27)</p>
<p>“İnsan niye yaratıldı?” sorusuna verilen cevaplar da bu konu ile birleşir aslında. Allah kâinatı, yarattıkları kendine ibadet etsin diye yarattı. Bunun içinde uzay olmuş, Merkür olmuş fark etmez. Onların da bir görevi var. Nasıl ki güneş 1 saniye hızının aksatmadan dönüyorsa, nasıl ki ırmaklar denizlere dökülüyorsa, nasıl ki insanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle insanına hizmet ediyorsa… Yani anlatmak istediğim herkesin bir görevi var. Bir hiçtik ve var olduk. Ve bizi var edene hizmet etmek ile görevlendirildik.</p>
<p>Mahlûkatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlûkat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa Allah’ın bu âlemi yaratmasının -haşa- bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.</p>
<p><strong>“Dünya olmasa kâinatta ne eksilirdi?”</strong></p>
<p>Evet, dünya olmasa kâinatta bir eksiklik olurdu fikrimce. Çünkü dedik ya her şey yaratılırken bir amaç doğrultusunda yaratıldı. Yani boşuna yaratılmadı. En küçük bir taş parçasından koca bir dünyaya kadar var olan her şeyin belli bir düzene göre yaratıldı. Yazınızda örneğini belirttiğiniz gibi, doğanın kanununa -Yaratıcı&#8217;nın kanunlarına göre- aslan ceylanı yemek için uğraşır, ceylan kendi avını yakalamak için uğraşır. Bu bir kısır döngü devam eder. Tom &amp; Jerry çizgi filmlerinden bilirsiniz… Köpek kediyi, kedi de fareyi kovalar. Kanun böyle. Otlar olmasa ceylan ne yiyecekti? Ceylan olmasa aslan ne yiyecekti?</p>
<p><strong>“Dünyanın “niye” var olduğunu, bizim “niye” yaratıldığımızı bilseydik gene aynı insanlar mı olurduk, gene aynı şekilde mi davranırdık?”</strong></p>
<p>Bu sorunuza cevaben “sanmıyorum” demişsiniz. Dünyanın niye var olduğunu bilmeyen ve Allah’ı tanımayan birinin hareketlerini düşünelim. Ve bu kişi daha sonra Allah’ı tanısın ve dünyanın niye var olduğunu bilsin. O zaman önceden yaptığı hal ve hareketler değişmez mi?</p>
<p>Belki siz bu söylediklerimi biliyorsunuz. Veya bilmiyorsunuz. Bilmiyor olsaydınız, bu yazıdan sonra biliyor olmuş olacaksınız. Bu maili okumadan önceki Ahmet Altan ile bu maili okuduktan sonraki Ahmet Altan aynı mı olacak? Buna Ahmet Altan karar verecek…</p>
<p>Sizi her daim takip eden bir okurunuzum. Ve cesur, mantıklı kaleminiz her daim beni yazmaya teşvik ediyor. Siz ve size benzer birkaç yazar sayesinde neyin ne olduğunu biliyor, okurken zevk alıyor, sorguluyorum… Bu satırlar çok samimi bir şekilde yazıldı. Sürç-i lisan ettiysem af ola… Hayatta başarılar…</p>
<p>Talha Dereci – 19 / ANKARA</p>
<p>E-Posta: talhadereci@gmail.com<br />
Web : www.talhadereci.com</p>
<p>&#8212;</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
14.09.2009<br />
ANKARA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

