Sen Olduğun İçin
Sebepsiz sevgiler yaşadı bu gönül. Neden ve niye sevdi? Seveni oldu mu? Ama en önemlisi kimi sevdi?
Yarım kalmış sevda kırıklarını temizlemeye çalışır bu gönlüm. Bir sonbahar yaprağı gibidir bu deli yürek. Çamurlar, karlar, yağmurlar vız gelse de dalından düştükten sonra mutlaka üstüne basıp geçen olur…
İşte bundandır ki gururumu ve benliğimi ayaklar altına alıp sevdim seni ben… (daha fazla…)
Sen Gittin Gideli
Bak sevdiceğim hasretine 1 yıl daha ekledim. Sensiz bir yıl daha geçirdim. Acıma yine acı kattım. Dermanı olmayan dertlerime daha nicelerini ekledim. Bir takvimi daha attım evimin bir köşesine…
Bilir misin sen gittin gideli karda yağmaz oldu yılbaşlarında. Artık eskisi gibi tadı çıkmıyor yılbaşı partilerinin. Sigaram eskisi gibi tat vermiyor. Bir çekişte bitiriyorum artık. Acı koyuyor ama hiç takmıyorum… (daha fazla…)
Sen Benim Güneşimdin Elbet Bir Gün Batacaktın
Duydum ki evleniyormuşsun. Hem de parasına aşık olduğun zengin birisine. Zengin villalarda kalacakmışsın. Emrinde onlarca uşağın olacakmış. Her gün sosyete ile poker oynayacakmışsın. Para, gözünü kör edip, gerçek mutluluğu göremeyeceksin. Bundan dolayı sana acıyorum…
Halbuki, söz vermiştik birbirimize. Zenginler gibi parmağımızda yüzük olmasa da, değeri biçilmeyen kolyelerimiz vardı boynumuzda. Hizmetinde uşaklar olmayacaktı ama senin hizmetinde olan seni seven deli bir gönül olacaktı. Biz balık tutacaktık boğazda. Sonra abonesi olduğumuz kahveye gidip demlisinden iki çay içecektik dostlarımızla, dost bildiklerimizle… Ardından küçük ama sıcak evimize gidecektik. Hayatımız bu şekilde zenginleşecekti. Gönül zengini olacaktık biz. Para, gözümüzü köreltmeyecekti… (daha fazla…)
Posta Kutusunda Sararan Mektup
Biliyorum bu mektubuma da cevap gelmeyecek. Sensizliğin bilmem kaçıncı ayı…
Yokluğuna alışamam dedikçe bir gün daha geçiyor. Zaman yine ilerliyor. Güneş yine doğudan doğup batıdan batıyor. İnsanlar yine sabahları işe yetişmeye çalışıyor. Simitçi çocuk yine avazı çıktığı kadar bağırıyor. Barlar yine sabaha kadar açık. İçerdeki sesler hala kalıcı ses bozukluğuna yol açıyor. Deniz yine dalgalı… Yine sessiz ve yine seni anımsatıyor… İstanbul bildiğin gibi… (daha fazla…)
Nisan ve Sen
Bilir misin senle yaptığımız ortak 2 şey vardı. Birbirimizi delice sevmek ve birde nisan yağmurlarında el ele tutuşup boğazda dolaşmamızdı. Ne güzel de olurdu. Sabaha kaştı yeni doğan güneşe yüzümüzü çevirip bir yandan yağmurda ıslanmak bir yandan da martılara yem vermek. Benim için önemliydiniz. Bu yüzden nisanı da seni sevdiğim gibi severdim. Seninle tanıştıktan sonra daha iyi anladım nisanı. Anladım nisanın bir adının da yalnızlık olmadığını. Şahit oldum senle beraberken… (daha fazla…)
Kadere Sesleniş-1
Niye böylesin kader niye? Seni tanımazdım önceleri. İnsanların dilinden düşmezdin. Şimdi ise dilimde değil yüreğimdesin. Hep bir parça acın var bende. Hep bir sızı var.Ağırlık çöker bedenime seni düşününce…
Hep küçüklüğüme dönmek istiyorum. Çünkü hayat o zaman anlamlıydı. Deniz mavisiydi hayat. Fırından yeni çıkmış ekmek gibi taze ve sıcaktı. Çünkü o zaman dert yoktu. Sıkıntı yoktu. Tozpembeydi hayat. Amaçsız uçan kuş misali özgürdün.Ne ağlamak vardı o zaman ne de loş karanlıklar.Hiç gecem olmazdı.Güneş benim için doğardı ve ben gözümü kapatmadıkça batmazdı.Okyanuslar hep benim için durgundu.Ben yaşama küsmedikçe hiddetlenmezdi.Ve o okyanusun hiçbir zaman hiddetlendiğini görmedim. (daha fazla…)
Gitmelisin
Gitmelisin! Aşk denilen bu beraberliğimizin iyiliği için gitmelisin. Ne arkanda bıraktığın kırık kalbi düşünmelisin ne de önündeki kıracağın gönülleri. Her şeyi elinin tersiyle itip şu lanet olası hayatımdan çekip gitmelisin. Kapıyı çok sert kapamalısın ki kulaklarım bu gidişine üzülerek çınlamalı saatlerce. Hiç acımamalısın çocuksu yüreğime. Çocuğum diye üstüme de gelmemelisin. Dedim ya; sen hiçbir şey olmamış gibi çekip gitmelisin… (daha fazla…)





