<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; aşk</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/ask/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Servis Masası ve Koltuk</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/servis-masasi-ve-koltuk.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/servis-masasi-ve-koltuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 23:01:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1402</guid>
		<description><![CDATA[Yolculuklar neden her daim aşk’ı anımsatır bana bilmiyorum… Anımsatmak yerinde bir kelime değil aslında, “düşündürür” demek uygun olur… Biraz düşündükçe kendimce bir cevap buluyorum; Aşk’a yüklediğim anlam… Aşk kelimesi ile sevda, hasret, vuslat, ayrılık kelimelerini çoğu zaman birlikte kullanabilen ve birbirine zıt anlamlı kelimelerle bile aşk tanımı yapabilen biri için bu durum doğal olsa gerek… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yolculuklar neden her daim aşk’ı anımsatır bana bilmiyorum… Anımsatmak yerinde bir kelime değil aslında, “düşündürür” demek uygun olur… Biraz düşündükçe kendimce bir cevap buluyorum; Aşk’a yüklediğim anlam…</p>
<p style="text-align: justify;">Aşk kelimesi ile sevda, hasret, vuslat, ayrılık kelimelerini çoğu zaman birlikte kullanabilen ve birbirine zıt anlamlı kelimelerle bile aşk tanımı yapabilen biri için bu durum doğal olsa gerek…<span id="more-1402"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yollardayım uzun zamandır… Servis masası ile koltuk arasına binlerce duygu sıkıştırabilen biriyim. Ve bu duyguların çoğu zaman sonunda aşk’a dayanması ise yolculuklarda aşk’ı anımsamama sebep oluyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bir yolculuk… Servis masası ile koltuk arasında yüzlerce fikir, düşünce; cam kenarına yaslanmış onlarca duygu var… Hepsi de nihayetinde gelip sana dayanıyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Talha Dereci<br />
24 Eylül 2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/servis-masasi-ve-koltuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk &#124; Elif Şafak</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ask-elif-safak.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ask-elif-safak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 17:02:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[doğan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak aşk kitabının analizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Aslında çok geç oldu bu kitabı okumak benim için. Bir kitap herkesin elinde varsa nedense o kitabı okumak istemiyorum. Anlamını yitirdi artık diyorum kendimce. Bir kitap meşhur olmaya görsün herkesin elinde dolaşır. Bu kitap çıktığı ilk zamanlar yukarıda bahsettiğim şeyden dolayı almadım. Ama okuyanları gördüm. Harika diyenlerde vardı, beğenmeyen sıkıcı diyenlerde… Bir akşam Trabzon’un meşhur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aslında çok geç oldu bu kitabı okumak benim için. Bir kitap herkesin elinde varsa nedense o kitabı okumak istemiyorum. Anlamını yitirdi artık diyorum kendimce. Bir kitap meşhur olmaya görsün herkesin elinde dolaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitap çıktığı ilk zamanlar yukarıda bahsettiğim şeyden dolayı almadım. Ama okuyanları gördüm. Harika diyenlerde vardı, beğenmeyen sıkıcı diyenlerde… Bir akşam Trabzon’un meşhur sokağı Uzun Sokak’ta yürürken dükkanını kapatmak üzere olan kitapçının dışarıya çıkarmış olduğu kitap rafına baktım. Pembe renk ile zaten kendini belli ediyordu. Adam “kesinlikle tavsiye ederim” dedikten sonra aldım. Ve o akşamı okumaya başladım… <span id="more-583"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Elif Şafak’ın daha önceden Med-Cezir Yazıları adlı deneme kitabını okumuştum. Araf kitabını okumaya başlamıştım ki sağolsun annem kitabın içeriğini ve sonunu anlattıktan sonra hevesim kalmadı. Kitabı aldığım tarih final zamanlarına denk gelmesine rağmen yine de aralıklarla okudum.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıcı ve sade bir dili olduğu kesin Elif Şafak’ın. Zaten Zaman Gazetesi’ndeki yazılarını da sıklıkla olmasa da takip ederdim. Başladım ve bir an önce bitirmek istedim. Kitaptaki 40 Kural’ın her birini merakla bekledim. Uzun zamandır roman okumuyordum. Önceleri roman okurken bir zaman sonra romanların bana bir faydası olmadığını anladığım anda bırakmıştım roman okumayı. Aynı şekilde kişisel gelişim kitapları da öyle… Bu yüzden de okumak geç oldu Aşk’ı. Sanırım okuduğum son roman 2 yıl önce Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabıydı. Onunda yakın zamanda filmi çıktı. Haliyle Aşk’ı okuyunca insan daha bir merak ediyor Mevlana’yı… Bilmeyenler varsa söyleyeyim Mevlana’nın da hayatı film oluyor. Bakalım o filmde Aşk’ın satırlarını ne kadar göreceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde gazetede bu kitabı kül renginde gördüm. Neymiş efendim erkeklere pek yakışan bir renk değilmiş, kalabalık ortamlarda okurlarken tuhaf oluyorlarmış, herkes onlara bakıyorlarmış vs vs… Ve bu sebeplerden dolayı yeni basımlarda bu kitap pembe yerine kül renginde. Türkiye burası… Ne demeli ki…</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Kütüphanenizde bulunması gereken kitaplardan biridir bence. Ve son olarak kitaptan altını çizdiğim satırlar…</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Başkalarının kirli işlerini yaparım. Benim gibilerine de lüzum var şu hayatta. Allahüteala bile mukaddes nizamını kurarken, can alma işinde Azrail’i kendine tayin etmemiş mi? Böylece insanlar her ne felaket gelirse başlarına Azrail’den bilmişler. Ecel meleği lanetlenmiş, ondan çekinmişler. Bu sayede O’nun ismine zeval gelmemiş. Diyebilirsiniz ki; adil midir, reva mıdır bu Azrail’e? Ama zaten bu dünya pek de öyle adaletli sayılmaz, öyle değil mi?</li>
<li>Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri mânâdır. Sonraki bâtınî mânâ. Üçüncü bâtınînin bâtınîsidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.</li>
<li>Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Hâlbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: “Bırak kendini, ko gitsin!”</li>
<li>Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Hâlbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!</li>
<li>Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.</li>
<li>Şeriat der ki; “Seninki senin, benimki benim.” Tarikat der ki; “Seninki senin, benimki de senin.” Marifet der ki; “Ne benimki var ne seninki.” Hakikat der ki; “Ne sen varsın, ne ben.”</li>
<li>Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hâkimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. Bunu anlatır Yirmi Dokuzunca Kural.</li>
<li>Aşk bir milâd demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!</li>
<li>Aşık oldukları adamı sevgileri aracılığıyla değiştirebileceklerini zannetmek biz kadınlara özgü kadim bir gafletmiş meğer.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
14.07.2009</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ask-elif-safak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

