<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; deniz baykal</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/deniz-baykal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Ütopya Cumhuriyeti</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 17:38:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[ütopya cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1180</guid>
		<description><![CDATA[Çok büyük bir ütopya biliyorum. Ve bilmeme rağmen bazen düşünmüyor da değilim… Evet, birçok şeyin değişmesi lazım… Ama öyle günü kurtarma amaçlı değil… Kökten değişim… Belki öncelikle; şimdiki orta yaş ve üstü olan kuşağın tamamen neslinin tükenmesi beklenilmeli… Ve arkalarından gelen nesli her konuda bilinçlendirmeli… Ama ataları gibi taraflı ve saçma fikirlerle değil… Belki neslin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çok büyük bir ütopya biliyorum. Ve bilmeme rağmen bazen düşünmüyor da değilim… Evet, birçok şeyin değişmesi lazım… Ama öyle günü kurtarma amaçlı değil… Kökten değişim… Belki öncelikle; şimdiki orta yaş ve üstü olan kuşağın tamamen neslinin tükenmesi beklenilmeli… Ve arkalarından gelen nesli her konuda bilinçlendirmeli… Ama ataları gibi taraflı ve saçma fikirlerle değil… Belki neslin tükenmesini beklemeden tüketmeli! Belki belki…<span id="more-1180"></span></p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Baykal Ce-Haş-Pe’nin başkanı değildi artık… Yıllar önce bir gün sabah sporunu yaparken ansızın gelen kalp krizi onu Hakk’ın yanına göndermişti… Hâlbuki yapması gereken bir yığın açılım vardı ama siyasi kariyeri hiç beklenmedik bir anda bitmişti… Çok sürmedi ölümünden birkaç yıl sonra kederlerinden olsa gerek kendi kuşağındaki yol arkadaşları da başkanlarını yalnız bırakmadılar ve bir bir gerçek mahkemenin önüne çıktılar… “Elimizde belge var!” sözleri toprağa girmelerini engelleyemedi… Ce-Haş-Pe zihniyeti gitti ve yerine gelen genç, bilinçli, kör muhalefet olmayan Kemalistler yeni bir parti kurarak yollarına devam etiler… Ve halka indiler… Başları sıkıştığında Anayasa Mahkemesi’ne gitmiyorlardı… Özgürlükçü tavırlar sergiliyorlar, hukuku kendisine göre biçimlendirmeye çalışmıyorlardı. Ordu ile aralarında hiçbir şekilde bağ yoktu… Ve asla onları kışkırtma gibi bir tavırları da yoktu. Önceki gün söylediklerini ertesi gün inkâr etmiyorlardı. Bir gün iktidara geleceklerini biliyor ve buna inanıyorlardı. Ve bu yolda canla başla çalışıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">RTE kendini uzun bir süredir ibadete çekmişti… İktidar olduğu dönemlerde çok büyük hataları vardı… Belki de çok büyük günahları… Büyük yükselişler göstermişti ama her daim kandırdığı halkı onu bir gün ansızın yere çakıvermişti… O da beklemiyordu. Sanıyordu ki %47’ler her daim olacaktı… Sert çıkamıyordu artık… Yoldaşının dediği “civanım delikanlı” yorgun düşmüştü… Hatipliği de kalmamıştı eskisi gibi… Kasımpaşalılığı sökmüyordu. Ve gündemi de değiştirecek çıkışları da yoktu… Halk anlamıştı “Van münit”i neden dediğini… Cenazesi kıyamet günü gibi kalabalıktı… Herkese dost “gözükürdü” belki ondan… Yalan yok severdi de halk… Karikatürler tabut üzerine ABD bayrağı konmuş bir cenaze tablosu çizerek yine “mizah”a devam edeceklerdi… Çokça zaman geçti… Ne “van münit” kaldı, ne “gemicik”, ne “Sayın Öcalan” ne Tayyip… A-Ke-Pe’nin ampülü bir daha yanmamak üzere patlamıştı… Onun ardından gelen yeni nesil bilinçli siyasiler gerçek adaletin ve kalkınmanın ne olduğunu halkına her daim gösteren, birilerine bağlı olmayan, özelleştireyim derken toprak satmayan, milli değerler ile alaycı şekilde konuşmayan siyasilerdi…</p>
<p style="text-align: justify;">Bahçeli devletin başına gelemeden vefat etti…  O da Baykal gibi ölmüştü; kalp krizi ile… Son sözlerinde yine kürsüde avazı çıktığı kadar bağırıyordu… Çok zorluyordu kendini… Her iki-üç kelimesinde bir alkışlanıyor, “devletin başına Devlet gelecek” sloganlarıyla sözü kesiliyordu… Çözümsüzlük üzerine politikalar oynamaya devam etmişti… Bir zaman sonra artık açık açık “ırkçılık” yapmaya başlamıştı… Aslında onu “vezir” edecek birçok ortam oluşmuştu ama o bunu başaramadı… Ardından gelen nesil ülkü ocaklarını baştan aşağı değiştirdi. Artık o ocaklarda sabahtan akşama okey oynanmıyordu… Kavga için adam toplama yeri değildi… Birileri sıkıştığında “Reisi tanıyorum” diye kendini kurtarmaya çalışmıyordu. O ocaklarda artık hakiki tartışmalar ve münazaralar konuşuluyordu. Ve Kemalistlerde davet ediliyordu oralara… Kürtlerde…</p>
<p style="text-align: justify;">DTP’den sonra BDP’de kapanmıştı… Zihniyet değişmemişti çünkü… Haklı oldukları noktalarda bile takındıkları tavırlarıyla, yersiz ve zamansız söylemleriyle kendilerini haksız konuma düşürmüşlerdi… Aralarındaki bölücülerden kurtulamamış, PKK ile ilişkileri kesememişlerdi. Kürt halkını sadece oy toplama aracı olarak kullanmayı ve mağduriyet edebiyatını yapmayı bırakamamışlardı tıpkı A-Ke-Pe gibi… Ve milliyetçilik yapmayı da bırakamamışlardı Me-Ha-Pe gibi… Her bir vekilinin cenazelerinde sadece bürokratlar ve ellerinde garip garip bayraklar, Apo posterleri ile slogan atan Kürtler vardı… Çok sevinenlerde olmuştu bu dünyadan gittiklerine… Arkalarından gelen yeni nesil kuşak ataları gibi yapmadı ve hem halkını güzel bir şekilde temsil etti hem de birçok Türk’ten de oy alabilmeyi başardı… Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kabul etti. “Atatürk benim liderim değildir, benim liderim Öcalan’dır” demedi… Atatürk’e saygısı vardı ve kendi liderini her daim içinde sakladı… Ve bunda da garipsenecek bir şey yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">Asker sadece kışladaydı… Genelkurmay başkanı başbakana bağlı bir memur olduğunu biliyor ve ona göre davranıyordu. Ülkenin her yanında peygamber ocağı sıfatının hakkını veren davranışlar sergiliyorlardı. Ataları gibi her boş kaldıklarında darbe düşünmüyorlardı. Biliyorlardı ki önemli olan bu halktı ve halk kimi isterse onu başa getirirdi… GATA’ya başörtülüleri de sokuyorlardı… Ve “geçmişte atalarımız hangi akla hizmet böyle bir yasak getirmişler?” diye de kendilerine sormadan edemiyorlardı…</p>
<p style="text-align: justify;">Polislere taş atan çocuklar yoktu… Çocukları öldüresiye döven polisler de… Her gün yeni bir şehit haberi gelmiyordu. Anayasa Mahkemesi baştan aşağı değişmişti. İçeridekiler kimsenin adamı değildi. Başa gelen yöneticiler bütün kadroyu boşaltıp yerine kendi adamlarını koymayı bırakmışlardı. ÖSS denilen illet hakikaten kalkmıştı. Daha ortaokuldayken öğrenciler kendilerinin yatkın oldukları alana yönlendirilip ileriki seviyelerde de kendilerini o alanda ilerletiyorlardı. Andıç medya ile yandaş medya kavramları da yerle bir olmuştu. Gerçek ve tarafsız habercilik vardı. Kimse kimsenin paralı kalemşoru değildi. Geçmişteki medya-siyaset ilişkilerine baktıkça ve gazeteci atalarının yazdıklarını okudukça çoğu zaman neye uğradıklarını şaşırıyorlardı. MEB’in ders kitaplarında yalan yanlış bilgilerin hepsi kaldırılmıştı. Üniversiteye başı kapalı öğrenciler girebildiği gibi başı kapalı hâkimler de vardı. Üniversitelerde kadrolaşma kaldırılmıştı. Akademisyenler asistanları hizmetçileri gibi kullanmıyorlardı… Cuma akşamları kurumlar çıkıp ansızın bir basın açıklaması yapıp ekonomiyi bertaraf etmiyorlardı. Mecliste mahalle kavgaları olmuyor, güneydoğuda faili meçhul cinayetler olmuyordu. Yaftalama kalkmıştı. Kimse kimseyi kılık kıyafetinden görüşlerinden dolayı yaftalamıyordu. İsteyen istediği şarkıcıyı dinliyor, isteyen istediği gazeteyi okuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkes mantık çerçevesinde davranıyor ve herkes başkalarının fikirlerine saygı duymayı biliyordu. Samimilerdi… Önünde el pençe durup arkasından ana avrat sövenler yoktu. Olaylara ve kişilere kötü niyetle yaklaşan zihniyetler kalmamıştı.  Bir olay karşısında empati yapmadan hükümler verilmiyordu. Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Fethullahçı-Süleymancı, Ulusalcı, Kemalist, muhafazakar ıvır zıvır diye ayrımcılık da yapılmıyordu. Hepsi birbirine saygı duyuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Koca bir devir kapanmış yeni bir devir açılmıştı… Tarih kitaplarına geçmişlerdi onlar… Devrin bürokratları, gazetecileri, askerleri, hakimleri, sporcuları, akademisyenleri, siyasileri vs vs…</p>
<p style="text-align: justify;">Farklı ses ve kültürlerin birbirine saygı ve sevgi duyduğu ve bu sayede kültürel zenginliği sağlayan, herkesin kendi işini yaptığı bir ülke tablosu vardı… Huzurlu, mutlu ve her yeni bir gün dünden daha umutlu…</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Bir an telefonuma gelen mesaj sesi ile irkiliyorum… Elimdeki gazeteye bakıyorum. Sürmanşetten bir haber vermişler; <em>“İzmir’de başörtülü öğrenciye indirimli kart yok”</em> diye… Dikkatimi çekiyor ve açıklamasını okuyorum; <em>“Deniz Baykal, “Herkes giyiminde özgürdür.” diyor. Ancak CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi, indirimli kart için başörtülü fotoğraf veren öğrenci ve öğretmenlerin başvurusunu kabul etmiyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Derin bir iç çekiyorum… Beş dakika sonra yaşayacağımı bilmezken bunca uzun soluklu hayaller kurduğum için kızıyorum kendime…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
13.03.2010</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kör Muhalefet veya Honduras İktidarı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 12:18:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Kör Muhalefet veya Honduras İktidarı]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[talha derecinin siyasi yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=625</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizin bir numaralı muhalefeti Deniz Baykal ve saz arkadaşlarıyla birlikte Ce-Haş-Pe’nin birkaç gün önce olağanüstü kongresini televizyon ekranlarında izledim… Bilindik Baykal tavırları ve zırvalıkları&#8230; Bu ülkede birçok sorun var; işsizlik, özelleştirme, terör, Kürt sorunu, başörtü sorunu, yargı sorunu vs… Bence bunların arasına “Baykal Sorunu”nu eklemekte epeyce geç kaldık! İzlerken hayretler içerisinde kaldım Baykal’ı… Bu kadarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.haberyenigun.com/resimler%5Chaber%5Cdeniz(1).jpg" alt="" width="266" height="316" />Ülkemizin bir numaralı muhalefeti Deniz Baykal ve saz arkadaşlarıyla birlikte Ce-Haş-Pe’nin birkaç gün önce olağanüstü kongresini televizyon ekranlarında izledim… Bilindik Baykal tavırları ve zırvalıkları&#8230; Bu ülkede birçok sorun var; işsizlik, özelleştirme, terör, Kürt sorunu, başörtü sorunu, yargı sorunu vs… Bence bunların arasına “Baykal Sorunu”nu eklemekte epeyce geç kaldık!</p>
<p>İzlerken hayretler içerisinde kaldım Baykal’ı… Bu kadarına da pes artık dedim. Baykal konuşmasında hükümete; &#8220;Asker, toplumu rahatsız eden tavırlarda bulundu mu? Kardeşiniz Abdullah&#8217;ı cumhurbaşkanı seçmenize engel mi oldu?&#8221; diye soru yöneltti. Bu soruyu sorabilen bir parti liderinin bu ülkede veya bu dünyada yaşamadığını düşünmek anormal olmaz sanırım. Bu sorunun cevabını kendisi bilmiyor mu? 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı yapanlar kimdi? Ayışığı ve Sarıkız adlı darbe günlükleri ve darbe girişimlerini kim düzenlemişti? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk gününde e-muhtıra yayınlayan asker nasıl olup da Abdullah Gül’ü seçmeye engel olmadı. Meclise girmeyen de CHP idi. Her olayda Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalan da… Bir de kalkıp bu ülkede askerî vesayet yoktur der! Daha ne olması gerekiyor askerî vesayetin olduğunu kanıtlamak için? İlla ki Erdoğan’da asılmalı mı Menderes gibi? Belki o zaman mutlu olabilir Baykal. Belki o zaman iktidar olabilir Ce-Haş-Pe! Çok partili hayatta doğru dürüst iktidar yüzü göremeyen Ce-Haş-Pe belki bu tip antidemokratik bir şekilde iktidar yüzü görür. <span id="more-625"></span></p>
<p>***</p>
<p>Kendi çelişkileri içinde debelenen bir parti Ce-Haş-Pe… Ve günden güne halkın partisi olmaktan çıkan, sorunlara çözüm getirme çabasında olmayan ve durduk yere sorun çıkartan bir parti görünümünde. Çelişkiler içindedir dedim nitekim yine yaptığı adımlarla bunu gösterdi. Meclis&#8217;te destek verdiği iki maddelik yargı reformunun iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi&#8217;nde dava açtı. Kardeşim madem karşı gelecektin neden destek verdin? 40 saat mi durabildin sözünün arkasında? Sonra çıkıp diyorlar ki; “Gece yarısı getirildi, gerekli bilgilendirme yapılmadı.” Saat 20.00’da başlayan görüşmeler gece 1’e kadar sürmüş. Görüşmeler sonrasında Ce-Haş-Pe’nin TBMM Başkan Vekili Hakkı Süha Okay reforma destek veriyor ama ne oluyorsa oluyor 40 saat sonra parti yanlış yaptığını düşünüyor ve Okay’da hükümeti eleştirmeye başlıyor… Bunların muhalefeti kör muhalefet başka bir şey değil…</p>
<p>***</p>
<p>Malumunuz yakın zamanda “Dumansız Hava Sahası” kapsamında tüm kapalı yerlerde sigara içimi yasaklanmış olacak. Şehrin billboardlarında, televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında, radyolarda reklamı yapılmakta, ünlü simalar ekrana çıkıp bu yasaya onay vermekte. Yakın zamanda geçirmiş olduğumuz yerel seçimler zamanında bu konu ile ilgili şehrin billboardlarında bu yasaya destek veren siyasetçi kişilerin fotoğrafları vardı. Bu fotoğrafta yer alan kişiler; Başbakan Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, MHP lideri Bahçeli, DTP lideri Ahmet Türk, DSP’nin eski genel başkanı Zeki Sezer, ÖDP’nin eski genel başkanı Ufuk Uras ve BBP’nin eski genel başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu idi. Bu kişiler dumansız hava sahası hareketini destekliyordu. Dün şehir içinde gezerken buna benzer bir reklam afişi gördüm. Bu sefer “Onlar %100 Dumansız Hava Sahasına %100 Destek Veriyorlar” diye yazılmış ve altındaki siyasetçilerden Ufuk Uras çıkartılmış ve Zeki Sezer yerine DSP’nin yeni başkanı Masum Türker’in fotoğrafı konulmuş. Bu iki afişin hazırlanması arasında 4 ay var. Neden bu iki afişte de Baykal yok? Hadi ilk afişte bir şekilde bulunmadın ikincisinde neden yoksun? Baykal Erdoğan ile aynı karede olmaktan rahatsız mı oluyor? Neden Ce-Haş-Pe veya lideri Baykal sorun çıkartmak yerine iyi şeylerin öncüsü olmuyor? Muhalefet yapalım da nasıl olursa olsun diye mi düşünüyor? Ben bunları düşünürken gün içinde nette dolaşırken Mustafa Ünal’ın gazetedeki köşesinde yazdığı yazıyı okudum. Başlık; “CHP sigara yasağını da mahkemeye götürecek mi?” Çok mantıklı bir başlık ve içerik. Okumayanların okumasını tavsiye ederim. Ünal “Uzmanlar sigaranın alkole giden yolun ilk basamağı olduğunu söylüyor. Aslında hükümet sigara ile mücadele ediyor maskesiyle içki düşmanlığı yapıyor olamaz mı? Bu da dolaylı olarak yaşam tarzına müdahale değil midir?” diyor ve Ce-Haş-Pe’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabileceğini söylüyor. Başka gerekçeler de var tabi. Mesela laiklik! “Sigara büyük bir ittifakla İslam dininde haram kabul ediliyor. Bu durumda kamuya açık yerlerdeki sigara yasağı için Anayasa&#8217;nın başlangıcındaki temel maddelere aykırılıktan söz edilebilir.” diyor. Ne güzel de yazmış. Tam Ce-Haş-Pe’nin ilkeleri ve uyguladıkları doğrultusunda bir söz. Türkiye&#8217;de sigara içenlerin oranı çok yüksek… Her ne kadar yasağın uygulaması halktan destek görse de böyle bir kanunu mahkemeye götürmenin CHP için siyasî kazancı olabilir. Farkına mı varamadılar? Yoksa yine saatler sonra mı uyanacaklar?</p>
<p>***</p>
<p>Ankara’da yaşayanlar veya Ankara’yı az çok bilenler bilir Akay Kavşağı’nı. Bu kavşak TBMM, Bakanlıklar ve Genelkurmay Başkanlığı gibi önemli kurum ve kuruluşların geçiş noktasında bulunur. 10 yıl önce yapılan ve Ankara&#8217;nın trafiğini rahatlatan kavşak, Ce-Haş-Pe’nin Çankaya Belediyesi’nin açtığı davanın sonucuna göre 1 Ağustos’ta yargı kararıyla kapatılacak. Sebep imar planına aykırılıkmış!</p>
<p>Halka hizmet için mi oradasınız yoksa eziyet vermek için mi? Orayı kapatarak ellerine ne geçecek Ce-Haş-Pe’nin çok merak ediyorum. Gökçek davayı geri çekin anlaşalım halk mağdur olmasın diyor Ce-Haş-Pe burnundan kıl aldırmıyor… Yazıklar olsun ne deyim…</p>
<p>Atatürk 1930’da İzmir halkıyla konuşurken şunları demişti; “Beyler, yaşamın felsefesi, tarihin tuhaf yansıması şudur ki her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında onu yok edecek bir güç belirir. Bizim dilimizde buna GERİCİLİK denir.” Ce-Haş-Pe’nin şu zamana kadar yaptıklarını düşündükçe; bu ülkedeki en iyi (!) gericinin bunlar olduğuna karar verdim… Ya bizim gibi bir ülkede KÖR MUHALEFET olursunuz ya da HONDURAS’TA İKTİDAR!</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
16 Temmuz 2009</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

