<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; fethullah gülen cemaati</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/fethullah-gulen-cemaati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Gülen Cemaati&#8217;nin Siyasete Müdahil Olması</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/gulen-cemaatinin-siyasete-mudahil-olmasi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/gulen-cemaatinin-siyasete-mudahil-olmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 17:10:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[ali ünal]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1663</guid>
		<description><![CDATA[Ali Ünal &#8211; 21 Mart 2011 &#8211; Zaman Gazetesi &#8230;Ferdin ve sivil toplum kuruluşlarının siyasete mümkün olan en yüksek seviyede katılımını savunan bir akımın mensuplarının tamamen bir sivil kuruluş olan herhangi bir cemaati siyasete müdahil olmakla tenkit etmesi, kanaatimce objektif görünme derdiyle bir doğruyu sonuna kadar savunamama za&#8217;fından kaynaklanıyor. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin her bir ferdi gibi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ali Ünal &#8211; 21 Mart 2011 &#8211; <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1110350&amp;title=cemaat-ve-siyaset" target="_blank">Zaman Gazetesi</a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>&#8230;Ferdin ve sivil toplum kuruluşlarının siyasete mümkün olan en yüksek seviyede katılımını savunan bir akımın mensuplarının tamamen bir sivil kuruluş olan herhangi bir cemaati siyasete müdahil olmakla tenkit etmesi, kanaatimce objektif görünme derdiyle bir doğruyu sonuna kadar savunamama za&#8217;fından kaynaklanıyor. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin her bir ferdi gibi, bürokrasi dışında her bir kuruluş veya teşkilatın da mer&#8217;î yasalar çerçevesinde elbette siyasete doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olma, etkileme ve yönlendirme hakkı ve hürriyeti vardır. Bu hak ve hürriyeti başka herkese tanıyıp, cemaat mensubu diye bazı fertlere, bazı sivil kuruluşlara tanımamak, haksızlıktan başka ne ifade eder? Bazılarına göre ise &#8220;Cemaat&#8221; din temelli ve onun lideri gördükleri Hocaefendi bir &#8220;din adamı&#8221; veya âlimi, dolayısıyla Cemaat siyasete karışmamalı, müdahil olmamalı. Dini siyasete alet etmemek, yani dini kullanarak siyasî çıkar sağlamaya çalışmamak kaydıyla -ki, kimse Hocaefendi&#8217;yi de, &#8220;Cemaat&#8221;i de böyle bir suçlamaya tâbi tutamaz- dindar insanların, hattâ mer&#8217;î yasalar çerçevesinde dine hizmet eden sivil kuruluşların, lâik(çi), liberal, demokrat, Kemalist vb. fertler ve sivil kuruluşlara göre siyasete daha az müdahil olmasını gerektiren ne var?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/gulen-cemaatinin-siyasete-mudahil-olmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ordu Göreve !</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 13:48:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[ordu göreve]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[talha derecinin siyasi yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye 12 Haziran 2009’da Taraf Gazetesi’nin manşetiyle sarsıldı. İddiaya göre Genelkurmay’ın içerisinde birtakım rütbeli kimseler AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları yapıyormuş… O günden beri yazmayım dedim hep kendime. Ne gerek vardı ki; bir sürü yazar, hukukçu, bürokrat, savcı, hakim, dernek başkanları, sendikalar ve bilim adamları her gün çarşaf çarşaf yazıyor, sabahlara kadar televizyonlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 12 Haziran 2009’da Taraf Gazetesi’nin manşetiyle sarsıldı. İddiaya göre Genelkurmay’ın içerisinde birtakım rütbeli kimseler AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları yapıyormuş… O günden beri yazmayım dedim hep kendime. Ne gerek vardı ki; bir sürü yazar, hukukçu, bürokrat, savcı, hakim, dernek başkanları, sendikalar ve bilim adamları her gün çarşaf çarşaf yazıyor, sabahlara kadar televizyonlarda tartışıyorlar. Onca sözüne bir şekilde güvenilen insan bir şeyler yazıp yorumlamasına rağmen insanlar yine de doğruyu göremeyince, bir üniversite öğrencisi bunları yazsa ne çıkar dedim kendi kendime. Ama yine de deli gönlüme söz geçiremedim, yine lafımı esirgemeden yazmaya başladım… <span id="more-568"></span></p>
<p>Açıkçası böyle bir eylem planını duyunca normal bir şekilde karşıladım. Çünkü artık o kadar alışmıştık veya alıştırılmıştık ki ordunun siyasete bulaşmasına, darbe yapmasına, oraya buraya laf atmasına, ülkede kendini bir numaralı hakim güç olduğunu sanmasına… Kolay değil başbakan asıldı, darbeler yapıldı, muhtıralar yayınlandı, ülkeyi kaostan (!) kurtarmak için yönetime el konuldu ama daha fazla kaos ortamı yaratıldı. Bunlara bir şekilde alıştırdılar. Ve bunları yapan azınlık tayfa – ki bu azınlık ekmeğini yediği kurumun haysiyetini zedeleyen birkaç rütbeli kişidir &#8211; günden güne bu milleti keriz sandı…</p>
<p>Askerî savcılığın albayına sahip çıkması çok normaldi. Bunda şüphe yoktu. Ne yani hangi askeri savcı karargâha yönelik soruşturma başlatabilirdi ki? Bunu bekleyenler varsa kendilerine Türkiye’nin o kadar gelişmediğini ve demokrasi yolunda hala daha çok yolu olduğunu söylemeliyim. Bunu normal karşıladık. Bundan sonrası sivil yargının işi. Peki ya imzalar? Yahu akıl var mantık var. Albay Dursun Çiçek denilen şahıs 20 yıldır her yerde aynı imzayı kullanıyor da birdenbire bir şey oluyor da Ergenekon savcısına ifade verirken imzasını değiştiriyor. Jandarma Kriminal, Adlî Tıp, TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal imzaların aynı olduğunu raporlarında sundular ama Askeri Savcıyı bu raporlar kesmedi. Ya hakikaten ŞU Emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın dediği gibi bu imzayı değiştiren ve bunu destekleyenler “salak” ya da bu milleti salak zannediyorlar. Göz var nizam var. Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? İşin içinden kurtulabilmek için bir anda bu kadar dönebilmek albayın  kişiliğinden ve amaçladığı kirli tezgâhtan başka bir şeyi göstermez…</p>
<p>Peki ya askeri savcılığın bahanesine ne demeli! Belgenin aslı nerede deyip durdular… Fotokopi olduğu için kesin bir hükme varamıyoruz dediler. Akla hayale sığmıyor bu basit ve mantıksız bahaneler. Sonra da çıkıp o belgeye “kağıt parçası” deniliyor… Bu insanlar neden bu kadar “keriz” yerine konuluyor? Artık yedi sekiz yaşındaki bir çocuk bile neyin ne olduğunu anlıyor bu ülkede. Evet siyaset bizim ülkemizde bu kadar gelişmiştir (!).</p>
<p>Aslında çok da sitem etmemeliyim… Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı soruşturmalar ne zaman adam akıllı sonuçlandı ki? Şemdinli olayını hatırlayın. Sivil mahkeme bu davadaki sanıklara 39’ar yıl hapis cezasına çarptırırken, askeri mahkeme ilk duruşmada tahliye etmişti…</p>
<p>Darbe günlüklerine ne demeli? Özden Örnek’e ait darbe günlüklerine ilişkin soruşturma bile açılmadı. Oysa bilirkişi Ayışığı ve Sarıkız darbe girişimlerinin anlatıldığı günlüklerin Örnek’in bilgisayarından çıktığını tespit etmişti…</p>
<p>Nokta Dergisi’nde ki baskını hatırlayın… Nisan 2007’de “Sivil eylemler ne kadar sivil?” kapağıyla Genelkurmayın STK’lar ile işbirliği planını açıklamıştı. Bu haberden dolayı askeri savcılık dergiye baskın düzenlemişti. Hani nerede o çok savunulan ve bahsedilen demokrasi?</p>
<p>Dağlıca baskınını da hatırlatayım size… Dağlıca Piyade Taburu’na 21 Ekim 2007’de yapılan baskında 16 askerimiz şehit olmuştu ve 8 askerimiz PKK’lılarca kaçırılmıştı. Taraf Gazetesi, baskın bilgilerinin 9 gün önceden askeri birimlere ulaştırıldığını iddia etmişti. Askeri savcılık ise hangi akla hizmet ise kaçırılan 8 askere dava açmıştı…</p>
<p>Yetmedi ya Aktütün baskınındaki ihmale ne demeli? 3 Ekim 2008’de PKK’nın gerçekleştirdiği saldırıda 17 askerimiz şehit olmuştu. Saldırı hazırlığının Genelkurmay Başkanlığı tarafından bilindiği ortaya çıkmıştı. Genelkurmay’ın bu konu hakkında ne gibi bir işlem yaptığı kamuoyuna açıklanmadı&#8230;</p>
<p>Hikayemizin kahramanı yine o Albay Çiçek! Taraf Gazetesi Genelkurmay’ın 2006 yılında Koç ailesi dahil iş dünyası ve sivil toplum örgütlerine yönelik hazırladığı andıcı yayımlamıştı. Belgenin altındaki imza Dursun Çiçek’e aitti. Genelkurmay herhangi bir soruşturma açmadı…</p>
<p>20 Haziran 2008’de Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı olduğu iddia edilen “Lahika” yayımlandı. Aradan bir yıl geçmesine rağmen Genelkurmay’ın soruşturma açıp açmadığına dair bir bilgi bile paylaşılmadı kamuoyu ile…</p>
<p>Eee durum ortada… Böyle davranan bir askeri savcılığın ve Genelkurmay’ın bu imza olayında objektif davrandığını veya demokrasiyi savunduğunu ne kadar söyleyebiliriz ki? Korunması gereken demokrasiyken darbeci albay korunuyor. Sağlanılması gereken bu ülkenin güvenliğiyken darbeci paşaların kendi hastanelerinden tahliye edilmesi sağlanıyor. Karışılmaması gereken yer siyaset iken her daim siyaset içinde olan ve bu siyasete yön vermek isteyen bir takım kimseler var bu ordunun  içinde. Ordu ne zaman kendi işini yapacak? Halk bu orduya saygı duyuyor. Peygamber Ocağı olarak görüyor. Bu orduya evlatlarını gönderiyor. Her ölüm haberinde feryat figan etse de “Vatan sağ olsun!” diyebiliyor. Halk ordunun üzerinde bu kadar titrerken artık ordu da gerekeni yapmalıdır. Ordunun içindeki bu ne yaptığını bilmeyen ve hala mantıksız hevesler peşinde koşan ve oradan buradan destek bulmaya çalışan aciz azınlık ortaya çıkarılmalı ve günden güne zedelenen Peygamber Ocağı’nın şerefi ve haysiyeti temizlenmelidir. O rütbeler, o üniformalar o darbeci zihniyetlerin vücudunda kirlenmemelidir…</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
30.06.2009<br />
Trabzon &#8211; Karemar</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

