Ne kadar zorlasam da olmuyor Eskisi kadar kolay düşmüyor duygular satırlara. Kalemi aldığımda elime; Ne mürekkep akıyor usulca kâğıda, Ne de kâğıt izin veriyor üzerine yazılmasına… Hâlbuki Yeşilçam tadında şiirler yazardı bu bilek Yer yer güldürür, çoğu zaman da ağlatırdı. Bir bakışa sayfalarca döktürürdü kelimeleri
Ve yine baş başayım elimdeki son fotoğrafınla… Bana verdiğin ilk fotoğrafınla… Hani şu gece yarısı çekilmiş bir gezi fotoğraflarından kalan Üzerinde beyaz pardösünün olduğu… Gözlerinin mahmurluğunu dirhem dirhem belli ettiğin… Hatırlıyorum da bir diskette vermiştin o fotoğrafı Senin bana “seni seviyorum” diyemediğin, Benimse kıyarım diye koklayamadığım, dokunamadığım günlerdi… İlk aşk dercesine…
Biter mi sanıyorsun aşk dersi Hocası hayat iken Teneffüslerinin süresi belli değilken… Bitmez elbet Bir dersten geçersin Birisinden kalırsın Ama okul her daim devam eder Taa ki bu son nefesini verene kadar…
Güneşin doğmasıyla sokaklara döktüğün, Emekliliğini her defasında erteleyen – işini sevdiği için değil; emekli maaşıyla geçinemeyeceğini bildiğinden – Otuz beş kırk yıllık memurların… Metrosunda, otobüsünde, dolmuşunda Farklı farklı duygular Farklı farklı simalar taşıman… Tanesi kırk kuruşa gelen simidin Üç tanesine bir liraya satman…
Kurulmamış ve kurulmayı bekleyen hayallerin varsa Bensiz devam ettiğin içindir bu aşka Yokluğum her zaman erteleyecek Pembe hayallerini…
Haram ise dudaklarının kıvrımı bana Olmaya razıyım en büyük günahkâr O dudaklar o gözler ise tek devâm Ve senden kalacaksa; Son sıcaklığın şu buz tutmuş bedenime Varsın al senin olsun Söküp atarım yüreğimi sevdiğim… Günahkârınım… Talha Dereci 13.06.2008 Trabzon