<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; takvimler yenilenirken</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/takvimler-yenilenirken/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Takvimler Yenilenirken</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/takvimler-yenilenirken.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/takvimler-yenilenirken.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[takvimler yenilenirken]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz simli boyalarla dükkân camlarına hoş geldin yeni yıl yazısını okumaya alıştığımız yılın son günlerinden birindeyiz yine… Kalıplaşmış her yılbaşında olduğu gibi yine aynı muhabbetler, aynı süslemeler, aynı planlar, eğlenceler vesaire… Yazılarında bir türlü “mutluluğu” anlatamayan veya yaşayamadığı için bu kelimeyi bir türlü kâğıda dökemeyen ben; her yılbaşında aynı şeyi söylerim; “Bak sevdiceğim hasretine bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz simli boyalarla dükkân camlarına hoş geldin yeni yıl yazısını okumaya alıştığımız yılın son günlerinden birindeyiz yine… Kalıplaşmış her yılbaşında olduğu gibi yine aynı muhabbetler, aynı süslemeler, aynı planlar, eğlenceler vesaire…</p>
<p>Yazılarında bir türlü “mutluluğu” anlatamayan veya yaşayamadığı için bu kelimeyi bir türlü kâğıda dökemeyen ben; her yılbaşında aynı şeyi söylerim; “Bak sevdiceğim hasretine bir yıl daha ekledim…”</p>
<p>Sürekli hasretlik yaşayan ve hayattan tek beklentisi “vuslat” olan benim gibi birinin yeni bir yıla girerken aklına getirdiği şey hep bu olmuştur.<span id="more-81"></span></p>
<p>Gariptir yılbaşları. Yaşlanmak insanlara iki durumda zevk verir veya eğlendirir. Biri doğum günleridir diğeri yılbaşları. Nitekim her gün biraz daha yaşlanmaktadır insan ama yeni bir yıla girmek sanki daha başkadır. Yakıp yırttığımız takvim nihayet bitmiştir. Ara vermeden yeni takvime geçmişizdir. İş yerinde rütbemiz yükselmiştir. Maaşlara zam yapılmıştır. Günden güne “Amerikanlaşmışız”dır. “Chiristmis’ı Hıristiyanlar kutlar, otur da şükür namazı kıl” diyenlere her zaman tek bildiğimiz şey olan; “Christmist yılbaşından 5 gün önce kutlanır” sözünü söyleriz. Hep bu tartışma açılmıştır. Muhabbet arasında “Bu gece hindi mi yapsak?” diye alaya alanlar da her zaman olmuştur. Kendimden biliyorum…</p>
<p>Dolu dolu bir 2008 yaşadığımızı düşünüyorum. Hatta bazen fazla dolu olduğundan taştığı anlar da oldu. Ülke olarak bakmak gerekirse bir yılı ardımızda bırakırken hakikaten çok şey yaşamışız. Hem ülkemiz olarak hem dünya gözüyle…</p>
<p>21 Şubat’ta askerlerimiz Kuzey Irak’a girmişti. Girsin mi girmesin mi tartışmasının günlerce sürdüğü sıralarda askerlerimiz çoktan vatan diyerek Irak topraklarına girmişti bile. Soğuktan karın altına giren Mehmetçiğin beyazlar içindeki fotoğrafları medyada günlerce yerini almıştı. 8 gün süren operasyonlar sonucu 240 terörist etkisiz hâle getirilirken 27 şehit vermiştik.</p>
<p>Sürekli bir “sınavı kaldıracağız” havasında olan Milli Eğitim Bakanlığı OKS’yi kaldırıp yerine SBS’yi getirdi. Gelen gideni aratmıyor. Daha fazla sınava girileceği kesin. ÖSS’de zamanında kalkacaktı. Bakınız 4 Ağustos 1963 Son Havadis gazetesi…</p>
<p>Kamu dairlerinde ve her türlü eğitim, sağlık, ticaret ve sosyal alanlarda sigara içme yasağı getirildi. Buz gibi havada memurların dairelerin kapı önlerinde ellerinde bir bardak çay ve sigara ile gördük. Sigaranın ne kadar alışkanlık yaptığının açık göstergesiydi. 2008 de geçen yıla oranla sigara satışlarında 1 milyon azalma olduğu söylendi. Büyük başarıdır.</p>
<p>Son dakika haberleriyle sarsılmıştı bültenler. Amerika’nın İstanbul’daki başkonsolosluğuna saldırılmıştı. Henüz 2-3 haftalık polis olan 3 güvenlik görevlisi şehit olmuştu. Türkiye kimler tarafından nereye çekilmek isteniyordu. Zaten o kadar yoğun gündem varken bu nereden çıkmıştı. O koca kaleye girilemeyeceğini bile bile hangi körelmiş zihniyet oraya saldırmıştı? Amerika ile ilişkilerde bir sıkıntı olur mu diye düşünmeden edememiştir bazıları! 2 hafta sonra da İstanbul Güngören’de kısa süre arayla 2 patlama gerçekleşmişti. Daha konsolosluk meselesi konuşulurken bu da nereden çıkmıştı? Bir çöp kutusuna bırakılan bomba 17 ölü ve 154 yaralıya sebep olmuştu.</p>
<p>Güngören olayından 4 gün sonra Türkiye cayır cayır yanıyordu. Hiçbir el hiçbir güç bu yangına dur diyemiyordu. Manavgat’ta başlayan yangın civar köyleri yerle bir etmişti. 2008 yılı içinde toplam 10 bin hektar verimli alanın yok olduğu söylendi.</p>
<p>15 gün içinde 3 feci olay… Düşündükçe hep aynı şeyi düşünüyorum; “Neden ve kimler tarafından engelleniyorduk?”. Yetmedi yangın olaylarından hemen sonra 1 Ağustos’ta Konya’daki bir kız Kur’an kursunun binası doğalgaz patlaması ile yıkıldı. 18 ölü 27 yaralı… Tartışmalar neden yıkıldı diye değil, “Kur’an kursu kaçak mı çalışıyordu” üzerineydi&#8230;</p>
<p>O tartışmalar konuşuladursun 2 gün sonra yani 3 Ağustos’ta ülke 27 bebeğin ölmesiyle sarsıldı. Ankara’daki Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Merkezi’nde 15 gün içinde 27 bebek enfeksiyondan ölmüştü. Nedense başka hastanelerde bir şey olmuyordu. Ama aynı hastanede kısa sürede 27 yeni hayat başlamadan bitiyordu. Gariptir bakanlık hastanenin suçu olmadığını söyledi…</p>
<p>Temmuz ve Ağustos ayında çok çekmişiz millet olarak. Bebek olayından iki gün sonra Tuzla faciası ile yüreklere tuz basmaya devam ettik. Hangi aklın ürünüdür bilemem, tersanedeki filika testinde ağırlık olarak kullanılan işçilerden 3’ü öldü 13’ü yaralandı. Bu Tuzla kaç işçiye mezar oldu… Devlet neden bunlara bir türlü “dur” diyemiyor… Bu işçilerin durumu ne olacak?</p>
<p>Şu koca Ergenekon operasyonunu da unutmamak gerekir. 2007 Haziran ayında başlayan olaylar serisini 2008’in gündemini çok işgal etti desem yeridir. Zaten büyük bir olay bir de medya bire bin katınca olaylar abartıldı da abartıldı. Olayı olduğundan büyük göstermekte kimse bizi geçemez zaten. Kimler ne yapmış dava nasıl olmuş bir yerden sonra takip etmeyi bıraktım. İlk gün mahkeme salonuna sığmayan kişiler dert oldu sonra düzeldi durum. Bu konu hakkında söyleyeceğim tek şey; zaman denilen şey Ergenekon’u da unutturdu günden güne. Manşet manşet olan saatlerce tartışılan Ergenekon artık gazetelerin 2.sayfalarında küçük başlıklarda kalarak gündemde yer edinmeye çalıştı. O kadar ahım şahım olaylar oldu ama bu operasyondan pek bir şey çıkacağını da sanmıyorum. Hükümet daha o kadar gelişmedi!</p>
<p>Yıla damgasına vuran diğer önemli şey ise şüphesiz Anayasa Mahkemesi’dir. 411 oyla kabul edilen önergeyi elinin tersiyle iten Anayasa Mahkemesi birçok aydın kesimin ve halkın gözünde düştü.  Eğitime büyük çelme takan Anayasa Mahkemesi’nin fikrimce bir değişikliğe gitmesi gerekir. Anayasa anayasa diye yırtınan Mahkeme üyeleri ve saz arkadaşları CHP grubu önce ezip geçtikleri anayasa maddelerini iyi okusunlar…</p>
<p>Göğsünü gere gere AKP’ye dava açan Başsavcı’nın hayallerinin suya düşmesini izledik millet olarak. Para cezası alan AKP hükümeti laikliğe karşı tehtid oluşturan bir parti olarak davadan çıktı…</p>
<p>Baykal tüm samimiyetiyle (!) çarşaflı bayanlara rozet taktı. TCK’nın 301. Maddesi değiştirildi. Yeni üniversiteler kuruldu ve ülkede üniversitesiz il kalmadı. Elektronik ortamda oy verme işlemi başladı. Gül bütün tartışmalara rağmen bence doğru olanı yaptı ve Ermenistan’a maça giderek aradaki buzları çözmede önemli adım attı. Telefonlarda 3G ihalesi yapıldı. Telsim maziye karıştı yerine Vodafone geldi. Belediye seçimleri için hararetli kavgalar oldu. Türk sineması kendini aştı.</p>
<p>Aramızdan büyük üstat Fazıl Hüsnü Dağlarca ayrıldı. Osman Yağmurdereli’nin filmlerini ve dizilerini izleyemeyeceğiz artık. Aysel Gürel bir daha söz yazamayacak. Şampiyon güreşçimiz Gazanfer Bilge’yi kaybettik. 80’lerin Banker Kastelli’si intihar etti. Türk tiyatrosunun duayenlerinde Suna Pekuysal aramızdan göçtü. İlhan Berk bir daha şiir yazamayacak. Karadeniz bir yiğidini daha yitirdi; Erkan Ocaklı…</p>
<p>Amerika tarihinde bir ilk gerçekleşerek siyahî biri Beyaz Saraya seçildi. Bush ailesinden ve Clinton ailesinden sıkılan halk “değişim”i seçti. Obama Ocak ayının sonlarına doğru koltuğuna oturdu. Bush’a ayakkabı fırlatan Irak’lı gazeteci çığır açtı. Özgürlük için ve milletini temsilen yaptığı bu hareket karşısında zindanda işkence çekiyor.</p>
<p>Rüya ülke, ekonominin merkezi Amerika ekonomik kriz ile başı derde girdi. Giderayak ülkeyi krize sokan Bush her gün bir pişmanlığını dile getirdi. Ecevit’in deyimiyle Obama enkaz devraldı.</p>
<p>Rusya Gürcistan’da bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya’ya karşı savaş başlattı. Tanklar şehri bir bir yıktı. Yunanistan’da bir genci öldüren polis tüm halkın isyanına sebep oldu. Boşnaklara karşı soykırımdan aranan Karadziç saç sakal birbirine karışık hâlde yakalandı. Çin’de meydana gelen depremde 70 bin insan öldü. Ve hala gündemde olan İsrail’in Gazze’ye saldırıları…</p>
<p>İçimizi kararttın be Talha diyenleri duyar gibiyim. Hiç mi iyi bir şey olmadı koca yılda. İllaki olmuştur. Varın onu da siz okuyun. Kötüleri yazalım ki ders çıkarması gerekenler dersini alsın.</p>
<p>Evet, bir yıl daha geçti… Takvim yaprakları bir bir koparıldı koca ömürden. Talha itekleye itekleye yaşama tutunmaya devam etti. Artık “vuslat”ı beklemiyor. Yeni bir aşkı da… Hayat birçok şeyi götürdüğü gibi yenilerini de getiriyor. Yeni bir yıl neler getirir bilinmez ama 2008 hem ülkemden hem benden çok şey götürdü. 2009’dan beklentim veya hayattan beklentim götürdüklerinin yerini dolduracak şeyler getirmesidir.</p>
<p>Yeni yılın herkese beklentilerini getirmesi dileğiyle…</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
31.12.2008<br />
Trabzon</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/takvimler-yenilenirken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

