<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci &#187; talha dereci</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/talha-dereci/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Görmezlikten gelinemeyenler, yazılmazsa rahatsızlık verdirenler...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Aug 2010 03:19:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Senin Atatürk&#8217;ün Hangisi?</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 15:01:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[dersimiz atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özakman]]></category>
		<category><![CDATA[veda filmi]]></category>
		<category><![CDATA[zülfi livaneli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1189</guid>
		<description><![CDATA[Daha başlığı okur okumaz bana kızacak bir sürü insan var biliyorum. Nasıl yani senin Atatürk’ün hangisi de ne demek? Kaç tane Atatürk var ki gibisinden sitemkâr sorular… Ve ardından başlayacak olan tipik Atatürk tartışmaları…
Can Dündar yaptığı Mustafa filmine dair bir yığın eleştiri almıştı. Bütün eleştirileri dinledikten sonra Abbas Güçlü ile Genç Bakış programına çıkıp tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-1190" title="Hangi Atatürk?" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/ataturk-filmi-afisi-210x300.jpg" alt="Hangi Atatürk?" width="210" height="300" />Daha başlığı okur okumaz bana kızacak bir sürü insan var biliyorum. Nasıl yani senin Atatürk’ün hangisi de ne demek? Kaç tane Atatürk var ki gibisinden sitemkâr sorular… Ve ardından başlayacak olan tipik Atatürk tartışmaları…</p>
<p style="text-align: justify;">Can Dündar yaptığı Mustafa filmine dair bir yığın eleştiri almıştı. Bütün eleştirileri dinledikten sonra Abbas Güçlü ile Genç Bakış programına çıkıp tüm eleştirilere cevap vermiş ve bence çok da kaliteli, zevkli ve faydalı bir program olmuştu. Dün bir sitede o programın videosundan bir kısmı kesilerek yayına sürülmüş. Ve reklam olarak da videonun üzerine Doğu Perinçek’in web sitesinin adresi konulmuştu. Videoya yorum yaparken; “<em>Can Dündar’ın Atatürk’ü ile Perinçek’in Atatürk’ü birbirine uymaz”</em> demiştim. Tevafuk bu ya, ertesi gün bir gazetenin Pazar ekinde bu konu haber yapılmış. <em>“Herkes kendi Atatürk’ünü mü izlemek istiyor?”</em> diye… Son yıllarda çıkan Atatürk filmlerinden bahseden haber <em>“Herkes perdede kendi Atatürk&#8217;ünü mü izlemek istiyor?”</em> diye de sormadan edemiyor…<span id="more-1189"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında yapılan Atatürk filmlerinden çok gelinen nokta önemlidir. Çünkü filmler sonrası yapılan tartışmalar bizim şu anda nasıl bir yerde bulunduğumuzu, yaşadığımız olaylara ne gibi duyarlıklarla baktığımızı iyi anlatıyor. Ve bu önemi belirleyen birçok tartışma konuları var. Ama tüm bu tartışmaların asıl çıkış noktasını sinema eleştirmeni Atilla Dorsay çok iyi bir şekilde özetliyor; <em>&#8220;Bir yandan Atatürk, Türk toplumu için ikonlaştırılmış, heykelleştirilmiş, adeta dokunulmaz kılınmış bir kişilik. Ama öte yandan üzerinde tam anlamıyla ittifaka varılmamış, hâlâ her gün yeniden tanımlanmaya çalışılan, yaptığı ve yapmadığıyla yeniden tartışmaya açılan bir isim. Bu iki yanlı bakış, Atatürk filmlerinin yapılmasını zorlaştırıyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, bu durum tüm bu tartışmaların altında yatan sebeplerin kökenidir. O yüzden de başlık “Senin Atatürk’ün Hangisi?” ya… Can Dündar’ın mı, Zülfi Livaneli’nin mi yoksa Turgut Özakman’ın mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında mesele herkesin farklı Atatürk’ü olması değil. Mesele; herkes kafasında hayal ettiği şekilde olan Atatürk’ü sinema perdesinde görmek istemesi&#8230; Ve filmlerde bir şekilde anlatılan Atatürk karakterinin, yıllarca izleyicinin kafasında hayal ettiği veya o şekilde görmek istediği karaktere uymaması… İşte bu uyumsuzluk anında kıyamet kopuyor… Hatırlayınız Can Dündar’ın Mustafa filmine aldığı eleştirileri… Öyle saçma eleştiriler vardı ki… Atatürk’ün bir bayanla mektuplaşması bile birtakım çevreleri o kadar rahatsız etti ki! Atatürk o kadar ulaşılamaz biriydi ki o asla âşık olamazdı. O içki içemezdi… Arkadaşlarıyla eğlenip şarkı söyleyen, dans eden bir Atatürk olamazdı! Böyle bir şey mümkün değildi… Neden? Çünkü ilkokuldan beri bize öğretilen şeyler hep aynıydı. Atatürk şurada şu tarihte doğdu, bu savaşları yaptı, burada bu madalyaları ve rütbeleri aldı, şu zamanlarda bu ilkeleri yaptı ve şu tarihte vefat etti… Koca bir nesle sadece bu öğretildi. Ve bu nesil ile bazı sözüm ona Atatürkçü olanlar, Atatürk’ü bu şekilde dans ederken, aşk mektubu yazarken -yani gayet insanî durumlar- görünce şoka uğradılar ve başladılar bağırıp çağırmaya… Mehmet Ali Birand’ın bu konudaki şu sözleri aslında demek istediğimi çok daha iyi anlatır; <em>“Bu film 70 yıldır ilk defa bize bronz heykellerdeki sert bakışlı, at üstünde uçar gibi giden veya siyah-beyaz fotoğraflardaki çok ciddi, hatta katı bakışlı bir lideri değil, Atatürk’ün insan tarafını gösterdi.” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Olay sadece zihinlerimizdeki Atatürk (bize öğretilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk) ile gerçekteki Atatürk’ün birbiri ile kesişememesi. Dediğim gibi sebebi de zihinlerimize sokulan Atatürk’ün yıllarca aynı kalıplar içinde anlatılması. Livaneli’nin Veda filmi Can Dündar’ın Mustafa’sından daha çok beğenildiyse (!) bunun sebebi de; Veda filminin baştan aşağı bir lise tarih kitabından farkı olmamasıdır. Kitaplarda okuduklarını izleyen okur; <em>“İşte budur film, Can Dündar’a kapak olsun!”</em> demekten kendini alamamıştır. Hâlbuki Veda filmi harcanmış bir projeden ibaret… Daha iyi yapılabilirdi. Ama Livaneli buna cesaret edebilecek biri değildi. Anlaşılan o ki Livaneli’nin zihnindeki Atatürk de kitaplardan ibaretti. Filmdeki olayları kendi ideolojisine göre biçimlendirmesi ve tarihi kendine göre yorumlaması onun ne kadar kaliteli (!) bir senarist ve Atatürkçü olduğunu da gösterdi. Veda filmindeki yanlışlıkları anlatma lüzumu bile duymuyorum. Livaneli’nin alkış aldığı bir nokta ise; filmde bir sahnede Atatürk “ben diktatör değilim” veya “diktatörlük getirmek istemiyorum” gibisinden bir cümle söyleyerek Can Dündar’a laf sokmaya çalışmasıdır. Ki bu noktayı alkışlayan bir yığın insan vardı. Ve bu insanlar Can Dündar’ın filmde o konu hakkında anlatmak istediklerini anlamayan veya anlamak istemeyenlerdi…</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer sorunlardan bazıları ise; filmdeki Atatürk’ü canlandıran karakterin ona benzeyip benzememesi meselesi, belgesel mi yoksa sinema filmi mi yapılması, bilindik resmi tarihin içinden mi yoksa gayri resmi kaynaklardan da yararlanılması mı, askeri ve lider özellikleri olarak mı yoksa daha halkın içinden insanî yönleriyle anlatılması gerektiği konuları mı… Bu noktalarla birlikte değinmek istediğim bazı konular var;</p>
<ul>
<li>Koca bir yaşam bir filme sığmaz. Birkaç filme de… Yapılacak olan eserin ne anlatmak istediği daha iyi belirlenmeli. Yani genel bir Atatürk filmindense Atatürk’ün hayatından özel kesitleri ayrıntılı biçimde tek bir filmde anlatmak çok daha iyi olur. Mesela sadece Latife Hanım’ı anlatan bir film olabilir. Emin olun daha çok ilgi görür ve daha verimli bir film olur. Her şeyi anlatayım derdine düşmez en azından senarist. Bir Çanakkale filmimizin, bir İstanbul’un Fethi filmimizin olmaması bu konuda çok büyük bir acı&#8230;</li>
</ul>
<ul>
<li>Anlatılacak olan film izleyici kitlesine yeni bir şeyler öğretebilmeli… Oturup internet başından 2 dakikada öğrenebileceğimiz bir bilgiyi milyonlar harcayıp bir filmde vermeye çalışmak hiç akıl işi değildir. Bundan sonra yapılacak her projede bu kıstas mutlaka dikkate alınmalı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Atatürk’ü anlatacak olan senarist bir kısım çevrelerce alkışlanmak istendiği için yapmamalı o projeyi… Çünkü o şekilde düşündüğünde birçok şeyi görmemezlikten gelmek veya gerçeği değiştirmek zorunda kalabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Atatürk her haliyle yansıtılabilir. İllaki insanî yönleri ile lider ve asker özellikleri birbirinden ayrı tutulması gerekir diye bir şart yok ki! Yeter ki doğal hali ve gerçekler yansıtılsın yeter</li>
</ul>
<ul>
<li>Yer yer resmi tarih dışına çıkılmalıdır. En büyük gereklerden birisi budur.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada izleyiciye düşen vazife ise; olaylara önyargılı yaklaşmamak… Ve artık ilköğretim kitaplarından çıkmak&#8230; Atatürk’ü olduğu haliyle kabul etmek… Zihnindeki gibi olmadığını görünce isyan etmemek… Onu Tanrısallaştırmamak… Ve en önemlisi onun da tüm başarılarına ve yaptıklarına rağmen bizim gibi bir insan olduğunu unutmamak…</p>
<p style="text-align: justify;">Özakman’ın Dersimiz Atatürk filmine gitmedim. O bakımdan bu konuyla ilgili bir şey diyemem. Umarım herkese hitap edebilecek olan gerçekçi bir Atatürk filmi olur. Yoksa uzun bir süre benim Atatürk’üm Livaneli’nin ki benimkisi Can Dündar’ın ki diye tartışmalar sürecektir… Ve bu tartışmaların bu millete bir arpa boyu yol ilerletmeyeceği çok aşikârdır…</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Talha Dereci<br />
21.03.2010</strong></em></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html&amp;t=Senin+Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Hangisi?" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Senin+Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Hangisi?+-+http://www.talhadereci.com/1189" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.htmltitle=Senin+Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Hangisi?" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html&amp;title=Senin+Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn+Hangisi?" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Senin%20Atat%C3%BCrk%26%238217%3B%C3%BCn%20Hangisi%3F&amp;body=Daha%20ba%C5%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20okur%20okumaz%20bana%20k%C4%B1zacak%20bir%20s%C3%BCr%C3%BC%20insan%20var%20biliyorum.%20Nas%C4%B1l%20yani%20senin%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20hangisi%20de%20ne%20demek%3F%20Ka%C3%A7%20tane%20Atat%C3%BCrk%20var%20ki%20gibisinden%20sitemk%C3%A2r%20sorular%E2%80%A6%20Ve%20ard%C4%B1ndan%20ba%C5%9Flayacak%20olan%20tipik%20Atat%C3%BCrk%20tart%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1%E2%80%A6%0D%0ACan%20D%C3%BCndar%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20Mustafa%20filmine%20dair%20bir%20 - http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/senin-ataturkun-hangisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ütopya Cumhuriyeti</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 17:38:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[ütopya cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1180</guid>
		<description><![CDATA[Çok büyük bir ütopya biliyorum. Ve bilmeme rağmen bazen düşünmüyor da değilim… Evet, birçok şeyin değişmesi lazım… Ama öyle günü kurtarma amaçlı değil… Kökten değişim… Belki öncelikle; şimdiki orta yaş ve üstü olan kuşağın tamamen neslinin tükenmesi beklenilmeli… Ve arkalarından gelen nesli her konuda bilinçlendirmeli… Ama ataları gibi taraflı ve saçma fikirlerle değil… Belki neslin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-1183" title="utopya" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/utopya-300x224.jpg" alt="utopya" width="300" height="224" />Çok büyük bir ütopya biliyorum. Ve bilmeme rağmen bazen düşünmüyor da değilim… Evet, birçok şeyin değişmesi lazım… Ama öyle günü kurtarma amaçlı değil… Kökten değişim… Belki öncelikle; şimdiki orta yaş ve üstü olan kuşağın tamamen neslinin tükenmesi beklenilmeli… Ve arkalarından gelen nesli her konuda bilinçlendirmeli… Ama ataları gibi taraflı ve saçma fikirlerle değil… Belki neslin tükenmesini beklemeden tüketmeli! Belki belki…<span id="more-1180"></span></p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Baykal Ce-Haş-Pe’nin başkanı değildi artık… Yıllar önce bir gün sabah sporunu yaparken ansızın gelen kalp krizi onu Hakk’ın yanına göndermişti… Hâlbuki yapması gereken bir yığın açılım vardı ama siyasi kariyeri hiç beklenmedik bir anda bitmişti… Çok sürmedi ölümünden birkaç yıl sonra kederlerinden olsa gerek kendi kuşağındaki yol arkadaşları da başkanlarını yalnız bırakmadılar ve bir bir gerçek mahkemenin önüne çıktılar… “Elimizde belge var!” sözleri toprağa girmelerini engelleyemedi… Ce-Haş-Pe zihniyeti gitti ve yerine gelen genç, bilinçli, kör muhalefet olmayan Kemalistler yeni bir parti kurarak yollarına devam etiler… Ve halka indiler… Başları sıkıştığında Anayasa Mahkemesi’ne gitmiyorlardı… Özgürlükçü tavırlar sergiliyorlar, hukuku kendisine göre biçimlendirmeye çalışmıyorlardı. Ordu ile aralarında hiçbir şekilde bağ yoktu… Ve asla onları kışkırtma gibi bir tavırları da yoktu. Önceki gün söylediklerini ertesi gün inkâr etmiyorlardı. Bir gün iktidara geleceklerini biliyor ve buna inanıyorlardı. Ve bu yolda canla başla çalışıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">RTE kendini uzun bir süredir ibadete çekmişti… İktidar olduğu dönemlerde çok büyük hataları vardı… Belki de çok büyük günahları… Büyük yükselişler göstermişti ama her daim kandırdığı halkı onu bir gün ansızın yere çakıvermişti… O da beklemiyordu. Sanıyordu ki %47’ler her daim olacaktı… Sert çıkamıyordu artık… Yoldaşının dediği “civanım delikanlı” yorgun düşmüştü… Hatipliği de kalmamıştı eskisi gibi… Kasımpaşalılığı sökmüyordu. Ve gündemi de değiştirecek çıkışları da yoktu… Halk anlamıştı “Van münit”i neden dediğini… Cenazesi kıyamet günü gibi kalabalıktı… Herkese dost “gözükürdü” belki ondan… Yalan yok severdi de halk… Karikatürler tabut üzerine ABD bayrağı konmuş bir cenaze tablosu çizerek yine “mizah”a devam edeceklerdi… Çokça zaman geçti… Ne “van münit” kaldı, ne “gemicik”, ne “Sayın Öcalan” ne Tayyip… A-Ke-Pe’nin ampülü bir daha yanmamak üzere patlamıştı… Onun ardından gelen yeni nesil bilinçli siyasiler gerçek adaletin ve kalkınmanın ne olduğunu halkına her daim gösteren, birilerine bağlı olmayan, özelleştireyim derken toprak satmayan, milli değerler ile alaycı şekilde konuşmayan siyasilerdi…</p>
<p style="text-align: justify;">Bahçeli devletin başına gelemeden vefat etti…  O da Baykal gibi ölmüştü; kalp krizi ile… Son sözlerinde yine kürsüde avazı çıktığı kadar bağırıyordu… Çok zorluyordu kendini… Her iki-üç kelimesinde bir alkışlanıyor, “devletin başına Devlet gelecek” sloganlarıyla sözü kesiliyordu… Çözümsüzlük üzerine politikalar oynamaya devam etmişti… Bir zaman sonra artık açık açık “ırkçılık” yapmaya başlamıştı… Aslında onu “vezir” edecek birçok ortam oluşmuştu ama o bunu başaramadı… Ardından gelen nesil ülkü ocaklarını baştan aşağı değiştirdi. Artık o ocaklarda sabahtan akşama okey oynanmıyordu… Kavga için adam toplama yeri değildi… Birileri sıkıştığında “Reisi tanıyorum” diye kendini kurtarmaya çalışmıyordu. O ocaklarda artık hakiki tartışmalar ve münazaralar konuşuluyordu. Ve Kemalistlerde davet ediliyordu oralara… Kürtlerde…</p>
<p style="text-align: justify;">DTP’den sonra BDP’de kapanmıştı… Zihniyet değişmemişti çünkü… Haklı oldukları noktalarda bile takındıkları tavırlarıyla, yersiz ve zamansız söylemleriyle kendilerini haksız konuma düşürmüşlerdi… Aralarındaki bölücülerden kurtulamamış, PKK ile ilişkileri kesememişlerdi. Kürt halkını sadece oy toplama aracı olarak kullanmayı ve mağduriyet edebiyatını yapmayı bırakamamışlardı tıpkı A-Ke-Pe gibi… Ve milliyetçilik yapmayı da bırakamamışlardı Me-Ha-Pe gibi… Her bir vekilinin cenazelerinde sadece bürokratlar ve ellerinde garip garip bayraklar, Apo posterleri ile slogan atan Kürtler vardı… Çok sevinenlerde olmuştu bu dünyadan gittiklerine… Arkalarından gelen yeni nesil kuşak ataları gibi yapmadı ve hem halkını güzel bir şekilde temsil etti hem de birçok Türk’ten de oy alabilmeyi başardı… Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kabul etti. “Atatürk benim liderim değildir, benim liderim Öcalan’dır” demedi… Atatürk’e saygısı vardı ve kendi liderini her daim içinde sakladı… Ve bunda da garipsenecek bir şey yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">Asker sadece kışladaydı… Genelkurmay başkanı başbakana bağlı bir memur olduğunu biliyor ve ona göre davranıyordu. Ülkenin her yanında peygamber ocağı sıfatının hakkını veren davranışlar sergiliyorlardı. Ataları gibi her boş kaldıklarında darbe düşünmüyorlardı. Biliyorlardı ki önemli olan bu halktı ve halk kimi isterse onu başa getirirdi… GATA’ya başörtülüleri de sokuyorlardı… Ve “geçmişte atalarımız hangi akla hizmet böyle bir yasak getirmişler?” diye de kendilerine sormadan edemiyorlardı…</p>
<p style="text-align: justify;">Polislere taş atan çocuklar yoktu… Çocukları öldüresiye döven polisler de… Her gün yeni bir şehit haberi gelmiyordu. Anayasa Mahkemesi baştan aşağı değişmişti. İçeridekiler kimsenin adamı değildi. Başa gelen yöneticiler bütün kadroyu boşaltıp yerine kendi adamlarını koymayı bırakmışlardı. ÖSS denilen illet hakikaten kalkmıştı. Daha ortaokuldayken öğrenciler kendilerinin yatkın oldukları alana yönlendirilip ileriki seviyelerde de kendilerini o alanda ilerletiyorlardı. Andıç medya ile yandaş medya kavramları da yerle bir olmuştu. Gerçek ve tarafsız habercilik vardı. Kimse kimsenin paralı kalemşoru değildi. Geçmişteki medya-siyaset ilişkilerine baktıkça ve gazeteci atalarının yazdıklarını okudukça çoğu zaman neye uğradıklarını şaşırıyorlardı. MEB’in ders kitaplarında yalan yanlış bilgilerin hepsi kaldırılmıştı. Üniversiteye başı kapalı öğrenciler girebildiği gibi başı kapalı hâkimler de vardı. Üniversitelerde kadrolaşma kaldırılmıştı. Akademisyenler asistanları hizmetçileri gibi kullanmıyorlardı… Cuma akşamları kurumlar çıkıp ansızın bir basın açıklaması yapıp ekonomiyi bertaraf etmiyorlardı. Mecliste mahalle kavgaları olmuyor, güneydoğuda faili meçhul cinayetler olmuyordu. Yaftalama kalkmıştı. Kimse kimseyi kılık kıyafetinden görüşlerinden dolayı yaftalamıyordu. İsteyen istediği şarkıcıyı dinliyor, isteyen istediği gazeteyi okuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkes mantık çerçevesinde davranıyor ve herkes başkalarının fikirlerine saygı duymayı biliyordu. Samimilerdi… Önünde el pençe durup arkasından ana avrat sövenler yoktu. Olaylara ve kişilere kötü niyetle yaklaşan zihniyetler kalmamıştı.  Bir olay karşısında empati yapmadan hükümler verilmiyordu. Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Fethullahçı-Süleymancı, Ulusalcı, Kemalist, muhafazakar ıvır zıvır diye ayrımcılık da yapılmıyordu. Hepsi birbirine saygı duyuyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Koca bir devir kapanmış yeni bir devir açılmıştı… Tarih kitaplarına geçmişlerdi onlar… Devrin bürokratları, gazetecileri, askerleri, hakimleri, sporcuları, akademisyenleri, siyasileri vs vs…</p>
<p style="text-align: justify;">Farklı ses ve kültürlerin birbirine saygı ve sevgi duyduğu ve bu sayede kültürel zenginliği sağlayan, herkesin kendi işini yaptığı bir ülke tablosu vardı… Huzurlu, mutlu ve her yeni bir gün dünden daha umutlu…</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Bir an telefonuma gelen mesaj sesi ile irkiliyorum… Elimdeki gazeteye bakıyorum. Sürmanşetten bir haber vermişler; <em>“İzmir’de başörtülü öğrenciye indirimli kart yok”</em> diye… Dikkatimi çekiyor ve açıklamasını okuyorum; <em>“Deniz Baykal, “Herkes giyiminde özgürdür.” diyor. Ancak CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi, indirimli kart için başörtülü fotoğraf veren öğrenci ve öğretmenlerin başvurusunu kabul etmiyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Derin bir iç çekiyorum… Beş dakika sonra yaşayacağımı bilmezken bunca uzun soluklu hayaller kurduğum için kızıyorum kendime…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
13.03.2010</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html&amp;t=%C3%9Ctopya+Cumhuriyeti" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+%C3%9Ctopya+Cumhuriyeti+-+http://www.talhadereci.com/1180" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.htmltitle=%C3%9Ctopya+Cumhuriyeti" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html&amp;title=%C3%9Ctopya+Cumhuriyeti" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=%C3%9Ctopya%20Cumhuriyeti&amp;body=%C3%87ok%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20%C3%BCtopya%20biliyorum.%20Ve%20bilmeme%20ra%C4%9Fmen%20bazen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnm%C3%BCyor%20da%20de%C4%9Filim%E2%80%A6%20Evet%2C%20bir%C3%A7ok%20%C5%9Feyin%20de%C4%9Fi%C5%9Fmesi%20laz%C4%B1m%E2%80%A6%20Ama%20%C3%B6yle%20g%C3%BCn%C3%BC%20kurtarma%20ama%C3%A7l%C4%B1%20de%C4%9Fil%E2%80%A6%20K%C3%B6kten%20de%C4%9Fi%C5%9Fim%E2%80%A6%20Belki%20%C3%B6ncelikle%3B%20%C5%9Fimdiki%20orta%20ya%C5%9F%20ve%20%C3%BCst%C3%BC%20olan%20ku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1n%20tamamen%20neslinin%20t%C3%BCkenmesi%20beklenilm - http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/utopya-cumhuriyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgürlüğün Yasakçı Zihniyetle Sınavı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 23:35:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[başörtüsü yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal alan]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>
		<category><![CDATA[yasakçı zihniyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1166</guid>
		<description><![CDATA[Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1167" title="özgürlüğün yasakçı zihniyetle sınavı" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/basortusuyasagi-300x169.jpg" alt="özgürlüğün yasakçı zihniyetle sınavı" width="300" height="169" />Bazı yasakçı ve antidemokratik, entelektüel gözüken kişiler tarafından kabul edilmese de; Türkiye’de gerek demokratikleşme gerekse diğer belli başlı alanlarda/sektörlerde gelinen noktalar, eskiye nazaran epey bir ilerleme göstermektedir. Fakat başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda henüz bir ilerleme görülmemektedir. Adımlar atılsa da yıllarca tartışılsa da gelinen nokta yine aynıdır. Yoğun gündemler bir zaman bu konuyu “unutulmuş” gibi gösterse de; bu yasak yüzünden mağdur olanlar olduğu sürece bu konu ne unutulacaktır ne de unutturulacaktır.</p>
<p>Bu yazıda başörtüsü veya türban sorunu hakkında en çok tartışılan 3 konu ele alınmıştır; yasağın hukuki boyutu, kamusal alan tartışması ve laiklik ilkesi boyutu.<span id="more-1166"></span></p>
<p><em><strong>Başörtüsü Yasağının Hukuki Boyutu</strong></em></p>
<p>Kendi çıkarları doğrultusunda “Türkiye hukuk devletidir!” diyenler başörtüsü konusunda tamamen keyfi davranmış, Anayasa Mahkemesinden ve Danıştay’ın bazı kararlarından kendilerine ve bu yasağa hukuki zemin aramışlardır. Hâlbuki kendileri de çok iyi bilmektedirler ki, başörtüsü yasağının hiçbir hukuki boyutu yoktur. Hukuki boyutlarla dolaylı olarak da ilgili olan kanun maddeleri de başörtüsü yasağına zemin hazırlayan değil aksine böyle bir yasağın olmadığını belirten maddelerdir.</p>
<p>Anayasa’ya göre, Türkiye insan haklarına saygılı bir devlettir (md.2) ve insan hakları üzerine kurulmuştur (md.14). Ve Anayasa 12.maddede “herkesin ihlal edilemez ve vazgeçilemez doğal temel haklara ve özgürlüklere sahip olduğunu” da ifade eder. Maddenin devamındaki 13.maddede ise bu temel hakların hangi hallerde ve hangi ölçüde kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Bu noktada ve belirtilen diğer maddelerde de herhangi bir şekilde başörtüsü yasağına yasal zemin yoktur. Öyle ki anayasada (ihtilal yasaları da buna dahil) hiçbir durumda ne başörtüsü ne türban kavramı geçmekte ne de bayanların ne şekilde başlarını örteceği geçmektedir.</p>
<p>“Özellikle 24. madde din ve inanç özgürlüğünü garanti altına alır. Bu kuralın arka planın ışığında şunları söylemek mümkündür;</p>
<p>•	Her yetişkin insan kıyafetini seçmekte özgürdür,<br />
•	Bu özgürlük kişinin dini inancına göre kıyafetini seçme özgürlüğünü de içerir.”</p>
<p>Nitekim 42.madde de ise; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmektedir.</p>
<p>Bir diğer tarafta Yüksek Öğretim Kanununun Ek 17. Maddesi ise, “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir” demektedir. Kanunlarda herhangi bir şekilde adı bile geçmeyen veya dolaylı olarak onu ima eden bir şeyin bulunmaması; kanuna aykırı bir durumu da ortaya çıkarmaz.</p>
<p>Türkiye’nin de altında imzası bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerinde &#8220;eğitim hakkı&#8221; ve &#8220;din özgürlüğü&#8221; şöyle düzenlenmiştir;</p>
<p>&#8220;Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.&#8221; (AİHS)</p>
<p>&#8220;Madde 9 &#8211; Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü: 1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir. 2. Din veya inancını açıklama özgürlüğü ancak kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasayla sınırlanabilir&#8221; (Ek Protokol)</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti yasaları AİHS’ye aykırı olamayacağına göre, başörtüsünü okullarda veya devlet dairelerinde yasaklamak yukarıdaki maddelere aykırıdır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarından yasal zemin bulamayan yasakçı zihniyet her sıkıştığında “Laiklik elden gidiyor!” dedi… Bu noktada ise şunu belirtmek gerekir; Avrupa Parlamentosunun kesin kararına göre, inancı sebebiyle okullarda öğrencilerin başını örtmesi laikliğe aykırı değildir. Ama bu durum o yasakçı zihniyetlerde herhangi bir şey uyandırmaz, bu zamana kadar da uyandırmadı.</p>
<p>BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 26. Maddesi, &#8220;herkesin, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet ya da doğuştan kaynaklanan herhangi bir ayrım&#8221; olmaksızın kanun önünde eşit olduğunu belirtir.</p>
<p>Ayrıca Birleşmiş Milletler Eğitim Hakkı Özel Raportörü, üniversitelerde başörtüsü yasağının, kadınların eğitim ve öğretim olanaklarına erişim hakları açısından ayrımcı bir düzenleme olduğu konusunda Türkiye hükümetini uyarmıştı.</p>
<p>Görüldüğü gibi ne TC Anayasasında, ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ne Birleşmiş Milletler tarafınca ne de Avrupa parlamentosunda bu durum olumlu görülmemiştir… Hukuki olarak bu yasağı savunan hiçbir madde yoktur.</p>
<p><em><strong>Kamusal Alan Tartışması</strong></em></p>
<p>Teorik olarak da pozitif siyasette de çok tartışılan bir konu olduğu kesin kamusal alan kavramının. Fakat bunu bir yasak sebebi olarak göstermek çok saçma, akla mantığa sığmayan bir durumdur. Bu da aynı şekilde yasağa zemin arama arayışları veya daha doğru bir kavramla çırpınışlarıdır.</p>
<p>Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Prof.Dr. Atilla Yayla kamusal alanı 3 soru ile izah etmeye çalışmış. Bu sorulara verilecek birkaç basit örnek ile bu tartışmalara son vermek mümkündür.</p>
<p>Kamusal alan;</p>
<p>1)	Egemenliğin bir yansıması olarak, kamu otoritesinin geçerli olduğu her alan mıdır?<br />
2)	Bir kamu görevinin ifa edildiği yer midir?<br />
3)	Bir kamu görevlisinin bulunduğu mekân mıdır?<br />
“İlk durumu ele alırsak; toplum hayatında kamu otoritesi teorik olarak her yerde geçerlidir. Meselâ, sokaklar da kamu otoritesinin geçerli olduğu yerlerdir, öyleyse, sokakta da başörtüsünün yasak olması gerekir.</p>
<p>Evimiz elbette bizim özel alanımızdır, lâkin orada da, duruma bağlı olarak, kamu otoritelerinin yetkileri vardır. Eşinize veya çocuğunuza kötü muamele ederseniz, kamu adına evinize müdahalede bulunulabilir. Yâni eviniz de bir kamusal alana dönüşebilir. Bu durumda, evlerde bile başörtüsü yasağının bulunması gerekmez mi?</p>
<p>İkinci durum düşünülürse; Önce sormamız lâzım: Bir kamu görevlisinin fiilen görev yaptığı her yer bir kamusal alan mıdır? Eğer böyleyse ve yasak kamusal görev veya hizmet alanlarını kapsayacaksa, üniversiteler yanında parklar, vergi daireleri ve hastaneler de başörtüsünün yasak olduğu yerler arasında olmalıdır.</p>
<p>Son durumu düşündüğümüzde ise; devlet memuru akşam evine vardığında orası da kamusal alan olur ve eşinin başörtüsünü çıkarması gerekir!</p>
<p>Veya şu söylenebilir; Kamu görevlisinin bir kamu göreviyle bulunduğu mekân kamusal alandır. Lâkin bu da problemi çözmeye yetmez. Meselâ, Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı bir hemşire bir aşı kampanyası vesilesiyle bir köye gitse ve köy meydanında topladığı kişilere aşı yapsa, bu o köyü veya köy meydanını kamusal alana çevirir ve hem hemşirenin hem de köylü kadınların başının açık olmasını mı gerektirir?”</p>
<p>Üç ihtimalde de görüldüğü gibi kamusal alan tartışmaları yersiz ve saçmadır. Hiçbir şekilde bu bahane edilerek başörtüsüne yasak getirilemez. Bu tip anlayışlara göre Türkiye’de kamusal alan genişledikçe özgürlük alanı daralmakta/kısıtlanmaktadır. Bu da hukuk devleti için kabul edilebilir bir durum değildir.</p>
<p><em><strong>Başörtüsü Laikliği Engeller mi?</strong></em></p>
<p>Laiklik kavramı; ülkemizde her daim tartışılan ve bazı kemikleşmiş, kör muhalefet yapan kesimler tarafından başları sıkıştıkça kullandıkları kavramdır. İlkokuldan beri din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir kavram olarak öğretilen ve bu sayede yeni yetişen kuşağı da şimdiki nesil gibi bilinçsiz yetişmesinde sebep olan kişi, kurum ve kuruluşlar; bu kavramı yıllardır belli başlı konular karşısında kendi savunmalarını yaparmış gibi ısıtıp önümüze koymuştur. Her daim “elden gidiyor” denilen hâlbuki elimizde bile tam anlamıyla tutamadığımız/tutturulmasına izin verilmeyen bir kavram laiklik. Eğer elimizde laiklik olsaydı başörtüsü yasağı gibi bir sorun da yaşamıyor olurduk. Çünkü laiklik ilkesi böyle bir yasakçı zihniyete “evet” diyen bir ilke değildir. Ve bu yasağa evet diyenlerin de yasal zemin olarak aradıkları, her daim övündükleri bir ilke de değildir.</p>
<p>Laiklik; devletin, çeşitli dinler karşısında maksimum tarafsızlığını gerektiren bir ilkedir. Kim olursanız olun ister Hristiyan olun ister Musevi olun veya Allah’a inanmayın, hangi ırk, mezhepten olursanız olun; bu çeşitlilik arasında laikliği benimseyen bir devletin pozitif veya negatif ayrımcılık yapmamasını gerektirir. Yani başı açık olan ile başı kapalı olan da aynı vatandaştır ve aynı haklara sahiptir. Ne başı açık olana herhangi bir mevkide/konumda bir pozitif ayrımcılık yapılmalı ne de başı kapalı diye bireylere negatif ayrımcılık yapılmalı. Başı kapalı diye üniversitelere alınmayan gençlerin durumu tamamen bir ayrımcılıktır. Bu hem laiklik ile hem ahlak kurallarıyla hem de hukuk devletiyle bağdaşmaz.</p>
<p>Şu da bilinmesi gerekir; başörtüsü takan kişiler bunu siyasi bir simge olsun diye değil, örtünmenin Allah’ın emri ve bir din görevi olduğuna inandıkları için takıyor ve yasağa da bu yüzden karşı çıkıyorlardır. Çünkü laikliği benimseyen bir sosyal ve hukuk devletinin; vatandaşlarının dinlerine saygı duyması gerekir ve onların ibadetlerini gerçekleştirebileceği imkânlar sunması gerekmektedir. Fakat halen var olan yasak göstermektedir ki TC devleti bunu yapmamaktadır. İbadet kavramından sadece namaz kılmak, hacca gitmek vs. anlaşılmamalıdır. Başörtüsü takmak da bir ibadettir. Ve ibadet hakkını istemek dolaylı olarak kısıtlanan özgürlüğünü istemek her bireyin en doğal hakkıdır.</p>
<p>Savundukları kavramı tam anlamıyla bilmeyen bu antidemokratik yasakçı zihniyetler her daim bu kavramı başörtüsü yasağına yasal zemin aramak için kullanmış ve bundan sonra da ömürleri yettiği müddetçe kullanmaya devam edeceklerdir. Bunlara kendileriyle özdeşleştirdikleri özgürlük, laiklik, eşitlik, insan hakları gibi kavramları tam anlamıyla anlatmak kolaydır fakat zihinlerine yerleştirmek, anlatılanları kabul ettirmek çok zordur. Çünkü yaptıkları tek şey at gözlükleri olaylara bakmak ve çözümsüzlük üzerine kör muhalefet yapmaktır.</p>
<p><em><strong>Sonuç</strong></em></p>
<p>“21. yüzyılda kadın haklarından, çağdaşlaşmaktan, insan haklarından ve demokrasiden en çok bahsedilen bir dönemde halen başörtülü kadınların ne zaman, nereye girip nereye giremeyecekleri, hangi hakları kullanıp hangilerini kullanamayacakları ve hatta kimin eşi olduklarında sorun çıkıp çıkmayacağı Türkiye’nin en çok konuşulan konusu olmaya devam etmektedir.” Görüldüğü gibi gelinen nokta gayet vahimdir. Ne kamusal alan tartışmaları bu yasağa sebeptir ne laiklik ilkesi. İşi hukuk konusu haline getirmek isteyenlerde öncelikle ulusal ve uluslar arası alanda gerekli kanun ve yasaları okumaları gerekmektedir.</p>
<p>Yükseköğretim kurumlarındaki var olan başörtüsü veya türban yasağı uygulaması, Türkiye’deki vesayetçi-otoriter rejimin, antidemokratik, yasakçı zihniyetin bir ürünüdür.</p>
<p>Demokrasi mücadelesi veren ülkemizde televizyonlarda “türbanlı bir öğrenciye hak ettiği notu vermeyeceğini&#8221; ifade eden rektörler ya da “Türbanlı bir öğrenciye ders vermek istemediğini” beyan eden öğretim görevlileri olduğu sürece, yasağın kaldırılması için mecliste üçte iki çoğunlukla kabul edilen ama uygulanamayan akıl ve hukuk dışı olaylar olduğu müddetçe, koca ülkenin başbakanının eşini hasta ziyaretine sırf başındaki örtüden dolayı kabul etmeyen zihniyetler olduğu sürece elbette bu mücadele sekteye uğrayacaktır, yara alacaktır. Fakat bu sekteler özgürlük yolunda kalıcı engeller olmamalıdır. Ve özgürlüğe ulaşana dek bu dava hem mağdurlar tarafından hem de insan haklarını savunan her vatandaş tarafından savunulmalıdır.</p>
<p>Bir insan hakkı ihlâlinin olduğu yerde, yapılması gereken tek şey, hemen bu ihlâlin önlenmesi, ortadan kaldırılmasıdır. Daha refah ve huzurlu bir devlet için, sosyal ve hukuk devletinin gereklerini tam anlamıyla yerine getirmek için bu yasak derhal kaldırılmalıdır.</p>
<p><em><strong>Talha Dereci<br />
06.02.2010</strong></em><br />
<a href="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn-Yasak%C3%A7%C4%B1-Zihniyetle-S%C4%B1nav%C4%B1.pdf" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-1172" title="Yazıyı PDF olarak oku ve indir!" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/03/1127355Acrobat_PDF__GANT_st.jpg" alt="Yazıyı PDF olarak oku ve indir!" width="101" height="101" /></a></p>
<p>Yazıyı PDF formatında okumak ve indirmek için resme tıklayınız.<em><strong><br />
</strong></em></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html&amp;t=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/1166" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.htmltitle=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html&amp;title=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn+Yasak%C3%A7%C4%B1+Zihniyetle+S%C4%B1nav%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Yasak%C3%A7%C4%B1%20Zihniyetle%20S%C4%B1nav%C4%B1&amp;body=Baz%C4%B1%20yasak%C3%A7%C4%B1%20ve%20antidemokratik%2C%20entelekt%C3%BCel%20g%C3%B6z%C3%BCken%20ki%C5%9Filer%20taraf%C4%B1ndan%20kabul%20edilmese%20de%3B%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20gerek%20demokratikle%C5%9Fme%20gerekse%20di%C4%9Fer%20belli%20ba%C5%9Fl%C4%B1%20alanlarda%2Fsekt%C3%B6rlerde%20gelinen%20noktalar%2C%20eskiye%20nazaran%20epey%20bir%20ilerleme%20g%C3%B6stermektedir.%20Fakat%20ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC%20yasa%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20kald%C4%B1r%C4%B1lma - http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ozgurlugun-yasakci-zihniyetle-sinavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Solu Nereye Gidiyor?</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 23:57:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[sol analizi]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[türk solu nereye gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[türk solunun analizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1116</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1117" title="türk solu" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2010/01/türk-solu-206x300.jpg" alt="türk solu" width="206" height="300" />Bir arkadaşım başlığı kastederek “Neden sol nereye gidiyor?” diye yazmadın da Türk Solu ibaresini kullanmayı tercih ettin diye sorduğunda “asıl mesele burada işte” dedim içimden… At gözlüğünü çıkarıp, hayata biraz daha bilimsel ve objektif bakıldığında şu kanıya varacağız; “sol” dediğimiz kavram dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde yaşansa veya uygulansa bile, ülkemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’deki Sol’un dünyadan apayrı bir konumda olduğunu görürüz…</p>
<p>Evet, sol her tarafta aynı şekilde yaşanmıyor. Ve sol kavramı tıpkı diğer siyasi terimler gibi gün geçtikçe alt dallara ayrılıyor. Türkiye’ye bunun yansıması Kemalist sol, muhafazakâr sol, ideolojik sol, ulusal sol vb. şekildeki kavramlar şeklinde olmuştur.<span id="more-1116"></span></p>
<p>Dünyadaki görüşte bu kadar keskin midir bilmiyorum fakat ülkemizde “sol” ve sol’dan türeyen kelimelere karşı bir antipati olduğu aşikardır. Bunun sebebi de Türkiye’de birçok defa siyaset malzemesi olmuş ve Türk halkının çok hassas olduğu din konusudur.</p>
<p>Hâlbuki politika terimi olarak sol ile din terimi olarak kullanılan sol ayrı şeylerdir. Aslında üzerinde konuştuğumuz kavram basit bir oturma düzeninin sonucudur. Fransız İhtilali sonrası kurulan parlamentoda özgürlüklerin destekçisi olan burjuvalar genellikle başkan koltuğunun solunda oturmaktaydılar. Değişimlere karşı çıkmakta olan soylular ise sağda otururlardı. Bugün Fransız parlamentosunda bu gelenek hala devam ediyor. Politikadaki terimi bu iken, dini alanda sol kelimesi biraz daha ilginç yönde. Wikipedia’dan aldığım bilgiye göre; “dinlerde kötü, pis, ahlaksız kabul edilen şeyler sol taraf ile özdeşleştirilmiştir. Latince kökenli sinister (kötü) kelimesinin diğer anlamları, &#8220;sol&#8221; ve &#8220;şanssız&#8221;dır. Yine İbranice’de &#8220;smowl&#8221; (sol) kelimesi aynı zamanda &#8220;karanlık&#8221; anlamına gelir. İslam’da pis, kötü kabul edilen şeyler (taharetlenmek vb.) sol el, sol ayak ile yapılır.”</p>
<p>Yaftalamanın ve “çamur at izi kalsın” mantığının hüküm sürdüğü Türkiye&#8217;de “sol” dediğimiz gruplar “sağ” grupları “dinci, cemaatçi, tarikatçı, gerici, şeriatçı” gibi kelimelerle anarken; “sağ” gruplarda “sol”u “dinsiz, imansız, Allahsız, kitapsız” olarak görmüş ve o şekilde anmıştır.</p>
<p>Türkiye’de sol deyince aklıma CHP gelmiyor son 3-4 yıldır. Azınlıkta olan TKP, İP, DSP, ÖDP, EMEP ve adında sosyalist, Marksist, devrim ve Lenin kelimeleri geçen varlığı ve yokluğu bir olan gruplar geliyor aklıma daha çok. Hatta Wikipedia’da “Türkiye’de Sol Gruplar” adı altında CHP ismi yok. Ama maalesef yıllardır meclis çatısı altında, muhalefet olarak bulunan ve yerinden memnun olan, “sol” kesimin büyük oylarını almış CHP olunca, Türkiye’deki solu, o parti üzerinden konuşmak zorunda kalıyoruz. Yaptığı konuşmalar ve olaylara karşı koyduğu tavırlar doğrultusunda tartışabilme fırsatımız oluyor Türk Solu’nu…</p>
<p>İktidar ve muhalefet partilerinin ideolojik terimlerinin yer değiştirdiği şu zamanda CHP&#8217;yi anlayabilmek çok zor. Dünyanın neresine giderseniz gidin, aklıselim bir adama “sol” hakkında birkaç şey söyle deseniz, size; “eşitlik, özgürlük, kardeşlik, demokrasi, insan hakları” gibi klişe olmuş/oldurulmuş kelimeleri söyleyebilir. Bu kelimeler ile Tük Solu’nun şimdiki -teorikte- temsilcisini, yani CHP’yi, bir araya getiriyorum ve ikisini analiz etmeye, ortak noktalarını bulmaya çalışıyorum…</p>
<p>İnsan hakları… Mustafa Erdoğan Anayasal Demokrasi adlı kitabında bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır; “İnsan hakkı; hangi ulus, etnik, dini, zümrevi veya mesleki topluluktan olursa olsun, her kişinin yalnızca insan olmak itibariyle sahip bulunduğu değeri korumaya dönük eylem potansiyelinin başkalarınca tanınmasını ve her çeşit dış müdahaleye karşı korunmasını gerektiren en üstün ahlakî iddia veya taleptir.” Tanım üzerinden gidersek; “sahip olduğu değeri korumaya dönük eylem potansiyelinin başkalarınca tanınması” tabirinde kişilerin değerlerine her ne olursa olsun saygı gösterilmesini belirtir insan hakları. CHP’nin türban/başörtüsü konusundaki tutumunu düşününce çok rahatça “insan haklarından bir haber” diyebiliyorum. Hâlbuki insan haklarını savunan bir sol parti başörtüsü yasağına “hayır!” diyebilmelidir, yasağı getirmeye çalışan zihniyet olmamalıdır. Çünkü solun temelinde insan hakları vardır, özgürlük vardır, eşitlik vardır. Trajikomik bir durumdur;  üniversiteye giren bayanın başını açmasını istemek fakat vergi dairesine giden bayandan aynı şeyi beklememek… Hele ki bu durumun gerekçesi olarak da “laikliği” sebep göstermek!</p>
<p>Üniversite öğrencisi okuluna başörtüsü ile girerek laikliğe zarar veremez. Veya ülkedeki laiklik kavramını yıkmak için başörtüsü takmaz. Laikliğe veya sisteme zarar vermeye çalışan bir adam, mesela; şeriat hükümlerince yönetilmek ister. Türk Medeni Kanunu’nda İslami yorumlara ve görüşlere yer verilmesini ister. Veya anayasayı değiştirip Kur’an-ı Kerim&#8217;i anayasa yapmaya çalışır. Ya da daha da ileri gidip başörtüyü iktidar eliyle ve kanunlarla destekleyecek şekilde ülkede mecburi hâle getirtmeye çalışır. Durum bu noktadaysa elbet birileri çıkıp “laiklik elden gidiyor!” deyip bir şeylerin yapılmasını istemelidir. Ama üniversiteye başörtüsüyle girmek isteyen bir gencin zihniyeti ile bu saydığım zihniyetler/istekler arasında hiçbir ortak yön yoktur. Nasıl ki başörtülü bayan başı açık ve mini etekli bayanlara bir şey demiyorsa ve onlara saygı gösteriyorsa, aynı şekilde kendisine de davranılmasını ve saygı duyulmasını da istemektedir. Bu durum insan haklarının ve özgürlüğün gereğidir. Yani teorikte Sol’un temel taşları…</p>
<p>Demokrasidir ve ilerlemedir sol… Düşünüyorum da türban konusunda gayet demokratik (!) davranan CHP, aynı tavrını darbeci generalleri destekleyerek de yapmıştır! Darbelerle ve darbecilerle ilişkili olan bir parti asla “sol” olamaz. Solun değerleri buna uygun değildir, cuntacılıkla bağdaşmaz. 12 Eylül, 28 Şubat övünmek için kullanılamaz. Zamanın darbeci generallerini, kendi görüşlerindenmiş gibi gösterip başına “solcu”, “Atatürkçü” gibi kelimeler getirerek yere göğe çıkarılamaz.</p>
<p>Aynı tavır anayasa konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu ülkede anayasa sorunu vardır. Evet, bir darbe anayasasıdır kullandığımız. Ve darbe zihniyetini kaldırmak gerekir, onu baş tacı yapmak değil. Onu kaldırmaya kalkışanları engelleyerek sadece geriye gidersiniz veya yıllardır yaptığınız gibi yerinizde sayarsınız. Ve buna da “istikrar” dersiniz. Hâlbuki “sol” hep ileri gitmektir. Çağdaş olmak, ilerleyen zamana ayak uydurabilmektir…</p>
<p>Sol; söylemlerle kalmak değil, icraatlar yapmaktır. CHP, her fırsatta muhalefet olmanın verdiği yetkiden olsa gerek sade ve sadece iktidara laf yetiştirmeye çalışmıştır. Bir günden bir güne elle tutulur bir proje ürettiği görülmemiştir. Her projeyi anayasa mahkemesine taşımıştır. Parti binası ile anayasa mahkemesi arasında mekik dokuyan bir muhalefet partisi görüntüsü&#8230; Ülke insanına hizmet için mi ordadır yoksa o vatandaşı zor duruma düşürmek için mi? Bu soruyu kendilerine samimi bir şekilde sormak ve cevabını bulmak durumundadırlar. İktidarın yanlışlarında muhalefet edeceği yerde susarken, yapılan olumlu şeylerde her daim sesini yükseltmiş ve kör muhalefetini yapmıştır. Fakat “sol” bununla uyuşmaz. Sol üretmektir, icraatlar gerçekleştirmektir.</p>
<p>Şu noktada üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır; siyasetin alternatifi… Ülkemizde siyasetin alternatifi çoğu zaman asker olarak görülmüştür. Ortalama olarak 10-15 yılda bir, bir şekilde darbe yapan veya darbeye teşebbüs eden zihniyetler, demokratik ortamlarda yapamadıklarını veya onları yapmaya hakları olmadığı için (üniforma ile siyaset yapmak/yapmaya çalışmak) siyasete alternatif olarak başka yollara başvurmuşlardır. Hâlbuki sol veya sağ fark etmez, olması gereken şey; siyasetin alternatifinin siyaset, siyasetçinin alternatifinin siyasetçi olmasıdır. Fakat ülkemizde ne zaman olması gereken olmuştur o da ayrı bir mevzudur. Siyasetçileri sevmeyen zihniyet onları asarsa ve asanları da destekleyen zihniyetler varsa, zaten burada ister sağ olsun ister sol fark etmez, o ülkenin daha alacağı çok yol vardır…  Bu noktada siyasette yapamadığı veya gücünün yetmediği durumlarda “askere sığınan zihniyet”i de unutmamak gerekir. Bu durumdaki kişiler, yıllarca birilerinin pohpohlaması ve desteğiyle o makam ve koltuklara geldiği için, zorlarına giden bir şeyler olduğunda veya güçlerinin yetmediği bir durumla karşılaştığında; laikliği bahane ederek, orduyu göreve çağırmışlardır. Bu zihniyet de onların ne kadar aciz olduğunun göstergesidir.</p>
<p>Atatürk üzerinden siyaset yapmak da CHP’nin en iyi başardığı şeydir. Türk siyasetinde iki kavram her daim kuvvet göstergesi olmuştur; Atatürk ve din. Cumhuriyet tarihi boyunca her parti bir şekilde ya Atatürk üzerinden ya da din üzerinden siyaset yapmış ve oy toplamaya çalışmıştır. Hâlbuki bu iki kavram da siyaset üstü kavramlar olarak kalmalıdır. Yıllardır “Atam İzindeyiz!” diyerek yerinde saymamalıdır CHP. Atatürk kendi zamanında yapılması gerekenden fazlasını yapmıştır zaten. Artık o yapılanları üzerine bir şeyler ekleme zamanı çoktan geldi de geçmiştir… Ata’nın izinde gitmek değil, izinin gösterdiği yolda onu geçmektir mühim olan. Sol’dan da beklenen ve ona yakışacak olan da budur.</p>
<p>Durum bundan ibarettir. Ülkede “sen solcu musun?” gibi tuhaf bir şekilde sorulan sorular varken ve cevaba göre hemen arkasından bir “ötekimiz” konumuna sokturan zihniyetler olduğundan dolayı; Sol’un gerçek değerleri ile pratiğe yansımış halini dilim döndüğümce belirtmeye çalıştım. Türk Solu dünyadaki sollardan bambaşka bir soldur. Ve doktrinde solun özelliklerini taşıyan kavramların asla yakınından geçmemiştir. Bunun olmasındaki temel etken, CHP’nin yanlış/kör muhalefeti ve ülke zemininin büyük bir kısmının sola uymaması, onun tabanına zıt düşmesidir. Buna rağmen; solun gerçek değerlerini başarılı ve objektif bir şekilde yapabilecek/uygulayabilecek bir parti, Türk siyasetinde uzun soluklu olabilir.</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
22.12.2009<br />
Trabzon</strong></p>
<p>&#8212;</p>
<p>Bu yazı aynı zamanda aylık düşünce dergisi olan <a href="http://www.tevatur.net/" target="_blank">Tevatûr E-Dergi</a>si&#8217;ne kapak konusu olmuştur&#8230;</p>
<p><object style="width:600px;height:434px" ><param name="movie" value="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf?mode=embed&amp;documentId=100112213528-aeb7625d771f4f16aed1a317b25d914e&amp;docName=tevatur0110&amp;username=karbonizma&amp;loadingInfoText=Tevat%C3%BCr%20Ocak%202010&amp;showFlipBtn=true&amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Flight%2Flayout.xml&amp;pageNumber=12" /><param name="allowfullscreen" value="true"/><param name="menu" value="false"/><embed src="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf" type="application/x-shockwave-flash" style="width:600px;height:434px" flashvars="mode=embed&amp;documentId=100112213528-aeb7625d771f4f16aed1a317b25d914e&amp;docName=tevatur0110&amp;username=karbonizma&amp;loadingInfoText=Tevat%C3%BCr%20Ocak%202010&amp;showFlipBtn=true&amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Flight%2Flayout.xml&amp;pageNumber=12" allowfullscreen="true" menu="false" /></object></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html&amp;t=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?+-+http://www.talhadereci.com/1116" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.htmltitle=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html&amp;title=T%C3%BCrk+Solu+Nereye+Gidiyor?" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=T%C3%BCrk%20Solu%20Nereye%20Gidiyor%3F&amp;body=Bir%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20ba%C5%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kastederek%20%E2%80%9CNeden%20sol%20nereye%20gidiyor%3F%E2%80%9D%20diye%20yazmad%C4%B1n%20da%20T%C3%BCrk%20Solu%20ibaresini%20kullanmay%C4%B1%20tercih%20ettin%20diye%20sordu%C4%9Funda%20%E2%80%9Cas%C4%B1l%20mesele%20burada%20i%C5%9Fte%E2%80%9D%20dedim%20i%C3%A7imden%E2%80%A6%20At%20g%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BC%20%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1p%2C%20hayata%20biraz%20daha%20bilimsel%20ve%20objektif%20bak%C4%B1ld%C4%B1%C4%9F%C4%B1nda%20%C5%9Fu%20kan%C4%B1ya%20 - http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/turk-solu-nereye-gidiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cesurca Gidebilmek ve Kalmanın Anlamı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 13:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemelerim]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cesurca Gidebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[kalmanın anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[
Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…
Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1011" title="ayrılık" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/10/AYRILIK_VAKT-300x204.jpg" alt="ayrılık" width="239" height="180" /></p>
<p>Uzun bir zaman sonra yine yazıyorum. Sahi ne kadar oldu yazmayalı? Bir sebebi var mıydı? Hem yazmalı mıydım sanki? Ne fark edecekti? “Yine başladın sorular sormaya” dediğini hissediyorum… Ne sen değiştin ne de ben…</p>
<p>Sondan başlayım istersen. Bu sefer bilinenlerin dışına çıkalım ne dersin? Sınırları aşalım. Yıkalım tabularımızı. Ne varsa açıklayalım. Açıksa da yazalım, günahsa da… En can alıcı sorudan başlayalım; “Mutlu muyuz?” <span id="more-1010"></span></p>
<p>Bakma öyle kolay yazıldığına ve bakma ağızdan birkaç hareketle çıktığına. Bir bilsen ne ıstıraplar var bu sorunun altında ve ne acılar&#8230; Sıkıntıya gebe bir ömür var belki de bu sorunun altında. Yine soruyorum; “Mutlu muyuz?”</p>
<p>Kandırmayalım birbirimizi a kadın! Bak gözlerime… İlk kez “seni seviyorum” dediğin günkü gibi bak bana. Ve içimi acıtsa da söyle bana… “Mutlu değilim…” Çevirme yüzünü be! Bırak da son bir kez bakayım o yüzüne. Dar vakitlere ömür sığdırdığımız ama hiçbir şekilde “biz” olamadığımız anların hatırına bırak da son bir kez bakayım… Günahı bana sevabı sana… Ve bir daha söyle bana mutlu muyuz? “Hayır…”</p>
<p>Yine titremeye başladın. Bakma bu kadar soğukkanlı olduğuma. Ve bakma bu kadar normal karşılıyormuş gibi durduğuma. İçimde ne fırtınalar kopuyor bir bilsen… Ne duvarlar yıkıyorum, ne yangınlar yakıyorum, ne fırtınalar estiriyorum… Ne çok isterdim bilir misin o titrek elleri tutabilmeyi… Ve bir an olsun her şeyi unutabilmeyi… Geçmişi ve bugünü… Elini tutup titremesini dindirebilmeyi… Dindiremezsem beraber titremeyi…</p>
<p>Ve soruyorum yine sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”</p>
<p>Suçluymuşsun gibi yerdeki mermerin desenlerini inceleme. Kaldır başını ve söyle. Cesaretini topla… Tıpkı ilk busedeki gibi… Hatırlar mısın o anı? Cesaretinin günaha ağır bastığı anı hatırlar mısın? O cesaretle bir aşka hayat verdiğini bilir misin? Bir aşkı yeni baştan yarattığını bilir misin? İşte o cesaretle ver bana cevabını. Soruyorum sana; “Birbirimize güveniyor muyuz?”</p>
<p>“Hayır!” dedin demi… Fevri mi davranıyorsun acaba? Ona da mı “hayır”… Yine her zamanki ciddiyetindesin yani… Ne olur sanki hayır deyip de baksan yüzüme ve kalksan sarılsan… Zor mu bu kadar? Bir kalbi deşmektense bir ömrü kurtarabilmek bu kadar elindeyken zor mu yani? Nerede o güven? Hangi kavgada yitirdik? Hangi defterin satır aralarına hapsettik onu? Hangi bankta unuttuk onu? Hangi sigara külüyle uçup gitti bizden? Tamam sormuyorum… Sordukça ve sorguladıkça ya batıyorum… Ya da battığım yerden yerin dibine giriyorum. Belki de kat be kat yükseliyorum ama ne fayda… Yitirilen güvenken konum yükselse ne fayda… Bir daha söyle bana birbirimize güveniyor muyuz? “Hayır…”</p>
<p>Gözyaşların bir an asabiyete büründüğünde “Ben bu insanı tanıyor muyum?” dedim kendi kendime… Sahi tanıyor muydum seni? Kimdin? Nelerden hoşlanırdın? Benden önce neydin benden sonra ne oldun? Bir “hiç” miydin çoğu zaman benim gibi. Yoksa “her şey” miydin mutlu anlarımda olduğum gibi? Neden çıkmıştın karşıma? Kaderim miydin? Bu kadar zor muydu benim kaderim. Hani kendimiz yazıyorduk kaderimizi? Hani insanın elindeydi mutluluğu da huzuru da? Neden her defasında zor olanı seçtim. Bunun sebebi ben miydim? İçimde zoru ve acıyı seven biri mi vardı? Yoksa seni seven mi? Sen acı mıydın?</p>
<p>Ve soruyorum yine sana ve bu son soruşum olacak… Tıpkı sana verdiğim son söz gibi. Sana dair alacağım son karar. Belki son hakaretim, belki son bağırışım… Belki son “seni seviyorum”um… Kim bilir belki son nefesim… Soruyorum sana; “Beni seviyor musun?”</p>
<p>Deme bana şu klişe lafı… “Sevmek her şeyi çözmüyor” deme… “Aşk karın doyurmaz” deme Türk filmlerindeki gibi… Kafa yapılarımız aynı değil derken “Ayrı dünyaların insanlarıyız”ı kastediyorsun ama unutma “aynı dünyaya bakıyoruz”… Sevmek yetmiyor deme… Fedakârlık gerekiyor, uygulamaya geçmek lazım, seviyeyi korumak lazım, zamanında gerekenleri yapmak lazım deme bana… Seven zaten bunları yapar. Diyebiliyor musun eskisi gibi “Seni seviyorum” diye… Var mı cesaretin buna. Kalbin daha fazla dayanabilir mi sevgiye… Kalbin daha fazla dayanabilir mi acıya… “Sevgi acı değildir” deme bana… Ya en baştan beri çok iyi beceriyoruz bu sevgiyi… Ya da acıya dayanabilecek kuvvetimiz varmış… Şimdi soruyorum sana ; “Seviyor musun beni?”</p>
<p>“Hayır!”…</p>
<p>Demek artık karar verdin ve “git” dememi bekliyorsun. Yoksa bu bir bahane mi? Git demekle gitmek bu kadar kolay mı? Bir anda her şeye veda etmek… Varlığını inkâr etsek de yılları boşa saymak? “Evet, çok kolay” deme bana… Yapma Allah aşkına… Sen misin karşımdaki? Kim konuşturuyor seni a kadın? Aklın mı, kalbin mi? Demek “zaten mutlu bir aşkımız da yok” diyorsun… Daha neler verebilirdik ki bu aşka? Daha neler vermeliydik ki “mutlu bir aşk olmalı”ydı? Canı toprağa mı gömmeli?</p>
<p>Mutlu değilsek, birbirimize güvenmiyorsak ve beni sevmiyorsan…</p>
<p>“Git” dememle ardına bile bakmadan gideceksen, kendinde buluyorsan bu cesareti hiçbir yerde bulamadığın kadar, kalmanın da bir anlamı yok zaten…</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Talha Dereci<br />
30.09.2009<br />
ANKARA</strong></span></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html&amp;t=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/1010" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.htmltitle=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html&amp;title=Cesurca+Gidebilmek+ve+Kalman%C4%B1n+Anlam%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Cesurca%20Gidebilmek%20ve%20Kalman%C4%B1n%20Anlam%C4%B1&amp;body=%0D%0A%0D%0AUzun%20bir%20zaman%20sonra%20yine%20yaz%C4%B1yorum.%20Sahi%20ne%20kadar%20oldu%20yazmayal%C4%B1%3F%20Bir%20sebebi%20var%20m%C4%B1yd%C4%B1%3F%20Hem%20yazmal%C4%B1%20m%C4%B1yd%C4%B1m%20sanki%3F%20Ne%20fark%20edecekti%3F%20%E2%80%9CYine%20ba%C5%9Flad%C4%B1n%20sorular%20sormaya%E2%80%9D%20dedi%C4%9Fini%20hissediyorum%E2%80%A6%20Ne%20sen%20de%C4%9Fi%C5%9Ftin%20ne%20de%20ben%E2%80%A6%0D%0A%0D%0ASondan%20ba%C5%9Flay%C4%B1m%20istersen.%20Bu%20sefer%20bilinenlerin%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1n - http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/cesurca-gidebilmek-ve-kalmanin-anlami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medya İletişim Bölümü &amp; New Jersey’e Türk Valisi</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 09:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[amerika- new jersey]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetçi parti]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim öğretim yılı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp cerrahı]]></category>
		<category><![CDATA[medya ve iletişim b bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet öz]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet öz new jersey valisi]]></category>
		<category><![CDATA[Oprah Winfrey Show]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler bölümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=990</guid>
		<description><![CDATA[2009-2010 Eğitim Öğretim yılı bugün açıldı. Herkeste bir telaş&#8230; Çocuklarını okula yazdırma uğraşları var velilerde ve çocukların da içten içe yeni bir ortama gireceği ve uzun yıllar bu tip ortamlarda bulunacağının korkusu… Kırtasiyeler ağzına kadar dolu. 1.sınıfa başlarken ki anlar aklıma geldi. Okulun ilk günü deyince aklıma ellerinde beslenme çantası ve suluk, sırtlarda kendi ağırlıklarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-996 alignright" title="Mehmet Öz ve Medya İletişim" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/Mehmet-Öz-ve-Medya-İletişim.jpg" alt="Mehmet Öz ve Medya İletişim" width="249" height="208" />2009-2010 Eğitim Öğretim yılı bugün açıldı. Herkeste bir telaş&#8230; Çocuklarını okula yazdırma uğraşları var velilerde ve çocukların da içten içe yeni bir ortama gireceği ve uzun yıllar bu tip ortamlarda bulunacağının korkusu… Kırtasiyeler ağzına kadar dolu. 1.sınıfa başlarken ki anlar aklıma geldi. Okulun ilk günü deyince aklıma ellerinde beslenme çantası ve suluk, sırtlarda kendi ağırlıklarından daha ağır bir çanta taşıyan, ütülü önlükler giymiş gözyaşı döken 6-7 yaşlarındaki çocuklar topluluğu geliyor. Ve velilerin mutlaka sınıfın içinde çocuklarını beklediği ve o ortama alıştırmaya çalıştığı günler… Her çocuğun birbirine şüpheli gözlerle baktığı anlar ve bir an önce eve gitsem diye düşünülen ve bu isteği belli etmek için daha da avazı çıktığı kadar ağlayan çocuklar… Ben hiç ağlamadım aksine anne babamın da yanımda olmasını istemezdim… Güzeldi…<span id="more-990"></span></p>
<p>O yıllar süren okuma dönemleri üniversiteye dayandı. Olduk 3.sınıf&#8230; Trabzon’da geçen 2 yıla şöyle bir baktığımda “Ah be zaman!” dememek içten bile değil. Gün gelecek yine bu sitede -Allah ömür verirse- mezuniyeti yazacağım.</p>
<p>İş imkânları kısıtlı olunca malumunuz mezun öğrencilerin tam donanımlı birer robot olmaları gerekiyor ki işe girebilsinler… Tek değil birden fazla yabancı dil, bir sürü sertifika, KPSS puanı, not ortalaması, hitabet vs vs. Anlayacağınız çok işimiz var. Bu süreç doğrultusunda bende ikinci bir üniversite okuyayım diye açıköğretim başvurma kararı aldım. Bu sene <a href="http://www.anadolu.edu.tr/" target="_blank">Anadolu Üniversitesi</a> <a href="http://www.aof.anadolu.edu.tr/" target="_blank">Açıköğretim Fakültesi</a> bünyesinde 2 yıllık ve 4 yıllık yeni bölümler açıldı. 4 yıllık lisans programlarından Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü okumaya karar vermiştim. Daha sonra bu fikrimi değiştirdim ve önlisans Medya ve İletişim Bölümüne karar verdim. 26 Ekim’de başvurular başlıyor.</p>
<p>Bölüm hakkında Google Amca ile sohbet ettikten sonra tam benlik bir bölüm olduğuna karar verdim. Medya ve İletişim Programının genel amacı, öncelikle yerel medya sektöründe; iletişim becerilerine sahip doğru ve etkili iletişim kurabilen, halka doğru ve dürüst haber ileten, gazeteciliğin temel ilkelerine ve etik kurallarına uyan, etkin hizmet verebilecek yerel medya çalışanı yetiştirmekmiş. Tamamdır tam benlik <img src='http://www.talhadereci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ders programına baktım bir de. Alan dersleri de güzel. Temel derslerin dışında alan dersleri olarak; iletişim bilgisi, haberciliğin temel kavramları, temel bilgi teknolojileri, medya hukuku, iletişim ortamları tasarımı, haber yazma teknikleri, radyo televizyonda program yapımı, basın fotoğrafçılığı ve medyada çalışma hayatı gibi dersler var. Şimdiden güzel olacak gibi…</p>
<p>===</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_Öz" target="_blank">Prof.Dr.Mehmet Öz</a> ismini mutlaka duymuşsunuzdur. Amerika’da yaşayan dünyaca ünlü ve alanında çok başarılı bir Türk kalp cerrahı. Öz ABD’de o kadar meşhur olmuş ve seveni/destekleyeni var ki üyesi olduğu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet%C3%A7i_Parti" target="_blank">Cumhuriyetçi Parti</a>’den 2010 seçimlerinde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/New_Jersey" target="_blank">New Jersey</a>’e vali adaylığını koyacakmış. Harika bir şey. Bir Türk’ün Amerika’da bir vali olması, vali adayı olacak kadar sevilmesi ve desteklenmesi güzel bir şey. Altı yıldır <a href="http://www.oprah.com/index" target="_blank">Oprah Winfrey Show</a> adında ülkenin en çok izlenen talk şov programında da yer alıyor. Ve yakın zamanda kendi TV kanalını kuracakmış. Başarılarına başarılar katacağı aşikâr. Umarım resmen adaylığını koyar ve bu yolda başarılı olur. Kendisini o makamlarda görmek Türkiye adına da büyük bir artıdır.</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
24.09.2009</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html&amp;t=Medya+%C4%B0leti%C5%9Fim+B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%26%23038%3B+New+Jersey%E2%80%99e+T%C3%BCrk+Valisi" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Medya+%C4%B0leti%C5%9Fim+B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%26%23038%3B+New+Jersey%E2%80%99e+T%C3%BCrk+Valisi+-+http://www.talhadereci.com/990" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.htmltitle=Medya+%C4%B0leti%C5%9Fim+B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%26%23038%3B+New+Jersey%E2%80%99e+T%C3%BCrk+Valisi" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html&amp;title=Medya+%C4%B0leti%C5%9Fim+B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%26%23038%3B+New+Jersey%E2%80%99e+T%C3%BCrk+Valisi" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Medya%20%C4%B0leti%C5%9Fim%20B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC%20%26%23038%3B%20New%20Jersey%E2%80%99e%20T%C3%BCrk%20Valisi&amp;body=2009-2010%20E%C4%9Fitim%20%C3%96%C4%9Fretim%20y%C4%B1l%C4%B1%20bug%C3%BCn%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1.%20Herkeste%20bir%20tela%C5%9F...%20%C3%87ocuklar%C4%B1n%C4%B1%20okula%20yazd%C4%B1rma%20u%C4%9Fra%C5%9Flar%C4%B1%20var%20velilerde%20ve%20%C3%A7ocuklar%C4%B1n%20da%20i%C3%A7ten%20i%C3%A7e%20yeni%20bir%20ortama%20girece%C4%9Fi%20ve%20uzun%20y%C4%B1llar%20bu%20tip%20ortamlarda%20bulunaca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20korkusu%E2%80%A6%20K%C4%B1rtasiyeler%20a%C4%9Fz%C4%B1na%20kadar%20dolu.%201.s%C4%B1n%C4%B1fa%20b - http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/medya-iletisim-bolumu-new-jerseye-turk-valisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan&#8217;a Attığım Mail</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 12:10:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan'a mail]]></category>
		<category><![CDATA[niye]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi makaleleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan &#8220;Niye?&#8221; adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; 
&#8212;
* Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle…
Selamlar&#8230;
Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe yazarının nasıl biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1198" title="ahmet-altan" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/ahmet-altan1.jpg" alt="ahmet-altan" width="241" height="158" />13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan <a href="http://taraf.com.tr/makale/7380.htm" target="_blank">&#8220;Niye?&#8221;</a> adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; <span id="more-938"></span></p>
<p>&#8212;</p>
<p>* Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle…</p>
<p>Selamlar&#8230;</p>
<p>Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe yazarının nasıl biri olduğunu kendi gözlemlerim doğrultusunda kavramışım. Bu sebeple hangi gazete nasıldır, hangi köşe yazarı nasıl yazar, hangi yazarın ideolojik veya dünya görüşü nasıldır az çok bilirim ki bunu anlamak o kadar da zor değildir. Siz Ahmet Altan&#8217;ı eski Hürriyet Gazetesi&#8217;nde iken takip edemesem de Taraf Gazetesi’nin ilk çıktığı günden beri okuyor ve gözlemlemeye çalışıyorum. Yazılarınızı çok beğeniyor ve &#8220;hakiki yazar budur&#8221; diyebildiğim birkaç yazar arasına koyuyorum sizi&#8230;</p>
<p>Sizi okurken &#8220;ne yapacaksın o dinsiz adamı&#8221; diyorlar&#8230; Ateist diyenler, komünist diyenler, solcu diyenler -ki sağ görüşe daha yatkın biri olarak bu ülkede sol&#8217;un bu şekilde anılmasından rahatsızım- çıkıyor. Kimi zaman yazdıklarınızla veya gazete olarak tavırlarınızda “bu gazete de artık AKP’li oldu” desem de olaylara karşı duruşunuz her zaman diğer gazetelere nazaran mesafeli ve mantık çerçevesi içinde idi. Nitekim son zamanlardaki köşe yazarlarının “mantıksız ve saçma” davranışlarını siz de bilirsiniz ki bunu size anlatmak bana düşmez…</p>
<p>Gelelim bu maili atmamdaki sebep. 13 Eylül 2009 Pazar sabahı internetten gazetelerdeki köşe yazarlarını okumaya başladım. Birkaç yazardan sonra size sıra geldi. Yazınızın başlığı; “Niye?”.</p>
<p><strong>“Yeryüzünün bütün bilim adamlarını, filozoflarını, düşünürlerini, yazarlarını, sanatçılarını toplasanız, bütün bilgileri ve bilgelikleriyle, insanoğlunun bugüne dek öğrendiği ne varsa onlardan konuşmaya başlasalar. Sonra üç yaşında yarım yarım konuşan bir bebek gelse ve onlara dese ki “dünya niye var?”…”</strong></p>
<p>Böyle diyorsunuz ve başlıyorsunuz sorgulamaya… Dünya neden var? Niye yaratıldık? İnsanlar niye yaşıyor? Bu ve buna benzer sorular. Evet, sorgulamak güzel şeydir. Bu soruları öyle ya da böyle her insan mutlaka kendisine sormuştur. Ama bunlar sizin dediğiniz gibi cevabı olmayan sorular değildir. Bunların bir cevabı vardır. Nitekim bunları siz benden daha iyi bilirsiniz ama sizi takip eden bir okuyucunuz olarak bu sorulara kendi çapımda bazı cevaplar verebilmek için yazıyorum bu maili. Belki okumadan silinir, belki “bana ders vermeye kalkana bak” denilir. Hiç bilemiyorum. Nitekim şu ana kadar birçok yazara bir şekilde mail attım fakat bu yazarlarımız o kadar yoğun (!) idiler ki, okuyucularına boş bir mail atamayacak kadar aciz kaldılar gözümde…</p>
<p>Bu yazdıklarım bir ders verme amaçlı değildir. Samimi düşüncelerim ve bu yazınızı okuduktan sonra kendimi bu maili yazmaya zorunlu hissettiğim içindir…</p>
<p><strong>“İnsan niye yaratıldı?”</strong></p>
<p>Mümkün oldukça Kuran’dan örnekler vererek açıklayacağım. Zariyat 56. Ayette Allah buyuruyor ki; <strong><span style="color: #ff0000;">“Cin ve insanları ancak, beni bilip itaat, ibadet etmeleri için yarattım”</span></strong>. Buradaki “ibadet etmek” ifadesi, “beni tanımaları için” demektir. Yani, Allah’ı tanımak, inanmak için yaratıldık. Kudsî Hadiste (Kudsî Hadis Muhammed (s.a.v.)&#8217;den Rabbinden isnad yolu ile ahad olarak bize nakledilen hadistir.) diyor ki; “Tanınmak için her şeyi yarattım.”</p>
<p>Yani Allah’ı bilen, ona iman eden her Müslüman “İnsan niye yaratıldı?” sorusunu duyduğunda bu cevabı bilen biridir.</p>
<p><strong>“Her gezegen çemberin bir parçası mı? Niye civardaki gezegenlerde hayat yok peki? En azından bizim bildiğimiz türden bir hayat niye yok oralarda?”</strong></p>
<p>Dünya’da var olan her şey bu çember dediğiniz kâinatın bir parçası elbette. Diğer gezegenlerde buradaki gibi bir hayat yok. Bilim adamlarının araştırmaları sonucunda güneş sistemi dışında 300’e yakın gezegen keşfedildi. Ve bu gezegenlerin hiçbirisinde hayat yok. Neden? Çünkü çevresinde döndükleri yıldızların kavurucu sıcağını yakından hissediyorlar. Burada şu nokta ortaya çıkıyor; her şeyin belli bir düzeni var ve bu sistem tıkırında gidiyor. Güneş 1 mm daha yakınından geçse dünyanın, o gezegenlerdeki gibi dünyada da hayat olmayacaktı. Allah’ın büyüklüğünün ve varlığını açıklayan bir durum…</p>
<p><strong>“Uzay neden var?” </strong></p>
<p>Uzay bildiğiniz gibi Dünya’nın atmosferi dışında var olan evrenin geri kalan kısmıdır. Uzay neden var sorusu aslında “Allah neden bu kâinatı yarattı?” sorusuyla aynı sorudur. Kuran’daki şu ayetlere dikkat çekmek isterim.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Enbiya suresi, 16)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Sad suresi, 27)</p>
<p>“İnsan niye yaratıldı?” sorusuna verilen cevaplar da bu konu ile birleşir aslında. Allah kâinatı, yarattıkları kendine ibadet etsin diye yarattı. Bunun içinde uzay olmuş, Merkür olmuş fark etmez. Onların da bir görevi var. Nasıl ki güneş 1 saniye hızının aksatmadan dönüyorsa, nasıl ki ırmaklar denizlere dökülüyorsa, nasıl ki insanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle insanına hizmet ediyorsa… Yani anlatmak istediğim herkesin bir görevi var. Bir hiçtik ve var olduk. Ve bizi var edene hizmet etmek ile görevlendirildik.</p>
<p>Mahlûkatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlûkat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa Allah’ın bu âlemi yaratmasının -haşa- bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.</p>
<p><strong>“Dünya olmasa kâinatta ne eksilirdi?”</strong></p>
<p>Evet, dünya olmasa kâinatta bir eksiklik olurdu fikrimce. Çünkü dedik ya her şey yaratılırken bir amaç doğrultusunda yaratıldı. Yani boşuna yaratılmadı. En küçük bir taş parçasından koca bir dünyaya kadar var olan her şeyin belli bir düzene göre yaratıldı. Yazınızda örneğini belirttiğiniz gibi, doğanın kanununa -Yaratıcı&#8217;nın kanunlarına göre- aslan ceylanı yemek için uğraşır, ceylan kendi avını yakalamak için uğraşır. Bu bir kısır döngü devam eder. Tom &amp; Jerry çizgi filmlerinden bilirsiniz… Köpek kediyi, kedi de fareyi kovalar. Kanun böyle. Otlar olmasa ceylan ne yiyecekti? Ceylan olmasa aslan ne yiyecekti?</p>
<p><strong>“Dünyanın “niye” var olduğunu, bizim “niye” yaratıldığımızı bilseydik gene aynı insanlar mı olurduk, gene aynı şekilde mi davranırdık?”</strong></p>
<p>Bu sorunuza cevaben “sanmıyorum” demişsiniz. Dünyanın niye var olduğunu bilmeyen ve Allah’ı tanımayan birinin hareketlerini düşünelim. Ve bu kişi daha sonra Allah’ı tanısın ve dünyanın niye var olduğunu bilsin. O zaman önceden yaptığı hal ve hareketler değişmez mi?</p>
<p>Belki siz bu söylediklerimi biliyorsunuz. Veya bilmiyorsunuz. Bilmiyor olsaydınız, bu yazıdan sonra biliyor olmuş olacaksınız. Bu maili okumadan önceki Ahmet Altan ile bu maili okuduktan sonraki Ahmet Altan aynı mı olacak? Buna Ahmet Altan karar verecek…</p>
<p>Sizi her daim takip eden bir okurunuzum. Ve cesur, mantıklı kaleminiz her daim beni yazmaya teşvik ediyor. Siz ve size benzer birkaç yazar sayesinde neyin ne olduğunu biliyor, okurken zevk alıyor, sorguluyorum… Bu satırlar çok samimi bir şekilde yazıldı. Sürç-i lisan ettiysem af ola… Hayatta başarılar…</p>
<p>Talha Dereci – 19 / ANKARA</p>
<p>E-Posta: talhadereci@gmail.com<br />
Web : www.talhadereci.com</p>
<p>&#8212;</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
14.09.2009<br />
ANKARA</strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html&amp;t=Ahmet+Altan%26%238217%3Ba+Att%C4%B1%C4%9F%C4%B1m+Mail" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Ahmet+Altan%26%238217%3Ba+Att%C4%B1%C4%9F%C4%B1m+Mail+-+http://www.talhadereci.com/938" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.htmltitle=Ahmet+Altan%26%238217%3Ba+Att%C4%B1%C4%9F%C4%B1m+Mail" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html&amp;title=Ahmet+Altan%26%238217%3Ba+Att%C4%B1%C4%9F%C4%B1m+Mail" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Ahmet%20Altan%26%238217%3Ba%20Att%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20Mail&amp;body=13.09.2009%20tarihinde%20Taraf%20Gazetesi%20kurucusu%20ve%20genel%20yay%C4%B1n%20y%C3%B6netmeni%20Ahmet%20Altan%20%22Niye%3F%22%20adl%C4%B1%20bir%20k%C3%B6%C5%9Fe%20yaz%C4%B1s%C4%B1%20yazd%C4%B1.%20Onun%20bir%20okuru%20olarak%20yaz%C4%B1y%C4%B1%20okuduktan%20sonra%20bir%20mail%20atma%20gere%C4%9Fi%20hissettim.%20%C4%B0%C5%9Fte%20o%20mailin%20tam%20metni...%20%0D%0A%0D%0A---%0D%0A%0D%0A%2A%20Birka%C3%A7%20sat%C4%B1r%20dahi%20olsa%20cevap%20alabilmek%20%C3%BCmidiyle%E2%80 - http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürt Açılımına Dair Aforizmalar ve Kürtlerin Tavırları</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 21:25:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[ali kırca]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[barışın muhatabı kim]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[çocukarın açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik açılım]]></category>
		<category><![CDATA[devlete taş atan çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[imralı]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımına dair aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[kürtler ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kürtlerin tavırları]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[terör sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yol haritası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[Günden güne can sıkmaya başlayan, kimi zaman milliyetçilik duygularımı faşizanlığa çevirircesine sinirlerimi bozan, gündemi sürekli meşgul eden meşhur kürt açılımı veya hükümetin deyimiyle demokratik açılım…
Yazıldı, çizildi her daim konuşuldu… Liderlerin birbirlerine bir küfür etmedikleri kaldı; yakın zamanda o da olur…
Nerden çıktı bu kürt açılımı? Neden çıktı? Hükümetin elindeki veriler ne? Yapılmak istenen şey ne? Yapılacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-878 alignright" title="Kürt açılımı" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/Kürt-açılımı-225x300.jpg" alt="Kürt açılımı" width="225" height="300" />Günden güne can sıkmaya başlayan, kimi zaman milliyetçilik duygularımı faşizanlığa çevirircesine sinirlerimi bozan, gündemi sürekli meşgul eden meşhur kürt açılımı veya hükümetin deyimiyle demokratik açılım…</p>
<p>Yazıldı, çizildi her daim konuşuldu… Liderlerin birbirlerine bir küfür etmedikleri kaldı; yakın zamanda o da olur…</p>
<p>Nerden çıktı bu kürt açılımı? Neden çıktı? Hükümetin elindeki veriler ne? Yapılmak istenen şey ne? Yapılacak açılımı hak edenler kimler? Bunların hiçbirisinin belli bir cevabı yok. <span id="more-874"></span></p>
<p>Çocuktan al haberi diye boşuna söylenmemiş… İşte açılım hakkındaki Türkiye’nin acı bir gerçeği… 3 Eylül 2009 Perşembe günü Ali Kırca’nın sunduğu Siyaset Meydanı’nda 10-17 yaşlarındaki her bölgeden ve ilden gelen çocuklar bu kürt açılımını konuşuyorlar… İzlerken hayrete düşmemek mümkün değil. Çocuklardan birisi; “Kürtler bizim insanımızdır, PKK bizden değildir” dedi.  Doğulu kürt çocuk ise ona cevap verdi; “Pe ke ke kimdir? Benim ablamdır, benim dayımdır, benim amcamdır, benim abimdir. Pe-Ke-Ke’de Kürtler’den oluşmuştur. Siz kalkıp Pe-Ke-Ke’yi ayrı kılmak, Kürtleri ayrı kılamazsınız. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım… Böyle bir şey var&#8230; Pe-Ke-Ke’de Kürtler’den oluşuyor. Kürtler’in hakkını savunuyor.” Böyle bir şey diyen çocuğa ne demelidir? Bu sırada çocuğun biri araya girip “ O zaman neden kendi halkını öldürüyor?” diye sordu. O kürt çocuk tekrardan şoke edici sözlerine devam etti; “PKK 3 aydır ateşkes kararı almıştır. Ve Türk devleti hiç durmadan hava saldırılarına ve diğer saldırılarına devam ediyor”… Gel de küfür etme! Daha 30 Ağustos da 4 şehit verdik hani nerede ateşkes?! Oradan kızın biri araya girip şu sözleri söyledi; “Neden sizin mitinglerinizde Öcalan resimleri var? Neden onu büyüğünüz sayıyorsunuz?” Ve cevabı PKK YANDAŞI O ÇOCUK şu şekilde verdi: “Bizim de bir önderimiz var. Biz de onun resmini taşıyoruz. Kürtler’in de kendisine önder olarak kabul ettiği kişi, Sayın Abdullah Öcalan’dır.”</p>
<p>İşte içine düştüğümüz rezillik budur. Bu çocuk biraz daha büyüsün liderinin sözlerini dinlemek ve halkını savunmak(!) için dağa çıkar. Eşkıya olur, terörist olur. Mehmetçiklerimizi şehit eder, anaların yüreklerini yakmaya devam eder… Bunlar göz göre göre oldu. Yine olacaktır. Hangi zihniyet terörist lideri Apo’yu M.Kemal Atatürk ile aynı seviyede tutabilir? Cevabı o çocul tüm izleyenlere verdi… Bu zihniyet PKK’yı destekleyen bir kısım Kürtlerindir.</p>
<p>Burada önemli bir noktaya geliyoruz, o da şudur; iki tip kürt karşımıza çıkıyor. Birincisi; iyi niyetli vatansever ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu kabul eden Kürtler… İkincisi; PKK’yı destekleyen, liderlerini, şu anki devletin cumhurbaşkanı Gül’ü veya Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ü saymayan onun yerine Apo’yu sayan, mitinglerde teröristler lehinde gösteriler yapan, PKK’ya abim, ablam, dayım diyen Kürtler… Evet, ülkemizdeki Kürtler ya birinci şekilde ya da ikinci şekilde… Birçok samimi arkadaşım kürt… Yediğim, içtiğim ayrı gitmeyen kürt arkadaşlarım dahi var. Ama bazı Kürtlerin ağzını yokladıkça altından neler çıkıyor… Kürtler TERÖRİST ile arasındaki farkı yine bizzat KENDİSİ ortaya koyacaktır. Bu ülkenin güzel insanlarını kendisine inandıracaktır. Evet, bizi inandırmak zorundalar… Ki barış ortamı olsun. Kimin iyi kimin kötü olduğunu, kimin ülkeyi bölmek istediğini bilelim.</p>
<p>Gelelim şu açılımın diğer yönlerine… Fikrimce AK Parti hükümetinin yaptığı bu açılım bir nebze samimiyetin olmasının yanında biraz da oy toplama amaçlıdır. Evet, o bölge sorunludur… Evet, o bölgeye diğer bölgelere yapılacağı gibi gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Yapılıyor da… Yatırımı bırakın şu terör lanetine şu ana kadar yapılan harcamalar 420 milyar dolar… Bu para ile Doğu’yu bambaşka bir yer yapabilirdik… Kürtler sürekli diyorlar ki buraya yatırım yapılmıyor, burada sağlık sorunu var, burada eğitim sorunu var… Var oğlu var… O bölgeye giden öğretmen, doktor ailesiyle birlikte katlediliyorsa oraya yapılan yatırımların ne anlamı kalır? Veya yatırım yapılmıyor diye dağa çıkmak mı lazım? Gidin Trabzon’a orada da yatırım yok ama onlar eline taş silah alıp devlete mi saldırıyor? Dağa mı çıkıyor? Devlet sürekli size mi çalışacak? Yan gelip yat, her şeyi devletten bekle, 10 tane çocuk yap, parasını ye, devlete taş at, başbakanını başbakan olarak görme… Başka? Bu doktor ve öğretmenleri neden öldürdünüz demiyorum kürtlere tabi ki. Onları öldüren ve yatırımları engelleyen Apo’nun komutanı olduğu PKK. Eee peki bu PKK lehinde mitinglerde tezahüratlar atan kimler? Apo’yu liderleri görenler kimler? Kürtlerin oy verdiği DTP ve üstte belirttiğim gibi “Pe-ke-ke benim anam, abim” diyenler…</p>
<p>Şunu da unutmamak gerekir. Üç sorun vardır; Güneydoğu sorunu (gelişmişlik), terör sorunu ve kürt sorunu. Bunları ayrı ayrı düşünmek gerekir mantıklı düşündüğümüzde ama bu üçü mutlaka bir yerde kesiştiği içinde bu kadar sıkıntılı ve uzun bir süreç haline geliyor bu yaşadıklarımız. Yapılan yatırımlar o bölgede birileri tarafından kesilmez ise güneydoğu sorunu halledilmiş olur. Bu sorun halledilince “iş yok, yatırım yok” diyen vatandaş devlete kızıp dağa çıkmaz ve terör sorununun çözümü başlar. Bu ikisi halledildikten sonra kalır geriye kürt sorunu… Bu sorunun da daha tam olarak ne olduğunu inanın ne AKP, ne CHP ne de bir başka parti biliyor… Belki de bu ikisinin genel ismidir kim bilir? Kimse Kürtlere neden Kürtçe konuşuyorsun demiyor… Neden Rize’deki Lazca sorun olmuyor da Kürtçe sorun oluyor o düşünülmelidir… Anayasanın gerektiği şekilde resmi dilin Türkçe olduğunu unutmamaları ve bunu değiştirmeye çalışmamaları gerekir. Evet, anayasa değişmelidir. Darbe anayasası kullanılmamalıdır. Ama bu değişiklik içindeki TÜRK kelimesini çıkartarak veya Kürtlerin istediği yönde olmamalıdır.</p>
<p>Erdoğan ve Gül “muhatap Abdullah Öcalan değildir” diyor ama bakıyoruz DTP Van mitinginde gövde gösterisi yapıyor ve afişlerinde “Barışın Muhatabı Sayın Abdullah Öcalan’dır” yazıyor ve Erdoğan soyadını hak etmeyen Ahmet Türk denilen adam ile görüşüyor, Türkiye’nin geleceğini onunla çizmeye çalışıyor. CHP ve MHP’nin haklı duruşları var. Ama bu noktada şunu da belirtmeliyim. Buna değinmeden geçemem… Mart 2000… CHP genel başkanı Altan Öymen&#8230; Öymen “Halkla Birlikte Çözüm” adı altında bir proje uygulamaya çalışıyor ve doğu illerinde toplantılar yapılıyor. Diyarbakır’daki toplantıda CHP&#8217;nin Kürt realitesini kabul ettiği, bu nedenle Kürt enstitüsü, Kürt araştırması çalışmalarının yapılmasını önerildiği vurgulanıyor. Toplantıda CHP&#8217;nin genel af, Kürtçe TV ve Kürtçe eğitim imkânların sağlanması için projeleri olduğu açıklanıyor. Toplantıda açılıma dair dile getirilen diğer başlıklar ise; köye dönüş projesinin gerçekleştirilmesi, mağdur olan vatandaşların masraflarının karşılanması, insanların özgürce Kürt kimliğini açıklayabilmesi, Kürt kimliğinin yasaklanmaması ve anayasayı değiştirmek için birlikte çalışılması gerektiği. AK Partinin yaptıklarına karşı çıkan CHP’nin 9 yıl önce bu açılımları yapmış olması her zamanki CHP çelişkilerinden biridir…</p>
<p>Velhasıl kelam… Böyle bir açılım yapmak; barışın gelmesi ve kanayan yarayı tamamen kapatabilmek için atılacak büyük adımlardan biridir. Ama asla ve asla Türk ulusunun değerlerini hiçe sayacak adımlar atılmamalıdır. Üzerine basarak tekrarlıyorum; APO MUHATAP OLMAMALI, APO’YA SAYIN DİYENLER KAALE ALINMAMALIDIR. Çünkü bu ülke o şerefsiz Apo yüzünden binlerce şehit verdi… Ak Parti büyük risk alarak bu işe başladı… Tarih önünde ya vezir olacak ya rezil… Bunu zaman gösterecek…</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
06.08.2009</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Not:</strong></span>Yazıda belirttiğim çocuğun konuşmasının videosunu aşağıya koydum&#8230; Mutlaka izleyiniz&#8230;</p>
<a href="http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html&amp;t=K%C3%BCrt+A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1na+Dair+Aforizmalar+ve+K%C3%BCrtlerin+Tav%C4%B1rlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+K%C3%BCrt+A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1na+Dair+Aforizmalar+ve+K%C3%BCrtlerin+Tav%C4%B1rlar%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/874" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.htmltitle=K%C3%BCrt+A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1na+Dair+Aforizmalar+ve+K%C3%BCrtlerin+Tav%C4%B1rlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html&amp;title=K%C3%BCrt+A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1na+Dair+Aforizmalar+ve+K%C3%BCrtlerin+Tav%C4%B1rlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=K%C3%BCrt%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1na%20Dair%20Aforizmalar%20ve%20K%C3%BCrtlerin%20Tav%C4%B1rlar%C4%B1&amp;body=G%C3%BCnden%20g%C3%BCne%20can%20s%C4%B1kmaya%20ba%C5%9Flayan%2C%20kimi%20zaman%20milliyet%C3%A7ilik%20duygular%C4%B1m%C4%B1%20fa%C5%9Fizanl%C4%B1%C4%9Fa%20%C3%A7evirircesine%20sinirlerimi%20bozan%2C%20g%C3%BCndemi%20s%C3%BCrekli%20me%C5%9Fgul%20eden%20me%C5%9Fhur%20k%C3%BCrt%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1%20veya%20h%C3%BCk%C3%BCmetin%20deyimiyle%20demokratik%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%E2%80%A6%0D%0A%0D%0AYaz%C4%B1ld%C4%B1%2C%20%C3%A7izildi%20her%20daim%20konu%C5%9Fuldu%E2%80%A6%20Liderlerin%20birbirle - http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/kurt-acilimina-dair-aforizmalar-ve-kurtlerin-tavirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derkenar : Mustafa Armağan &#8211; Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 17:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[altı çizili satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk vecizeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[derkenar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa armağan]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının mahrem tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=792</guid>
		<description><![CDATA[“İkincilik istatistiklere bir kayıttır. Tarih ise şampiyonları alkışlar!” demiş bir Carl Lewis. Kitaplarda hep bir şampiyonun öyküsünü okuduk yıllarca. Basitleşsin diye kuruluş, yükseliş, duraklama, yıkılma, dağılma diye ayırdık 700 yıllık geçmişi olan atalarımız Osmanlı İmparatorluğunu… Hep aynı tabirler, klişeler… Üniversite hayatında da o alanı okumuyorsan pek fazla bilgi alamıyorsun tarih konusunda veya Osmanlı hakkında… Rusların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-793 alignright" title="tdosmanli" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/07/tdosmanli.jpg" alt="tdosmanli" width="200" height="311" />“İkincilik istatistiklere bir kayıttır. Tarih ise şampiyonları alkışlar!” demiş bir Carl Lewis. Kitaplarda hep bir şampiyonun öyküsünü okuduk yıllarca. Basitleşsin diye kuruluş, yükseliş, duraklama, yıkılma, dağılma diye ayırdık 700 yıllık geçmişi olan atalarımız Osmanlı İmparatorluğunu… Hep aynı tabirler, klişeler… Üniversite hayatında da o alanı okumuyorsan pek fazla bilgi alamıyorsun tarih konusunda veya Osmanlı hakkında… Rusların sıcak denize inmesi, kapitülasyonlar, savaşlar, denge durumları vs. Teorik bilgiler verildi ve zaman kaybı bahanesini kullanarak bizlere hiç Osmanlı Padişahlarından bahsetmediler. İşte bu noktada “isabetli bir kitap” dediğim Mustafa Armağan’ın Osmanlı’nın Mahrem Tarihi Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları adlı kitabını okudum. Zevk aldım, ilginç bilgiler edindim kimi zamanda şaşırdım…<span id="more-792"></span></p>
<p>Piyasada birçok tarihçi var. Hepsini ayrı ayrı tanımıyorum. Zaten tarihe de o kadar meraklı biri değilim. Ama ara sıra bu tür kitaplar okuyarak bu alanda da kendimi doldurmuş oluyorum. Medyadan tanıdığım tarihçiler; İlber Ortaylı, sözüm ona Murat Bardakçı ve Mustafa Armağan. İlber Ortaylı’yı her kesimden kişi mutlaka bir şekilde duyup, okuma veya izleme fırsatı olmuştur. Her kesimden diyorum, nitekim hayatımızda her şeyin bir tarafı veya taraftarı olduğu için günümüzdeki bu popüler tarihçiler sırf çıktıkları TV kanallarına göre “bu adam tam bir solcu, bu koyu dinci vs” yaftasını üzerlerinde buluyorlar. Bu kanıya göre İlber Ortaylı “solcu”. Mustafa Armağan “sağcı” bir tarihçi… Yine tekrar edeyim bu gözlem Türk halkı tarafından verilmiş ve dayanakları sadece TV kanalı veya gazetelerdir… Murat Bardakçı’yı şahsen tarihçi olarak görmüyorum ki önceden kendisinden tarihçi olarak bahsederken, televizyonda ve kitabında yaptığı onlarca yanlışı ve çelişkileri Ortaylı ve Armağan söyledikten sonra kendisini “gazeteci” olarak tanıtmaya başladı…</p>
<p>Mustafa Armağan’ın gazetedeki yazıları ve değindiği noktalar her zaman ilgimi çekti ve okudum. Bu yazardan kapabileceğiniz en büyük artı; “doğru bildiğimiz yanlışları” öğrenmektir…</p>
<p>Kitaba gelince… 37 adet Osmanlı padişahının bilmediğimiz, kitaplarda fazla yazmayan özellikler anlatılıyor. İlk başları sıkıcı diyebilirim. İlk 10-15 padişahın kişisel özellikleri ve yaşam tarzı aynı olduğundan dolayı. Hızlı okunabilen bir kitap… Gereksiz ayrıntıya girilmemiş, can alıcı ve diğerlerinden farklı noktalar sade bir dille anlatılmış.</p>
<p>Daha önceden Mustafa Armağan’ın Timaş Yayınları’ndan çıkan kitaplarından herhangi birisini okuduysanız sayfalar arasında “Teneffüs” başlıklı kısa kısa anekdotlardan bahsettiğini görmüşsünüzdür. Sadece bu anekdotlar bile insana çok şey katabilir.</p>
<p>Mesela bir anekdottan öğrendiğimiz şey Atatürk’e ait bilinen “Köylü milletin efendisidir.” sözü Kanuni Sultan Süleyman’a aittir. Kanuni bir gün mahremiyle görüşürken onlara “Velinimet-i âlem ( dünyanın efendisi ) kimdir?” diye sormuş. Onlarda tereddütsüz “padişah efendimizdir” demişler. Kanuni bunun üzerine; “Hayır, dünyanın efendisi reâyadır ( köylü ) ki ziraat ve haraset emrinde huzur ve rahatı terk ile ihtisab ettikleri nimetle bizleri it’ham ederler.” Yani, tarım ve çiftçilik işlerinde huzur ve rahatlarını bırakıp elde ettikleri ürünlerle bizi doyururlar.</p>
<p>Buraya bir önemli bir dipnot düşmek isterim. Şu bir gerçektir ki; Atatürk&#8217;ün her alanda bir çok anlamlı vecizeleri vardır. Ama bazı sözleri vardır ki kendisi söylememiştir ama o cümlenin altında imzası vardır. Mesela; &#8220;Vatan mevzubahis ise gerisi teferruattır” sözü&#8230; Bu söz Atatürk&#8217;ün değil. Bunu bu kadar emin söylememdeki tek kaynak Utkan Kocatürk. Kaynağı sağlam biri. Atatürk çalışmaları ile tanınmış bir uzman Profesör Utkan Kocatürk. Kendisi aynı zamanda Atatürk Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı. Kocatürk; &#8220;Bu bir Atatürk vecizesi değildir ama Atatürk’çe bir sözdür. Tıpkı, &#8220;İstikbal göklerdedir&#8221; sözü gibi. Bunlar Atatürk’ün söylev ve demeçlerinde yok. Ama millet tarafından Atatürk’e yakıştırıldığı, Atatürk gibi bir yaklaşım sergilediği için ona mal ediliyor. Millet diyor ki; ‘Bu sözü söylese söylese Atatürk söyler&#8221;</p>
<p>Ne güzel bir yaklaşım, ne kadar ince bir bakış..!</p>
<p>Satırları okurken kimi zaman “seni de padişah yaptılar ya!” da diyebiliyorsunuz “helal olsun!” da… II.Abdulhamid üzerinde diğer padişahlara nazaran daha fazla ve ayrıntılı durulmuş. Bir dipnot: Abdulhamid’i anlamak için Mustafa Armağan’ın “Abdulhamid’in Kurtlarla Dansı” kitabını okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Yazımın başında da belirttiğim gibi bu yazarı okurken doğru bildiğimiz yanlışlar ile karşılaşırız. Mesela bazı yazarlara göre II.Selim Kıbrıs’ı kaliteli saraplık üzümlerden dolayı fethettiğini söyler. Ne kadar mantıksız… Ticaret yoluyla Kıbrıs’tan üzüm getirilemez miydi? O zamanlar II.Selim az biraz içiyordu. Bu yorum ona dayanıyor. Selimiye Camii’ni açtıktan sonra içkiyi bıraktı…</p>
<p>Sözü uzatmayayım. Bu kitap görünen tarihin görünmeyen yüzünü aralayan ufuk açıcı bir çalışma. Zevkli uslubu ve yüzlerce kaynaklardan süzülmüş bilgilerle okunulası bir eser… Tavsiyemdir…</p>
<p>İşte derkenar notları…</p>
<ol>
<li>Osman Gazi ayakta dururken, elleri dizlerini geçerdi. Bu tariften ya bacaklarının kısa veya ellerinin normalden uzun olduğunu öğreniyoruz ki; bu vücut tipi Halife Abdülmecid’e kadar 600 küsür yıl boyunca yaşamış görünüyor.</li>
<li>Eski bir Türk kabile adeti vardır; Hıdrellez günü aşiret reisinin evi yağmaya açılırdı. Bey ile hanımı yanlarına hiçbir şey almadan evlerinden çıkarlar ve arkalarından aşiret mensupları hücum edip evi yağmalarlardı. Buna “Bey evinin açılması” denirdi. Osman Gazi yılda bir gün bunu yapardı…</li>
<li>Osmanlı hanedanı erkek üyelerinden, yani şehzadelerden tek hacca giden Cem Sultan olmuştur.</li>
<li>II.Bayezid Beyazıt Camii’ni açarken “Caminin açılışını ömründe ikindi namazının sünnetini hiç terk etmemiş kim varsa o yapsın” diye ilan etmiş, kimse ortaya çıkmayınca kendisinin çocukluğundan beri bu sünneti terk etmediğini söyleyerek anahtarı çevirmiştir.</li>
<li>Topkapı Sarayı’nda bulunan ve sol kulağında incili bir küpe görünen resim genellikle Yavuz Sultan Selim’e atfedilirse de ona ait değildir. Kulağında küpe, hele bu resimdeki gibi incili bir küpe taşıdığı söylenemezse de, bazı yerlerde “mengûş” yani bakır bir halka taktığı rivayeti geçmektedir.</li>
<li>Osmanlı padişahları içerisinde çok okumaktan dolayı gözlerinin bozulduğunu ve bu yüzden mercek kullandığını bildiğimiz ilk padişah Yavuz Sultan Selim’dir. Geceleri 3-4 saat uykuyla yetinirdi.</li>
<li>Kanuni’nin adı, Kur’an-ı Kerim’den tefe’ül edilmek, yani rastgele bir sayfa açıp parmağın bir kelimenin üzerine konulması suretiyle Süleyman konulmuştur.</li>
<li>Kanuni’nin Divanında tam 2779 gazel bulunmaktadır. Divan şairleri arasında en fazla gazel yazmış olan Zâtî’nin bile ulaşmış olduğu gazel sayısı 1825’tir. Kanuni böylece Divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.</li>
<li>III. Murad’ın ağzından “Hayır” sözcüğü çok nadiren çıkmıştır. Bu da onun karakterini gösteren önemli bir ipucudur.</li>
<li>III. Murad’ın 7 yıl kadar faaliyette kalan Rasathane’nin 1580’de yıktırılmasının, bazılarının iddia ettikleri gibi Osmanlı’da bağnazlığın yükselmesiyle bir alakası yoktur. Zamanın Şeyhülislamı Ahmed Şemseddin Efendi’nin rasathanenin yıkılmasını istemesinin sebebi, orada bilimsel gözlemler yapılması değil, tam tersine hurafe ve batıl inançlara fazla prim vermiş olmasıdır. Zira o dönemlerde rasathanelerin aynı zamanda uğurlu saatleri bulma, yıldızların konumlarında dünyevi olaylar hakkında sonuçlar çıkarma, kehanet vs. gibi bugün de bilim dışı görünen etkinlikleri ciddiye aldıklarını bilmemiz gerekir.</li>
<li>Yılın yedi mübarek gecesi olan Regaip, Mevlid, Miraç, Kadir, Ramazan ve Kurban bayramları ile Berat gecelerinde camilerden kandil yakılması uygulaması III. Murad’ın emriyle başlamıştır.</li>
<li>Beş vakit namazını cemaatle kılmaya özen göstermiş olan Sultan III. Mehmed inançlı ve Peygamber Efendimiz’e gayet saygılı olup Efendimiz’in her ismi zikredildiğinde ayağa kalkmayı adet edinmişti.</li>
<li>I.Mustafa iki defa tahta çıktığı halde annesinin adı bilinmeyen tek Osmanlı Padişahıdır.</li>
<li>I.Mustafa kadınları asla yanına yakınlaştırmamıştır. Bu yüzden haremdeki onca cariye bekar yaşamış ve bekar olarak ölmüştür.</li>
<li>IV.Mehmed ata fazla binmekten boyu biraz öne doğru eğiktir.</li>
<li>III.Ahmed Üsküdar’daki Fatma Sultan Sarayı’na giderek Marmara Denizi’ne bakan bir pencerenin önüne oturup kadınlarla birlikte nakış ve gergef işlediği rivayet edilir.</li>
<li>III.Osman kıskançlığa varacak derecede bir kitap tutkunudur. Öyle ki, selefi olan I.Mahmud’un kütüphanesindeki kitaplarda üzerinden onun mührünün üzerini kağıtla kapatıp kendi mührünü bastırırdı.</li>
<li>III.Mustafa talihe fazlasıyla inanırdı. Bu yüzden vezirlerini yıldızı yüksek olduğuna inandıkları arasından seçerdi.</li>
<li>Ramazanlarda iftar ve sahurlarda top atarak bildirme geleneğini III.Mustafa’ya borçluyuz.</li>
<li>II.Abdulhamid silah kullanmakta pek mahirdi. Nişan alarak duvarlara ismini yazar, havaya attığı madalyaları ortasından delerdi.</li>
</ol>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Talha Dereci<br />
29 Temmuz 2009<br />
ANKARA</span></strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html&amp;t=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/792" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.htmltitle=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html&amp;title=Derkenar+:+Mustafa+Arma%C4%9Fan+%26%238211%3B+Bilinmeyen+Y%C3%B6nleriyle+Osmanl%C4%B1+Padi%C5%9Fahlar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=Derkenar%20%3A%20Mustafa%20Arma%C4%9Fan%20%26%238211%3B%20Bilinmeyen%20Y%C3%B6nleriyle%20Osmanl%C4%B1%20Padi%C5%9Fahlar%C4%B1&amp;body=%E2%80%9C%C4%B0kincilik%20istatistiklere%20bir%20kay%C4%B1tt%C4%B1r.%20Tarih%20ise%20%C5%9Fampiyonlar%C4%B1%20alk%C4%B1%C5%9Flar%21%E2%80%9D%20demi%C5%9F%20bir%20Carl%20Lewis.%20Kitaplarda%20hep%20bir%20%C5%9Fampiyonun%20%C3%B6yk%C3%BCs%C3%BCn%C3%BC%20okuduk%20y%C4%B1llarca.%20Basitle%C5%9Fsin%20diye%20kurulu%C5%9F%2C%20y%C3%BCkseli%C5%9F%2C%20duraklama%2C%20y%C4%B1k%C4%B1lma%2C%20da%C4%9F%C4%B1lma%20diye%20ay%C4%B1rd%C4%B1k%20700%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20ge%C3%A7mi%C5%9Fi%20olan%20atalar%C4%B1m%C4%B1z%20Os - http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/derkenar-mustafa-armagan-bilinmeyen-yonleriyle-osmanli-padisahlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kör Muhalefet veya Honduras İktidarı</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 12:18:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyasi Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Kör Muhalefet veya Honduras İktidarı]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[talha derecinin siyasi yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=625</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizin bir numaralı muhalefeti Deniz Baykal ve saz arkadaşlarıyla birlikte Ce-Haş-Pe’nin birkaç gün önce olağanüstü kongresini televizyon ekranlarında izledim… Bilindik Baykal tavırları ve zırvalıkları&#8230; Bu ülkede birçok sorun var; işsizlik, özelleştirme, terör, Kürt sorunu, başörtü sorunu, yargı sorunu vs… Bence bunların arasına “Baykal Sorunu”nu eklemekte epeyce geç kaldık!
İzlerken hayretler içerisinde kaldım Baykal’ı… Bu kadarına da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.haberyenigun.com/resimler%5Chaber%5Cdeniz(1).jpg" alt="" width="266" height="316" />Ülkemizin bir numaralı muhalefeti Deniz Baykal ve saz arkadaşlarıyla birlikte Ce-Haş-Pe’nin birkaç gün önce olağanüstü kongresini televizyon ekranlarında izledim… Bilindik Baykal tavırları ve zırvalıkları&#8230; Bu ülkede birçok sorun var; işsizlik, özelleştirme, terör, Kürt sorunu, başörtü sorunu, yargı sorunu vs… Bence bunların arasına “Baykal Sorunu”nu eklemekte epeyce geç kaldık!</p>
<p>İzlerken hayretler içerisinde kaldım Baykal’ı… Bu kadarına da pes artık dedim. Baykal konuşmasında hükümete; &#8220;Asker, toplumu rahatsız eden tavırlarda bulundu mu? Kardeşiniz Abdullah&#8217;ı cumhurbaşkanı seçmenize engel mi oldu?&#8221; diye soru yöneltti. Bu soruyu sorabilen bir parti liderinin bu ülkede veya bu dünyada yaşamadığını düşünmek anormal olmaz sanırım. Bu sorunun cevabını kendisi bilmiyor mu? 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı yapanlar kimdi? Ayışığı ve Sarıkız adlı darbe günlükleri ve darbe girişimlerini kim düzenlemişti? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk gününde e-muhtıra yayınlayan asker nasıl olup da Abdullah Gül’ü seçmeye engel olmadı. Meclise girmeyen de CHP idi. Her olayda Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalan da… Bir de kalkıp bu ülkede askerî vesayet yoktur der! Daha ne olması gerekiyor askerî vesayetin olduğunu kanıtlamak için? İlla ki Erdoğan’da asılmalı mı Menderes gibi? Belki o zaman mutlu olabilir Baykal. Belki o zaman iktidar olabilir Ce-Haş-Pe! Çok partili hayatta doğru dürüst iktidar yüzü göremeyen Ce-Haş-Pe belki bu tip antidemokratik bir şekilde iktidar yüzü görür. <span id="more-625"></span></p>
<p>***</p>
<p>Kendi çelişkileri içinde debelenen bir parti Ce-Haş-Pe… Ve günden güne halkın partisi olmaktan çıkan, sorunlara çözüm getirme çabasında olmayan ve durduk yere sorun çıkartan bir parti görünümünde. Çelişkiler içindedir dedim nitekim yine yaptığı adımlarla bunu gösterdi. Meclis&#8217;te destek verdiği iki maddelik yargı reformunun iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi&#8217;nde dava açtı. Kardeşim madem karşı gelecektin neden destek verdin? 40 saat mi durabildin sözünün arkasında? Sonra çıkıp diyorlar ki; “Gece yarısı getirildi, gerekli bilgilendirme yapılmadı.” Saat 20.00’da başlayan görüşmeler gece 1’e kadar sürmüş. Görüşmeler sonrasında Ce-Haş-Pe’nin TBMM Başkan Vekili Hakkı Süha Okay reforma destek veriyor ama ne oluyorsa oluyor 40 saat sonra parti yanlış yaptığını düşünüyor ve Okay’da hükümeti eleştirmeye başlıyor… Bunların muhalefeti kör muhalefet başka bir şey değil…</p>
<p>***</p>
<p>Malumunuz yakın zamanda “Dumansız Hava Sahası” kapsamında tüm kapalı yerlerde sigara içimi yasaklanmış olacak. Şehrin billboardlarında, televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında, radyolarda reklamı yapılmakta, ünlü simalar ekrana çıkıp bu yasaya onay vermekte. Yakın zamanda geçirmiş olduğumuz yerel seçimler zamanında bu konu ile ilgili şehrin billboardlarında bu yasaya destek veren siyasetçi kişilerin fotoğrafları vardı. Bu fotoğrafta yer alan kişiler; Başbakan Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, MHP lideri Bahçeli, DTP lideri Ahmet Türk, DSP’nin eski genel başkanı Zeki Sezer, ÖDP’nin eski genel başkanı Ufuk Uras ve BBP’nin eski genel başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu idi. Bu kişiler dumansız hava sahası hareketini destekliyordu. Dün şehir içinde gezerken buna benzer bir reklam afişi gördüm. Bu sefer “Onlar %100 Dumansız Hava Sahasına %100 Destek Veriyorlar” diye yazılmış ve altındaki siyasetçilerden Ufuk Uras çıkartılmış ve Zeki Sezer yerine DSP’nin yeni başkanı Masum Türker’in fotoğrafı konulmuş. Bu iki afişin hazırlanması arasında 4 ay var. Neden bu iki afişte de Baykal yok? Hadi ilk afişte bir şekilde bulunmadın ikincisinde neden yoksun? Baykal Erdoğan ile aynı karede olmaktan rahatsız mı oluyor? Neden Ce-Haş-Pe veya lideri Baykal sorun çıkartmak yerine iyi şeylerin öncüsü olmuyor? Muhalefet yapalım da nasıl olursa olsun diye mi düşünüyor? Ben bunları düşünürken gün içinde nette dolaşırken Mustafa Ünal’ın gazetedeki köşesinde yazdığı yazıyı okudum. Başlık; “CHP sigara yasağını da mahkemeye götürecek mi?” Çok mantıklı bir başlık ve içerik. Okumayanların okumasını tavsiye ederim. Ünal “Uzmanlar sigaranın alkole giden yolun ilk basamağı olduğunu söylüyor. Aslında hükümet sigara ile mücadele ediyor maskesiyle içki düşmanlığı yapıyor olamaz mı? Bu da dolaylı olarak yaşam tarzına müdahale değil midir?” diyor ve Ce-Haş-Pe’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabileceğini söylüyor. Başka gerekçeler de var tabi. Mesela laiklik! “Sigara büyük bir ittifakla İslam dininde haram kabul ediliyor. Bu durumda kamuya açık yerlerdeki sigara yasağı için Anayasa&#8217;nın başlangıcındaki temel maddelere aykırılıktan söz edilebilir.” diyor. Ne güzel de yazmış. Tam Ce-Haş-Pe’nin ilkeleri ve uyguladıkları doğrultusunda bir söz. Türkiye&#8217;de sigara içenlerin oranı çok yüksek… Her ne kadar yasağın uygulaması halktan destek görse de böyle bir kanunu mahkemeye götürmenin CHP için siyasî kazancı olabilir. Farkına mı varamadılar? Yoksa yine saatler sonra mı uyanacaklar?</p>
<p>***</p>
<p>Ankara’da yaşayanlar veya Ankara’yı az çok bilenler bilir Akay Kavşağı’nı. Bu kavşak TBMM, Bakanlıklar ve Genelkurmay Başkanlığı gibi önemli kurum ve kuruluşların geçiş noktasında bulunur. 10 yıl önce yapılan ve Ankara&#8217;nın trafiğini rahatlatan kavşak, Ce-Haş-Pe’nin Çankaya Belediyesi’nin açtığı davanın sonucuna göre 1 Ağustos’ta yargı kararıyla kapatılacak. Sebep imar planına aykırılıkmış!</p>
<p>Halka hizmet için mi oradasınız yoksa eziyet vermek için mi? Orayı kapatarak ellerine ne geçecek Ce-Haş-Pe’nin çok merak ediyorum. Gökçek davayı geri çekin anlaşalım halk mağdur olmasın diyor Ce-Haş-Pe burnundan kıl aldırmıyor… Yazıklar olsun ne deyim…</p>
<p>Atatürk 1930’da İzmir halkıyla konuşurken şunları demişti; “Beyler, yaşamın felsefesi, tarihin tuhaf yansıması şudur ki her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında onu yok edecek bir güç belirir. Bizim dilimizde buna GERİCİLİK denir.” Ce-Haş-Pe’nin şu zamana kadar yaptıklarını düşündükçe; bu ülkedeki en iyi (!) gericinin bunlar olduğuna karar verdim… Ya bizim gibi bir ülkede KÖR MUHALEFET olursunuz ya da HONDURAS’TA İKTİDAR!</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
16 Temmuz 2009</span></strong></p>
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand sexy-bookmarks-center sexy-bookmarks-bg-sexy"><ul class="socials"><li class="sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html&amp;t=K%C3%B6r+Muhalefet+veya+Honduras+%C4%B0ktidar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on Facebook">Share this on Facebook</a></li><li class="sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@talhadereci:+K%C3%B6r+Muhalefet+veya+Honduras+%C4%B0ktidar%C4%B1+-+http://www.talhadereci.com/625" rel="external nofollow" title="Tweet This!">Tweet This!</a></li><li class="sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.htmltitle=K%C3%B6r+Muhalefet+veya+Honduras+%C4%B0ktidar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Add this to Google Bookmarks">Add this to Google Bookmarks</a></li><li class="sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html&amp;title=K%C3%B6r+Muhalefet+veya+Honduras+%C4%B0ktidar%C4%B1" rel="external nofollow" title="Share this on del.icio.us">Share this on del.icio.us</a></li><li class="sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html" rel="external nofollow" title="Share this on Technorati">Share this on Technorati</a></li><li class="sexy-mail"><a href="mailto:?&amp;subject=K%C3%B6r%20Muhalefet%20veya%20Honduras%20%C4%B0ktidar%C4%B1&amp;body=%C3%9Clkemizin%20bir%20numaral%C4%B1%20muhalefeti%20Deniz%20Baykal%20ve%20saz%20arkada%C5%9Flar%C4%B1yla%20birlikte%20Ce-Ha%C5%9F-Pe%E2%80%99nin%20birka%C3%A7%20g%C3%BCn%20%C3%B6nce%20ola%C4%9Fan%C3%BCst%C3%BC%20kongresini%20televizyon%20ekranlar%C4%B1nda%20izledim%E2%80%A6%20Bilindik%20Baykal%20tav%C4%B1rlar%C4%B1%20ve%20z%C4%B1rval%C4%B1klar%C4%B1...%20Bu%20%C3%BClkede%20bir%C3%A7ok%20sorun%20var%3B%20i%C5%9Fsizlik%2C%20%C3%B6zelle%C5%9Ftirme%2C%20ter%C3%B6r%2C%20K%C3%BCrt%20 - http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html" rel="external nofollow" title="Email this to a friend?">Email this to a friend?</a></li></ul><div style="clear:both;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/kor-muhalefet-veya-honduras-iktidari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
