Alın İsmimi Verin Bana Çocukluğumu!
“İlk defa seni bu kadar neşeli ve mutlu görüyorum” dedi sevdiğim bir dostum çocukluğumu anlatırken. Anlattıkça gülüyorum, dört beş cümlede bir “Vay be!” diyorum, çayımı yudumladıkça bir yandan da efkârlanıyorum. Özlediğimi fark ediyorum o yılları. Her daim geçmişiyle mutlu olan ve yeri geldiğinde de övünen biri olarak o yılları özlemem normal elbette ama o günlere dönmek isteği fazlaca kurcalıyor kafamı son zamanlarda… (daha fazla…)
17 Yaşım
17 yaşındayım. Kanımın deli olduğu çağmış, yani, en azından herkes öyle diyor. Sorumluluk sahibi olacak yaştayım. Hiç olmazsa hayatın ne olduğunu bilmeliymişim. Babam öyle diyor. Ne zaman nerede ne yapacağımı bilmeliymişim. Ne zaman nerede ne yapacağımı bilmem için yeterince büyümeme gerek yok. Tam zamanıymış yaşım.
17 yaşındayım. Delikanlı olduğum çağmış. Kanım hırçın akar ya efendi olmamı isterler. Ne yapsam bu yaşta; ilerde öyle olurmuşum. Yani her annenin çocuğuna söylediği ve biz çocukların aldırmadığı laflar. 17 yaşım deli çağımmış. Deli çağımda bunları yapmalıymışım. (daha fazla…)
Olimpiyatlar ve Türkiye
Muhteşem gösteriler ile başlayan ve 29.su düzenlenen 2008 Pekin Olimpiyatlarını fırsat oldukça takip etmeye çalışıyorum. Dikkat çeken kişiler elbette var. Misal her olimpiyatta 100 metre koşu ile yüzme hem benim hem de toplumun daha çok ilgisini çekmiştir.
Takip etmeyenler bile duymuştur ki; 8 altın madalya ile dünya ve olimpiyat rekoru kıran Michael Phelps ismini çoğu kişi duymuştur. 4 yarışını izleyebildim ve Amerika’nın yüzmenin her dalında ne kadar iddialı olduğunu gördüm. Birincilik ve rekor yetmiyormuş gibi ikinciliği ve üçüncülüğüde kaptırmıyordu Amerika. (daha fazla…)
