<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talha Dereci&#039;nin Blogu &#187; taraf gazetesi</title>
	<atom:link href="http://www.talhadereci.com/tag/taraf-gazetesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.talhadereci.com</link>
	<description>Siyaset, Medya, Kitap, Edebiyat&#039;a Dair Okumalar ve Notlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 07:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>Faşist Lideri Sembolize Eden Balta</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/fasist-lideri-sembolize-eden-balta.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/fasist-lideri-sembolize-eden-balta.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 20:04:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[fasces]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm nedir]]></category>
		<category><![CDATA[serdar kaya]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=2323</guid>
		<description><![CDATA[Faşizm, adını fasces adlı bir sembolden alır. Kökeni Roma İmparatorluğu’na dayanan bu sembol, kurdelelerle birbirlerine sıkıca bağlanmış ince uzun ahşap değneklerden oluşur. Roma’nın birliğini simgeleyen bu değnekler demetinin başında ise, (lideri sembolize eden) bir balta bulunur. Liderin balta, lideri takip eden kitlenin ise bu baltaya saplık eden ahşap değnekler ile sembolize edilmesi, bu noktada önemlidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2011/07/0703-fasizm.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2324" style="margin: 1px; border: 1px solid black;" title="0703-fasizm" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2011/07/0703-fasizm.jpg" alt="" width="100" height="267" /></a>Faşizm, adını fasces adlı bir sembolden alır. Kökeni Roma İmparatorluğu’na dayanan bu sembol, kurdelelerle birbirlerine sıkıca bağlanmış ince uzun ahşap değneklerden oluşur. Roma’nın birliğini simgeleyen bu değnekler demetinin başında ise, (lideri sembolize eden) bir balta bulunur. Liderin balta, lideri takip eden kitlenin ise bu baltaya saplık eden ahşap değnekler ile sembolize edilmesi, bu noktada önemlidir. Zira aynı şekilde yontulmuş olan değnekler, lidere ve ideolojisine hizmet etmesi beklenen insanların tektipleştirilmeleri gerektiğini de ima eder. Bu ima, faşist bir toplumda gerek lidere gerekse ideolojisine muhalefetin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini de dışavurur.</p>
<p style="text-align: justify;">Serdar Kaya, Taraf Gazetesi, 3 Temmuz 2011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/fasist-lideri-sembolize-eden-balta.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakim Resmi İdeoloji ve Seçmenin Tercihi</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/hakim-resmi-ideoloji-ve-secmenin-tercihi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/hakim-resmi-ideoloji-ve-secmenin-tercihi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 11:39:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[2011 genel seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[serdar kaya]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=2157</guid>
		<description><![CDATA[Sovyetler Birliği’nde eğitim alan birinin komünist olması nasıl şaşırtıcı değil idiyse, Türk eğitim sisteminin köhne çarkları arasında yıllarca devşirilen birinin Kemalist olup çıkması da aynı derecede sıradandır. Yani hakim rejimin ideolojisi doğrultusunda eğitilmiş ve hayatları boyunca onun doğrularını hiç gerektiği şekilde sorgulamamış kimselerin, “Seçim var” denildiği vakit hemen gidip rejimin partisine oy vermelerinde şaşırtıcı olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sovyetler Birliği’nde eğitim alan birinin komünist olması nasıl şaşırtıcı değil idiyse, Türk eğitim sisteminin köhne çarkları arasında yıllarca devşirilen birinin Kemalist olup çıkması da aynı derecede sıradandır. Yani hakim rejimin ideolojisi doğrultusunda eğitilmiş ve hayatları boyunca onun doğrularını hiç gerektiği şekilde sorgulamamış kimselerin, “Seçim var” denildiği vakit hemen gidip rejimin partisine oy vermelerinde şaşırtıcı olan herhangi bir şey yok. Böyleleri, Küba’da doğmuş olsalar Fidel Castro’ya hayranlık duyacak, Kuzey Kore’de eğitilseler Ulu Önder Kim Jong Il’in ideolojisine dudak bükenleri bidon kafa ilan edeceklerdi.</p>
<p><a style="display:none;" id="ddetlink971969057" href="javascript:expand(document.getElementById('ddet971969057'))">(Kaynak)</a>
<div name="ddet" class="ddet_div" id="ddet971969057"><script>expand(document.getElementById('ddet971969057'));expand(document.getElementById('ddetlink971969057'))</script>Serdar Kaya &#8211; 19 Haziran 2011 &#8211; Taraf Gazetesi</div></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/hakim-resmi-ideoloji-ve-secmenin-tercihi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Etrafında Cumhuriyet Kurmak</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2011 09:52:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tek parti dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=2142</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Altan &#8211; 31 Mayıs 2011 &#8211; Taraf Gazetesi Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal’i getirmedik, Mustafa Kemal’i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk. Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ahmet Altan &#8211; 31 Mayıs 2011 &#8211; <a href="http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-askeri-cumhuriyet.htm" target="_blank">Taraf Gazetesi</a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal’i getirmedik, Mustafa Kemal’i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk. Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/mustafa-kemal-etrafinda-cumhuriyet-kurmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzlaşmak mı? Teslim Olmak mı?</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/uzlasmak-mi-teslim-olmak-mi.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/uzlasmak-mi-teslim-olmak-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 21:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[murat belge]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[teslimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1887</guid>
		<description><![CDATA[Murat Belge – 3 Nisan 2011 – Taraf Gazetesi Sık sık söylediğimiz gibi “uzlaşma” Türkiye’nin siyasi kültüründe “itibarsız” bir davranış olarak algılanır. Çünkü iyi olan, “bize yakışan”, “dikte etmek”tir, şöyle olacak, böyle olacak, itiraz istemem, kırarım ağzını burnunu. &#8230; Türkiye’de insanlar “uzlaşma” kavramını işitince otomatikman suratlarını buruşturuyorlar, çünkü bunu “teslim olmak” olarak anlıyorlar. Tabii hayatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Murat Belge – 3 Nisan 2011 – <a href="http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-uzlasma-ustune-2.htm" target="_blank">Taraf Gazetesi</a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sık sık söylediğimiz gibi “uzlaşma” Türkiye’nin siyasi kültüründe “itibarsız” bir davranış olarak algılanır. Çünkü iyi olan, “bize yakışan”, “dikte etmek”tir, şöyle olacak, böyle olacak, itiraz istemem, kırarım ağzını burnunu. &#8230; Türkiye’de insanlar “uzlaşma” kavramını işitince otomatikman suratlarını buruşturuyorlar, çünkü bunu “teslim olmak” olarak anlıyorlar. Tabii hayatı ya “teslim olmak” ya da “teslim olmak”tan ibaret bir etkinlik gibi açıklayan bir dünya görüşüyle yetişmişseniz, başka türlü düşünmeniz zor. Öte yandan, gerçek hayatta &#8220;uzlaşma oldu&#8221; gibi sözlerle haber verilen birçok olayın aslında bir &#8220;teslimiyet&#8221; olduğu da doğru. Böyle durumlarda, taraflar sonucu &#8220;teslimiyet&#8221; olarak adlandırmama konusunda &#8220;uzlaşmış&#8221; olurlar.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/uzlasmak-mi-teslim-olmak-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmez Dediğimiz Şeyin Desteği Kutsallıktır</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/degismez-dedigimiz-seyin-destegi-kutsalliktir.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/degismez-dedigimiz-seyin-destegi-kutsalliktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 21:17:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Not Defterim]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirilmesi teklif edilemez madde]]></category>
		<category><![CDATA[murat belge]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1883</guid>
		<description><![CDATA[Yolumun Amerika’ya düştüğü bir zamanda, Boston’da, Harvard’da Türkiye ve anayasa üzerine bir konferansa gitmiştim. Anayasa hukuku uzmanı olan konuşmacı, dünya anayasalarında “değiştirilemez madde”lere rastlanabildiğini söylemişti. Ama “değiştirilmesi teklif edilemez” maddeyi o da işitmemişti. Bilindiği gibi, bu işitilmedik şeyden, bizde var. &#8230; Bir “anayasa”yı kim yapar? O anayasanın geçerli olacağı ülkede yaşayan insanlar yapar. Bunların arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yolumun Amerika’ya düştüğü bir zamanda, Boston’da, Harvard’da Türkiye ve anayasa üzerine bir konferansa gitmiştim. Anayasa hukuku uzmanı olan konuşmacı, dünya anayasalarında “değiştirilemez madde”lere rastlanabildiğini söylemişti. Ama “değiştirilmesi teklif edilemez” maddeyi o da işitmemişti. Bilindiği gibi, bu işitilmedik şeyden, bizde var. &#8230; Bir “anayasa”yı kim yapar? O anayasanın geçerli olacağı ülkede yaşayan insanlar yapar. Bunların arasında metni hazırlayacak, yazacak uzmanlar bulunur; böyle konularla ilgilenen yurttaşların yanısıra hiç ilgilenmeyenler de bulunur; sonunda büyük bir ihtimalle bir “referandum” yapılır; orada “evet” diyenler, “hayır” diyenler ve hiçbir şey demeyenler çıkar. Ama sonuçta “insan elinden çıkma” bir şeydir anayasa. O halde, insan elinden çıkma her şey gibi, “değişime açık” olmalıdır. Çünkü “değişmez” dediğimiz bir şeyin desteği “kutsallık”tır. Bir şey “kutsal” olduğu için, “Allah’ın emri” olduğu için “değiştirilemezlik” özelliği kazanır.</p>
<p>Murat Belge &#8211; 29 Mart 2011 - <a href="http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-degistirilemez-madde.htm" target="_blank">Taraf Gazetesi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/degismez-dedigimiz-seyin-destegi-kutsalliktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medya Değerlendirmeleri</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 09:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[abonelik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bloomberg tv]]></category>
		<category><![CDATA[ece temelkuran]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik programları]]></category>
		<category><![CDATA[flash tv]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[medya değerlendirmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tiraj]]></category>
		<category><![CDATA[trt]]></category>
		<category><![CDATA[yemekteyiz programı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=1138</guid>
		<description><![CDATA[Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Belki büyük bir iddiadır fakat fikrimce; bir ülkedeki medyanın üslubu, duruşu, seviyesi ve kalitesi hem o gazeteyi okuyan okurun üslup, seviye ve kalitesini gösterir hem de genel olarak ülkenin uluslar arası bazda değerini göstermektedir. Elbette gazetenin üslup ve seviyesi sübjektif bir konudur. Yani bir okura gayet seviyeli ve okunulabilir gelen bir gazete bir diğer okura aynı tadı vermeyebilir ve o gazeteye aynı gözle bakmayabilir. Aslında üslup meselesi nesnel bir olgu olarak kendini belli eder. Bir okur iki gazeteyi veya iki kanalı karşılaştırdığında ikisi arasındaki farkı üslup temelinde değerlendirebilir. Fakat şartlar Türkiye şartları olunca üslup kavramını bile sübjektif olarak kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Bunda en büyük sebep; ülkenin kemikleşmiş, entelektüel olarak bilinen ve o şekilde gözükmeye çalışan ve iki üç cümle yazıp köşe yazarıyım diye geçinen yazarlardır. <span id="more-1138"></span></p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gazete düşünün… Her yaptığı haber ile ülke gündemini belirleyen ama tirajlarda ilk 15’e bile giremeyen bir gazete… Taraf gazetesi… Evet, çelişkili bir durum. Hem sizin yazdıklarınıza göre gündem belirlenecek, herkes kaleminizden çıkacak yazıları bekleyecek, evlerde işyerlerinden “duydun mu Taraf’ın yaptığı yeni haberi?” diye konuşulacak hem de 65 bin gibi bir tiraj alacaksanız. Bu noktada 2 şey düşünülmelidir. Birincisi; gazete okumayan bir toplumuz. Bunu sadece bu konu ile bağdaşlaştırmamak gerekir. Toplam gazete tirajlarına bakıldığında 5 milyonu geçmeyen bir tirajı göz önüne alındığında durumun hiç de iç açıcı olmadığı anlaşılacaktır. İkincisi bir gazete okumayı alışkanlık haline getirmek ve başka gazetelere de bakmamak. Çok normaldir okurun her gün okuduğu bir gazetesinin olması. Fakat diğer bir gazete alanında dünya birincisi olsa da onu almayı bir kez olsun aklından geçirmez. Çünkü kendi okuduğu gazete her zaman daha iyidir. <em><strong>Okuma oranının düşük olması ve takılıp kaldığımız bir takım alışkanlıklar…</strong></em> Zaten bu ülkenin başına gelen birçok şeyin temel sebeplerinden birisidir bu iki nokta…</p>
<p style="text-align: justify;">Taraf gazetesi tirajlardan mı yakındı bilmiyorum fakat aldığım bir duyuma göre; gazete abonelik sistemine geçmeyi düşünüyormuş. Abonelik sisteminin daha iyi olacağı kesin. Tirajların artacağından değil… Bayilere sayılı şekilde gelen gazeteye ulaşmamız zor oluyor. Hele ki gazetenin gitmediği ilçeleri düşündüğümüzde bu abonelik sistemi hem gazete açısından hem de gazete okuyan vatandaşlar için olumlu bir durum olur. Maddi sıkıntıdan dolayı gazeteyi bazı günler çıkartılamayacak noktaya gelindiğini söyleyen Ahmet Altan bu sistem için gerekli kaynağı nereden nasıl karşılayacağını belirtse çok iyi olur…</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün gazetesi de abonelik sistemini düşünüyormuş…</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">TRT kanalı… Hiç şüphe yok ki 5-6 sene önceki TRT ile şimdiki TRT arasında çok fark var. Ve zaman TRT’ye daha çok güç katıyor. Uydu kanalına bir bakıldığında TRT’nin adı altında 1-2-3-4, Avaz, Şeş, Anadolu, Müzik, Çocuk, Haber kanalları görülebilir. Bu kadar kanal çıkarmak ne kadar doğrudur bilmiyorum. Evet her kesime ulaşmak önemlidir. Ama her kesim için ve her türden sektör için bir kanal açılması da garipsenecek bir durum fikrimce. TRT Arapça’nın hazırlama aşamasında olduğunu biliyorum. Korkarım ki bundan birkaç yıl sonra TRT her sektöre girer; spor, teknoloji, ekonomi, tasavvuf…</p>
<p style="text-align: justify;">Kanalın devlet kanalı olması durumundan dolayı da atılan her adım önemlidir. <em><strong>Nitekim herhangi bir özel kanal; yaptığı yorumlardan ve olaylara karşı duruşlarından kanal sahibinin görüşlerini yansıttığını belli edebilir, bu olmaması gereken bir durum olsa da…</strong></em> Ki ülkemizde de bu durum böyledir. Ama özel kanallardaki bu durum devlet kanalında da işlememelidir. <em><strong>TRT devlet kanalı diye hükümetin de kanalı olması gerekmez.</strong></em> Bu noktada TRT’nin herkese eşit mesafede olması gerekir ve olması gereken de budur.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Televizyon programları… <em><strong>Eğer TV programları vatandaşların talepleri doğrultusunda yapılıyorsa -ki maalesef bu şekilde- ülkemizdeki televizyon izleyicisi kesimin şiddetli bir şekilde bilgisizlik, bilinçsizlik ve maalesef cahillik sorunu var.</strong></em> Flash TV’deki her program, kanal kanal yemekteyiz programları, evlilik programları, gelin kaynana ve aile bireylerinin tartışmalarının olduğu programlar, sabahlara kadar süren küfürlü ve seviyesiz spor programları, o onunla burada bu şekilde yakalandı diye “az sonra”ları bastıra bastıra gösteren magazin programları… Zevk meselesidir deyip geçilecek bir konu değildir bu. Televizyona “aptal kutusu” ismini sağlayan, insanlara bir şey katmayan programlar… Tüm bunları düşündükçe TV sahiplerine pek kızamıyorum. Çünkü seyirci bu tip şeyleri istedikçe yapımcılarda haliyle taleplere cevap vermek durumunda kalıyorlar ve durum ortada… Bilinçsiz bir seyirci toplumu… Okan Bayülgen’in Kanalizasyon filmi bu konuyu çok iyi anlatan bir film…</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">TV kanallarına bir yenisi daha eklendi; Bloomberg HT. Bloomberg TV dünyaca takip edilen ve alanında önemli bir yere sahip olan bir ekonomi kanalı. Türkiye’deki payını Habertürk aldı. Ciner grubunun önemli adımlarından birisi. Kanalın yayını Kanal 1 üzerine endekslenmiş. Belli bir saatten sonra yayın akışı Kanal 1 olarak devam ediyor. Ekonomi kanalı olarak eksikliği olan bir ülkeydik umarım Bloomberg HT bu eksikliği giderebilir. Ve yine umarım Habertürk kanalındaki “taraflık” bu kanalda da geçerli olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Habertürk gazetesi yerinden mutlu olmayan köşe yazarlarının yeni yuvası mı acaba?</strong></em> Bu soruyu merak ediyorum. Çünkü HT gazetesi yazar kadrosuna yeni bir kişi daha kattı; Milliyet gazetesinden Ece Temelkuran. Yönetim acaba başka kimlere teklif götürdü… Ve kimler kabul etmedi. Yorum kadrosu olarak eksik olduğunu Fatih Altaylı da en başta kendisi belirtmişti. Fakat bu eksikliği Bekir Coşkun ve Ece Temelkuran ile dolduracağını mı düşündü acaba Altaylı? Yaşar Nuri Öztürk’e göre elbette ikisi de daha iyi… Temelkuran’a HT kanalında da bir program yaptırılırsa şaşırmam. Yine de en iyi transferleri Elif Şafak idi…</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Medya değerlendirmeleri üzerine ikinci yazımı da yakın bir zamanda yazmayı düşünüyorum…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Talha Dereci<br />
04.02.2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/medya-degerlendirmeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan&#8217;a Attığım Mail</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 12:10:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan'a mail]]></category>
		<category><![CDATA[niye]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi makaleleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan &#8220;Niye?&#8221; adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; &#8212; * Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle… Selamlar&#8230; Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1198" title="ahmet-altan" src="http://www.talhadereci.com/wp-content/uploads/2009/09/ahmet-altan1.jpg" alt="ahmet-altan" width="241" height="158" />13.09.2009 tarihinde Taraf Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Ahmet Altan <a href="http://taraf.com.tr/makale/7380.htm" target="_blank">&#8220;Niye?&#8221;</a> adlı bir köşe yazısı yazdı. Onun bir okuru olarak yazıyı okuduktan sonra bir mail atma gereği hissettim. İşte o mailin tam metni&#8230; <span id="more-938"></span></p>
<p>&#8212;</p>
<p>* Birkaç satır dahi olsa cevap alabilmek ümidiyle…</p>
<p>Selamlar&#8230;</p>
<p>Türk medyasını sıkı sıkıya takip eden bir üniversite öğrencisiyim. Her köşe yazarının nasıl biri olduğunu kendi gözlemlerim doğrultusunda kavramışım. Bu sebeple hangi gazete nasıldır, hangi köşe yazarı nasıl yazar, hangi yazarın ideolojik veya dünya görüşü nasıldır az çok bilirim ki bunu anlamak o kadar da zor değildir. Siz Ahmet Altan&#8217;ı eski Hürriyet Gazetesi&#8217;nde iken takip edemesem de Taraf Gazetesi’nin ilk çıktığı günden beri okuyor ve gözlemlemeye çalışıyorum. Yazılarınızı çok beğeniyor ve &#8220;hakiki yazar budur&#8221; diyebildiğim birkaç yazar arasına koyuyorum sizi&#8230;</p>
<p>Sizi okurken &#8220;ne yapacaksın o dinsiz adamı&#8221; diyorlar&#8230; Ateist diyenler, komünist diyenler, solcu diyenler -ki sağ görüşe daha yatkın biri olarak bu ülkede sol&#8217;un bu şekilde anılmasından rahatsızım- çıkıyor. Kimi zaman yazdıklarınızla veya gazete olarak tavırlarınızda “bu gazete de artık AKP’li oldu” desem de olaylara karşı duruşunuz her zaman diğer gazetelere nazaran mesafeli ve mantık çerçevesi içinde idi. Nitekim son zamanlardaki köşe yazarlarının “mantıksız ve saçma” davranışlarını siz de bilirsiniz ki bunu size anlatmak bana düşmez…</p>
<p>Gelelim bu maili atmamdaki sebep. 13 Eylül 2009 Pazar sabahı internetten gazetelerdeki köşe yazarlarını okumaya başladım. Birkaç yazardan sonra size sıra geldi. Yazınızın başlığı; “Niye?”.</p>
<p><strong>“Yeryüzünün bütün bilim adamlarını, filozoflarını, düşünürlerini, yazarlarını, sanatçılarını toplasanız, bütün bilgileri ve bilgelikleriyle, insanoğlunun bugüne dek öğrendiği ne varsa onlardan konuşmaya başlasalar. Sonra üç yaşında yarım yarım konuşan bir bebek gelse ve onlara dese ki “dünya niye var?”…”</strong></p>
<p>Böyle diyorsunuz ve başlıyorsunuz sorgulamaya… Dünya neden var? Niye yaratıldık? İnsanlar niye yaşıyor? Bu ve buna benzer sorular. Evet, sorgulamak güzel şeydir. Bu soruları öyle ya da böyle her insan mutlaka kendisine sormuştur. Ama bunlar sizin dediğiniz gibi cevabı olmayan sorular değildir. Bunların bir cevabı vardır. Nitekim bunları siz benden daha iyi bilirsiniz ama sizi takip eden bir okuyucunuz olarak bu sorulara kendi çapımda bazı cevaplar verebilmek için yazıyorum bu maili. Belki okumadan silinir, belki “bana ders vermeye kalkana bak” denilir. Hiç bilemiyorum. Nitekim şu ana kadar birçok yazara bir şekilde mail attım fakat bu yazarlarımız o kadar yoğun (!) idiler ki, okuyucularına boş bir mail atamayacak kadar aciz kaldılar gözümde…</p>
<p>Bu yazdıklarım bir ders verme amaçlı değildir. Samimi düşüncelerim ve bu yazınızı okuduktan sonra kendimi bu maili yazmaya zorunlu hissettiğim içindir…</p>
<p><strong>“İnsan niye yaratıldı?”</strong></p>
<p>Mümkün oldukça Kuran’dan örnekler vererek açıklayacağım. Zariyat 56. Ayette Allah buyuruyor ki; <strong><span style="color: #ff0000;">“Cin ve insanları ancak, beni bilip itaat, ibadet etmeleri için yarattım”</span></strong>. Buradaki “ibadet etmek” ifadesi, “beni tanımaları için” demektir. Yani, Allah’ı tanımak, inanmak için yaratıldık. Kudsî Hadiste (Kudsî Hadis Muhammed (s.a.v.)&#8217;den Rabbinden isnad yolu ile ahad olarak bize nakledilen hadistir.) diyor ki; “Tanınmak için her şeyi yarattım.”</p>
<p>Yani Allah’ı bilen, ona iman eden her Müslüman “İnsan niye yaratıldı?” sorusunu duyduğunda bu cevabı bilen biridir.</p>
<p><strong>“Her gezegen çemberin bir parçası mı? Niye civardaki gezegenlerde hayat yok peki? En azından bizim bildiğimiz türden bir hayat niye yok oralarda?”</strong></p>
<p>Dünya’da var olan her şey bu çember dediğiniz kâinatın bir parçası elbette. Diğer gezegenlerde buradaki gibi bir hayat yok. Bilim adamlarının araştırmaları sonucunda güneş sistemi dışında 300’e yakın gezegen keşfedildi. Ve bu gezegenlerin hiçbirisinde hayat yok. Neden? Çünkü çevresinde döndükleri yıldızların kavurucu sıcağını yakından hissediyorlar. Burada şu nokta ortaya çıkıyor; her şeyin belli bir düzeni var ve bu sistem tıkırında gidiyor. Güneş 1 mm daha yakınından geçse dünyanın, o gezegenlerdeki gibi dünyada da hayat olmayacaktı. Allah’ın büyüklüğünün ve varlığını açıklayan bir durum…</p>
<p><strong>“Uzay neden var?” </strong></p>
<p>Uzay bildiğiniz gibi Dünya’nın atmosferi dışında var olan evrenin geri kalan kısmıdır. Uzay neden var sorusu aslında “Allah neden bu kâinatı yarattı?” sorusuyla aynı sorudur. Kuran’daki şu ayetlere dikkat çekmek isterim.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Enbiya suresi, 16)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık.&#8221;</strong></span><br />
(Sad suresi, 27)</p>
<p>“İnsan niye yaratıldı?” sorusuna verilen cevaplar da bu konu ile birleşir aslında. Allah kâinatı, yarattıkları kendine ibadet etsin diye yarattı. Bunun içinde uzay olmuş, Merkür olmuş fark etmez. Onların da bir görevi var. Nasıl ki güneş 1 saniye hızının aksatmadan dönüyorsa, nasıl ki ırmaklar denizlere dökülüyorsa, nasıl ki insanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle insanına hizmet ediyorsa… Yani anlatmak istediğim herkesin bir görevi var. Bir hiçtik ve var olduk. Ve bizi var edene hizmet etmek ile görevlendirildik.</p>
<p>Mahlûkatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlûkat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa Allah’ın bu âlemi yaratmasının -haşa- bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.</p>
<p><strong>“Dünya olmasa kâinatta ne eksilirdi?”</strong></p>
<p>Evet, dünya olmasa kâinatta bir eksiklik olurdu fikrimce. Çünkü dedik ya her şey yaratılırken bir amaç doğrultusunda yaratıldı. Yani boşuna yaratılmadı. En küçük bir taş parçasından koca bir dünyaya kadar var olan her şeyin belli bir düzene göre yaratıldı. Yazınızda örneğini belirttiğiniz gibi, doğanın kanununa -Yaratıcı&#8217;nın kanunlarına göre- aslan ceylanı yemek için uğraşır, ceylan kendi avını yakalamak için uğraşır. Bu bir kısır döngü devam eder. Tom &amp; Jerry çizgi filmlerinden bilirsiniz… Köpek kediyi, kedi de fareyi kovalar. Kanun böyle. Otlar olmasa ceylan ne yiyecekti? Ceylan olmasa aslan ne yiyecekti?</p>
<p><strong>“Dünyanın “niye” var olduğunu, bizim “niye” yaratıldığımızı bilseydik gene aynı insanlar mı olurduk, gene aynı şekilde mi davranırdık?”</strong></p>
<p>Bu sorunuza cevaben “sanmıyorum” demişsiniz. Dünyanın niye var olduğunu bilmeyen ve Allah’ı tanımayan birinin hareketlerini düşünelim. Ve bu kişi daha sonra Allah’ı tanısın ve dünyanın niye var olduğunu bilsin. O zaman önceden yaptığı hal ve hareketler değişmez mi?</p>
<p>Belki siz bu söylediklerimi biliyorsunuz. Veya bilmiyorsunuz. Bilmiyor olsaydınız, bu yazıdan sonra biliyor olmuş olacaksınız. Bu maili okumadan önceki Ahmet Altan ile bu maili okuduktan sonraki Ahmet Altan aynı mı olacak? Buna Ahmet Altan karar verecek…</p>
<p>Sizi her daim takip eden bir okurunuzum. Ve cesur, mantıklı kaleminiz her daim beni yazmaya teşvik ediyor. Siz ve size benzer birkaç yazar sayesinde neyin ne olduğunu biliyor, okurken zevk alıyor, sorguluyorum… Bu satırlar çok samimi bir şekilde yazıldı. Sürç-i lisan ettiysem af ola… Hayatta başarılar…</p>
<p>Talha Dereci – 19 / ANKARA</p>
<p>E-Posta: talhadereci@gmail.com<br />
Web : www.talhadereci.com</p>
<p>&#8212;</p>
<p><strong>Talha Dereci<br />
14.09.2009<br />
ANKARA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ahmet-altana-attigim-mail.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ordu Göreve !</title>
		<link>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html</link>
		<comments>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 13:48:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Dereci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[ordu göreve]]></category>
		<category><![CDATA[talha dereci]]></category>
		<category><![CDATA[talha derecinin siyasi yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraf manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.talhadereci.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye 12 Haziran 2009’da Taraf Gazetesi’nin manşetiyle sarsıldı. İddiaya göre Genelkurmay’ın içerisinde birtakım rütbeli kimseler AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları yapıyormuş… O günden beri yazmayım dedim hep kendime. Ne gerek vardı ki; bir sürü yazar, hukukçu, bürokrat, savcı, hakim, dernek başkanları, sendikalar ve bilim adamları her gün çarşaf çarşaf yazıyor, sabahlara kadar televizyonlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 12 Haziran 2009’da Taraf Gazetesi’nin manşetiyle sarsıldı. İddiaya göre Genelkurmay’ın içerisinde birtakım rütbeli kimseler AK Parti ve Gülen cemaatini “bitirme” planları yapıyormuş… O günden beri yazmayım dedim hep kendime. Ne gerek vardı ki; bir sürü yazar, hukukçu, bürokrat, savcı, hakim, dernek başkanları, sendikalar ve bilim adamları her gün çarşaf çarşaf yazıyor, sabahlara kadar televizyonlarda tartışıyorlar. Onca sözüne bir şekilde güvenilen insan bir şeyler yazıp yorumlamasına rağmen insanlar yine de doğruyu göremeyince, bir üniversite öğrencisi bunları yazsa ne çıkar dedim kendi kendime. Ama yine de deli gönlüme söz geçiremedim, yine lafımı esirgemeden yazmaya başladım… <span id="more-568"></span></p>
<p>Açıkçası böyle bir eylem planını duyunca normal bir şekilde karşıladım. Çünkü artık o kadar alışmıştık veya alıştırılmıştık ki ordunun siyasete bulaşmasına, darbe yapmasına, oraya buraya laf atmasına, ülkede kendini bir numaralı hakim güç olduğunu sanmasına… Kolay değil başbakan asıldı, darbeler yapıldı, muhtıralar yayınlandı, ülkeyi kaostan (!) kurtarmak için yönetime el konuldu ama daha fazla kaos ortamı yaratıldı. Bunlara bir şekilde alıştırdılar. Ve bunları yapan azınlık tayfa – ki bu azınlık ekmeğini yediği kurumun haysiyetini zedeleyen birkaç rütbeli kişidir &#8211; günden güne bu milleti keriz sandı…</p>
<p>Askerî savcılığın albayına sahip çıkması çok normaldi. Bunda şüphe yoktu. Ne yani hangi askeri savcı karargâha yönelik soruşturma başlatabilirdi ki? Bunu bekleyenler varsa kendilerine Türkiye’nin o kadar gelişmediğini ve demokrasi yolunda hala daha çok yolu olduğunu söylemeliyim. Bunu normal karşıladık. Bundan sonrası sivil yargının işi. Peki ya imzalar? Yahu akıl var mantık var. Albay Dursun Çiçek denilen şahıs 20 yıldır her yerde aynı imzayı kullanıyor da birdenbire bir şey oluyor da Ergenekon savcısına ifade verirken imzasını değiştiriyor. Jandarma Kriminal, Adlî Tıp, TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal imzaların aynı olduğunu raporlarında sundular ama Askeri Savcıyı bu raporlar kesmedi. Ya hakikaten ŞU Emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın dediği gibi bu imzayı değiştiren ve bunu destekleyenler “salak” ya da bu milleti salak zannediyorlar. Göz var nizam var. Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? İşin içinden kurtulabilmek için bir anda bu kadar dönebilmek albayın  kişiliğinden ve amaçladığı kirli tezgâhtan başka bir şeyi göstermez…</p>
<p>Peki ya askeri savcılığın bahanesine ne demeli! Belgenin aslı nerede deyip durdular… Fotokopi olduğu için kesin bir hükme varamıyoruz dediler. Akla hayale sığmıyor bu basit ve mantıksız bahaneler. Sonra da çıkıp o belgeye “kağıt parçası” deniliyor… Bu insanlar neden bu kadar “keriz” yerine konuluyor? Artık yedi sekiz yaşındaki bir çocuk bile neyin ne olduğunu anlıyor bu ülkede. Evet siyaset bizim ülkemizde bu kadar gelişmiştir (!).</p>
<p>Aslında çok da sitem etmemeliyim… Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı soruşturmalar ne zaman adam akıllı sonuçlandı ki? Şemdinli olayını hatırlayın. Sivil mahkeme bu davadaki sanıklara 39’ar yıl hapis cezasına çarptırırken, askeri mahkeme ilk duruşmada tahliye etmişti…</p>
<p>Darbe günlüklerine ne demeli? Özden Örnek’e ait darbe günlüklerine ilişkin soruşturma bile açılmadı. Oysa bilirkişi Ayışığı ve Sarıkız darbe girişimlerinin anlatıldığı günlüklerin Örnek’in bilgisayarından çıktığını tespit etmişti…</p>
<p>Nokta Dergisi’nde ki baskını hatırlayın… Nisan 2007’de “Sivil eylemler ne kadar sivil?” kapağıyla Genelkurmayın STK’lar ile işbirliği planını açıklamıştı. Bu haberden dolayı askeri savcılık dergiye baskın düzenlemişti. Hani nerede o çok savunulan ve bahsedilen demokrasi?</p>
<p>Dağlıca baskınını da hatırlatayım size… Dağlıca Piyade Taburu’na 21 Ekim 2007’de yapılan baskında 16 askerimiz şehit olmuştu ve 8 askerimiz PKK’lılarca kaçırılmıştı. Taraf Gazetesi, baskın bilgilerinin 9 gün önceden askeri birimlere ulaştırıldığını iddia etmişti. Askeri savcılık ise hangi akla hizmet ise kaçırılan 8 askere dava açmıştı…</p>
<p>Yetmedi ya Aktütün baskınındaki ihmale ne demeli? 3 Ekim 2008’de PKK’nın gerçekleştirdiği saldırıda 17 askerimiz şehit olmuştu. Saldırı hazırlığının Genelkurmay Başkanlığı tarafından bilindiği ortaya çıkmıştı. Genelkurmay’ın bu konu hakkında ne gibi bir işlem yaptığı kamuoyuna açıklanmadı&#8230;</p>
<p>Hikayemizin kahramanı yine o Albay Çiçek! Taraf Gazetesi Genelkurmay’ın 2006 yılında Koç ailesi dahil iş dünyası ve sivil toplum örgütlerine yönelik hazırladığı andıcı yayımlamıştı. Belgenin altındaki imza Dursun Çiçek’e aitti. Genelkurmay herhangi bir soruşturma açmadı…</p>
<p>20 Haziran 2008’de Genelkurmay’ın Türkiye’yi biçimlendirme planı olduğu iddia edilen “Lahika” yayımlandı. Aradan bir yıl geçmesine rağmen Genelkurmay’ın soruşturma açıp açmadığına dair bir bilgi bile paylaşılmadı kamuoyu ile…</p>
<p>Eee durum ortada… Böyle davranan bir askeri savcılığın ve Genelkurmay’ın bu imza olayında objektif davrandığını veya demokrasiyi savunduğunu ne kadar söyleyebiliriz ki? Korunması gereken demokrasiyken darbeci albay korunuyor. Sağlanılması gereken bu ülkenin güvenliğiyken darbeci paşaların kendi hastanelerinden tahliye edilmesi sağlanıyor. Karışılmaması gereken yer siyaset iken her daim siyaset içinde olan ve bu siyasete yön vermek isteyen bir takım kimseler var bu ordunun  içinde. Ordu ne zaman kendi işini yapacak? Halk bu orduya saygı duyuyor. Peygamber Ocağı olarak görüyor. Bu orduya evlatlarını gönderiyor. Her ölüm haberinde feryat figan etse de “Vatan sağ olsun!” diyebiliyor. Halk ordunun üzerinde bu kadar titrerken artık ordu da gerekeni yapmalıdır. Ordunun içindeki bu ne yaptığını bilmeyen ve hala mantıksız hevesler peşinde koşan ve oradan buradan destek bulmaya çalışan aciz azınlık ortaya çıkarılmalı ve günden güne zedelenen Peygamber Ocağı’nın şerefi ve haysiyeti temizlenmelidir. O rütbeler, o üniformalar o darbeci zihniyetlerin vücudunda kirlenmemelidir…</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Talha Dereci<br />
30.06.2009<br />
Trabzon &#8211; Karemar</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.talhadereci.com/ordu-goreve.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

