Olanlardan ders çıkarmayan, yaptığı hataları bir hata olarak yine geride bırakan ve hiçbir olay karşısında utanma duygusunu öne çıkarmayan şu Türk gençliğini düşündükçe, elimizdekilerin kıymetini bilmediğimizden kendime acıyorum. Bizim yapmamız gereken nedir? Aslında bu soruya verilecek cevap hem çok kolay hem de çok zor. Vereceğimiz sözleri tutabilecek miyiz? Veya bu sözleri gerçekleştirmek için ne kadar çaba sarf edeceğiz? Elimizde çok büyük bir şans var. Bunla övünmemiz gerekirken bunlardan utanıyoruz. Düşmanımız bile Çanakkale Destanı’nı överken biz geçmişimizi bilmemekte ısrar ediyoruz. Ne yapmalıyız diye soruyoruz. Ama alınan cevap sadece koca bir hiç. Olan biten her şeyin karşısında bir put gibi aciz kalıyoruz.
%99’u Müslüman olan bir ülkede çıkan “Karikatür Krizi” adlı olay sırf bizi karışıklığa sokmak isteyen Avrupa Devletlerinin arasına girmek için değerlerimizden vazgeçiyoruz. Ve bu olaya sırf AB için hiçbir tepkimiz olmadı. Bir milletin değerlerini bir hiç uğruna yok ediyorsak kendi devletimizi kendimiz çökertiyoruz demektir.
Rahatımıza düşkün bir hayat şekli yaşamamız bizi tembelleştirmiş. Bu tembellik bizi ve ülkemizi her alanda etkilemiş. Öyle ki Türkiye’nin diğer Avrupa devletleri arasındaki yerini çoğumuz biliyoruz. Ve bu hallere düşmeyecek bir devlet olduğumuzu da biliyoruz. Ama bu bildiklerimiz hep sözde kalıyor…
En çok neyi isterdim bilir misiniz? Bu ülkeyi bizim gibi gençlere yükseltmek için bırakan yüce insan Mustafa Kemal Atatürk’ün bu olanların görmesini isterdim. Belki o zaman bir utancımız olur da bu ülkemiz için bir şeyler yaparız.
“Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.”. Ne güzel söylemiş şair. Türk genci hilale saygı gösterip bir Milli Marş’ı bile okumaya üşeniyor. Sonra da ülkemiz neden diğer devletler gibi üst seviyede değil diyoruz. Biz değerlerimizi kaybettikçe ve şu şekilde batılılaşmaya devam ettikçe; bu gençlerde hiçbir şey yapamaz, bu devlet de hiçbir zaman yükselemez…
Talha Dereci
23.03.2006
Discussion
No comments yet.