// you're reading...

Edebiyat

Üç Izdırap Damlası

Gitsen de kalsan da acının değişmeyeceğini bilirsin. Kalmayı tercih etsen; her gün onu görmekten kanar yüreğin, gitsen hasretine dayanamaz olursun. Yani anlayacağın olmak bir derttir olmamak ayrı bir derttir…

Yinede seversin hiçbir şey olmamış gibi. Aklın sevme dedikçe yüreğin ağır basar. Ve bu kararsızlıklar içinde alırsın çekip gitme kararını. Ve bir gün kafanda milyonlarca düşünce… Aklın yine sevme git der yüreğin hala kal der. Ama sen yüreğinin sesini dinlemek istemene rağmen aklını kullanıp buralardan çekip gidersin…

Bu kadar karmaşadan sonra kendini yeni bir hayatın içinde bulmaya çalışırsın. Belki yeni bir ülke, yeni bir kent, yeni bir iş… Kim bilir belki yeni bir sevgili bulursun. Ama eskiyi asla unutamazsın. Hem aklında hem yüreğindedir mazi. Unutmak için sevme taklidi yaparsın. Kimi zaman kendince başarılı olsan da, kimi zamanda rolünü beceremediğin için atılırsın hayat denilen küçük ama uzun tiyatrodan. Yine sıfırdan başlarsın. Ve yine yükselemeden eksilere düşersin. Yani anlayacağın sevme işini sahte dahi olsa beceremezsin…

Becerin bu kadardır. Hayat yine avans vermiyordur sana… Yeteneksizliğin yüzünden mutsuzluğunda öne çıkar. İsyan ederdin “bu kadar şeyin üstüne bir de sen mi çıktın karşıma”  diye. Ama nafile… Beceriksizlik ve sevilmemenin üstüne artık bir de mutsuzluk eklenmiştir. Belki sondur. Son bir hazinen kalmıştır. İnsanın en büyük hazinesi… Umut…

Ama unutmuşsun… O da bir vefasız uğruna sönüp gitmiştir…

Talha Dereci
10.08.2006

Discussion

No comments yet.

Post a comment