// you're reading...

Edebiyat

Ve Benim Bitişim Başlamıştı

Ve yine baş başayım elimdeki son fotoğrafınla…
Bana verdiğin ilk fotoğrafınla…
Hani şu gece yarısı çekilmiş bir gezi fotoğraflarından kalan
Üzerinde beyaz pardösünün olduğu…
Gözlerinin mahmurluğunu dirhem dirhem belli ettiğin…
Hatırlıyorum da bir diskette vermiştin o fotoğrafı
Senin bana “seni seviyorum” diyemediğin,
Benimse kıyarım diye koklayamadığım, dokunamadığım günlerdi…
İlk aşk dercesine…
Taze sevdalardaki gibi…
Bir tek bu fotoğrafın vardı o zamanlar.
Telefonumda, bilgisayarımda, odamın duvarında, dolabımın kapağında…
Her baktığım sendin…
Her bakışım sanaydı…
Yabancı bir mekâna girdiğimde;
Gözlerim hep seni arardı…
Sen yoksan o fotoğraf ile yetinirdim…
Hatırlar mısın yüzlerce kişiye sana yazığım şiiri sunarken;
O fotoğrafı kullanmıştım…
Şimdi anlıyorum da ilkler insana ne kadar çok acı veriyor…

Zaman geçtikçe “basitleşen” aşklardan olmuştuk maalesef bizde
Belki çok zaman sonra bu hâle gelmiştik ama
Yine de tutunamayanlardandık artık…
Daha sonraları onlarca daha fotoğrafın oldu bende
Vuslatı fotoğraflarla geçiştirmeyi öğretmiştik birbirimize
Daha birçok şeyi öğrenmişken ve öğrenilecek onca şey varken
Gerçekleştirilecek bir sürü hayal varken
Bir hançer gibi saplanmıştı ayrılık gönlümüze…

Kazandıklarımı bir kefeye koyup,
Yitirdiğim tek seni diğer kefeye koyduğumda;
Dengemi bu kadar alt-üst etmene ağladım saatlerce…
Kahkahalar atıp, seni unuttum dedikten sonra,
Bir de üstüne senin yüzüğünü çöpe attım
Yenisini taktım bir “sözlüm” var dediğinde
Oracıkta donakaldım…
Ayaklarım gidemedi ölüme…
Yıkıldım…
Bertaraf oldum…
Sen gitmiştin…
Ve benim bitişim başlamıştı…

Ne yöne gitsem, kime ne desem diye düşünürken,
Kendimi en efkârlı ve en yalnız hissettiğim sahile gittim…
Vurgun nağmeler vardı kulağımda…
“Aşkın cenazesi vardı” şarkıdaki gibi…
Elimde eskimiş bir zarf ve bir yığın fotoğraf…
Bana yazdığın tek mektuptu…
Onu yazmaya karar vermek için kim bilir kaç kez kendinle baş başa kaldın…
Birbirimize bir mektup yazamayacak kadar yasaklanmıştı “aşkımız”…
Acizdik bir bakıma…
Ama mutluyduk…

Oturdum her zamanki oturduğum o banka.
Yağmurlardan yıpranmış,
Üzerine isyankâr sözler yazılmış
Baş harfler kazınmış
Seni düşündüğüm, seni hissettiğim banka…
Mektubunu çıkardım zarfından.
Hatırlıyorum bir Cuma namazı çıkışı gelmişti yurda o zarf
Cep telefonu mesajlarının hüküm sürdüğü bir devirde
Sevgili tarafından yazılmış bir mektubun
Ne kadar önemli olduğunu da anlamıştı zaten etraftakiler…
Ve mektubu okumaya başladım…
Tekrar tekrar okudum…
Her satırda fotoğraflarına baktım…
Duymaya hasret kaldığım sözcükleri
Bir bir okudum…
Boğazıma düğüm oldu hepsi…
Sen bana “şairim” derdin,
Ben sana “sevdiğim”, “dilberim” derdim…
Okudukça gözyaşı döktüm…
Yağmur başladı…
Gözyaşlarıma karıştı…
Ve cebimdeki çakmağı çıkarttım…
Gözyaşlarımla kirlettiğim o mektubu yakmaya başladım…
Her kül tanesinde senin kokun geldi burnuma…
Her kül tanesinde hıçkırıklarım arttı…
Bir gönül yangınıydı ellerimin arasında kaybolanlar…
Mektubun ve fotoğrafların geri dönülmez bir yoldaydı artık…
İşte o zaman anladım
Terk edilmenin verdiği o büyük acıyı…
O zaman anladım,
Senin hayatımdaki yerini…
O zaman anladım,
Seni hâlâ ne kadar çok sevdiğimi…
“Sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın,
Ben aşkına tutulmuş bir deli candım…”

Talha Dereci
28.09.2008
Trabzon

Discussion

2 Responses to “Ve Benim Bitişim Başlamıştı”

  1. Ne var ki her sevgi kendi özelinde büyük ve her ayrılık da yine kendi özelinde en katlanılmaz acıdır ki devran böyle döner.. Bir yerlerde hala birileri birilerini sevmeye ve birileri birilerinden ayrılmaya devam ediyor..

    Posted by morphine | 02 Mart 2009, 12:33
  2. okurken neler hissettiğimi anlatmak için kendimi çok zorladım ama olmadı.Yazamadım.

    Posted by GüLiRaNa | 25 Eylül 2009, 20:50

Post a comment