RSS Feed
Şub 26

Ve Yıllar Sonra Sende Bittin

26 Şubat Perşembe 2009 | Denemelerim

Ve yıllar sonra sende bittin. Her güzel şey gibi sende bir yerden sonra yok oldun. Sana yazdığım onca şiire karşılık yokluğunun da bir yazısı olmalı diye düşündüm. Nasıl ki ilan-ı aşk etiysem sana şimdi de öyle bir yazı yazmalıyım. Diğerleri gibi sitem ve isyan etmemeliyim belki. Belki tebessüm etmeliyim.  Kim bilir belki yine ağlarım…

Bu yazıya “ Bir şeyler yazmalıyım bu ayrılığın üstüne… ” diyerek başladım. O kadar acizim işte gönlümden geldiği gibi yazmıyorum anlayacağın. Yazamıyorum… Ayrılık şarkıları üst üste çalsa da en damarından girse de şarkılar ruhuma bu yürekte eskisi gibi bir sızlama göremiyorum. Bunu söylemek ne kadar acı verir tahmin edebiliyorum. Sanırım sevgim azaldı… Aşkım belki çok zaman önce sönmüştü…

Neden böyle oldu diye sorma bana. Hayal âleminde hiç görmeden, elini tutmadan, kokusunu hissetmeden, yüzünü unutmamak için fotoğraflarla yetinerek bir aşkı sürdüremiyorsun…

Geçmişi düşünüyorum. Hele hele o beraber olduğumuz 2 ayı. Ve ondan sonra bir daha birbirimizi göremediğimiz 2 yılı düşünüyorum. Anlıyorum ki insan sevdiği yanında oldukça aşkına daha bir istekle sarılıyor. Aşkı ve sevgisi için çoğu fedakarlığı yapabiliyor. Onun yanındayken her güne mutlu ve huzurlu başlıyor. O varken dertleri bir kenara atıyor. En küçük sıkıntılardan büyük bir dert yapmıyor. O varken başını duvarlara vurmuyor. Her şeyin üst üste geldiği yerde patlayıp en ağırından küfür etmiyor. O varken anlamı oluyor nefes alıp vermenin. 3-4 saatlik ayrı kalmada yüreği sızlıyor dayanamayıp telefona sarılıyor. Bir “aşkım” kelimesinin ona neler hissettirdiğini anlıyor…

Yani yaşadığın her an olmasa da yanında istiyor. Sesi uzaktan gelsin istemiyor. Fotoğraflarla yetinmek istemiyor. Her daim vuslatı düşünerek yıllarını geçirmek istemiyor. Her zaman “ ne olacak? ” diye sormamalı kendine… Aman boş versene bahane mi lazım bir ayrılık için ya da bir sebep? Seni yanımda istiyordum. Olamadın. Bende senin yanında olamadım. Nasıl ki her sonuca “ Demek ki hayırlısı buymuş. Kaderimiz buymuş. “ dediysek buna da böyle demeliyiz. Kader deyip geçmek sanırım en mantıklısı…

Ne kadar üzülsek de saatlerce günlerce ağlasak da bir şeyleri değiştiremeyiz artık. Dönüşü olmayan bir yola girdik. Ve arkamıza bakmamalıyız. Tıpkı “ bırakıp gidişlerde “ olduğu gibi… Belki unutamayız ama öyle ya da böyle sen kendi dünyanı kurmalı ben kendi dünyamı kurmalıyım. Zaman denilen lanet şey nasıl bizi bu hale getirdiyse, mesafeler nasıl taş koyduysa her daim aramıza yine bu ikisi içimizdeki aşkı bir gün elbet söndürür.

Yıllar önce “ Ayrılırsak ne yaparız biz? “ dercesine birbirimize çaresizce bakardık. Yokluğunun ertesi kendimi sokağa vurup bir serseri gibi oradan oraya sürünürüm diye düşünürdüm. Şimdi düşünüyorum da seni ne kadar çok seviyormuşum o zamanlar. Şimdi ne mi oldu? Sahile gittim… Kulağımda bir ayrılık şarkısıdır tüter buram buram ; “ Kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim yerlerin dibindeyim kurtar ne olur… Kan revan içindeyim yârimin peşindeyim cennetin izindeyim kurtar ne olur… “ dinledikçe eşlik ediyorum. Dudaklarımı kıpırdatarak sessizce söylüyorum bende şarkıyı. Banktaki sevgililere takılıyor gözüm. İçimden lanetler okuyarak devam ediyorum. Cebimdeki paketten çıkartıyorum bir dal. Yakıyorum. Ve çekiyorum son gücümle. Dumanını üflüyorum. Bir sigara dumanı gibi seni içimden atmaya çalışıyorum. Ve Trabzon’a yağmur yağmaya başlıyor. Uzun zamandır yağmayan yağmur sanki sırf o günü beklemiş gibi yağmaya başlıyor. Sigaramın her dumanında bir iki damla gözyaşı boşalmaya başlıyor. Yağmur damlalarına karışıyor gözyaşım. Sana nisan yağmurlarında şiir yazan ben yine bir nisan yağmurunda yokluğuna içiyor ve kendince efkâr dağıtmaya çalışıyor. Ve şarkıya devam ediyor dudaklarım; “ Yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma… Cehennemden düştüm beni hiç görmediler… “

Yağmurla birlikte başlayan gözyaşlarım yağmurun kesilmesiyle sona erdi. Ve sigaramı paketiyle birlikte denize attım. Hayallerimi de attım. Parmağımdaki yüzüğe baktım. Çıkardım elime aldım. Uzun uzun baktım. Atmayı denedim. Sonra vazgeçip, bir zaman sonra onu da atacağımı biliyorum dercesine bakıp son kez yüzüğe cüzdanımın bir köşesine sıkıştırdım…

Telefonuma baktım. Sana dair bütün mesajları, fotoğrafları, notları sildim. Sen dahil hayatımdaki her şeyi silmeye karar verdim. Arkadaşlar, dostlar… Sen kalıcı gidecektin dostlarla muhabbetim bir zaman sonra tekrar başlayacaktı. Telefonumu kapattım. Ve yıllar sonra sessizliği özlediğimi fark ettim. Ne bir e-mail var ne bir mesaj ne bir çağrı. Ders yok, okul yok, sıkıntı yok… Kendine zaman ayıran bir Talha vardı o sahilde. Bundan sonra hep milletin derdiyle uğraşmayacak olan bir Talha olacaktı. Kendisini düşünen, ruhunu sıkıntıya atmayan bir Talha…

Yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan bahsetmeyeceğim artık. Bu yazım son değil elbet. Gün gelir yine yazarım sana birkaç satır. Daha sarılamadığım bir sevgiliye yıllarını veren bir şair olarak emin ol belki daha güzel şiirler yazarım. Bu sefer daha bir manalı olur başlıklar ne dersin? Bırakıp gittiğin kadarız demem artık. Kalıcı değil ansızın gidişin demem belki. Belli mi olur belki sen yazarsın bana birkaç satır. Ayrılığı belki o zaman tam anlamıyla hissedebilirsin. Ne çektiğimi belki o zaman anlarsın.

Bu yazı ayrılığa yazılmış bir yazı olarak kalacak kalplerde… Belki bir gün kitaplarda okuyacaksın ve hatırına düşecek bu günlerimiz. Benden sana ne kalır bilmiyorum ama senden bana her daim kalacak olan sana yazdığım yazılar olacak. O yazılar her daim kalacak. Mesajlar, fotoğraflar gibi silinmeyecek. Dedim ya belki bir gün kitaplarda okursun sana yazılanları…

Daha uzatmanın bir anlamı yok sanırım. Bilirsin hiçbir zaman “elveda” dememişimdir. Vedaları sevmedim. Sanırım sevmeyeceğimde. Hep “hoşça kal” kelimesini tercih etmişimdir. Ama ilk ve son kez bu tavrıma karşı geliyorum. Ve sana son sözcüğümü fısıldıyorum;

Elveda…

Talha Dereci
13.042008
Trabzon

Bu yazıya yapılan yorumlar;

  1. burcu diyor ki:

    ben bu yazıyı okudugumda kendimi zor tuttum aglamamak icin,beni anlatiyor resmen bu yazi :(

  2. japon askısı diyor ki:

    yazara sormadan birsey yaptImm zamaninda…
    bu yaziyi askerde olan sevdigime sahil kismini degistirip sarhil yerine park yazip..
    yüzük yerine sevdigimin bana verdigi yosun tutmus su sisesini anlatarak… mektubuma yazip böylece veda ettim.. maksat bu veda mektubundan sonra ona bi fedakarlik yapip tamamen bu dünyadan yok olmakti,beceremedim…

  3. ayşegül diyor ki:

    Sevmek kolay gıbı durur ama dunyanın en zor seyı aslın da sevmeye calısırsın olmaz keske ıstedıgımızı seve bılsek suan mutlu olurdum yazı harbı süpermis ellerıne sağlık

  4. GüLiRaNa diyor ki:

    Güzeldi…

Bu Konudaki Fikirlerini Paylaş